Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Elif Şafak ve Fransız yazarlarla kadınlık halleri

Salı, 31 Mart 2015 - 05:00


Michele Pifoussi- Yazgülü Aldoğan- Elif Şafak- Nathalie Loiseau

Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Bayan Muriel Domenach, Mart ayı boyunca yaptığı kadına yönelik etkinliklerin sonuncusu olan paneli yönetmemi teklif ettiğinde hiç düşünmeden kabul ettim. Hazırlanmaya başladıktan sonra işin zorluğunu farkettim: Üç kadınla iki dilden röportajı, üstelik de seyirciler karşısında ve iki saat içinde yapmak! Üstelik ikisini hiç tanımıyorum! Michele Pifoussi Fransa’da çok tanınan bir yazar ve gazeteci. “Süper Kadınlardan Fenalık Geldi” kitabı yazıldığı yıl best seller olmuş. Son yazdığı “Bombay’deki Gece” çok yakın arkadaşları olan Hint asıllı Fransız çiftin trajik ölümünü anlatıyor. İslamcı teröristlerin Bombay’de düzenledikleri kanlı saldırı ve rehin almalar sonucu o gece 150 kişi ölmüş, 300’den fazlası da yaralanmıştı. Michele bir polisiye roman gibi saldırının arka planını ve genç çiftin hayat hikayesini araştırmış, anlatıyor. Nathalie Loiseau ise başarılı bir diplomat olarak sürdürdüğü kariyerini Fransa’nın yönetici yetiştiren ünlü okulu L’ENA’nın başına getirilerek taçlandırmış. Nathalie kadınlara yönelik “Herşeyi SEÇİN” isimli kitabında kadınların hayatta pasif kalmalarına engel olmayı amaçlıyor. Üçüncü kadın yazar ise hepinizin benden iyi tanıdığı biri Elif Şafak! Fransızlar tarafından da çok okunan ve bir çok ödülü olan Elif Şafak’ın da tüm kitaplarını okumamıştım. Sonuç olarak kısa sürede üç kadının hayatını ve yazdıklarını yalayıp yutmam gerekti!

[[HAFTAYA]]


Toplantıyı Fransızca yönettim

Okudukça üçünü de çok sevdim, hatta hiç karşılaşmadan sadece yazışarak kanka bile olduk! Ve müthiş gün geldi. İki katlı salonu ağzına kadar dolduran dinleyicilerimizin önünde buluştuk. Elif ve Nathalie uçaktan inip gelmişti. Michele bir gün önce. Hemen kaynaştık. Kadınlık hallerinden bahsettik. Bizden ne bekleniyor, biz ne istiyoruz, “niye çok başarılı olsak da bir türlü iktidar sahibi olamıyoruz”un yanıtlarını aradık. İkisi de uzun yıllar İslam ülkelerinde kalmış olan Fransız yazarlar ve Elif, İslam’ın kadınları özgürleştirip özgürleştirmediği tezini de tartıştı. Ya örtünmek?

Elif Şafak “Benim okuyucularım arasında her inanıştan insan var. Örtülü örtüsüz kadınlar, sağdan soldan gençler. Ben ODTÜ’de okurken başörtülü kızların okula alınmadığını gördüm, eğitimleri engellendi” derken Fransız arkadaşlarımız, küçük yaşta başı örtülen kızların bunu kendi inançlarıyla yapmadıklarını düşündüklerini söylediler. Dinleyicilerden gelen sorulardan kadınları en çok güldüren ise kadın kotası üzerine olandı. Böylece yeteneksiz kadınların önünün açıldığını söyleyen bu beyefendiye Nathalie “Yıllarca her yerde çoğunlukta olan yeteneksiz erkeklerin aslında yetenekli kadınların yerini aldığını” hatırlattı! Sahnedeki ben dahil dört kadın da “feminist” yani kadın hakları savunucusu, aynı zamanda anneydik. Hani tersini sanıyorlar ya. Çocuklarımızdan, anneliğin zorluk ve mutluluğundan da bahsettik. Büyük ilgiyle izlenen toplantıyı Fransızca yönettim, çünkü “Bugün burada da Fransızca konuşmayacaksam ne zaman konuşacağım” diye düşündüm! Youtube’a yükleseler de seyretseniz keşke..

Üyeler seçti, örgüt seçtirecek, haydi!

CHP’lilerin yaşadığı gerçekten demokrasi şöleniydi, diğer partilere oy vereceklerin onlara bakıp kıskanması gerek. Genel başkanın bile ön seçim yarışına girdiği nerede görülmüş? Sonuçlara kimsenin bir şey demeye hakkı yok. Ortaya sandık konuldu, CHP üyeleri yüzde 50’nin üzerinde bir katılımla sandığa gitti ve milletvekili görmek istediklerini aday yaptı. Kusura bakmasınlar, eskiler, yaşlılar, pek ortada görünmemişler kaybetti! O pek havalılar, kendinden çok eminler, seçilselerdi hizipçilik yapacaklar kaybetti! Aslında herkese bir ders çıktı. Anlayana. İzmir’den hiç kadın çıkmamasına üzüldüm. İzmir’e yakışmadı. Ama onun yanında başka illerden pek çok da kadın çıktı! CHP’yi eleştirebiliriz, ama hangi parti demokrasiyi denemeye kalktı? CHP üst yönetimi demokrasi yolunda büyük bir adım atmış, örgüte de seçimde çalışmamak için mazeret bırakmamıştır.

Üyeler hazır değildi

Ne ki, bu seçime üyeler hazır değildi. Vakit çok azdı, üyeler ‘adaylar kim’ tanımaya fırsat bulamadı. Benim gibi gidip ‘listede adım var mı, yoksa nasıl düzelttireceğim’ diye uğraşamadı. Adaylar da üyelere ulaşmayı beceremedi. Sosyal medya ve basında görünüyor olmak yetseydi Melda Onur daha yukarıda olurdu. Şimdi sıra kontenjanların belirlenmesinde. Kontenjan adaylığına başvuran sayısı çok, kontenjan az. Kılıçdaroğlu bu az sayıda kontenjanı ille de MYK üyelerinin tümüne ayırmamalı. Partiyi, üyelerin seçmediği kişiler yönetmemeli. Teğmen Çelebi, simge olmuş bir isim, keşke ön seçime girseydi. Dursun Çiçek gibi o da seçilirdi. Cezaevinde nikahında bile bulunmuş olan Kılıçdaroğlu onu unutmamalı.