Emrah Serbes'ten mektup var: Cezaevinde olmak ruhuma iyi geliyor

Behzat Ç.'nin senaristi olarak  tanınan yazar Emrah Serbes 22 Eylül‘de İzmir-Aydın otobanında alkollü olarak kullandığı otomobille sabaha karşı kaza yaptı. Aynı aileden üç kişinin ölümüne neden oldu. Suçu arkadaşı Kenan Doğru üstlendi ve hapse girdi. Altı gün sonra gerçek ortaya çıktı. Menemen Cezaevi’nde yatan Emrah Serbes, POSTA’dan Alev Gürsoy’a yazdığı mektupla kaza sonrası ilk kez duygularını dile getirdi

04 Kasım 2017, Cumartesi 05:00
A A
ALEV GÜRSOY CİMİN / POSTA

ALEV GÜRSOY CİMİN / POSTA

İşte olay yaratacak satırlar... Alev Hanım, Mektubunuza cevap yazmayı düşündüm ama elim uzun süre kaleme gitmedi. Erdal Beşikçioğlu ile yaptığınız röportajı okuduktan sonra kendimi iyi hissettim ve kısa da olsa bir cevap yazmam gerektiğini düşündüm.

Ben kendimi bildim bileli okuyup, yazıyorum. Behzat Ç.’yi de her yerde yazabilirim. Tek elle şınav çekerken de yazarım, kontrol kalemiyle de yazarım. Çünkü elimden gelen tek iş yazmak. Bunu bütün halkım bilsin, ben burada suçumun cezasını çekiyorum. Benim yüzümden 300 kişilik ekibin de ceza çekmesine gerek yok.

Evet, düşündüm, taşındım. Kullandığım ilaçları bıraktım, ailemle vedalaştım ve kazanın 6’ıncı gününde teslim oldum. Tanrı bile dünyayı altı günde yaratmışken benim altıncı günde teslim olmama neden şaşırdıklarını anlamıyorum.

Savcılığa teslim olduğumda Savcı Bey bana teşekkür etti, hakkımda bir soruşturma yürüttüğünü de o gün öğrendim. Hakkımda ne bir tebligat vardı, ne de yurt dışına çıkış yasağı. Beş yıllık Schengen vizem vardı, isteseydim yurt dışına çıkabilirdim ve hiçbir ülke de beni Türkiye’ye iade etmezdi.

Ama ben bu memleketin yazarıyım ve memleketimi seviyorum. İsviçre’de, Fransa’da ya da Almanya’da ölmek istemiyorum.

Ben bir kahraman değilim ama bahsettikleri gibi bir canavar da değilim. Ben sadece insanım. Benim yüzümden üç kişi hayatını kaybetti. Vicdan azabı ve utanç içindeyim. Suçluyum, pişmanım ve üzgünüm.

Cezamı çekmek istiyorum. Cezaevinde olmak bana iyi geliyor. Demir kapılar sertçe kapandığında, infaz memurları adımı bağırdığında, ayakkabılarımı çıkararak üst aramamı yaptıklarında, bütün bunları cezamın bir parçası olarak görüyorum. İnsanlardan tek ricam var, beni unutsunlar beni rahat bıraksınlar ve cezamı çekeyim. Saygılarımla Emrah Serbes

"KEŞKE KAZADA BEN ÖLSEYDİM"

"KEŞKE KAZADA BEN ÖLSEYDİM"

İzmir Menemen Cezaevi'nde yatan yazar ve senarist Emrah Serbes (36) ile mektup yoluyla röportaj yapmak için önce yakınlarına ulaştım. Sonra da 16 soru yazıp postayla yolladım. Halk neyi merak ediyorsa hepsi eksiksiz içinde vardı. Bir ay sonra beklediğim zarf geldi. Emrah Serbes sorularımın hiç birine cevap vermemişti!

Duygularını dile getiren bir mektup yazmıştı. Emrah Serbes’in kazadan altı gün sonra sosyal medyada paylaştığı satırları da aşağıda okuyacaksınız. Bunları yazdıktan sonra 28 Eylül'de İzmir'de savcıya gitmiş ve tutuklanıp Menemen Cezaevi'ne yollanmıştı.

“... Rampanın ardından birden önümüze çıkan araca çarpmamak için elimden gelen bütün çabayı sarf ettim. Kaygan zemin nedeniyle yavaşlayamadığımdan direksiyonu bariyerlere kırdım. Ama çarpışmanın önüne geçemedim. Bariyerleri aşarak üç-dört takla attık ve sonunda demir tellere takılarak durduk. ... Araçtan fırlayıp yolun kenarında yatan genç kızı görünce kendimi kaybettim ve bu şok nedeniyle olay anında kazayı üstlenemedim. Kazayı yanımda oturan arkadaşım Kenan Doğru üstlendi. Şu an suçsuz olduğu halde cezaevinde yatmaktadır. ... Aradan günler geçtikçe bu vicdani sorumluluğu kaldıramayacağımı anladım. Hayatını kaybedenlerin yakınlarından özür dilerim. Keşke bu kazada ben ölseydim. Hayatı boyunca haktan, hukuktan, adaletten bahsetmiş biri olarak bundan sonra doğan her gün benim için azap olacak. Suçun cezasından kaçabilirsin ama vicdanın azabından kaçamazsın.”

İşte o mektup...