En 'Fenerli' İtalyan

Pazar, 13 Aralık 2009 - 05:00

En 'Fenerli' İtalyan

Küçük bir İtalyan restoranı gözlerimin önüne geliyor. Bu evden yükselen zeytinyağı, domates, fesleğen ve sarımsak kokusunu içime çekiyorum. Kapıdan girdiğimde evi ısıtan odun ateşinde pişen pizzaların fırından teker teker çıktığını görüyorum. Makarnaların da dumanı üstünde önümden geçiyor... Bir yemek insanı bu kadar mı heyecanlandırır? Heyecanlanıyorum işte! Çünkü her şey burada çok güzel ve çok lezzetli duruyor.

Sahil Yolu’nda aile yadigarı bir ev

Bahsettiğim küçük ev sanki İtalya’dan alınmış ve aynen Kalamış’a getirilmiş. Adı ‘Trattoria Il Faro’. Sahibi Tuğrul Akas 1940’lardan kalma bu aile evini geçtiğimiz yıl bir İtalyan restoranına dönüştürmüş. Geçen yıl mayıs ayında hayata geçirdiği Il Faro’nun hikayesinin doğuşunu şöyle anlatıyor Tuğrul Bey: “Yıllarca Fenerbahçe Kulübü’nde masa tenisi oynadım. Bu ev de Fenerbahçe’de masa tenisi oynadığım arkadaşlarımın. Bir gün sohbet ederken aile yadigarı bu evi kiralamak istediklerini söylediler. Arkadaşım Hakan İtalya’da yaşıyor. Biz de onunla bir İtalyan restoranı açmak istiyorduk. Hakan’la bu evin tam bize göre olduğuna karar verdik. Fenerli olduğumuz için lokantamızın ismini İtalyanca’da ‘fener’ anlamına gelen ‘il faro’ koyduk”. Uzun yıllar çeşitli firmalarda görev yaptığını ve mutfağa olan merakını Il Faro’da yöneticilikle birleştirdiğini söyleyen Tuğrul Bey “Uzun yıllar mobilya ve tekstil sektöründe çeşitli firmalarda üst düzey yöneticilik yaptım. Yöneticilik yaptığım yıllarda İtalya’ya gidip geliyordum. İtalyan mutfağıyla da gurme ve şarap uzmanı olan İtalyan bir arkadaşım sayesinde yakınlaştım” diyor.
İtalyanca’da ‘yöresel yemekler yapan yer’ anlamına gelen, bir nevi esnaf lokantası olan ‘trattoria’ aslında ‘Il Faro’nun felsefesini gösteriyor. Akdenizliler’in misafirperverliğini yansıtan İtalya’daki ‘trattoria’larda şef yanınıza gelir, garsonlarla yarattığı sıcak ortamda sizi evinizde hissettirir. Tuğrul Bey de Il Faro’da İtalya’da yaşayabileceğiniz bu ortamı Türkiye’ye kadar taşımış. Floransa’nın tanınmış restoranı Victoria’da ikinci şef olarak çalışan Stefano Ovindo’yu Trattoria Il Faro’ya şef olarak getirmiş. Aslen, İtalya’nın en büyük liman şehri Cenova’dan olan Stefano, ülkesinin bölgelerine has pek çok özgün yemeğe hakim. Mutfağında büyük disiplinle çalışan Stefano, dilerseniz sizin damak zevkinize uygun bir yemek bile yapabiliyor. “İtalyan şefimiz birçok malzemeyi İtalya’dan getiriyor. Bunların başında elde yapılmayan makarna çeşitleri var. Ayrıca İtalya’nın çeşitli yörelerinin şaraplarını bizde bulmak mümkün. İtalya deyince akıllara sadece pizza ve makarna gelmesin! Şefimiz cuma ve cumartesi günleri mönüye İtalya’nın yörelerine has yemekleri de ekliyor” diye anlatıyor Tuğrul Bey. Ayrıca yemeklerin İtalya’daki en kaliteli restoranlara taş çıkarttığını söyleyen Tuğrul Bey aldığı eleştirileri de eklemeden edemiyor: “Yemeklerimiz o kadar İtalyan ki; bazen bu nedenle eleştiriliyoruz bile. Makarnalar al dente (normalden daha az pişirme usulü), etler ise az pişmiş, risottolar biraz diri. Türkler bunu yadırgayabiliyor. Biz de taviz vermiyoruz. Çünkü yemekler İtalya’da nasıl yeniyorsa bizde de öyle!”.
Il Faro’ya girer girmez Stefano Ovindo’nun mutfağını görüyorsunuz. Dilerseniz mutfağın salona açılan penceresinden kafanızı sokup içerideki hareketliliği görebilirsiniz. Masanıza oturduğunuzda öyle klasik İtalyan lokantalarındaki gibi zeytinyağı ortaya getirilmiyor. Av yasağı varsa Il Faro’ya özel patlıcanı, av yasağı yoksa çıtır karidesi yine Il Faro’da yapılan grisini ve ekmeklerinize bana bana yiyorsunuz. Peynir barı da salonun köşesinde duruyor Il Faro’nun. Peynirler İtalya ve Türkiye’nin çeşitli yörelerinden getiriliyor. Günün balığından yapılmış carpaccio, levrek ile sarılmış deniz mahsülleri, İtalya’nın Liguria Bölgesi’ne ait Capon Magro, İtalyan ekmeği üzerine çeşitlemeler, dana carpaccio, Il Faro usulü domates, patlıcan ve parmesan katları antre olarak servis ediliyor. “Antrelerden haşlanmış süt dana carpaccio’yu ton balığı sosu eşliğinde veriyoruz. Bunu menüde görenler yadırgıyor. Ama içinde ne olduğunu bilmeden sipariş ederlerse, çok hoşlarına gidiyor. Balıkla etin bu kadar iyi uyum gösterdiği nadir yemeklerden biri de bizde yapılıyor”.
Ana yemeklerde balık, et ve makarna var. Makarnalardan kum midyeli spagetti, karides ve brokoli eşliğinde linguine, ev yapımı tagliatelle, levrek ve mürekkep balıklı ravioli öne çıkan lezzetler. Risotto’lar da yine Il Faro’ya özel yapılıyor. Mürekkep balığı eşliğinde ağır pişirilmiş risotto, deniz mahsullü risotto, porcini mantar eşliğinde pişirilmiş risotto sadece menüde yazılanlar. Eğer tercihiniz başka bir tatla harmanlanmış risotto’ysa hemen şefe dileğinizi söylüyorsunuz.
Günlük balık da istediğiniz gibi tuzda veya taze domates sosunda ya da patates, zeytin ve çam fıstığı eşliğinde geliyor. Aynı zamanda güveçte balık yapan Il Faro’da etler de İtalyan usulü pişiriliyor. Pizzalar da her damak zevkine uygun. 4 peynirli, vejetaryen, Napoliten gibi pek çok pizza Il Faro’nun odun ateşinde pişiyor. Il Faro’ya has en önemli başka özellik de yemeğinizin yanında evden kendi şarabınızı getirebilmeniz ve VIP salonunda davet verebilmeniz. Münir Nurettin Selçuk Cad. No: 62 Kalamış/İstanbul Tel 0216 550 97 97

Haber: Merve Özaytekin
mozeytakin@posta.com.tr