En iyi hangi jön ağlıyor?

Pazar, 20 Aralık 2009 - 05:00

Erkekler ağlamaz bir şarkı ismidir artık. Kadir İnanır’ın Komiser Şekspir’de ilk gözyaşı toprağa düştükten sonra düğüm çözüldü ve göz pınarları boşaldı bizim jönlerin...
Şimdi Ezel’den Aşk-ı Memnu’ya kadar hemen her dizide erkeklerin iki gözü iki çeşme. İyi de ağlamak da bir sanat. Kim nasıl ağlıyor, bakalım mı?..
Kıvanç Tatlıtuğ; Behlül karakterinin ilk ağlama sahneleri daha çok böğürtüye benziyordu. Şimdi tadında ve yerinde ağlıyor adamımız...
Kenan İmirzalıoğlu; Ezel, ekranın en başarılı ağlayanlarından. Annesinden fırça yediği geçen bölümdeki sahne, yürekleri yırttı resmen...
Necati Şaşmaz; ağlamak çok nasip olmadı Polat Alemdar’a. Çok da birikti bugünlerde. Patlarsa, Ayamama deresi iflah olmaz derim...
Nejat İşler; Kapalıçarşı’nın ağırbaşlı Cemal’ini aşk acısına düşünce iki gözü iki çeşme gördük. Yakıştıramadık. Sahi Aliye’de Doktor Deniz’ken bu kadar yaş var mıydı gözlerinde?
Uğur Yücel; Canım Ailem’in Samim’i, ekranın en samimi ağlayanlarından. Yaşına uygun, sessiz ama gözleriyle ağlayarak çok da vurucu hani...
Ve de İlker Aksum; Halim karakteriyle ekranın en iyi ağlayanı oldu. Naif erkek ruhunun baş tacıdır kendisi. Kutluyorum!

Ekranda ayrışırken...
Çok kalp kırılıyor Yemekteyiz (Show TV) programında. Çekimleri sonradan izliyor yarışmacılar. Yani yarıştıkları tarihten iki hafta sonra...
Bir dolu çirkinliği görüyorlar o an. Daha çekimlerde “Bir daha asla yüzlerine bakmam, yolda görsem tanımam” dedikleri rakipleri nasıl bir his uyandırıyor acaba içlerinde?..
Benim Kocam Bir Melek’te de benzer sıkıntılar var. Herkes diğeri hakkında konuşup duruyor. Üstelik dilin kemiği de yok. Hani “ötekileşmenin” manşete çıktığı günlerde bu yaşananlar ayrımcılığın ekrandaki kodları olmuyor mu?..
Elbette sevgi böceği olmasın kimse. Ama bu kadar sert yumruklar da nakavt ediyor ortak hayatın ahlakını...

İşte Türkiye’nin yayın rekortmeni...
Size birkaç rakam vereceğim. Pop Saati (1987/ 800 bölüm/ TRT 2), Mercek (1990/ 1000 bölüm /TRT 3 Radyosu), Pop Stüdyosu (1988/ 1012 bölüm/ Ankara Radyosu), Stüdyo Tempo (2004/ 310 bölüm/ TRT)...
Toplayınca 3122 bölüm programa denk geliyor. Bu hakikaten bir dünya rekoru. Bugüne kadar bu ülkede çok görülmemiş bir program sayısı...
Peki kimin? Geçenlerde izleyiciyle asır kadar eski bir ekran tanışıklığı olduğunu not düştüğümüz Erhan Konuk’un. Biliyorsunuz Pop Saati’yle nostaljinin kralını yaşatıyor hâlâ izleyiciye...
Peki değeri biliniyor mu dersiniz? Ona göre evet. Bana göre yetmez. Bu ülkeye bir Erhan Konuk daha zor gelir. Pamuklara sarsak, evimizin vitrinine koysak az bile...
Okan, Beyaz ve diğerleri. Konuk sıkıntısı çektiğinizi biliyorum. Alın Erhan’ı bu ülkenin yayıncılık tarihini konuşun. Dinleyin, dinletin. Değer bilin, değer kazanın. Hemen!

Adanalı da zombi yuvası oldu
Ölümsüzler kervanına Adanalı (atv) katkısını da görmezden gelemeyeceğiz. Yavuz komiser geçen bölüm iman tahtasının ortasına yedi kurşunu. Ağır yaralı kaldırıldı hastaneye; yoğun bakımda ama çıkacak...
Önceki gün de Yavuz’u vuran Maraz Ali tattı kurşunun acısını. Torba gibi yetiştirdiler bir merdiven altı doktoruna. Normal koşullarda oradan ölüsü çıkar. Bir güne kalmaz taburcudur ama göreceksiniz...
Unutmadan, daha bir günde beyin travmasını atlatan Saffet var. Yok, o Arka Sıradakiler’in (Fox TV) oyuncusuydu. Ama öldürmeyen Allah dizilerde hiç öldürmedikçe, bizim de frekanslar karışıveriyor işte. Vay anam!

Yazık oldu Özlem Yıldız’a...
Özlem Yıldız Serter gitti. Aslında Her şey Dahil (Show TV) kadrosuna Çağla Şıkel’in anneliği gündeme gelince alınmıştı. Ve bildiğim kadarıyla kalıcı olduğu konusunda da söz almıştı...
Olmadı. Üstelik haber de verilmeden ansızın kapıyı gösterdiler genç sunucuya. Fena da durmuyordu ekranda. Ben her ne kadar Çağla’yı yeğlesem de zor zamanda imdada yetişenlere ahde vefa gösterilmesini de makbul bulurum...
Gösterilmedi. Özlem gitti. Üstelik iki gözü pınar gibi ağlayarak, kalbi kırılarak gitti. Belki Show TV yöneticileri bu duyguları atlamışlardır diye hatırlatayım dedim...
Bir de eğer doğruysa Her şey Dahil’e bir ay, Deryalı Günler’e bilinmeyen bir süreliğine mola verileceği geldi kulağıma. Show TV’nin mali durumu üzerinden konuşulan lakırdılar bu.
İnanmak istemiyorum. Hiçbir ekran kendi ipini çekemez. Kanalın izlenme ve reklam gelirinde tüm günü kurtaran yapımlara pardon diyemez. Temennim budur!

Terbiyesizleşmeden yayındalar...
Magazin bültenlerinin izleyiciye son hediyesi sürekli yavrulayan ünlüler ve nikah telaşındaki şöhretler.
Sadece dün yaklaşık 14 bebek, bir o kadar da evlilik hazırlığı haberi vardı. İzdivaç programına döndü bültenler neredeyse...
İçlerinde en dingin olanı TRT’nin Magazin Özel’iydi. Gerçi muhabirleri Colin Kazım’ın babasının hışmına uğramıştı ama onlar, terbiyesizlik yapmadan bitirdiler haber maratonlarını.
Bir de magazinde Televole döneminden beri ilk kez canlı yayına konuk aldılar; Gökhan Tepe... Tuhaf ve kimi zaman kimliğini şaşıran TRT ekranındaki ender iyi işlerden biriydi Magazin Özel. Dilerim böyle de kalır. Dilimizi ısıralım...