Aytül Farquharson

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

En önemli servet iyi bir kardeş!

Pazar, 31 Ocak 2010 - 05:00

Şu dünyada bana en zor gelen şeylerden biri önemli bir konuda karar vermek. Sürekli “Kardeş istiyorum” diye ortalarda dolanan 4.5 yaşındaki oğlumun bu isteği karşısında ne yapacağımı şaşırmış olmama, beni tanıyan kimse şaşırmadı zaten... Bir yandan kendi kız kardeşimle sahip olduğum olağanüstü kardeşlik ilişkisini düşünüp “Çocuğumdan böyle bir şansı esirgememeliyim” derken, diğer yandan ikinci bir çocuğun getireceği sorumluluk ve yük altında daha olay gerçekleşmeden kendimi ezilir hissettim...
Neyse kısa süre önce dananın kuyruğunu koparıp bir kardeş yapma kararı aldık ve her şey yolunda giderse bizim oğlan bahar sonu bu büyük dileğine kavuşmuş olacak. Ama bu kararı alıncaya kadar neler dinlemedik ki! Kimi dedi ki; “Hayatın tam yoluna girmişken alt üst etme. Ortalık düşman kardeş dolu!”. Kimi de; “İyi kardeşlik ilişkisi kurabilirlerse bu, dünyanın en değerli ilişkisi, sakın durma hemen yap!” öğüdü verdi. Her şeyin araştırması yapılıyor artık psikoloji dünyasında. Bu konudaki eğitimime güvenmeyip son dönem araştırmalarını incelemeye karar verdim...
Psikologlar öncelikle şunu söylüyor: Kardeşlik ilişkisi hayatta sahip olabileceğiniz en dayanıklı ve en uzun süren ilişki! Daha da ötesi kişiliğimizi belirlemede ve kişisel tarihimizi yazmada çok ama çok etkili. Kardeşlerle olan ilişkilerimiz için “Yaşadığımız bütün ilişkilerden farklı şekilde, belleğimize silinmemek üzere yer ediyor, iz bırakıyor” diyor uzmanlar.
Çocuk psikoloğu Dr. Terri Apter’e göre kardeşler birbirlerini herkesten daha iyi tanıyor. Çünkü iyi geçinemeseler bile büyürken birbirlerine karşı duydukları ilgi birbirlerini kimsenin tanımadığı kadar iyi tanımalarına neden oluyor. Yapılan araştırmalarda çocuklardan yakınlarını tanımlamaları istendiğinde en detaylı tanımı kardeşleri hakkında verdikleri görülüyor. Aynı değer yargılarını taşıyan, geçmişi hakkında aynı duyguları paylaşan, aynı zorluklardan, isyanlardan geçmiş kardeşler farkında olmasalar bile birbirleri için başkalarından daha önemli oluyorlar...
Harvard Üniversitesi’nin yetişkinlerin gelişimi üzerine yaptığı bir araştırma, 65 yaşında çok sağlıklı ve canlı hayatı olan erkeklerin yüzde 93’ünün yakın kardeşlik ilişkisine sahip olduğunu gösteriyor. Yine aynı araştırma 20 yaşından önce kardeş ilişkisi zayıf olan şahıslarda ileri yaşlarda depresyon görülme olasılığının daha fazla olduğuna dikkat çekiyor. “Çünkü sağlıklı kardeş ilişkisi insan psikolojisine karşı koruyucu görev yapıyor” diyor araştırmayı yapan uzmanlar.
Peki bu ilişki kolaylıkla kurulabiliyor mu? Kardeş sahiplerinin 3’te biri çok iyi ve sağlıklı ilişki kuruyor. Araştırmalar kız kardeşlerin birbirine daha yakın olduğunu gösteriyor. Peki kardeşler arasında problemler nasıl ve ne zaman ortaya çıkıyor? Kimi ailelerde küçük kardeşin gelmesiyle büyük kendini kenara itilmiş, önemsiz hissetmeye başlayabiliyor ve bu negatif duygular ileri yaşlara da taşınabiliyor. En önemli sorunlardan biri de ev kültüründen kaynaklanabiliyor: Rekabet! Rekabetin destek gördüğü ailelerde kardeşler arası düşmanlık, çocuklukta başlayıp yetişkin yıllara uzanıyor.

Erkeklerin sorunu yansıtmaları kızlarınkinden farklı!

Erkek kardeşler kıskançlık ve nefret duygularını fiziksel şekilde ortaya koyuyorlar. Kızlar ise yüzeyde sorun yokmuş gibi davranmayı tercih edip, olumsuz duygularını içlerinde beslemeyi tercih ediyorlar. Fakat yine de bu düşmanca duygular yetişkin yaşamdaki kardeşlik ilişkisini her zaman mahvetmiyor. Rekabet devam etse de sevgi ve bağlılık bir şekilde sürüyor.

Anne babaların rolü ne?

Çocuklarını birbirlerine karşı kullanan, “Bak kardeşine, o hiç sorun çıkarmıyor. O adam olacak. Oysa sen böyle devam edersen hiçbir isteğini gerçekleştiremeyeceksin!” benzeri bir yaklaşım içinde olan anne-babalar, çocuklarının hayatta sahip olabilecekleri en iyi ilişkiyi dinamitliyor! Halbuki onlara sorsanız, çocuklarını aralarında rekabet yaratarak başarılı kılmak, çocuğundan istediklerini elde edebilmek için bunu yapıyorlar!
Oysa uzmanlara göre bu tür yaklaşım çoğu zaman o anne babanın kendi içindeki problemlerden kaynaklanıyor. Ve sonuçta bu mesajları farklı yorumlayan çocuklar üzerinde kesinlikle olumsuz etki yapıyor.

Kardeşlerimiz bizi nasıl şekillendiriyor?

Sosyal alışverişi değerlendirmemizde etkili oluyor: Küçük yaşlardan itibaren annebabamızın davranış ve düşüncelerini okumaya gayret ediyoruz. Bunu yaparken kardeşlerimizi de deşifre etmeye çalışıyoruz. Neden anne-babamız kardeşimize böyle davrandı, gibi sorulara cevap ararken sosyal alış verişi de öğrenmiş oluyoruz...
Hayatta pratik yapmamızı sağlıyor: Kardeşler arasındaki çekişme kaçınılmaz. Fakat bu aslında hiç kötü bir şey değil. Tam tersine, ileride sosyal açıdan sağlıklı insan ilişkileri kurabilmenin ilk pratikleri bunlar. Kardeşlik kavgaları, çekişmeleri bize esasen kim olduğumuzu anlatıyor. Üstelik bunu yaparken ilişkimiz sosyal hayatta olumsuz düşünce ve duygularla başa çıkma konusunda bizi geliştiriyor.
Yaptığımız seçimleri etkiliyorlar: Uzmanlar, “Sağlıklı kardeşlik ilişkilerinin yaşandığı ailelerde küçük kardeş büyük kardeşin ayak izlerini takip edebiliyor” diyor. Anne-baba eğer biraz önce anlattığımız gibi kendi sorunlarını yansıtmaz, çocuklar arasında rekabet ortamı kurmazsa da çocuklar birbirlerine güveniyor ve yaşamdaki en büyük dostluğu kuruyorlar.
Duygusal bir koruma kalesi sağlıyorlar: Sıcak ve yakın kardeş ilişkileri tamamıyla koruyucu görev yapıyor. Hayatta olumsuz olaylarla karşılaştığımızda koruma ve güven bölgesine alıyor bizi iyi kardeşlik ilişkileri. Kısaca güvenebileceği, yakın sevgi ilişkisi kurduğu bir kardeşi olan insanlar çok daha sağlıklı ve iyi durumda diğerlerine kıyasla...