En seksi savaşçı

a
a
Pazar, 05 Eylül 2010 - 05:00


En seksi savaşçı

Evrim Solmaz tiyatro oyuncusu. Aynı zamanda oyunculuk hocası. ‘Beyza’nın Kadınları’ gibi popüler filmlerde, ‘Zerda’ gibi çok seyredilmiş dizilerde oynadı. Esas şöhret ‘Hanımın Çiftliği’ dizisiyle geldi. ‘Hanımın Çiftliği’ dizisindeki cilveli hizmetçi Gülizar rolüyle parlayan Evrim Solmaz, başroldeki Özgü Namal’ın bile önüne geçti. Herkes ondan söz etti. 28 yaşındaki Evrim Solmaz’ın kendisi de en az Gülizar kadar seksi. Aynı zamanda savaş sanatı ustası...

Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

Ani gelen şöhret sizi ve hayatınızı değiştirdi mi?

1994’te konservatuardan mezun olup İstanbul’a geldiğim andan itibaren 7 sinema filmi, 20 televizyon dizisi, 4-5 televizyon filminde yer aldım. İlgi ve alakayı ufak ufak tatmaya başlamıştım. Şöhretle birdenbire karşılaşmadım. Ama televizyon projesi, başrolde dahi olsanız, suya yazı yazmak gibi. O anda suda bir titreşim oluyor, devam etmezseniz gitgide su duruluyor. Biraz ara verip başka şeylere yönelince unutuluyorsunuz. Ama Hanımın Çiftliği bunların üstünde. Bu dizide, “Sizi çok seviyorum”un yanı sıra, “Çok başarılısınız” övgüsüyle karşılaştım.

Yeteneğinizi öne çıkaran rol müydü?

Bu, çalışmanın başarısı oldu. Eserin sahibi Orhan Kemal’i çok iyi anlamış bir senarist vardı bir kere. Birkaç bölüm sonra Orhan Kemal’in eşi Filiz Ülkü aradı beni, “Orhan, ‘Bu Gülizar kütür kütür bakışları olan bir kadın’ derdi. Helal olsun” dedi. O kadar mutlu oldum ki.

Bu cilveli, fettan kadını canlandırırken en çok ne zorladı sizi?

Bir kadını çok çirkin gösterecek bazı sahnelerden önce günlerce odada düşündüm. “Onu çirkin gösterecek bazı laflara nasıl bir şey katarsam, Gülizar’ın sırtını yere getirmem?” diye. Öyle bir bakış, bir gülüş katmalıydım ki, çirkinlikten kurtarmalıydım Gülizar’ı. Başka türlü oynayıp hafife alsaydım çok farklı bir karakter ortaya çıkardı. Samimiyetle söylemeliyim ki bazı sahnelerde zorlandım.

Sevişme sahnelerinden mi söz ediyorsunuz?

Bazı cilveleşmelerde Gülizar’ın söylediği bazı laflarda çok zorlandım. Çok amiyane olabilirdi. Bazı yakınlaşma sahneleri vardı, çok avam, basit bir noktaya çekilebilirdi. Gülizar aşk için kötülük de dahil her şeyi yapıyor. Ya siz? Yapabilir miyim değil, yapmam. Aşk için birçok şeyi yapabilirim ama insanlık onurumu yerlerde sürmem. İnsanlık onurumu yerlerde sürümeme neden olacak bir aşk durumunu da sorgularım. Ama aşkla girdiğim yolda da gerekeni yaparım. Aşkta korkak değilim!

Nasıl bir aşıksınız?

Aşka inanıyorum. Olumsuzluklar karşısında umudumu yitirmemeye çalışıyorum. Aptal aşık değilim, onu da söyleyeyim.

Çok olumsuzluk yaşadınız mı aşkta?

Olumsuzluklar dediğim şu: Eğer bilmem ne kadar zamandır aşk yaşamıyorsam, aşka inancımı kaybettiğim için değil. Aşka inancımı kaybetmedim. Belki gelecek, birazdan kapıda. Kötü bir aşk tecrübesi yaşadım diye aşkı kötülemem. Çok uzun süre flörtüm olmadığı oldu ama aşkın 60-70 yaşında da olabileceğine inancım var. Aşka böyle bakıyorum. Tükenmiş bir şey gibi görmüyorum.

Gülizar çok seksi bir kadın, siz kendinizi seksi bulur musunuz?

Bazen kendimi seksi buluyorum, bazen çocuksu buluyorum, bazen çirkin buluyorum, bazen güzel buluyorum, bazen çok yakışıklı ve maskülen buluyorum, bazen şımarık, bazen çok dost canlısı. Pijamalarımla, eşofmanımla kendimi pasaklı hissettiğim zaman da vardır. Yani o anki havama, atmosfere göre değişiyor. Kendimizi seksi hissettiğimiz zaman da vardır, patates gibi hissettiğimiz zaman da, hepimiz için öyle değil mi?

Güzel bulur musunuz?

Bir arkadaş vardı, çok güzel bir genç kızdı. “Çirkin ol” dediler, olamadı. O gün anladım ki, bu işi yapıyorsam her kalıba girmeliyim, güzellik önemli değil. Seksi ve güzel olmak önceliklerim değil ama biraz olması da iyi!

Gülizar rolünden sonra erkeklerin size karşı ilgisi arttı mı?

Tabii Gülizar çok dişi bir kadın. Gülizar’ın önceliği salınmak, güzel olmak. Kim olursa olsun ona bir baksın istiyor. Gülizar bunlarla besleniyor. Gülizar’ın kadınlığından dolayı, kadınlığını bu kadar ön planda tutmasından dolayı ben ilgi görüyor muyum? Evet! Ben Evrim olarak, seksapelitenin, güzelliğin oyunculuğumun, hocalığımın, insan ilişkilerimin önüne geçmesini istemem. Ama bütün bunların içinde birazcık da seksapelite varsa, iyi, olsun.

Hayatınız nasıl değişti? Mesela bu yaz Bodrum’da bikinili fotoğrafınız çekildi, rahat denize girebildiniz mi?

Bodrum’a iş için gitmiştim, fotoğrafımı çekmiş olmaları beni rahatsız etmedi. Bunlarla barışık yaşamaya, saygı göstermeye çalışıyorum. Bu işin bir parçası da bunlar. Bal tutuyorsan parmağın bal olur. Ama ben tatilimi genelde dağlarda, koylarda, doğa ile iç içe yerlerde geçiriyorum. Buralarda rahat olmak isterim, herhangi bir yerde uzanıp uyuyabilirim. Kafamı dinleyebilirim. Gece yıldızları seyredebilirim.

Nasıl bir hayatınız var?

Çok mütevazı bir hayatım var. Evde yaşamayı seviyorum. Çok yoğun çalışıyorum. Adana’da Hanımın Çiftliği’ni çekerken master derslerimi bitirdim. Çarşamba günleri İstanbul’a gelip gündüz Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde sahne tatbikatı ve oyunculuk dersi verdim, geceleri üniversitede master derslerime girdim, aynı gece Adana’ya geri döndüm. Bu sene açılan Bursa, İzmir ve Ankara’daki Müjdat Gezen Sanat Merkezleri’nde de ders verdim.

Sokaktaki tepkiler nasıl?

Kötü bir şeyle karşılaşmadım. Çok fazla dışarıda olamıyorum.

Özel hayata da vakit ayıramadığınızı görüyorum?

Şu anda bu yoğunluk içinde sevdiğim dostlarımı ihmal etmemeye çalışıyorum.

Caz şarkıcılığı, dans, bale, binicilik, mankenlik, oyunculuk, dövüş sanatı... Bütün bunlar komple bir sanatçı olmak için mi, lazım olur kolumda altın bilezik olsun düşüncesi mi, yoksa ayran gönüllülük mü?

Hepsi. Çünkü bunların arasında 20 yaş öncesinde yaptıklarım, 30 yaş öncesinde yaptıklarım, 30 yaş sonrasında yaptıklarım var. Hepsine bakış açım farklı.

Nasıl?

Sosyal ve hareketli bir çocuktum; dansı, baleyi çok seviyordum. Mankenlik ve zarafet kursu lise yıllarımda herkesin “Çok güzelsin” demesinden dolayı benim için havalı bir yoldu. Kısa zamanda, bir kenarda bıraktığım bir şey oldu. Lisemizin bir rock grubunun solistiydim. İstanbul’a geldiğimde bir arkadaşımın Ella Fitzgerald’ın bir albümünü getirip “Bu senin babaannen” demesi sonucu hobi olarak caza başladım. Yıllardır şarkı söylemiyorum ama birkaç ay çalışsam işi kotarabilirim. Bu da bir başka bilezik. Sonra oyunculuk ve savaş sanatları devreye girdi. Ben bir oyuncuyum her zaman bunları kullanabilirim.

Savaş sanatları ne için?

Savaş sanatları bambaşka bir şey; benim yolum. 10 yıldır yapıyorum. O yolun yolcusuyum.

Size ne kazandırdı bu yol?

Savaş sanatlarıyla uğraşmaya başladıktan sonra benim kişiliğime çok uygun olduğunu gördüm. Bana farkındalık, kendine güven, çetin bir insan olmak, denge, ahenk, yaptığım işi sanata dönüştürmek, yumuşaklık, akıcılık, terbiye, davranışta ve sözde üslup kattı. Ben salonda güçlendikçe, özel hayatımda da bir şeylerin değişmeye başladığını, daha kendinden emin bir Evrim ortaya çıktığını görünce bırakmadım savaş sanatlarını. Ne zaman hayatımda bir şeyler aksasa hemen salona koşarım, antremanlara girerim. Çok ağır antremanlar yapıyorum. Emin Boztepe’den özel ders alıyorum.

Hangi savaş sanatlarını yapıyorsunuz?

Wing Tsun Kung Fu (yakın dövüş) ve Escrima (Aletli dövüş). Escrima’nın, escrim’den farkı herhangi bir aletin kullanım sanatı olması.

Savaş aleti olarak kullanma mı?

Akrobasi, gösteri olarak değil; herhangi bir aleti nasıl silah haline dönüştürebilirimin sanatı. Yakın dövüşte ise bedenle birlikte ruhu da terbiye ediyorsunuz. Çok karmaşık dönemlerimde bu dövüşe daha çok sarılırım. Soğuk bir duş alıp oradan çıktığımda, “Oh” diyorum, “Başka... Başka sorun var mı? Gel... Gel” Bunu bana kattığı için çok mutluyum.

Neden bu kadar güçlü olma ihtiyacı hissediyorsunuz?

Yalnız olduğum için olabilir mi? Ailem Ankara’da, bir eşim yok, çocuklarım yok, yalnızım, bir metropolde yaşıyorum, Devlet Tiyatrosu’ndan maaşlı bir oyuncu değilim, sanat sektörünün içindeyim, halledilmesi gereken birçok meseleyle iç içeyim. Dövüş sanatları yaparken mutluyum, ter atıyorum, zinde ve daha kuvvetli hissediyorum. İhtiyacım olan kuvveti bu sanatta buluyorum. O yüzden yaşamımın bir parçası. Yaşım ilerleyebilir, bu kadar hızlı olmayabilirim ileride, ama yine yaparım. Kendimi daha güvenli, daha genç, daha güçlü hissederim.

Savaşmaktan yana mısınız?

Savaşmaktan yana değilim. Ama yaşamın bir parçası. Çinliler’in bir lafı var: Hava inekler için ya da sevişenler içindir. İnek havasında değilse süt vermez. Havanda değilsen sevişemezsin. Ama havanda ol ya da olma gerektiğinde dövüşebilirsin...