En yürekli takımımız

Ülkemizde yapılan Dünya Basketbol Şampiyonası'nda Amerika ile birlikte en derin en yürekli ve en savunmacı takımız. Bir aksilik olmazsa Milli Takımımız, Amerika ile şampiyonanın finalini oynamalı

En yürekli takımımız

Halil Üner

Hemşire kucağında nurtopu gibi bir çocuk odaya girer: “Allah bağışlasın 3 numara bir oğlunuz oldu.” Baba üzülür: “Hanım gördün mü 5 numara olmamış. 5 olsaydı daha iyiydi.” Basketbol oyununu çok bilen sonradan olma basketbol bilirler sayesinde 1, 2, 3, 4, 5 rakama sığdıracak kadar basite indirgedik. Her konuşmada “Ersan 4 oynamalı... Kerem 3 oynadı” gibi anlamsız yaklaşımlar ve eleştirilerle basketbol kamuoyuna yansıtılıyor. Bu çok yanlış.

Birincisi; Basketbol Milli Takımı bizim takımımız. Turnuva süresince oyuncuların kafasını karıştırmadan bu takımın bütününe destek olmamız lazım. İkincisi; bu oyuncuların pozisyonları rakamlarla değil ayak çabukluklarına, oynadıkları sisteme, yüzü dönük-arkası dönük oynayabilme becerisine, şut mesafelerine ve defanstaki iç ve dış oyuncu tutabilme beceri, çabukluk ve sertliklerine göre ayrılır. Kısacası basketbol 5 rakama sığdırılacak kadar basit bir spor değildir.

Bütünleşmek önemli

Şampiyonanın ilk üç gününü özetlersem; yıldızlardan yoksun bir dünya şampiyonası olmakta. Bu sebeple turnuvanın sonuna kadar savunmalar sonucu belirleyici olacak. Türk Milli Takımı bence şampiyonada Amerika ile beraber en derin en yürekli ve en savunmacı takım. Milli Takımımız, bir aksilik olmadığı takdirde Amerika ile bu şampiyonun finalini oynamalı.

Teknik kadronun ve takımın inandığı savunmayı en önemli gücümüz olan seyirci ile beraber sahaya yansıtmaları beni ümitlendirdi. Sahadaki kişilerin yürek ve istekleri her şeyden önemli. İlk 2 gün Türk Milli Takımı’nda bu arzuyu gördüm ve bundan sonraki maçlarda da aynı şeyi görmeyi ümit ediyorum.