‘Enes Batur: Hayal Mi, Gerçek mi?’: Gerçekten ‘İyi Aile Çocuğu’ mu?

Cuma, 19 Ocak 2018 - 11:30

Kerem Akça, 19 Ocak 2018’de vizyona giren filmleri değerlendirdi
 
KEREM AKÇA / kerem.akca@posta.com.tr
 
YouTube’da abone sayısı 5 milyonu geçen Enes Batur’un hayat hikayesi bir ‘biyografik film’e konu oluyor “Enes Batur: Hayal Mi, Gerçek Mi?”de. Başarı ve irade öyküsü, sinemasal açıdan problemli, dramatik açıdan bayat, ama mesele kaygısıyla genç fenomenin hayranlarını tatmin edebilir.
 

Hilkat garibesi gibi bir film mi?
 

Annesi hemşire, babası polis olan Enes (Enes Batur) her yerde yalnız kalmaktan kurtulamaz. İçine kapanık bir çocuğa dönüşmüştür. Babası ona 6 yaşındayken bilgisayar alır ve tüm dünyası o olur. Ortaokulda normal çocuklara göre daha fazla sivilcesi olduğu için de dışlanır. Bu durum onun küçüklüğünden beri hayal kurmasını sağlamıştır. Enes, büyük bir seçimin eşiğindedir. Ya hayallerinin peşinde koşup YouTuber olacak ya da kendini riske atmayıp üniversite sınavına hazırlanacaktır.
 
2017’de Cumali Ceber’in ve Oha Diyorum! ekibinin ardından sinemaya sıçrayan YouTube fenomenlerinin arasına Enes Batur da katılıyor. Açıkçası ‘Ali Kundilli’ serisini de dahil edince bu ‘hilkat garibesi gibi duran filmler’de ‘Vine/YouTube skeçlerinden oluşma problemi çok barizdi. “Enes Batur: Hayal Mi, Gerçek Mi?” (2017) bu tabiri biraz olsun yıkıyor. Memur yönetmen Kamil Çetin’in katkısıyla ana karakterin başarı ve büyüme öyküsüne perdeye yansıtarak bunların bir tık üzerine yerleşiyor. Ama birçok sekansta ‘detay plan’ problemi de çekiyor.
 
Elbette burada ezik ya da Amerikalıların tabiriyle ‘nerd’ bir karakterin vukuatlarını izliyoruz. Sinemada böyle sosyal medya merkezli başarı hikayeleri arttı. 2017’de izlediğimiz kardeş film “Süperstar” (“Secret Superstar”), başörtüsüyle gitar çalarak ünlenen, başı açık bir Hintli kızın peşine takılmıştı. Kendi içinde tutarlı bir popüler sinema ürünüydü. “Enes Batur: Hayal Mi, Gerçek Mi?” de aslında Antalya’daki aile yaşamından itibaren Batur’u izliyor. Baba ve anne rollerinde çabalayan Bekir Aksoy ve Ceyda Düvenci filme ne katıyor tartışılır.
 
Onları çıkarınca genelde Batur’un YouTube çevresinden arkadaşlarının oynadığı görülebiliyor. Açıkçası Halil Söyletmez’in ‘Cumali Ceber’i ve Şahan Gökbakar’ın ‘Recep İvedik’inin özensizlikten kaynaklı makyaj sorununu es geçmek zordur. Burada da 15 yaşlarındaki Batur’un sivilceleri baştan yaratılmış ama yalapşap duruyor. Buna paralel olarak “Enes Batur: Hayal Mi, Gerçek Mi?”de, yıllardır Hollywood’dan aşina olduğumuz ve artık kabak tadı veren ‘şöhret dünyası’ ile ‘aile yaşamı’ arasında kalmayı dillendiren irade hikayelerinden birini izliyoruz.

Bir ‘EDTV’, bir ‘Aydaki Adam’ olmak zor

 
TV piyasasını konu alan iki başyapıt “Truman Show” (1998) ve “Yaşamın Renkleri”nden (“Pleasantville”, 1998) bir sene sonra gelen “EDTV” (1999) her zaman onların gerisinde kalmıştı. Ama orada Ron Howard; Matthew McConaughey’nin canlandırdığı bir karakterin, Ed’in yaşamını günde 24 saat gözlemleyerek ‘TV’de canlı canlı şöhret olma’ üzerine önemli bir filme imza atmıştı. Burada ondan 18 sene sonra gelen veya YouTube dünyasına uyarlanan bir ‘gözetleme hissi’ görüyoruz. Tanıklık ettiğimiz ‘dürüst, saf ve iyi aile çocuğu’ tablosu Yeşilçam’a çok uygun. Kemal Sunal’ın “İyi Aile Çocuğu”nun (1978) sosyal medya şubesi gibi.
 
Ama bu ne kadar inandırıcı tartışılır. Zira Enes’in aşk hayatını görsek de cinsellikle etkileşiminin sıfır olduğu ergen öyküsü, YouTube kimliğinde anlaşılabilecekken, mesele ‘biyografi’ olunca sırıtıyor. Arkadaşlar da sokaktan toplanmış izlenimi bırakıyor. Şan-şöhret dünyasının filmlerden aşina olduğumuz klişe kötü kadını da bunlara ekleniyor.
 
Senaryoda Batur’un oyunlarının da gerçeklerinin de üzerine daha fazla emek sarf edilmesi gerekirmiş. Sözgelimi Milos Forman’ın “Aydaki Adam”ında (“Man on the Moon”, 1999) Jim Carrey’nin katmanlı hale getirdiği ‘herkese oyun oynayarak sürekli ters köşe yapan Andy Kaufman’ prototipinin şoke edici sahiciliği, Enes Batur’un ‘hayal mi, gerçek mi?’ sorusu için devreye giremiyor. Evet, bir ‘popüler yol’ izleniyor. Ama bunun altı iyi doldurulamıyor.
 
Her şeye rağmen sosyal medyadan yedinci sanata geçenler arasında; Barbaros Dikmen, Cem Gelinoğlu, Halil Söyletmez ve Melih Abuaf-Fırat Sobutay-Alper Rende ekibinden sonra Enes Batur da kendi yolunu çiziyor. Bu açıdan ‘YouTuber filmleri’ furyasına, ‘bireysel başarı hikayesi’ ve ‘mesaj kaygısı’ ile adını yazdırıyor.
 
FİLMİN NOTU: 3.5

 

Künye:
 
Enes Batur: Hayal mi Gerçek mi?
Yönetmen: Kamil Çetin
Oyuncular: Enes Batur, Başak Karahan, Ceyda Düvenci, Bekir Aksoy, Kerem Fırtına
Süre: 112 dk.
Yapım yılı: 2017
 

‘HAKARET’: ETKİLEYİCİ CÜMLELİ ARAPÇA MAHKEME DİZİSİ

 
Hıristiyan bir Lübnanlı ile Müslüman bir Filistinlinin çatışmasını mahkemeye taşıyan “Hakaret”, Lübnan’ın 2018 Oscar aday adayıydı ve ülkeden ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ dalında 9’luk kısa listeye kalan ilk film oldu. Ancak TV estetiğiyle çekilmesiyle söylemine bağlamakta zorlanarak sadece ortaya attığı ‘etkileyici cümle’ ile akılda kalabiliyor.
 
Lübnan’da Lübnanlı araba tamircisi Tony (Adel Karam) ile Filistinli mühendis Yasser (Kamel El Basha), bir tamirat yüzünden kavga ederler. Tony, Yasser’e hakaret edip onu aşağılayınca Yaser bir yumrukla karşılık verir. Olay mahkemeye düşünce ise tüm ülke ayağa kalkar. ‘Müslüman-Hıristiyan çekişmesi’nde bir ‘hakaret’in nasıl bir vicdan muhasebesine, dinler arası çatışmaya yol açacağına dair ilginç alt metinler devreye girecektir.
 
Ziad Doueiri’nin Lübnan sineması için değeri tartışmasız. Burada da aslında ‘Ortadoğu’daki sinema anlayışına uygun bir filme imza atmış. “Hakaret” (“L’Insulte”, 2017); Hıristiyanları ve Müslümanları, Lübnan’ı ve Filistin’i temsil eden iki alegorik karakterin ‘mahkeme’deki hesaplaşmalarını incelemeye alıyor. Filmin, görsel açıdan ‘dizi’den öteye gitmeyen bir estetiği olmasına karşın sakız gibi uzayıp ‘nokta atışı laflar’la 107 dakikayı bulabilmesi belirgin bir zaaf. ‘Aşırı özgüven’i de ortaya koyuyor.

 

Fransa’da TV işleriyle geçinen görüntü yönetmeni Tommaso Fiorili ile kurgucu Dominique Marcombe (Doueiri’nin Batı Beyrut’u, Hücum’u hariç), el-omuz kamerasından gelen çiğ gerçekçiliğe bel bağlıyorlar. Elbette ‘mahkeme filmi’ artık hantal bir alt tür. Ama sinemaya “Batı Beyrut” (“West Beirut”, 1998), “Lila ve Düşleri” (“Lia Dit Ça”, 2004) gibi iki fena kotarılmamış ve samimi girişle belli bir seviyenin sözünü veren Doueiri’nin son iki filminde ‘tutarlılık’ ve ‘dürüstlük’ adına olgun hamleler göremiyoruz.
 
Aksine burada Hıristiyanlıkla Müslümanlığın çatışması, anlık öfke, şiddet ve adalet sistemi sorunsalı üzerinden ‘etkileyici cümle’nin kovalandığı dramatik yapı çok formül ve kitabi duruyor. Böylesi Ortadoğu meseleleri Batı’ya oryantalist bir ‘soru işareti’ olarak sunuldukça Lübnan sinemasının kendi kimliğini oturtması her geçen gün daha da zorlaşacaktır.
 
FİLMİN NOTU: 2.7

 

Künye:
 
Hakaret (L’Insulte)
Yönetmen: Ziad Doueiri
Oyuncular: Adel Karam, Kamel El Basha, Camille Salameh, Rita Hayek
Süre: 107 dk.
Yapım yılı: 2017
 

‘AMAN DOKTOR’: İSTANBUL’A DÜŞÜŞ SERBEST!
 

1970’lerden beri film yapan Cezayir asıllı Fransız yönetmen Tony Gatlif’in tamamı Türkiye’de geçen “Aman Doktor”unun en başarılı ismi Simon Abkarian. Elbette her filmde yüksek kaliteye ulaşmak zor.
 
Eski bir denizci olan Kakourgos (Simon Abkarian), tekneleri için zor bulunan bir parçayı almak üzere yeğeni Djam’i (Daphne Patakia) İstanbul’a gönderir. Orada 18 yaşındaki bir kızla tanışan Djam, rembetiko müziğinin de izini takip eder. Göçmenler için gönüllü yardım yapan ve Türkiye’de yalnız kalan bir kızla arasındaki ilişki ilginç bir yöne kayacaktır. Özgür ruhlu Djam, onu kanatlarının altına almak için ant içer.
 
“Çılgın Yabancı” (“Gadjo Dilo”, 1997), “İntikam” (“Vengo”, 2000) ve “Sürgün” (“Exils”, 2004) ile tanınan Tony Gatlif, son dönemde düşüşteydi. Ama onu Fransa’daki bir Türk mahallesine bakan, iki İbrahim Tatlıses şarkısı da içeren ‘feminist western’ “Geronimo” (2014) dirilmişti. Orada çingene kültürünün “Johnny Guitar”ını (1954) yaratma arayışı barizdi.
 


Açıkçası yönetmen “Transylvania”nın (2006) Birol Ünel’ini de ekleyince “Aman Doktor” (“Djam”, 2017) ile Türkiye’ye göç eden bir kızın hikayesine bakmasıyla şaşırtmıyor. Bu istikamette ise ‘rembetiko’ müziğini kendisinden alışıldığı üzere bir ‘kültür’e değil, aksine ‘silik bir arka fon’a dönüştürüyor. Olağandışı 1.50:1 formatı bir vizyon, ama bunun yol açtığı sert gerçekçilik işitsel yapının ve koreografilerin önüne geçerek Gatlif’in en iyi özelliklerini törpülüyor. Bu da ister istemez enerjisini kaybeden yönetmenin hantallaşmasına üzülmemizi sağlıyor.
 
Daphne Patakia da Maryne Cayon da böyle ciddi rolleri kaldıracak seviyede değiller. Yunan Djam’in Türkiye macerası, ‘ustalıklı’yı bıraktık, ‘oturaklı’ bir sinemayla dahi verilmiyor. ‘Amatör samimiyeti’ dışında hiçbir şeye değmiyor. ‘Alt kültür’ün üzerine Gatlif’in yaşlanan kurgucusu ‘dinamik bir vurgu’ ile gitmediği için barış söylemleri de yerine ulaşamıyor. Böylece Costas Ferris’in “Rembetiko”sundan (1983) sonra rembetikoyu merkeze yerleştiren bir başka film daha ‘vasat’ ibaresiyle sinema tarihinin yapraklarına adını yazdırıyor.
 
FİLMİN NOTU: 4.5
 


Künye:
 
Aman Doktor (Djam)
Yönetmen: Tony Gatlif
Oyuncular: Daphne Patakia, Maryne Cayon, Simon Abkarian, Kimon Kouris
Süre: 97 dk.
Yapım yılı: 2017
 
KEREM AKÇA’NIN VİZYON FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU:
 
LOVING VINCENT: 8.8
THE POST: 7.1
SUBURBICON: 6.8
PADDINGTON 2: 6.7
BUĞDAY: 6.7
KÖRFEZ: 6.6
GODARD VE BEN (LE REDOUTABLE): 6.5
DAHA: 6.4
KALP ATIŞI DAKİKADA 120 (120 BPM): 6.3
MUHTEŞEM SHOWMAN (THE GREATEST SHOWMAN): 5.8
AİLE ARASINDA: 5.6
STAR WARS: SON JEDI (STAR WARS: THE LAST JEDİ): 5.6
ÖLÜM OYUNU (THE VAULT): 5.5
ARİF V 216: 5.4
ÖTEKİ TARAF: 5.4
ACI TATLI EKŞİ: 4.8
EYVAH ANNEM DAĞITTI 2 (BAD MOMS 2): 4.8
YOLCU (THE COMMUTER): 4.8
DELİHA 2: 4.3
MAİDE’NİN ALTIN GÜNÜ: 4.2
KARABASAN (SLUMBER): 4.2
FERDINAND: 4
MARTILARIN EFENDİSİ: 4
ZİRVE (LA CORDILLERA): 3.8
RUHLAR BÖLGESİ 4 (INSIDIOUS: THE LAST KEY): 3.7
JUPİTER’İN UYDUSU (JUPITER HOLDJA): 3.6
ÇİZGİ ÖTESİ (FLATLINERS): 3.4
İNTİKAM (THE FOREIGNER): 3.2
İNGİLTERE BENİM (ENGLAND IS MINE): 3.1
ARAMIZDAKİ SÖZLER (MOUNTAIN BETWEEN US): 3
THE PARTY: 3
JUMANJİ: VAHŞİ ORMAN (JUMANJİ: WELCOME TO THE JUNGLE): 2.8
PES ETME (STRONGER): 2.8
POYRAZ KARAYEL: KÜRESEL SERMAYE: 2.3