A. Yavuz Kocaömer

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/02/01/8186505.a-yavuz-kocaomer.png

Engelliler ile 360 Derece İletişim

Pazartesi, 12 Kasım 2012 - 05:00

Bir süre önce Elma Yayınları’ndan piyasaya çıkarılan kitabın adı bu. Yazarı Mehmet Kızıltaş. Mehmet, 3 yaşındayken geçirdiği çocuk felci nedeniyle ortopedik engelli bir kardeşim. Televizyon programı sunucusu, yapımcı, yönetmen, gazeteci, yazar, danışman, stand up’çı olarak birçok konuda çalışmış ve çalışıyor.

Kılavuz kitap

Kitapta, engelliliğin tanım ve türleri, istihdamda engelliler ve önyargılar, insan kaynakları için engellilerle doğru iletişim kurma yöntemleri, engellilerin beklentileri, yaşanan problemler gibi konularda çok önemli ve değerli bilgiler var. Özellikle engelliliğin tanımında, bu kitabı okuyanlar göreceklerki ‘engelli demek’ sadece tekerlekli sandalyeli insanlar demek değil. Zihinsel, işitme, görme, ortopedik, dil ve konuşma engelli, ruhsal ve duygusal hastalığı olan, süreğen hastalıklara sahip olan kişiler engelli kapsamında değerlendiriliyor.

[[HAFTAYA]]

İş dünyasında önyargılar

“Albert Einstein’in ‘Bir insanda önyargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan zordur’ dediği önyargılar, engellilerin de iş hayatını olumsuz etkileyen en önemli faktörlerin başında gelmektedir” diyor kitabında Mehmet Kızıltaş. Ve bu önyargıları şöyle sıralıyor:

- Komik

- Uğursuz

- Külfet oluşturan

- Kurban ya da acınacak insan

- Korkunç ya da acayip bir varlık

- Toplumun, ailelerinin veya kariyerlerinin üzerinde bir yük

- Diğerlerinin güvenlik ya da rahatlığına yönelik bir tehlike veya tehdit

- Kabiliyetsiz ya da yeteneksiz

- Birden fazla engeli olan kimseler (tekerlekli sandalye kullanan bir kişinin aynı zamanda zihinsel engelli olduğunu farz etmek gibi)

- Çocuksu

- Olağan dışı

- Yardıma muhtaç. Engelliler hakkındaki bu tür yanlış anlamalar, yetersiz ve hatalı bilgilere dayanmaktadır.

Bu durum, uygunsuz etkileşimler oluşturarak engellilerin toplum içinde eşit yaşam koşullarına sahip olmalarını olumsuz etkilemektedir. Oysa bu yaklaşımların tersine; engellilere, herhangi birine gösterdiğiniz saygı ve ilgiyi gösterdiğinizde zannettiğinizden çok daha fazla kendilerini rahatlıkla ifade ettiklerini, her alanda başarılı ve etkili olduklarını fark edeceksiniz.

İş dünyasında olanlar

Bir firmada önyargılı işverenin engelli aday değerlendirmesi “Bende yok”, “Bizde hiç yok”, “Asla asla öyle düşünmüyorum”, “Ben her zaman duyarlıyım” dense de önyargılar her zaman vardır. Hikayemiz, bir firmada işveren ve yönetici arasında engelli adayların işe alımı sürecinde yaşananları ve işverenin engelli adaylara bakış açısını anlatıyor. Elbette tüm iş görüşmeleri bu şekilde geçmiyor.

‘Hepsini işe alın’

Büyük bir fabrikanın işletme müdürü, işten ayrılan departman asistanının yerine birini bulamadığından dolayı telefonlara bakmak zorunda kalır. Telefonlar devamlı çalar. Telefonu kapattığında gelen diğer çağrılara cevap vermek zorunda kalır. Aynı anda da bilgisayarda yazılar yazar, e-postalara bakar. Tabii bu durum canını sıkmaya başlar. Biraz sonra içeriye departman yöneticisi Zafer Bey girer ve aralarında şu konuşma geçer:

-Müdürüm, verdiğimiz ilana cevaben mülakata gelen adaylar var

- Hemen içeriye alın!

- Ama müdürüm, diyen Zafer Bey bir şey söylemek istiyor ancak çekindiği için konuşmasını uzatmıyor.

- Ne oldu Zafer Bey? Ne söylemek istiyorsunuz? diye çalmaya devam eden telefonun sesiyle iyice gerilmiş olarak kükrer müdür. Zafer Bey zor duyulur bir ses tonuyla ürkekçe “Efendim, mülakata gelenler arasında engelli adaylar var...”

-Ne engelli mi ? Nasıl yani? diye şaşkınca bağırır müdür.

-Yani müdürüm, biri görme, diğeri ortopedik ve down sendromlu olan engelli adaylar. Müdür çalan telefonu açmak için hamle yapar ancak telefonu açmadan elini üstünde öylece tutar, telefon çalmaya devam etmektedir.

- O halde, meşgul olduğumu söyleyin! Nezaketle onları gönderin. “Biz sizi ararız” falan dersin! Ne bileyim işte, bir şeyler deyip gönderin... Burası hayır kurumu değil, bizim çalışacak insanlara ihtiyacımız var .

-Sayın müdürüm, bu gelenlerin ikisi de üniversite mezunuymuş. Yabancı dilleri de varmış. Belki de işe alırsınız. (Ortamı yumuşatmaya ve müdürü ikna etmeye çalışır Zafer Bey.) Müdür kızgınca paylar Zafer Bey’i,

-“Siz ne diyorsunuz Zafer Bey! Söylediklerinizi kulağınız duyuyor mu? Zafer Bey, müdürü duymuyormuş gibi konuşmaya devam eder, “Sonuçta müdürüm iş masa başı işi. Telefona bakılacak ve bilgisayar kullanmayı biliyorlar, yabancı dilleri de var. Siz bilirsiniz ama bir görüşseniz mi?” Müdür bir an düşünür,

-Hiç olur mu Zafer Bey, bu işi yapabileceklerini sanmıyorum.

-İsterseniz yüz yüze bir görüşün. Belki de fikriniz değişir. Ayrıca biliyor musunuz şirketimizde kanunen engelli çalıştırmak zorundayız? Devlete ceza ödemek durumunda kalacağız. Hem böylece kadro açığımızı da doldurmuş oluruz. Hem her şeyden önemlisi gerçekten verimli de olacaklarını düşünüyorum ben bu arkadaşların. Ne kaybederiz ki? (Zafer Bey çalan telefonu göstererek bu son cümleyi söyler.) Müdür, ellerini başının arasına alıp çalan telefonlara da bir süre kulağını tıkayarak düşünür, kısa bir sessizlik olur. Yalnızca telefonun çalan sesi yankılanmaktadır.

-Haklısın, işin ceza boyutu da var. İyi düşündün. Peki, Zafer Bey, bir görelim... Zafer Bey, işe başvuran kişileri çağırmak üzere odadan çıktıktan sonra bir kulağının içinde gizlediği işitme cihazına bakar durur. Yıllardır müdüründen gizlediği sırrını mırıldanır: “Yıllardır yanında çalışırım ama işitme engelli olduğumu söyleyemedim. Çünkü bana fırsat vermeyebilirdi, şu anki işime sahip olamayabilirdim. Şimdi ise müdürümün bakış açısını değiştirmeye çalışıyorum ve inanıyorum ki tanıdıktan sonra engelliler ile ilgili önyargıları değişecek.”

ÇENGELLİ PANO

‘Yardım bekliyoruz’

24 yaşındayım, beyin tümörüm var ve epilepsi hastasıyım. Aynı zamanda 1 yaşındaki kızımın kalbinde 3 delik var. Hiçbir gelirim yok. 8 aydır kiramızı ödeyemiyoruz, çok zor durumdayız. Ben sürekli Ankara’da tedavi görüyorum. Kızımın da ayda bir Ankara’da tedavisi var. Götürmek zorundayım. Borç içindeyiz, şaşırmış bir durumdayız. Ev sahibi sürekli sıkıştırıyor, evime ekmek bile götüremez duruma geldim. Çok çaresizim parasızlıktan tedavimizi kesmek zorunda kaldım. Aksaray’da yaşıyorum. Hayırseverlerden ve işadamlarımızdan destek bekliyoruz.

Not: İlgilenenler 0212 238 71 91 no’lu telefondan bilgi alabilir.

‘YALNIZLIĞIMA ORTAK OLUN

İzmir-Aliağa’da cezaevinde yatıyorum. Yalnızlığıma ortak olacak, yeni arkadaşlıklar kurmak istiyorum. Benim gibi düşünen arkadaşların dışarıdan veya içerden önemli değil mektuplarını bekliyorum.

Durmuş Dayıoğlu 4 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi Aliağa-izmir

‘Bana kitap gönderir misiniz?’

‘Çengelli İğne’ köşenizi sürekli takip ediyorum. Ben cezaevinde üniversite okuyorum. Açık Öğretim Fakültesi Felsefe bölümü 2’nci sınıf öğrencisiyim. Dışarıdaki üniversitelerde örgün öğretim gören felsefe bölümü 3’üncü sınıfa geçen öğrenci arkadaşlardan ricam var. İkinci sınıfa ait eski ders kitapları ya da yardımcı ders kitaplarını ellerinde varsa bana gönderirler mi? Sınavlarım yaklaştı, ders çalışmam gerekiyor. Ders kitaplarını dışardan temin edemedim. O kadar araştırdım ama kırtasiyelerde bulunmadı. Eğitim gönüllülerinden duyarlılık bekliyorum.

M. Cihat Saldız E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu D-10 Koğuşu/ Erzurum

Duyuru

Bu köşe ile ilgili yorumlarınızı www.tesyev.org sitesinden ‘Yazarlarımız’ bölümüne tıklayarak yapabilirsiniz.

Güzel Söz

İnsan akılla pir olur; saçı sakalı ağarmakla değil. Mevlana