A. Yavuz Kocaömer

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170743.a.yavuz_kocaömer_36.png

'Engelsiz yüreklerden merhaba'

Pazartesi, 31 Mayıs 2010 - 05:00

Bugün aldığımız bir mektubu hiç değiştirmeden ve kısaltmadan aşağıda sizlerle paylaşmak istedik.

“Ben TESYEV eski bursiyeri Hasan Akbulut. Manisa’nın Soma ilçesinde zihinsel engellilerin eğitim gördüğü Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi’nde öğretmenlik yapmaktayım. Bu yazımın amacı, engelli yaşam alanındaki yaşantımı paylaşmak. Çalıştığım okul hizmete gireli henüz iki yıl olmadı. Çok tanınmıyor, bilinmiyor, adı söylendiğinde insanlara yabancı geliyor. Gerçi bu alışılmadık bir durum değil. İnsanlar engelli yaşama gerçekten çok uzak. Yabancısı olmadığımız bu durumda biz ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Engelli yaşamı bilmeyene bildirmeye, duyarsıza duyurmaya çalışıyoruz. Okulda ilk önceliğimiz, verdiğimiz eğitimle onları hayata hazırlamakken, yaptığımız çeşitli etkinliklerle de akıp giden hayat içinde engellilere bir yer açmayı, insanların onları fark etmesini sağlamak. Yani onları topluma hazırladığımız kadar, toplumu da onlara hazırlamamız gerektiğinin farkındayız. Engelli bireylerin toplumdaki yerinin farkındayız ve bu farkındalığın toplumun her kesiminde oluşması için çaba sarf ediyoruz. İşte en önemli gayretimiz bu. Öğrencilerimize verdiğimiz emeklerin karşılığını en güzel şekilde alıyor olmak, onlardaki gelişime şahitlik etmek bizim itici gücümüz oluyor.

Engelli yaşamı

33 öğrenci, 10 personelden ibaretiz. Tabii bir de sahip olduğumuz yetersiz imkanlarımız var. Bunlara rağmen yaptığımız çalışmalar 33 öğrenciyi ‘Mahallenin delisi’, ‘Sokağın sağırı’, ‘Köyün körü’, ‘Kahvenin topalı’ olmaktan kurtarıp, gösterilerde alkışlanan kişiler haline getiriyor. Hem de gözyaşlarının eşlik ettiği kocaman alkışlar. Tabii bizim amacımız insanların yüreklerini sızlatmak değil, beyinlerini zonklatmak değil... Tüm bunları yaşatırken, kafalarından geçen sayısız düşünceler arasında bir kere de engelli yaşamı düşünmelerini sağlamak, yani farkındalık yaratmak.

‘Bir el de siz uzatın’

Yaptığımız bütün faaliyetlerde kullandığımız sloganımız var: ‘BİR EL DE SİZ UZATIN.’ Çünkü bize uzanacak ellere çok ihtiyacımız var. Okulumuzun imkanları çok kısıtlı. Eğitim, öğretime uygun olmayan eski bir binada hizmet vermekteyiz. Burası okul binası olarak inşaa edilmiş bir yapı değil. Binamızda derslik sayısı, faaliyet odası ve atölye sayısı az. Öğrencilerin bedensel gelişimini destekleyecek spor yapacak alanımız yok. Eğer boş olursa yakındaki halı sahaya gidiyoruz. Bir yerde buna da şükür. Öğrencilerimiz bizim okulumuza gelemeselerdi muhtemelen hayatlarında halı sahaya adım atamayacaklardı, belki hiçbir zaman kurulan bir takımda yer alıp top oynayamayacak, turnuvalara katılamayacaklardı. Bazılarının ne kadar güzel top oynadığı hiç fark edilemeyecekti. Hep oynayanlara kenardan bakacaklardı. Bizim şanslı 33 öğrencimiz bunları yaşamaktan kurtuldu. Ancak yaşayanlar çok. Keşke onlar da bizimle olabilselerdi ama okulumuzun kapasitesi sınırlı. Binası yok, bizim de ‘BİR EL DE SİZ UZATIN’ demekten başka çaremiz yok.

‘Yeter ki fırsat verilsin’

Toplumdaki fertlerin yaşam kalitesini artırmak için çeşitli imkanlar sağlanıyor. Bu imkanlardan yararlanan bireyler gelişerek üretkenleşiyor. Bu sayede toplumsal yaşantıya destek sağlıyor ve toplumdan destek ve kabul görüyor. Toplumda yer edinmenin hazzını yaşıyor. Ancak engelli bireyler için durum farklı. İnsanların çoğu hâlâ engelli bireylerin üretken birer insan olabileceği fikrine ütopya gözüyle bakıyor. Halbuki engelli bireyler de insan tabiatına sahip varlıklar. Gerekli imkanlar sağlandığı takdirde gelişip üretkenleşebilir, hatta harikalar yaratabilir. Biz bu durumu okulumuzda an be an gözlemliyoruz. Her gün öğrencilerimizden birisi sürpriz bir beceriyle çıkıyor karşımıza. Yeter ki fırsat verilsin el uzatılsın. Onlar toplumda saygın birer kişilik olmaya çoktan istekli.

‘Eğitimde feda edilecek fert yoktur’

Biz bu güzellikleri 33 öğrencimizle yaşayabiliyoruz. Sırada bekleyenlerin de bize katılabilmesi için öncelikle bir binaya ve daha geniş imkanlara ihtiyacımız var. Sırada bekleyenleri feda etmemek için ‘BİR EL DE SİZ UZATIN’ sloganımızın gereği yerine getirilmeli. Zira Atatürk der ki: ‘EĞİTİMDE FEDA EDİLECEK FERT YOKTUR.’ Sayın başkanım, düşüncelerimi ve yaşantılarımı ifade etme fırsatı verdiğiniz için size çok teşekkür ediyorum. Sizin engelli yaşama destek olmak adına yaptıklarınıza çok değer veriyorum. Engelli yaşamın daha olumlu noktalara gelmesi dileğiyle çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Eğer bir el uzatmak isteyen olursa biz varız.”

HASAN AKBULUT

Soma Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi

www.somaegitimuygulama.k12.tr

ÇENGELLİ PANO

TESYEV bursiyerleri yazmaya devam ediyor...

Mayıs’ta TESYEV’in burs verdiği engelli gençlerimiz The Gren Park Otel Bostancı’da bir araya geldikleri günden itibaren toplantı hakkındaki izlenimlerini dile getiren maillerini göndermeye devam ediyorlar. Yerimizin az olması nedeniyle bu hafta da sadece birkaç tanesine yer verebileceğiz. Maillerini yayınlayamadıklarımız lütfen bizi hoş görsünler.

Engellilere destek olan tek vakıf

Ben bu yıl Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni kazanmış görme engelli bir öğrenciyim. Sayın Yavuz Kocaömer Ağabeyimizin de başkanlığını yaptığı Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı’ndan gördüğümüz destek beni ve tüm engelli arkadaşlarımı fazlasıyla şaşırtıyor. 8 Mayıs’ta TESYEV’in yıllık olağan toplantısına ilk defa katıldım ve toplantıdaki organizasyondan çok memnun kaldım. İstanbul’a geldiğimde engellilere destek olan tek vakıf TESYEV’i gördüm. Yavuz Ağabey tek başına engellilere tüm gücünü sarf ederek yetmeye çalışıyor. Yavuz Ağabey engellileri seviyor ya, biz engelliler de kendisini çok seviyoruz. Ben bir engelli olarak Yavuz Ağabeyimize bu konuya büyük bir hassasiyetle eğildiği için tüm engelliler adına yürekten teşekkür ediyorum.

Nazmi Köybaşı

İyi ki varsınız Yavuz Ağabey

Bu sene TESYEV’e katılmış burslu bir kızınızım. İstanbul’daki toplantıda sizi ilk defa gördüm. Önce çok sert bulup korktum. Sonra farkına vardım ki o sert yüz ifadesinde yumuşak bir kalp varmış. Biz engellileri mağdur duruma sokan insanlaradır o sert bakışlar. Korkacak biri varsa o da onlar, biz değiliz. Türkiye’de o kadar çok dengesiz insan var ki, insanın sakin ve yumuşak kalması mümkün değil. Hele de sizin gibi haksızlıklara susmayan biri oldu mu insan, insanda ne sakinlik bırakıyorlar ne huzur. Sonra oturup bize ‘ÖZÜRLÜ’ derler. Halbuki onlar kafadan ÖZÜRLÜ. Benim elimde bir engelim varmış, hiç kalır onların kafa özürlülüğü karşısında. Bizi yalnız bırakmayıp sahip çıktığınız için çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız Yavuz ağabey, sizi çok seviyorum. Emine Kaplan

Öğrendim

Toplantı sonucu şunu diyebilirim ki; kurumumuz hakkında bilmediğim birçok şeyi artık biliyorum. Her şey gerçekten güzeldi. Fakat üzüldüğüm bir konu oldu. Toplantı sonucunda hediye ve bilet dağıtımı yapıldığı sırada hepimiz üniversite öğrencisi olmamıza rağmen, sıraya geçme becerisini gösteremedik. Beni bu kurumun üyesi yaptığınız, orada bulunma imkanı verdiğiniz için sonsuz teşekkürler.

Recep Gür

2