Erdoğan: Bu ülkede diktatör varsa sandık yoluyla indirsinler

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, 'Bizi diktatörlükle suçlayanlara hodri meydan diyorum. 5 ay sonra sandıkta kozlarını paylaşsınlar. Bu ülkede bir diktatör varsa bu diktatörü sandık yoluyla indirsinler' dedi

25 Ekim 2013, Cuma 12:18
A A

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

Konuşmamın başında Kosova halkının, Kosovalı kardeşlerimin selamlarını size iletmek istiyorum. Priştine Uluslararası Havalimanı’na Adem Yaşari adını verdiler. Bunu LİMAK grubu yaptı. Kosova Başbakanı Sayın Taçi ve Arnavutluk Başbakanı sayın Rama ile bu yatırımı açılış töreniyle gerçekleştirdik.

'BUNU ANLAYAMAYAN ZAVALLILAR VAR'

Son zamanlarda bu etnik mesele çok gündeme geliyor. Yok Türklüktü yok Kürtlüktü bunlar çok konuşuluyor. Bazıları bizim üzerimize saldırıya geçiyorlar. Bunlara tek cevap var aslında. İstiklal Marşı’mızın şairi malum Mehmet Akif biliyorsunuz bir Arnavuttu. Ama Arnavut Mehmet Akif'in gönül dünyasından geçen kelimeyi mısraları kıtaları başka hiçbir insan bulamamıştı ve saatlerce o zamanki Meclis’te ayakta istiklal Marşımız alkışlanarak kabul edilmişti. Demek ki bizi birbirimize bağlayan bağ başka. Bunu hala anlayamayan zavallılar var.

'KİMMİŞ ECDADA SAHİP ÇIKAN'


Merhum Mehmet Akif’in dedesi Kosovalıydı. Suşitsa köyünde yaşıyordu. Mehmet Akif’in dedesi oğlu Mehmet Tahir’i İstanbul’a göndermişti. Okumasını ve imam olarak köye dönmesini istemişti. Hatta köyde cami inşa etmişti. Ancak Mehmet Tahir müderrislik makamına yükselince köyüne dönemedi ve Mehmet Akif İstanbul’da dünyaya geldi. Biz o camiyi bulduk. Yeniden ayağa kaldırıyoruz. Hem Akif’e hem babası ve dedesine hem de Kosova’ya
Kimmiş ecdada sahip çıkan? Tarihine sahip çıkan? Bu lafla olmaz, bu uygulamayla olur. Orta Asya’ya git orada Ak Parti iktidarını görürsün.  Ortadoğu’ya git orada AK Parti iktidarını görürsün. Balkanlara git orada AK Parti iktidarını görürsün.

ASKERLİK SÜRESİNİN KISALTILMASI

Askerlik süresiyle ilgili düzenleme resmi gazetede yayınlandı. Şüphesiz ki TSK’nın bilgilerine düşüncelerine, celp denen olayın ne kadar ihtiyaç var bunlar bakanlığımızdan istenir. Bakanlığımız buna göre celpleri yapar. Bize teklifleri gelmiştir. Biz olayı 1 Ocak olarak değerlendirdik. Biz bunu bütçe yılıyla orantılı olsun diye düzenledik. 15 aydan 12 aya indirmiş oluyoruz. Bu düzenleme sadece uzun dönem askerlik yapan er ve erbaşlarımızı kapsıyor. Kısa dönem askerlikte bir değişiklik yapmıyoruz. Şimdiden hayırlı teskereler diliyorum.

Ama bu arada bir şey daha var. Bakaya kalmış 600 bin civarında,  o ifadeyi kullanmak istemiyorum ama uygulamaları kaçak durumunda olanlardır. Burada da bakanlıklarımızın çalışma yaparak bu kaçak durumda olanları yakalayıp hemen askerliğe teslim etmek lazım.

'SİZİ CUMHURİYETİN TEK SAHİBİ YAPAN KİMDİR'

Cumhuriyet hepimizin ortak değeridir. Bu konu üzerinde yapılan tartışmalar yapaydır. Allah aşkına sizi cumhuriyetin tek ve yegane sahibi yapan kimdir? Siz kimsiniz? Kendinizi cumhuriyetin tek sahibi görerek kendiniz dışındakilere adeta parmağını sallayarak kibir sergileme hakkını nereden alıyorsunuz? Cumhuriyetin tapusu 76 milyonun üzerine kayıtlıdır.
Bu ülkenin diğer siyasi partileri uzaydan gelmemiş bu milletin bağrından çıkmıştır. Hiç kimse millete aptal deme koyun deme hakkına sahip değildir. Bu millet uzaydan gelmemiştir. Bu cumhuriyeti de bu millet kurmuştur.

'HİÇ KİMSE ASİMİLASYONA TABİ TUTAMAZ'

Bu cumhurun içinde kimler var? Türkü var, Kürdü var, Lazı var, Çerkezi var. Şu anda 36 etnik unsur var. Hiç kimse bir etnik kökeni makbul sayıp diğerlerini asimilasyona tabii tutamaz. Hiç kimse farklı olanı dışlayamaz.
Batıdaki ne kadar bu cumhuriyetin sahibiyse doğudaki de o kadar bu cumhuriyetin sahibidir. Modern kadar muhafazakar. Başı açık başı kapalı olanlar bu cumhuriyetin sahibidir.

Cumhuriyet tehdit altında denilerek, tehlikenin farkında mısınız diyerek cumhuriyet mitingleri yapıldı, sanal bir gerilim inşa ediliyordu. Demokratik talep ve istekler hep cumhuriyet karşıtlığıyla yaftalanıyordu. Oysa asıl cumhuriyeti yıpratanlar sanal düşman oluşturan anlayışlardır.

'PEKİ SİZ NE YAPTINIZ?'

Biz cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırdık. Bunu söyleyince birileri bundan rahatsız oluyor. Yahu yaptığımızı söylemeyecek miyiz? Biz kimseyle hesaplaşmıyoruz. Kimsenin de karşısında değiliz. Biz bu cumhuriyete neler kattığımızı nasıl hizmet ürettiğimizi anlatıyoruz. Yan gelip yatmakla cumhuriyetçi olunmaz. Cumhuriyete hizmet ederek cumhuriyetçi olunur diyoruz. Niye rahatsız oluyorsunuz?

Soruyoruz. Peki siz ne yaptınız? Burada bir husus üstünde duracağım. 2002 yılına kadar, 79 yılda Türkiye’de 6100 kilometre bölünmüş yol yapıldı. Biz 11 yılda 17 bin kilometre yeni bölünmüş yol inşa ettik. Bunlar yolsuzluk yaptılar, biz yol yaptık.

'KİMSENİN HAKKINI YEMEYELİM…'


Şimdi kimsenin hakkını yemeyelim. Burada bir hakkı da teslime etmek zorundayız. CHP'de yollar yaptı. 1940’larda CHP’nin nasıl yol yaptığını benim milletim hiç unutmadı, unutmayacak. Şimdi sizi zaman tünelinde geri götürüyorum. Neydi o yol? Yol vergisi adında, dünyada eşi benzeri olmayan, aykırı şekilde millete tam anlamıyla zulüm yaşattılar. 18-60 yaş arasındaki her erkekten yol vergisi aldılar. Yol vergisi vermeyenleri yol yapımı çalışmaya mahkum ettiler. Yoksul köylünün horozunu, ambarındaki buğdayı aldılar. Topladıkları parayı yol yapımında değil başka amaçlarla harcadılar.

Şimdi dozerlerimizin önüne geçiyor, iş makinelerinde polislere saldırıyorlar. Yol yapmak için ağaç taşıyamazsınız derler, ama yol yapmak için insana kıymayı normal görürler.

'CUMHURİYET ADINA DARBELERİ SAVUNDULAR'

14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti seçimlerde zafer kazandığında bunu cumhuriyete karşı devrim olarak gördüler. 27 Mayıs 1960’da askeri müdahaleyle demokrasi ortadan kaldırılınca bunu bir bayram olarak gördüler. Mısır’da olduğu gibi. Cumhuriyet adına darbeleri savundular.

'HODRİ MEYDAN DİYORUM'

Hodri meydan diyorum. 5 ay sonra seçimler var. Şu anda bizi vesayet kurmakla itham edenlere hodri meydan diyorum. 30 Mart’ta sandıkta kozlarını paylaşsınlar. Bu ülkede bir diktatör varsa, buyursunlar bu diktatörü sandıkta indirsinler.

Biz siyasi tarihimiz boyunca sandığa inandık. Kayıtsız şartsız itaat ettik. Yüzde 10 barajına rağmen, biz getirmedik. Biz o barajla seçime girdik. Millet bize git derse hiç tereddüt etmeyiz. Ama millet bize kal derse, hiçbir odak karşısında boynumuzu eğmeyiz.

'TEKLİFİN NE BUNU SÖYLE'

“Baraj indirilsin” teklifin ne? Bunu söyle. Ama bunların açıkladığı bir şey yok. Biz açıklıyoruz. Üç tane teklif. Bir mevcut seçim sistemi. İki yüzde 5 Türkiye barajı, beşli bölgeler sistemi. Daraltılmış bölge sistemi. Üçüncü teklifimiz var. O da dar bölge sistemi. Yani Türkiye 550 seçim çevresine bölünmek suretiyle seçimleri en fazla oyu alan kimse milletvekili o olur. Hangisini beğeniyorsun? Al onu kullan, onu yapalım. Yok hala sesiniz çıkmıyorsa demek ki halden memnunsunuz.

'SANDIK NAMUSTUR'

Şunu unutmayalım, sandık namustur. Bunun yakın tarihimizde acı bir hikayesi de var.

Yıl 1947. Türkiye çok partili sisteme geçmiş. Ama seçimler tıpkı dikta rejimlerinde olduğu gibi tamamen şaibeli şekilde yapılıyor. Muhtarlık seçimlerinde Mersin’in Arslanköy’ünde tarihe geçecek bir olay yaşanıyor. Yapılan seçim aslında bir muhtarlık seçimidir. Demokrat Parti adayı, diğer iki CHP’li adayın kat kat üzerinde oy alıyor. Ama o zaman ki kanunlara göre tasnif için eski muhtar ve altı azanın sandık başında olması gerekiyor. CHP’li muhtar ve üç aza köyü terk ediyor. Dönemin valisi seçimleri Demokrat Parti’nin kazandığını öğrenince, seçimlerin tekrarlanması kararını veriyor. Arslanköy’e güvenlik güçleri geliyor ve seçimlerin tekrar yapılacağını söylüyor. Köylüden seçim sandığını istiyor. Köyün kadınları seçimlerin uygun yapıldığını söylüyorlar ve sandığı vermiyorlar. Siper oluyorlar. Sandık bizim namusumuzdur diyerek seçim sandığını koruyorlar.

'KADINLARIMIZI SÖMÜRÜYORLAR'

Şimdi arkadan ne oluyor? Güvenlik güçleri tarafından köy kuşatılıyor, sandığa el konuluyor seçim bu şekilde yenileniyor.

Seçimde yeni adım atılıyor. İstisnasız her oyun CHP’li adaya çıktığı ilan ediliyor. Kadın ve diğerleri de idamla yargılanıyor.

'TARİHİNİ BİR OKU'

Ey CHP zihniyeti sen kime demokrasi dersi veriyorsun yahu? Tarihini bir oku. Senin tarihin bu. Kara bir tarih. Bugünlere o kadar kolay gelmedik. Oyuna iradesine sahip çıkan işte bu kahramanlarımızın, gayretleriyle geldik. Şimdi kalkıp hanımlarımızı kadınlarımızı sömürüyorlar.

Bugün Mısır’ın Rabia Meydanı’nda sandık namusumuzdur diyerek, kardeşlerimiz, Esma kızımız işte bunun mücadelesi sonucunda şehit olmuştur.

'ÇÖZÜM SÜRECİ BİTMEMİŞTİR'

Sandık sonucunu beğenmeyip silah zoruyla, terör aracılığıyla millet iradesini gasp etme dönemi artık kapanmıştır. Çözüm süreci bitmemiştir, devam etmektedir. Her attığımız adım bu devamın eseridir.

MARMARAY’IN AÇILIŞI

Cumhuriyetimizin 90. Kuruluş yıl dönümünde çok büyük bir yatırım kazandırıyoruz. Marmaray adını verdiğimiz yüzyılın projesi olan boğaz tüp geçit projesini muhteşem bir törenle hizmete açıyoruz, saat 15:00’te.   Yarın ve öbür gün Van’a ziyaret gerçekleştiriyoruz. Deprem sonrasında devam eden yatırımların da bir kısmını hizmete alıyoruz.

'İNSANIMIZ GELECEĞE UMUTLA BAKIYOR'

Köyler şehirler artıyor. Geçen gün Mardin’i sormuştum. Dediler ki Mardin’in otellerinde boş yer kalmadı. Niye? İşte bir özgüven vatandaşımıza geldiği için. İnsanımız geleceğe umutla bakıyor. Biz bu yılın ilkbaharında, bölgedeki baharın kalıcı olması gerektiğini ifade etmiştik. Silahların sustuğu ortamda sorunlarımızı daha bir samimiyetle cesaretle ele alıyor her sorunu tek tek çözüme kavuşturuyoruz.

'BÖLGE HALKI BUNA MÜSAADE ETMEYECEKTİR'


Şunu bütün kalbimle ifade ederek söylüyorum. Bölge halkı da Türkiye’deki barış ve bahar ikliminin tadını almıştır. Buradan dönüşe asla müsaade etmeyecektir. O eski karanlık günlerin yeniden gelmesine bölge insanı izin vermeyecektir. Özellikle Kürt kardeşlerime sesleniyorum. Gelin bu oyunu beraber bozalım. Bu ülkede aklınıza gelirse, el ele omuz omuza aydınlık yarınlara beraber koşalım diyorum.

'BİRİLERİNİN TEDİRGİN OLDUĞUNU GÖRÜYORUM'

Bölgedeki yeni durumun birilerini rahatsız ettiğini görüyorum. Silahların sustuğu ortamdan birilerinin tedirgin olduğunu görüyoruz. Özellikle terör tehdidini kullanarak Türkiye’de siyaset mühendisliği yapmış olanları işsiz kaldığını görüyorum. Biz gerilimin tarafı olmayacağız. Tuzağa düşmeyecek milletimizle birlikte hareket etmeye devam edeceğiz.

ADAY BELİRLEME SÜRECİ

Aday belirleme sürecimiz de devam ediyor. Bu hafta sonu 16 büyükşehirimiz ve ilçelerinde temayül yoklamalarını yapacağız. Ardından 9 Kasım’da yeni 14 büyükşehir ve ilçelerinde temayülleri tamamlayacağız. 16-17 Kasım’da da son temayül yoklaması yapılacak. Bazı yerlerde eğer karara varamıyorsak buralarda da kamuoyu araştırması yapmak suretiyle elimizdeki değerlendirme puanlarını artıracağız. Meselemiz birilerine makam kazandırmak değil. Şehirlerimize hizmetkar seçebilmektir. Bu dava şahsi bir dava değildir. Basit kulislerle, lobilerle aday belirleme gayretine değerli arkadaşlarımı bu oyunlara müsaade etmemelisiniz. Herkes gerçekten samimi olarak ehliyet ve liyakat sahibi kimse, halkımızla bütünleşme noktasında kim bizim için temsile layıksa bize bu isimleri gönderin.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;