Erdoğan bundan sonra uçar mı?

a
a
Çarşamba, 15 Eylül 2010 - 05:00

Kim ne derse desin, zafer kazanmak herkesin hoşuna gider. Hele bu zafer siyaset alanında sağlanır ve sonuç çok ezici olursa ister istemez insanın başını döndürebilir. Siz soğukkanlı davranmaya çalışsanız dahi etrafınızdakiler size öyle bir gaz verirler, öylesine pompalarlar ki, dengeleriniz sarsılabilir.

Çok sert bir kampanya yaşandı.

İktidar ile muhalefet arasındaki tüm köprüler atıldı.

Neredeyse birbirlerinin elini sıkamayacak bir noktaya geldiler.

Muhalefet liderleri sertti, kırıcıydı, ancak iktidarın lideri de onlar kadar sert ve kırıcı davrandı. Üstelik Başbakan Tayyip Erdoğan’ın üslubunu biliyoruz. Lafını esirgemeyen hele hele sinirlendiği anda birden bire kasırgalar estiren huyu herkesi korkutuyor.

[[HAFTAYA]]

İşte bundan dolayı da, bundan sonraki yaklaşımının ne olacağı sorgulanıyor.

İktidar olduğundan bu yana girdiği her mücadeleyi kazanmış, kazandıkça kendine güveni artmış, güveni arttıkça da sözünü esirgemez olmuş bir Başbakan’dan söz ediyoruz.

Türkiye gibi, başbakanların tek seçici olduğu bir ülkenin Başbakan’ından söz ediyoruz.

Başbakanlarının ağzından çıkan sözlerin bir yasa gibi algılandığı bir ülkenin liderinden söz ediyoruz

Erdoğan kendini tek seçici gibi görmese dahi etrafındakiler onun başını döndürmek için ellerinden geleni yapar.

Hiç değilse toplum başbakanları genelde böyle algılar.

Bundan dolayı da şimdi “Başbakan, 2007 seçimlerinden sonra da aynı şekilde son derece ılımlı ve uzlaşıcı bir konuşma yapmıştı, sonra fena halde sertleşti. Bu defa da aynı olacak. Bugün uzlaşı mesajı verecek, yarın yine sertleşecek” diyenlerin sayısı az değil.

Devlet Bahçeli’nin de, referandumu kazanması durumunda “Başbakan’ın ayakları yerden kesilir, uçar” dediğini gazeteler yazdı.

Bu toplum biraz rahat etmek istiyor...

Başbakan’ın referandum sonrası konuşması gerçekten çok uzlaşıcıydı.

Ülkenin nabzını iyi tuttuğu açıkça anlaşılıyordu.

Herkese teşekkür etti. Kırdığı kişilerden özür diledi.

Toplumda genel bir rahatlama sağladı...

Gerçekten de, bu toplum çok yoruldu. Artık bir süre rahat etmek istiyor. Hiç değilse biraz kavgasız gürültüsüz şekilde yaşamayı düşlüyor.

Bunu gerçekleştirebilecek tek kişi Erdoğan’dır.

Muhalefet, istediği kadar üstüne yürüsün, Başbakan’dan beklenen gerilimi bir yana bırakmasıdır.

Unutmayalım ki, muzaffer olanlar çok daha hoşgörülü davranırlar veya öyle davranmalılar.

Türkiye üç ayrı kesime ayrıldı...

Pazar akşamından bu yana hep yukarıdaki haritayı görüyorsunuz. Öylesine ilginç bir manzara ki, uzun ve derin yorumlar yapılmasına gerek yok. Türkiye’de üç ayrı görüş yaşıyor. Kıyı şeridine bakacak olursanız, laiklik konusunda duyarlı ve hiç ödün vermek istemeyen kesimi görüyorsunuz. Diğer grup Güneydoğu’daki Kürt kökenli vatandaşlarımızdan oluşuyor. Geri kalan büyük bölüm ise, AK Parti’nin görüşlerini paylaşan kesim.

İşte bütün hüner, bu üç grubu bir arada yaşamaya alıştırmak veya belirli bir uzlaşı etrafında buluşmalarını sağlamakta.

Bunu gerçekleştirebilecek kişi de Başbakan Erdoğan’dır. Merak ediyorum, Başbakan bunu başarabilecek mi? İsterse ve kalbini koyarsa, başaramaması için bir neden yok.

Aslında laik kesimin tatmin edilmesi o kadar güç değil. Tek beklenti, duyarlı oldukları tellere fazla basılmaması.

Ülkemizin asıl sorunu PKK terörü.

Hem de fazla beklemeye tahammülü olmayan, bir an önce bazı cesur adımların atılmasını gerektiren bir sorun.

Başbakan, hadi gerçekçi davranalım ve seçimler öncesinde pek ümitlenmeyelim de, seçimler sonrasında cesur davranabilecek mi?

Önü açılmış, istediklerinin büyük bölümünü gerçekleştirmiş ve son defa seçime girdiğini açıklayan Erdoğan, Kürt sorununda ilerleme sağlayarak tarihe geçmek isteyecek mi acaba?

Eğer geçmişi silip kendini yenileyerek siyasetteki son virajını alabilirse, Başbakan Erdoğan o zaman adını altın harflerle yazdırır. Yoksa tarih, sert ve kırıcı liderleri çok çabuk unutur.