Erdoğan: Git saldırganla poz ver

Cuma, 05 Şubat 2010 - 17:36

Erdoğan: Git saldırganla poz ver

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Sen de (Deniz Baykal) git Silivri’de Danıştay saldırganının, katil zanlısının yanında otur. Eğer içine sindirebiliyorsan Danıştayda yüksek yargıcı katleden saldırganla orada poz ver" dedi.

Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen partisinin Kadın Kolları Eğitim Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, TBMM Genel Kurulu’nda geçtiğimiz salı günü yaşanan tartışmalara değindi.

Kendisinin o gün bir konuşma yapma niyetinde olmadığını belirten Erdoğan, AK Parti Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ’ın grup adına güzel bir konuşma yaptığını söyledi. Bozdağ’a teşekkür eden Erdoğan, bu konuşmanın kitapçık haline getirileceğini bildirdi.

MHP’nin iktidar ortağı olduğu dönemin halka iyi anlatılması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bunlar çok üzdü. Geçmişte yaptıkları ortada. Şimdi de kalkıp, gelip Ankara’da Tekel işçileri diyerek, bir grubun hükümetimize yönelik, hak arama eylemi değil bu, farklı bir eylem tarzına gelip orada CHP, MHP işte aşırı uçlar, hep birlikte sahip çıkmaya çalışıyorlar.
Biz şunu söylüyoruz. Yegane şikayet mercii millettir. Biz milletimize gidecek ve bunların maskelerinin altındaki yüzü her fırsatta milletimize anlatacağız. MHP ve CHP yönetiminin oy aldıkları kitlelere karşı nasıl bir ihanet, nasıl bir duyarsızlık, nasıl bir ilgisizlik içinde olduklarını anlatacağız.

Salı günü Sayın Baykal çıkıyor ’Bazı davalar vardır ki o davalarda savcı olmaktansa bırakın davanın avukatı olmayı, sanık olmak tercih edilir’ diyor. Seni tutan yok Sayın Baykal, zaten milletvekillerin gidiyor Silivri’ye, avukat sıralarına oturuyor. Madem sanık olmak tercih edilir. Sen de git Silivri’de Danıştay saldırganının, katil zanlısının yanında otur. Eğer içine sindirebiliyorsan Danıştayda yüksek yargıcı katleden saldırganla orada poz ver. Daha önce farklı şeyler söylüyordunuz, irticayı hortlatmıştınız ne oldu, ne çıktı ardından? Ergenekon çıktı? Sevsinler seni. Sen her şeyi söyleyebilirsin ama Başbakan söylediği zaman rahatsız olursun. Kusura bakma bir tokat atılıp öbür yanağı çeviren zihniyetten değiliz. Danıştay saldırısının hemen ardından olay yerine gidip hükümeti suçluyordunuz ve çıktı gerçekler ortaya. Şimdi o saldırganların yanında olmayı tercih ediyorsunuz."

"O DÖNEMDEKİ GENELKURMAY BAŞKANI’NA BİZZAT SORDUM"

AK Parti’nin kurulduğu günden bu yana sivil siyaseti Türkiye’de hakim kılmanın mücadelesini verdiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, partisinin demokrasi ve millet egemenliği adına onurlu bir duruş sergilediğini ifade etti.

Demokratik standartları en yüksek seviyeye ulaştırmak için kararlı bir duruş sergilediklerini belirten Erdoğan, "sivil siyasetle bağdaşmayan" EMASYA Protokolü’nü kaldırdıklarını dile getirdi.

TÜrkiye’de demokrasinin güçlenmesiyle birlikte kazananın Türk halkı olacağına işaret eden Başbakan Erdoğan, sivil siyasetin güçlenmesiyle de kazananın Türkiye olacağını söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun "Altındağ’daki evlere CHP gitmiyor. Biz oralarda dolaşmıyoruz" yönündeki sözlerini hatırlatan Başbakan Erdoğan, gecekondularda dolaşanın AK Parti olduğunu ifade etti. Erdoğan, "Fakir fukaranın evini bunlar bilmez, biz biliriz" dedi.

Dar gelirli vatandaşların sorunlarını gidermek için hükümet olarak ellerinden geleni yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bahçeli, Baykal, eşimle ilgili konuyu dün bugün işlemeye devam ediyorlar. Bu işi siyasete alet ettiğimi konuşuyorlar. Ben kendilerine diyorum ki siz hala bu reva görülen uygulamanın karşısında olacağınıza kalkıp hala bu işin siyasi istismar nedeni olduğunu söylüyorsunuz. Sayın Baykal, bu senin bana tavsiye ettiğin şeyleri ben gününde yaptım. Senin yapamayacağın boyutta yaptım. Ama ben olayın gelip de sokakta anonsunu yapmadım. Üç yıl sabrettim. Şimdi gündeme getirilince de cevabını verdim. Bunu o dönemdeki Genelkurmay Başkanı’na bizzat söyledim, bizzat sordum. Gerisini anlatmıyorum. Çünkü bazı şeyleri farklı bir şekilde anlatmak doğru değil.

Burada sen haklının doğrunun yanında olacağına, hala kalkıyorsun, bu uygulamayı yapanlarla değil, ’Bunu niçin siyasete alet ediyorsunuz’ diyorsun. Eğer buysa siyasete alet etmek, evet o zaman sen siyasete alet et. Ama bunun siyasetle alakası yok. Bunu eşim içinde aynı şekilde aynı dozda yaparım, başka bir bayan için de aynı şekilde aynı dozda yaparım.

Şunu açık açık söylüyorum, AK Parti, MHP’nin o çirkin, o terbiye dışı, milletin hassasiyetlerini, kutsal değerlerini çiğneyen üslup seviyesine asla düşmeyecektir. TBMM’yi kusura bakmasınlar onların çirkin yaklaşımlarına germe ve terörize etme girişimlerine de biz pabuç bırakmayacağız. Biz onların o parlamentoda nasıl bir milletvekilinin ölümüne sebep olduklarını biliriz. Bunları mı gündeme getirelim. Bunların cemaziyelevvellerinde bu var."

"YAHU NE GÜNLERE KALDIK"

Başbakan Erdoğan yaptığı konuşmada, Tekel işçilerinin eylemini de değerlendirdi. Tekel işçilerinin tamamının değil bir kısımının eylem yaptığını belirten Erdoğan, CHP, MHP, bazı medya kuruluşlarının ve marjinal örgütlerin Tekel işçilerinin eylemine sımsıkı sarıldıklarını dile getirdi. Erdoğan, "Oradan çıkış yolu arıyorlar. Dert hükümetimizi zaafa uğratmak, dertleri bu. AK Partiye karşı 7 yılda yapamadıkları etkili muhalefeti, şimdi Tekel işçileri üzerinden, Tekel işçilerini kullanarak, istismar ederek yapabilecekleri zannı içindeler" diye konuştu.

24 Temmuz 1999’da Ankara’da EMEK Platformu’nun 15 ayrı örgütün katılımıyla Cumhuriyet tarihinin en büyük işçi eylemlerinden birini gerçekleştirdiğini kaydeden Erdoğan, 500 bin çalışanın Ankara’da toplandığını ifade etti. İktidarda o dönemde DSP, MHP, ANAP koalisyonunun olduğunu hatırlatan Erdoğan, çıkarılmak istenen sosyal güvenlik yasa tasarısı nedeniyle eylem yapıldığını dile getirdi.

Hükümetin bu protestoları görmediğini, duymadığını ve kaale almadığını belirten Başbakan Erdoğan, eylem devam ederken 17 Ağustos 1999’da Marmara Depremi’nin gerçekleştiğini anımsattı. Hükümetin enkaz altındakilere ulaşamazken depremzedelere bir tas sıcak çorba vermeye zorlanırken depremden 6 gün sonra yangından mal kaçırır gibi sosyal güvenlik yasasını çıkardığını ifade etti. Erdoğan, "Şimdi o hükümetin Çalışma Bakanı Kızılay’da Tekel işçileriyle birlikte açlık grevindeymiş. Yahu ne günlere kaldık" dedi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"O hükümetin koalisyon ortağı MHP, şimdi işçinin hakkından hukukundan bahsediyor. Beyler siz kendiniz ülkenin o üç buçuk yıllık karanlık döneminin unutmuş olabilirsiniz ama bu millet unutmadık ve unutmayacak.

Buradan Tekel işçilerine yeniden seslenmek istiyorum, şu an itibarıyla Tekel’de iş akdi fesh edilen 8 bin 237 işçiden 6 bin 294’ü dün itibarıyla hesaplarına yatan kıdem ve ihbar tazminatlarıyla ilgili tasarrufta bulunmuşlardır. Bu ne demektir? Tekel işçileri dediğiniz olay bakın 2 bine inmiştir. Şimdi birkaç gün içerisinde daha da iner merak etmeyin.

Bu bir özelleştirme olayı değildir. 4/c özelleştirme mensuplarına yönelik bir uygulamadır. Şu anki konu ise iş yerlerinin kapatılmasıdır. Niçin kapatılmıştır bu iş yerleri? Çünkü Tekel özelleşmiştir, bizim elimizde kalan bu depoları da kapatmak suretiyle... 2 yıl kadar önceydi, kendileriyle görüştük ve bu görüşme neticesinde dediler ki ’bize 6 ay müddet verin’ o zaman 4/c de gündem de yoktu. Bu şekilde kabul ettiler. 2 yıldır 3 yer hariç hiçbir üretim vesaire yapılmadan kendilerine maaşlarını ödüyoruz. Şimdi üzen ne biliyor musunuz? Utanmadan sıkılmadan şu yapılıyor, alıyorlar bir simit ’günlerdir aç susuz 50 gün geçti’. Etmeyin, dürüst olalım. Bir defa burada olanların hepsi maaşını şu anda alıyor. Ocak ayı itibarıyla hepsi maaşlarını aldı. İhbar ve kıdem tazminatları da 1 Şubat itibarıyla bankadaki hesaplarına yattı. Bunların içinde 20 milyar alan var, 80 milyar alan var, ortalaması 41 milyar, böyle bir durum, nerede açlık sefalet, para ortada. Şimdi ’4/c, bir kölelik anlayışı’ diyorlar. Kusura bakmayın burası yol geçen hanı değil burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti."

"SORUMLUSU SENDİKALARDIR"

TEKEL işçilerine seslenen Başbakan Erdoğan, işçilerin ay sonuna kadar başvurarak, 4/c’den istifade etmelerini istedi. Erdoğan, "Bu ay sonuna kadar istifade ettiniz ettiniz, etmediğiniz takdirde ay sonu itibarıyla bu iş bitiyor. Ondan sonra biz de yasal olmayan bu tür eylemlere müsaade etmeyiz bunu da açıkça söyleyeyim. Efendim ’açlık grevine başladık’ bu senin tasarrufundur ve bunun da suçlusu tamamıyla sendikalardır. Biz hiçbir vatandaşımızın açlık grevi yapmasını arzu etmeyiz. Yaptıkları iş insani değildir, yasal da değildir. Ancak sorumlusu sendikalardır" değerlendirmesinde bulundu.

Sürekli olumlu adımlar attıklarını anlatan Erdoğan, şimdi sıranın Tekel işçilerinde olduğunu söyledi. Tekel işçilerinin kendilerini yanlışa sevk eden sendika yöneticilerine uymaması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Onların mağduriyetini yarın o sendika temsilcileri gidermeyecek, onun da haberini vereyim kendilerine. 4/c’ye girdi girdi. Girmediği takdirde o sendika temsilcileri, onların şu anda düştükleri durumu düzeltmeyecekler. Yani işsizliklerini gidermeyecekler. Biz çözüm önerdik bu kadar, bu çözümden istifade edenler edecek.

Bu ülkenin işsizleri benim ne kadar sorunumsa Tekel işçilerinin de sorunu olmalıdır. Şöyle başını iki elinin arasına almalıdır, ’yahu ben bunu buldum’ hamdolsun. Ama bunu hiç bulamayan benim işsiz kardeşim var. Bunu düşünmesi lazım. Ama bunlarda bu yok. Ben bir kez daha bu eylemin sona erdirilmesini kendilerine rica ediyorum. Şunu da söyleyeyim, şu andan itibaren bir adım daha bu iş oynamaz. Bitti bu iş. Çünkü Tekel eylemi Tekel işçilerini aşmış, hak arama gayesinden uzaklaşmıştır. Muhalefetin, medyanın ve marjinal örgütlerin istismar mekanizması haline gelmiştir. Tekel işçileri kendilerini kullandırmasın. HÜkümete karşı bu sinsi operasyonun aleti olmasın."