Erdoğan: İmralı'dakinin cezası kesin

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "İmralı'daki ile ilgili ceza kesinleşmiş midir, kesinleşmiştir. Nedir bu ceza, ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Dolayısıyla bunun üzerinde AK Parti hiçbir zaman oynamaz. Asla." dedi

Erdoğan: İmralı'dakinin cezası kesin

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "İmralı’daki ile ilgili ceza kesinleşmiş midir, kesinleşmiştir. Nedir bu ceza, ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Dolayısıyla bunun üzerinde AK Parti hiçbir zaman oynamaz. Asla. Şu anda İmralı Cezaevi’nde konumu neyse burada durmaya devam edecektir" dedi.

Abdullah Öcalan’ın E tipi cezaevlerine alınması halinde oralarda her gün gösteriler olacağını, bu adımların bundan dolayı atıldığını söyleyen Erdoğan, ülkede gerginlik istemediklerini belirterek, "Bunun dışında asla bizim dönemimizde böyle birşey düşünülemez. Tamamıyla çok büyük bir iftiradır. Bu iftira mertçe bir iftira değildir, namertçe bir iftiradır, bu kadar açık söylüyorum. Tayyip Erdoğan sağ oldukça, bu görevde oldukça ve partisi tek başına iktidarda olduğu sürece de böyle bir şeye müsaade etmez" diye konuştu.

Erdoğan, Kral FM’de Gezegen Mehmet’in, Türkiye’de ilk kez 150 yerel ve bölgesel televizyon ile 160 yerel, 12 ulusal radyo kanalında aynı anda yayımlanan programında soruları yanıtladı.

 Terör örgütü elebaşı Öcalan ile ilgili tartışmaların anımsatılarak, bu konudaki değerlendirmesinin sorulması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Benim sevgili milletimin asla tereddütü olmasın. Bu tür iftiraları özellikle birinci derecede MHP Genel Başkanı yapıyor. Geçenlerde yine bu iftirayı yaptı, kendisine kullandığı dille cevap verdim. Aynı şekilde yine söylüyorum, geleceğe yönelik olarak da ben şimdiden aynı şeyi söz veriyorum. Ben zaten son dönem milletvekili adayı oldum ve bu dönem partimin tüzüğü gereği son dönem milletvekili adayı oldum ondan sonra da ara vermemiz gerekiyor. Bu sadece benim için geçerli değil, bütün arkadaşlarım için geçerli, eğer AK Parti içinde devam edecekse.

Bir defa, İmralı’daki ile ilgili ceza kesinleşmiş midir, kesinleşmiştir. Nedir bu ceza, ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Dolayısıyla bunun üzerinde AK Parti hiçbir zaman oynamaz. Asla. Şu anda İmralı Cezaevi’nde konumu neyse burada durmaya devam edecektir. Bakın bizden, İmralı’dan çıkarıp E tipi cezaevlerinde kalmasını talep edenler olmuştur. Bunun içinde MHP’liler de vardır, CHP’liler de vardır. Niye böyle yapmıyoruz da orada bu kadar maliyeti yüksek olsun. Diyorum ya ayağı yere değmiyor. Çünkü İmralı’da tutulmasının bir sebebi var. Eğer alın onu siz E tipi cezaevlerine her gün oralarda gösterilerle karşı karşıya kalırsınız. Bundan dolayı bu adımlar atılıyor. Bu kadar açık konuşuyorum. Çünkü ülkemizde bu tür gerilimleri istemiyoruz ve oralarda kendisi uluslararası standartlar neyse bu standartlar içerisinde orada cezasını çekmektedir ve yanına da biliyorsunuz yine aynı sicilde, aynı odada değil farklı odalarda yine 5 tane mahkum konmuştur. Onlarla da günde belli saatleri var, onlarla da görüşme imkanları oluyor. Bu da uluslararası yani cezalarda olması gereken bir uygulama diye bunu sağladık. Bunun dışında asla bizim dönemimizde böyle birşey düşünülemez. Tamamıyla çok büyük bir iftiradır. Bu iftira mertçe bir iftira değildir, namertçe bir iftiradır, bu kadar açık söylüyorum. Tayyip Erdoğan sağ oldukça, bu görevde oldukça ve partisi tek başına iktidarda olduğu sürece de böyle bir şeye müsaade etmez.

Ancak birşey var, idam Türkiye’de kalkmadığında..., Amerika biliyorsunuz geldi Öcalan’ı Türkiye’ye teslim etti. Öcalan’ı onlar yakalayıp teslim etti. Teslim edildikten sonra iktidarda kim vardı, merhum Ecevit vardı, Bahçeli, Yılmaz... Ve idamı ne yapıldı, ertelenmesine dair karar verildi. Altında kimlerin imzası var, üç tane imza var, Ecevit, Bahçeli, Yılmaz. Ey Bahçeli, sen bunun hesabını nasıl vereceksin? Eğer siz o zaman bunu ertelemeseydiniz, sümen altı yapmamış olsaydınız şu anda bu iş çoktan bitmiş olacaktı. Bu ülkenin gündeminde de bu tür birşey olmayacaktı. Şimdi niye bundan rahatsızlık duyuyorlar."

"AK Parti olarak koalisyonda olsaydınız o anda ne yapardınız?" sorusuna Erdoğan, "Uygulanması gereken ceza neyse bu cezayı uygulardım" yanıtını verdi.

"Ama koalisyon, tek başına karar veremiyor" sorusu üzerine Erdoğan, "Koalisyondan çekilirsiniz, olay bu kadar basit" diye konuştu.
Sunucunun "Ya uygulanırdı, ya istifa ederdiniz" sözleri üzerine Başbakan Erdoğan, "Tabii, o kadar basit" karşılığını verdi.
Erdoğan, "Yani iki yol vardı diyorsunuz, ya idam edilirdi ya istifa ederdiniz?" sorusuna ise "Bu belli zaten. İdamına hükmedilmiş belli bu, idamı ne olmuş ertelenmiş. Herşey bitmiş, sümenaltı... Cezası belli, idam. Yani idamı erteledim diyorlar" cevabını verdi.

"8,5 YILDIR KİMİN İÇKİSİNE KARIŞTIK?"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 8,5 yıldır bu ülkeyi yönettiklerini belirterek, "Kimin içkisine karıştık, kimin yaşam biçimine karıştık? Böyle bir şey duydunuz mu, gördünüz mü? Bunların hepsi yalan yanlış şeyler. Herkes istediği gibi yiyor, istediği gibi geziyor, istediği gibi içiyor" dedi.

"Yeni kabine sistemini açıkladınız. Başkanlık sistemine yavaş geçiş olarak algılandı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, yeni kabine ile çok daha seri, pratik, verimli neticeler alınacağını söyledi. Yeni yapılanmada bakan ve müsteşar arasındaki bakan yardımcılığınını da istisnai bir memurluk gibi olacağını ifade eden Erdoğan, bakan yardımcılığı için üniversite mezunu olma şartının aranmayacağını, ilkokul mezunu, ama kendisini ispatlamış bir kişinin bakan yardımcısı olabileceğini belirtti.
Erdoğan, şöyle konuştu:
"İlkokul mezunu var, ilkokul mezunu var. Mesela Sabancı ne mezunuydu bilmiyorum, ama üniversite mezunu olmadığını biliyorum. Aynı şekilde merhum Koç, iş dünyasında kendilerini ispatladılar ve dünyada saygın bir yere oturdular. Değişik alanlardan kişiler olabilir. Bakanın müsteşarı idari görevleri yürütürken, siyasi, halkla ilişkiler gibi işlerde de bakan yardımcısı, bakanın verdiği yetkiler çerçevesinde görev yapacak; böylece bakan çok daha rahat ulusal ve uluslararası çalışmalarına koşturacak."

Başbakan Erdoğan, programda, "Neden AK Parti’ye oy vereceğim?" diyen vatandaşların mesajları ve yerel radyo ve televizyon temsilcilerinin soruları dinledi.

Yeni anayasa çalışmalarına ilişkin sorular üzerine Erdoğan, yeni anayasa için TBMM’de 367 şartı bulunduğunu anımsattı. 367 milletvekili çıkarmaları halinde, Parlamentoda grubu olan siyasi partilerle uzlaşma içinde, sivil toplum örgütlerinden yararlanarak bu çalışmayı yapacaklarını anlatan Erdoğan, aynı şekilde Parlamento dışında kalan ve belli bir oy alan siyasi partileri de işin içine katarak halkın "Benim anayasam" diyeceği bir anayasa hazırlayacaklarını belirtti. Başbakan Erdoğan, daha özet, eklerle dolu olmayan bir anayasa hedeflediklerini bildirdi.

İşsizliğin çözümüne yönelik önerilerinin sorulması üzerine Erdoğan, "İşsizlik konusu matematik bir olay değildir, iki kere iki dört şeklinde çözülecek bir olay değildir. Dünyanın en ileri ekonomisi Amerika bile işsizliği çözemiyor" dedi.

-"İRTİCA KAMPANYASI YÜRÜTENLER BU ÜLKEDE YENİ DEĞİL"-

Gezegen Mehmet’in "Bazı vatandaşlar arasında ’tamam çok iyi çalışıyorlar ama bunların bir zihniyeti var Türkiye’yi geriye doğru götürecekler. Yaşam biçimimize karışacaklar, rahat içki içemeyeceğiz, mini etekle dolaşamayacağız’ gibi kaygılar var insanların kafalarında. ’Tamam çalışıyorlar, ama biz oy vermeyeceğiz’ diyenler var" demesi üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kimse bize oy vermeye mecbur değil. Biz 8,5 yıldır iktidardayız. 4,5 yıl İstanbul’da belediye başkanlığı yaptım. Sizin bu söyledikleriniz bu ülkede on yıllardır söylenen şeylerdir. Artık pes, yetti. Bu irtica kampanyalarını yürütenler, bu ülkede yeni değil. Bu ta İttihat Terakki’nin ürünüdür. Bu CHP zihniyetinin ürünüdür. CHP zihniyeti bu ülkede hiçbir zaman demokratik yollarla iktidar olamadı. Anti demokratik yollarla iktidar oldu. Kendi il başkanını belediye başkanı, vali yapan bir anlayışla bu ülkede bunlar halka zulmetmişlerdir. Bunlar Türk lirasının üzerinden Atatürk’ün resmini kaldırmışlardır, oraya İnönü’nün resmini koymuşlardır, işte bunu diyen zihniyet bu. Posta pullarının üzerinden Atatürk’ün resmi yerine İnönü’nün resmini koydular. Okullardan, devlet dairelerinden Atatürk’ün resmini kaldırıp, İnönü’nün resmini koymuşlardır. CHP zihniyeti budur.
Biz neysek oyuz. Ben belediye başkanı oldum ne dediler biliyor musunuz? ’Bunlar otobüsleri bölecekler, yarısına kadınları, yarısına erkekleri koyacaklar’ dediler. İstanbul’da yaşıyoruz, böyle bir şey gördün mü? ’Trenlerde böyle yapacaklar’ dediler. Ben belediye başkanıyım, banliyö trenleri bana bağlı değil ki, Devlet Demiryollarına bağlı. Benimle ne alakası var. Pendik veya Tuzla’da bir kızımız trenden düştü o zaman, ’Bak attılar, gördünüz mü’ dediler. Bunların haberini yaptılar.

Biz 8,5 yıldır bu ülkeyi yönetiyoruz, kimin içkisine karıştık, kimin yaşam biçimine karıştık? Böyle bir şey duydunuz mu, gördünüz mü? Bunların hepsi yalan yanlış şeyler. Herkes istediği gibi yiyor, istediği gibi geziyor, istediği gibi içiyor. Ama biz bunlara diyoruz ki, ’Siz de bize karışmayın, bırakın ben de ailemle inandığım gibi yaşayayım. Bu ülkede bölücülük yapmayalım, bundan rahatsız olmayalım’. Ama şu anda bu ülkede başörtülü olduğu için gittiği herhangi bir restoranda, bunlar istisna şeyler ama kendilerine hizmet verilmeyen yerler var. Bu tür restoranlar var. Çok daha enteresan, şu anda Antalya’da bir site, ’Buraya laik olmayanlar giremez’. Bunlar var... Bunlardan rahatsızım, bunları duymak istemiyorum, bunları yaşamak istemiyorum."