Erdoğan’ın çabası meyvelerini veriyor

Cuma, 19 Mayıs 2017 - 05:00

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çin ve ABD ziyaretlerini izledim. Erdoğan Türkiye’nin bulunduğu bölgenin kalıplarına sıkışıp kalmaması için yoğun çaba içinde. Son bir yılda Afrika’dan Asya’nın uzak noktalarına kadar bir dizi ülkeye gitti.

Liderlerle ikili ve çok taraflı anlaşmalara imza atıldı, işadamlarının önünü açacak buluşmalar organize edildi, yatırımcılar Türkiye’ye davet edildi. Bunun yolu belli, daha çok çalışmak, bıkıp usanmadan Türkiye ile ilgili gerçekleri dünyaya anlatmak.

Erdoğan bunun için uğraşıyor. Son bir kaç gün içinde 35 saat uçuş ile bir okyanus aşıp iki ülkeye gidilmesi ancak bu motivasyon ve inançla açıklanabilir.

Gelinen durumun özeti şu, Türkiye Batı’ya sırtını dönmüş değil. Avrupa ve Amerika ile ilişkiler yine Türk dış politikasının temel dinamiğini oluşturacak.

Ancak artık bir Asya- Pasifik gerçeği var. Ankara artık Moskova ve Pekin ile de yoğun dirsek temasında.

Erdoğan’ın son bir yılda 6 kez Vladimir Putin ile bir araya gelmesi Türk-Rus ilişkilerinin farklı bir dinamikle ilerlediğini gösteriyor. Bununla birlikte Erdoğan bir yıl içinde 3 kez Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile buluştu. Türk Hava Yolları’nın yoğun seferleri, iş dünyasının karşılıklı yatırımları ve ortak bölgesel hedeflerle artık Çin ve Türkiye uzak ülkeler değil.

Bu ülkelerle enerji alanında işbirliği geleceğimizi şekillendirecek hatta Türkiye’nin güvenliğini garanti altına alacak önemde.

Son ziyaretlerin tamamına katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın da sadece bu alanda değil ekonomi ve yatırımların canlandırılması konusundaki temaslara da destek verdiğine tanık oldum.



ABD temaslarına gelince; Başkan Donald Trump ile Erdoğan’ın Washington zirvesinin faydalı olduğunu düşünüyorum. Bir kere, önceki Başkan Barack Obama’nın üst üste yaptığı hatalara dibe vuran Türkiye- ABD ilişkileri belli bir seviyeye yükseltilmiş oldu.

Temel anlaşmazlık konuları masanın üzerinde duruyor. Ancak her iki tarafta da müttefiklik kavramının içini dolduracak adım atma iradesi var. En azından Erdoğan, Türk tarafının bu yöndeki kuvvetli arzusunu vurguladı. Aksi olsaydı ABD’nin YPG ile aldığı ağır silah verme kararı sonrasında Washington’a gitmezdi.

Türkiye ile ABD’nin her konuda aynı pozisyonu alması beklenemez ancak hedef “Win win” yani “Kazan kazan” prensibiyle ortak çıkarlar çevresinde buluşabilmek olmalı.



Türkiye’den 5 saat ilerdeki Pekin’den 14 saat doğuya uçup Pasifik’i geçtik, bizden 7 saat gerideki Washington’a ulaştık! Bir anlamda zaman tünelinde yolculuk yapmış olduk. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk heyetini taşıyan TC-CAN ve TC-TUR uçakları ilk kez bir seferde birlikte kullandı. Airbus A340 tipindeki TC-CAN ziyaretlerde menzil ve kapasite sorunlarını gidermesi nedeniyle kısa süre önce filoya katılmıştı.

Trump’ın FBI başkanının kovulması ve Rusya’ya gizli bilgilerin verilmesi gibi ağır sorunlarla boğuştuğu bir dönemde gerçekleşen ziyarette iki lider toplam 2 saat 45 dakika bir arada kalmış oldu. Bu ABD gibi gündeminde binlerce konu olan devasa ülkenin lideriyle geçirilen çok iyi bir zaman demektir.

Her türlü moral bozucu adıma ve habere karşın Amerika Türkiye için her bakımdan çok önemli bir ülke. İlişkileri geliştirmek ve iyi tutmak için daha fazla uğraşmaya değer. Önümüzdeki süreç her iki ülke bakımından da test niteliğinde olacak. Amerika umarım konjonktürel çıkarları için devlet dışı aktörlerle ittifaklara giderken eski ve büyük müttefiki Türkiye’ye zarar verecek bir oluşum içinde olmaz.