Erdoğan Kılıçdaroğlu'na sert çıktı

Pazar, 06 Haziran 2010 - 14:37

Erdoğan Kılıçdaroğlu'na sert çıktı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Konya’dan İsrail’e, İsrail hükümetine seslendiğini hatırlatarak, "Üç dilde Tevrat’taki 10 Emir’in altıncısını hatırlattım, ’Öldürmeyeceksin’ dedim. Çok ilginçtir, ben Tel Aviv’e seslendim, cevabı ne yazık ki Keşan’dan geldi" dedi.

Başbakan Erdoğan, Bursa Atatürk Kongre ve Kültür Merkezinin önünde gerçekleştirilen toplu açılış ve TOKİ anahtar teslim töreninde yaptığı konuşmada, Orta Doğu’nun bir an önce huzura, istikrara, barışa kavuşmasını istediklerini söyledi. Bu isteklerin, taleplerin takipçisi olacaklarını dile getiren Erdoğan, Orta Doğu’ya barış, huzur gelinceye kadar mücadelelerini kesintisiz sürdüreceklerini kaydederek, bundan hiç kimsenin şüphesinin olmamasını istedi.

Başbakan Erdoğan, "Yeter ki siz yanımızda olun. Yeter ki gönlünüz, yüreğiniz, aklınız bizimle olsun. Yeter ki hayır dualarınızı bizden eksik etmeyin" dedi. Diklenmeden dik duracaklarını, barış çağrılarını da daha güçlü bir şekilde haykırmaya devam edeceklerini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Şuraya da dikkatlerinizi çekmek istiyorum; önceki gün ben Konya’da İsrail’e, İsrail hükümetine seslendim. Üç dilde Tevrat’taki 10 Emir’in altıncısını hatırlattım, ’Öldürmeyeceksin’ dedim. Çok ilginçtir, ben Tel Aviv’e seslendim, cevabı ne yazık ki Keşan’dan geldi. Hale bak. Birileri çıkmış Tel Aviv adına cevap veriyor. Tel Aviv’in avukatlığını yapıyor. Bana Tevrat’taki başka emirleri hatırlatıyor. Biz hamd olsun tahsilimiz gereği de Tevrat’ı da okuduk, İncil’i de okuduk, Kur’an’ı da defalarca okuduk.

Zahmet olmazsa o kitapları, o emirleri sen oku sen. Sadece okuma yetmez; yaşa, yaşa... Çünkü aslolan şudur; yapmadıklarınızı niçin söylüyorsunuz? Bunlar yapmadıklarını konuşuyorlar. Okuduklarını da yine zahmet olmazsa arkadaşlarına da anlat. Rahle-i tedrisinden geçtiklerine de anlat, beraber olduklarına da anlat. Tarihleri çalmayla, çırpmayla, yağmayla, yalanla, iftirayla dolu olanlar, şimdi kalkmış Tel Aviv üzerinden bize söz yetiştiriyorlar. Desteksiz atmayla bir şey elde edilse burada Erzurumlu kardeşlerim var, iyi bilirler Erzurumlu Teyo Pehlivan cihan padişahı olur."

ATALARIMIZDAN MİRAS ALDIK

"Bu devlet, bu ülke, bu millet vefasız, şuursuz değildir. Hele korkak hiç değil" diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bizim Osman Gazi’den, onun torunları olan Fatih Sultan Mehmet’ten, Yavuz Sultan Selim’den, Kanuni Sultan Süleyman’dan ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’den öğrendiğimiz işte budur. Biz nasıl ki şehitlerimizin, gazilerimizin ulu insanlarımızın bize emaneti olan bu vatan topraklarını namusumuz, şerefimiz bildiysek aynı şekilde adaleti, hakkı, hukuku, zalime karşı durmayı, mazlumun yanında olmayı onlardan öğrendik, onlardan miras aldık.

Şunun altını buradan çiziyorum, bizim bölgemizde de istikrarı tesis etmekten başka bir gayemiz yok. Bölgemizde huzuru, refahı, barışı tesis etmekten başka bir gayemiz yok. Orta Doğu’da, Kafkasya’da, Orta Asya’da, Balkanlar’da adaleti, hakkı, hukuku, demokrasiyi, insan haklarını tesis etmekten başka gayemiz yok."

"MONŞERLER DİPLOMASİSİNİ KENARA KOYDUK"

Bazı televizyon kanallarında yapılan ve bazı köşe yazarlarının gündeme getirdiği yorumlara da değinmek istediğini ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"İsim falan vermeyeceğim. Gerek yok, reklama girer. Bizim bu yaptıklarımız için ’Bu nasıl diplomasi?’ diyorlar. Zaten sizin o diplomasiniz benim ülkemi bu hale soktu. Biz böyle bir emanet aldık. Daha önce de söyledim, biz monşerler diplomasisini bir kenara koyduk. O diplomasi artık tarihe karıştı. Bire bir, şahsiyetli, onurlu dış politika dönemini biz başlattık. Bunlar salon diplomasisinden başka bir şey yapmadılar. Bunlar eğer bu milletin tarihini bilseydiler, eğer bunlar benim ecdadım Kanuni Sultan Süleyman’ın o mektuplarını şöyle bir okumuş olsaydılar, bunlar Kanuni Sultan Süleyman’ın bırak kendi mektubunu, özel kalemine yazdırdığı mektupla dünyaya çeki düzen verdiği dönemleri bilseydiler bunları konuşamazlardı.

Ama bunların tarihlerinden haberleri yok. Bunların kendileri sadece masa diplomasisiyle bugüne kadar Türkiye’yi ne yazık ki bu hale getirdiler. Çünkü ’Türkiye’nin dış politikasında eksen kayması var’ diyorsa açık söylüyorum art niyetlidir. Çünkü ’Türkiye’nin dış politikası başka yönlere gidiyor’ diyorsa bilin ki kötü niyetlidir."

"BİR SANDIK DOMATES BİLE İSRAİL’İN İZNİNE TABİ"

Türkiye’nin İsrail hükümetiyle sorun yaşadığını, İsrail hükümetinin zorbalığına, korsanlığına, hukuk tanımazlığına karşı sesini yükselttiğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hem içeriden hem dışarıdan ’Türkiye batıdan uzaklaşıyor’ diye yaygara koparıyorlar. Bunlar demokrasiden, insan haklarından, temel hak ve özgürlüklerden, uluslararası hukuktan dahi bihaberler. Bizim itirazımız var. Biz zulme, haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, korsanlığa, devlet terörüne itiraz ediyoruz. Biz bir şehrin, Gazze’nin içindeki tüm insanları açık hava hapishanesinde yaşatanlara itiraz ediyoruz. Hani insan hakları? Hiçbir yerden dünyaya çıkışları yok. Bir sandık domates bile İsrail’in iznine tabi.

Nerede insanlık, nerede dünya devletleri? Biz buna itiraz ediyoruz. O kapıların açılmasını istiyoruz. Şu anda Mısır, öyle zannediyorum ki kapıları artık daimi olarak açtı. Beklentimiz buydu. Biz bu onurlu çıkışlarla, inanıyorum ki insanlığın özgürlüğüne, barışına katkıda bulunuyoruz. Biz uluslararası sularda yardım konvoyuna saldırıp, vahşice adam öldüren, korsanca gemi kaçıranlara itiraz ediyoruz. Biz Orta Doğu’yu ateşe atan, Orta Doğu’yu bir yangın yerine çevirmeye çalışan zihniyete itiraz ediyoruz."

"GAZZE KARŞISINDA SUSSAK OSMAN GAZİ’NİN KEMİKLERİ SIZLAMAZ MI?"

Başbakan Erdoğan, alandakilere "Gazze karşısında sussak, şu Osman Gazi’nin kemikleri sızlamaz mı?" diye sorarak, şöyle devam etti:
"Kudüs karşısında gözümüzü yumsak şu Orhan Gazi’nin ruhu sızlamaz mı? Adaletsizliğe, hukuksuzluğa, zulme, korsanlığa, devlet terörüne kulaklarımızı tıkasak Sultan Muratların, Sultan Beyazıtların hatırası çiğnenmez mi?. Bu monşerlerden bazıları şunu söylüyor; ’Burası bizim için bir milli dava değildir’. Burası bizim için tarihi davadır. Burada bizim tarihten gelen sorumluluğumuz var. Kudüs, üç dinin merkezidir. Müslümanların, Hristiyanların, Musevilerin. Orada bu din mensuplarının hepsinin hakkı var. En başından itibaren biz bunu seslendirdik, bu onurlu duruşu sergiledik. Bundan sonra da geri adım atmadan, bu onurlu duruşu uluslararası diplomatik çevrelerde, tüm kurum ve kuruluşlarda seslendireceğiz, takip edeceğiz."

"DİK DURUŞUMUZU DEVAM ETTİRECEĞİZ"

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun ile dün yaptığı görüşmeyi anımsatan Başbakan Erdoğan, bu konuyu Genel Sekreter ile "uzun uzadıya konuştuğunu" bildirdi.

Erdoğan, en baştan beri dünyanın dikkatini bu insanlık dışı politikalara çekmeye çalıştıklarını vurguladı.
Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama ile de bu konuyu konuştuklarını dile getirerek, "Onunla da yaptığımız görüşmede aynen söylediklerimi kendilerine ifade ettim. Gelişmeleri bu istikamette şu anda olumlu görüyoruz. Temenni ediyoruz ki bu neticeyi alırız. Gazze’de abluka kalkıncaya kadar, katliamlar duruncaya kadar, Orta Doğu’daki, Akdeniz’deki devlet terörünün hesabı soruluncaya kadar biz dik duruşumuzu devam ettireceğiz" diye konuştu.

"KUDÜS AĞLARSA İSTANBUL AĞLAR"

BM Güvenlik Konseyi’den çıkan kınama kararının bir adım olduğunu ancak netice olmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Şimdi BM, girişimlerimiz neticesinde 3 veya 5 kişilik bir araştırma komisyonu kuruyor. BM Güvenlik Konseyi’nden çıkan bu kınama bildirisiyle birlikte bu araştırma komisyonunun yapacağı çalışmalar bizim için çok çok önemlidir. Temenni ediyoruz ki buradan bir netice alalım.

Unutmayın, hep söyledim, bugün de söylüyorum; Kudüs yanarsa Orta Doğu yanar. Kudüs yanarsa dünya yanar. Çünkü küresel bir çağda yaşıyoruz. Dünyanın bir ucundaki olay artık diğer ucunu da etkiliyor. Bir yerdeki sorun orada lokal kalmıyor. Geniş bir coğrafyayı, dünyayı etkiliyor. Onun için Kudüs ağlarsa İstanbul ağlar. Gazze üzülürse Ankara üzülür. Filistin acı çekerse Bursa bunu yüreğinde hisseder. Biz aynı duygu ikliminin insanlarıyız. Aynı coğrafyanın, aynı medeniyetin mensuplarıyız. Medeniyetler İttifakı’nın eşbaşkanıyız, BM Güvenlik Konseyi’nin de üyesiyiz. Nasıl sessiz kalırız?

Nasıl ki Saraybosna’nın sevinci Bursa’nın sevinciyse Rusçuk’un, Filibe’nin, Kırcaali’nin, Deliorman’ın neşesi tüm Balkanların neşesiyse aynı şekilde Orta Doğu’nun meselesi de Gazze’nin, Kudüs’ün meselesi, tüm dünyanın meselesidir, meselesi olmalıdır. Dünya artık bu gerçeği görmelidir. Dünya İsrail’in kural tanımaz, hukuk tanımaz siyasetini artık görmelidir. İvedilikle Gazze’deki ablukanın kaldırılmasını, tecride son verilmesini istiyoruz. Filistin-İsrail barış görüşmelerinin yeniden başlatılmasını, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulmasını, buna ilişkin çalışmaların acilen başlatılmasını istiyoruz."

Murat Muratoğlu / AA

2