Erdoğan: Saldırıların zamanlamasına dikkat edin

Erdoğan: Saldırıların zamanlamasına dikkat edin

Başbakan Erdoğan, partisinin Meclis grubunda konuştu. Erdoğan şunları söyledi:

"Terör üzerinden nemalanarak siyaset yapmak isteyenleri halk biliyor. Güneydoğu'ya yabancı yatırım yapmıyorsa, bunun nedeni terör örgütü ve onun yandaşlarıdır. Şu anda Güneydoğu'da öyle belediyeler var ki TOKİ'ye "niye buraya yatırım yapıyorsunuz, biz size yardımcı olamayız" diyorlar. Böyle bir anlayış olabilir mi? Bütün bunlara rağmen bu yatırımları devam ettiriyoruz. Teröre rağmen demokrasi, hukuk dedik, hak ve hizmet dedik. Terör örgütü bundan rahatsız oldu. Meclis'teki Anayasa görüşmelerinde bunu gördük. Rahatsız oldular. Bu son saldırılar niyetlerini gözler önüne serdi. Tüm vatandaşlarımın özellikle Kürt kökenli vatandaşlarımızın saldırıların zamanlamasına dikkat etmesini rica ediyorum. Neden şimdi sorusunu herkes sorsun ve cevabını arasın. Ne zaman Türkiye'de huzur umudu doğduysa, ne zaman ekonomi iyileştiyse, ne zaman kardeşlik ve birlik adımı atıldıysa, ne zaman hükümet hak ve özgürlükler alanını genişletmeye çalıştıysa bu saldırılar arttı.

Şu anda dış politikada Türkiye tarihinin en itibarlı dönemini yaşıyor. Tabii kıskanılılyor.

Terör örgütü benim Kürt kardeşlerimin sözcüsü değildir, olmayacaktır. Bölgeye yatırım götürüyoruz ve götürmeye devam edeceğiz. Güya bizi yolumuzdan alıkoymak için kanlı eylemlerine hız veriyorlar.

İstismar zeminini kaybeden terör örgütü, savaş baronları, eli kanlı çevreler çözüme karşı direniyor. Şehit cenazeleri üzerinden siyasi rant peşinden koşanlar çözüme karşı direniyor. Türkiye'nin acz içine gireceğini umarak ellerini ovuşturuyor. Tabii ki bunun bir bedeli var ama inancımızdan hiç bir şey kaybetmeyeceğiz.

Milletimden yaşananlara karşı uyanık olmasını, milli birlik ve kardeşilik projesine kimler karşı, anayasa değişikliğine kimler karşı bunu görsünler istiyorum. CHP, MHP, BDP. Bunların yanında İmralı, terör örgütü. Karşılarında kim var: AK Parti.

Gördük bunu. Anayasa değişikliğinde Meclis'te oy kullanamadılar.  Anamuhalefet partisi vekillerine güvenmiyor, oy vermeye bile girmediler. Fire veririz diye. BDP de öyle.

Bu ittifakın, bu örtüşmenin ne anlama geldiğini vatandaşım en iyi şekilde görecek ve kararını da ona göre verecektir.

Erdoğan'ın konuşmasının tam metni 2. sayfada...

"TERÖRE SESSİZ KALANLAR ONA ORTAKTIR"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu.

"LAFTAN ANLAMAYANLARA EN GÜZEL CEVAP SÜKUT ETMEKTİR"

Erdoğan, hafta sonunda Trabzon ve Rize’ye yaptığı seyahati anlattı. Açılışı yapılan tesisler ile ilgili bilgi veren Erdoğan, "Katılımlarda coşku ve heyecan vardı. Açılış törenlerinde sıcağa ve neme rağmen vatandaşlarımızın heyecanla tören alanını doldurduklarını ve son ana kadar heyecanı hiç düşürmediklerini müşahede ettik" diye konuştu.

AK Parti hükümetinin, beledilerinin ortaya koyduğu hizmet ve yatırımların halk tarafından ne kadar büyük bir ilgi ve alaka ile izlendiğini, memnuniyetle karşılandığını bir kez daha gördüklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Türk insanı kendisine hizmet edeni şükran duygularıyla karşıladığı gibi iş üretenle laf üreteni büyük bir basiretle tefrik ediyor. Biz 7,5 yıldır hizmet üretirken, Türkiye’yi büyütmeye çalışırken, Türk insanına aydınlık bir gelecek hazırlamaya gayret ederken birileri de boş durmadı. Engel olmaya, kriz çıkarmaya, bizi yolumuzdan saptırmaya çalıştılar. Çetelerle üzerimize geldiler, medyayla, karanlık yapılanmalarla üzerimize geldiler; terör örgütleriyle, illegal yapılanmalarla üzerimize geldiler. Zaman oldu hukuku zorladılar, hukuk çiğnediler; zaman oldu iftiralarla, ithamlarla, tahriklerle bizi baskı altına almaya çalıştılar. ’AK Parti iktidarı kaybetsin, zarar görsün de ülkeye ne olursa olsun’ dediler. Hükümete zarar vermek için ülkenin menfaatlerine zarar vermekten çekinmediler. İstikrarı, huzuru, güvenliği, büyümeyi bir çırpıda feda ettiler... Ama biz yılmadık, usanmadık, alttan almadık, taviz vermedik, eyvallah etmedik, vazgeçmedik, dik durduk, cesur durduk, kararlı durduk, daha çok çalıştık, daha büyük bir inançla yola devam ettik."

"İŞ ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

Tüm bunları aşabilmeleri, başarılı bir şekilde mücadele etmelerinin milletle kurdukları gönül bağı sayesinde gerçekleştiğini belirten Erdoğan, halkın her yerde kendilerini çok samimi bir şekilde selamladığını, gittikleri her yerde çocukların gözlerinde umut ışığı, ninelerin, dedelerin Türkiye’nin geleceği için dua ettiklerini gördüklerini kaydetti.

Erdoğan, şöyle konuştu:
"Milletin bu ölçüde sevgisine mazhar olmak elbette çok değerlidir, çok anlamlıdır. Ancak, bu sevgiyi aynı ölçüde devam ettirmek, bizi bağrına basan milletimize hayal kırıklığı yaşatmamak bizin için aynı derecede çok çok büyük sorumluluktur. Bu sorumluluk duygusuyla yolumuza devam ediyoruz. Milletimizin hayır duaları yolumuzu aydınlatıyor, azmimizi artırıyor. Siyasetin ağdalı diline başvurmadan, popülizme tenezzül etmeden, bazılarının yaptığı gibi yalana iftiraya, karalamaya asla prim vermeden milletimiz ile gönül bağımızı muhafaza etmeye, milletimiz için iş üretmeye devam edeceğiz.

Büyüklerimizden aldığımız önemli bir ders var: ’Laftan anlamayanlara, lafın ağırlığını taşıyamayanlara, sözün muhatabı olamayanlara en güzel cevap sükut etmektir.’ Muhatap olmak bile bir seviye ister, bir ağırlık ister. Koltuklar insanları değerli ve önemli yapmaz. İnsanlar, donanımlarıyla, vizyonlarıyla, kıymetleriyle koltuklara değer katarlar. Asıl olan, önemli olan budur. Hak etmeyene laf söylemek bile bazen israf olur. Eğer polemiklere girseydik bu hizmetleri gerçekleştiremezdik. Eğer atılan her iftiraya, her ithama cevap yetiştirseydik; Ankara’ya kendimizi hapsedip diğer 80 vilayete sırtımızı dönseydik, ülkeyi bugünlere, bu seviyelere ulaştıramazdık.

Susucağız ama eserlerimiz konuşacak. Trabzon’da iki gün içinde açtığımız 50’e yakın eserimiz konuşacak, Türkiye genelinde inşa ettiğimiz yollar konuşacak, eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyetteki hizmetlerimiz, eserlerimiz, reformlarımız konuşacak. Bize yapılan her türlü iftiraya da, ithama da eserlerimizle cevap vereceğiz. Sadece eserlerimizle değil vizyonumuzla, hedeflerimizle, gelecek tasavvurumuzla konuşacağız."

TERÖR OLAYLARI 

Erdoğan, son dönemde artan terör saldırılarına değindi.

Tunceli’de sivil araca yapılan saldırı sonucu 13 askerin ve bir çocuğun yaralandığını, Osmaniye’de lojmana yapılan alçakça saldırıda Üsteğmen Cumhur Akdağ’ın eşi Pınar Akdağ’ın hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan, "Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum" dedi.
Başbakan Erdoğan, terör eylemleri ile cana kastetmek ve insanları katletmenin, hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacak kadar "büyük bir vahşet, vicdansızlık, insanlıktan nasibini alamamak" olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"Oradan nemalanarak siyaset yapmak, hiçbir zaman barışı getirmeyecektir. ’Barış, barış’ demekle barış gelmiyor. Terör örgütüyle direkt veya indirekt irtibatı olanlar, bu ülkeye barış getiremezler. Milleti aldatmak mümkün değil. Millet nerede, neyin nasıl yürütüldüğünü gayet iyi biliyor. Zannediliyor ki millet bizi anlamıyor. Millet sizi çok iyi anlıyor, millet kimin ne olduğunu gayet iyi biliyor. Ama terör yöntemiyle bir yere ulaşacağınızı zannediyorsanız, hiçbir yere ulaşmanız mümkün değil. Eğer demokratik bir mücadele verecekseniz, bunu demokrasinin kuralları içerisinde veriniz. Ama yok demokratik mücadele değil de bölücü terör örgütünün verdiği desteklerle bir yere gelmek istiyorsanız, bu ülkede buna fırsat verilmeyecektir, bu millet buna fırsat vermeyecektir. Teröre gözyuman sessiz kalan, terörden nemalanan, siyasi fayda sağlamaya çalışanlar en az teröristler kadar, terörün bu kanlı yüzüne ve bu cinayetlere ortaktırlar. Onlara destek verenler de ortaktırlar. Terör örgütü yıllarca kan döktü, huzur bozdu. Gelişmenin, demokrasinin ve yatırımın önünde en büyük engel oldu.

Eğer bugün bu ülkede dışarıdan veya içeriden, yatırım yapmak isteyip de yatırım yapamayan girişimciler varsa, eğer güneydoğuda, doğuda yatırım yapamıyorlarsa, bunun tek sebebi vardır. Terör örgütü ve onun yandaşları, olay budur. Çünkü girişimci yatırımcı huzur dolu bir bölge ister. Onların kalkıp da intihar edecek halleri yok. Eğer bir yere yatırım yapacaksa o yerin huzur içinde olmasını ister, huzur yoksa oraya yatırım yapmaz. Bunun bedelini geçmişte çok ağır ödediler. Her şeyleri çalındı, tehdit edildi, paraları alındı, bunlar yaşandı bu ülkede. ’Terör var’ diye yatırım yapılmadı."

"TERÖR ÖRGÜTÜ HALKI İSTİSMAR EDİYOR"

Başbakan Erdoğan, terör örgütünün, "Yatırım ve hizmet yok" diye halkı istismar etmeye çalıştığını belirterek, "Şu anda güneydoğuda öyle belediyeler var ki TOKİ’ye, ’burada niçin yatırım yapıyorsunuz, biz size destek veremeyiz’ diyorlar. Bunu da bugün burada açıklıyorum. ’Burada yatırım yapmayın’ diyorlar. Böyle bir mantık, anlayış olur mu? Hem bu çatının altında olacaksın, bu çatının yerel yönetimde siyaset yapanı olacaksın, hem de benim garip gureba, fakir fukara vatandaşımı ev sahibi yapmak için yatırım yapan kuruma; imarda, planda, şunda, bunda ’biz size destek vermeyiz’ diyeceksin. Ama bütün bunlara rağmen biz bu yatırımları devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz" diye konuştu.

Terörle tarihin en etkin mücadelesini yürüttüklerini, terör olgusunu tüm boyutlarıyla ele aldıklarını belirten Erdoğan, teröre rağmen demokrasi, hak ve hukuk, yatırım ve hizmet dediklerini kaydetti. Başbakan Erdoğan, terör örgütünün halkların gelişmesinden rahatsız olduğunu ve bunu da Anayasa değişikliğinde gördüklerini bildirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, devletle millet arasındaki duvarların yıkılmasından, ülkenin en ücra köşesine kadar devletin şefkat ve merhamet elinin ulaşmasından rahatsız olduklarını ifade ederek, son saldırıların terör örgütünün gerçek niyetini, arzusunu, emellerini gözler önüne serdiğini kaydetti.
Milletin geçmişle bugünü kıyasladığını, gelişmeleri gördüğünü, Hükümetin iyi niyetini, attığı adımları yaptığı çalışmaları takdir ettiğini belirten Erdoğan, terör örgütünün kanlı eylemlerinin hangi amaca hizmet ettiğini bugün daha iyi gördüğünü belirtti. Başbakan Erdoğan, "Terör örgütünün, demokratik gelişmelerin önünü kesmek için nasıl çaba gösterdiğini, hangi kirli oyunların figüranı haline geldiğini daha iyi anlıyor" dedi.

"SADECE OLAĞANÜSTÜ HAL KALKSIN’ DİYENLER VARDI"

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tüm vatandaşlarımın zamanlamaya dikkat etmesini özellikle rica ediyorum. Doğu ve Güneydoğu illerimizdeki vatandaşlarımın, Kürt kökenli vatandaşlarımın zamanlamaya dikkat etmesini bilhassa rica ediyorum. ’Neden şimdi’ sorusunu şimdi herkes kendisine lütfen sorsun ve cevabını arasın. Bu ilk kez yaşanmıyor. Son 30 yıla bakınız. Ne zaman Türkiye’de huzur umudu doğduysa, kardeşlik iklimi pekiştiyse, Türkiye ekonomisi atılımı geçtiyse, hükümet hak ve özgürlükler alanını geliştirmeye çalıştıysa, bu saldırılar da o zamanlarda yoğunluk kazandı.

Attığımız bütün adımlarda, milli birlik ve kardeşlik projesi ile başlattığımız süreç, iktidar olduğumuz andan itibaren attığımız adımlar, hak ve özgürlükler alanında, yatırımlar alanında... Nereye bakarsanız bakın, attığımız adımlar... Hep şunlar söyleniyordu. ’Sadece olağanüstü hal kalksın’ diyenler vardı. Bu iktidar bunu kaldırdı. TRT Şeş’le bölgede yayın başlattı. İstedikleri ana dilde kurslar açmak... ’Açın’ dendi mi? Dendi... Ana dilini öğren, rahatlıkla. Cezaevlerinde, benim vatandaşım ana dilini konuşamıyordu, bunun da önü açıldı. Kendi ana diliyle annesiyle, evladıyla rahatlıkla görüşme imkanını buldu. Devlet hiçbir dönemde görülmeyen yatırımları yaptı. Eğitimden sağlık hizmetlerine, adaletten emniyete varıncaya kadar, dağ köylerine varıncaya kadar... KÖYDES projeleriyle bu dönemde bu adımlar atıldı mı, yapıldı mı? Yapıldı ve hala devam ediyor. Bütün bunlara rağmen, ’devlet bölgeye elini uzatmadı’ demek, insafsızlık değil de nedir? Şu anda dış politikada Türkiye tarihin en güçlü, itibarlı dönemini yaşıyor. Bu kıskanılıyor. Ne olursa olsun, biz içeride ve dışarıda, bu verdiğimiz mücadelede hizmete aynı kararlılıkla devam edeceğiz."

DOĞU VE GÜNEYDOĞU

Erdoğan, Türkiye’nin şu anda demokratikleşme adına çok önemli bir adım attığını, demokratik bir anayasaya kavuşmanın arifesinde bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin, "Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi" ile teröre, istismara, ayrımcılığa en güçlü şekilde çözümler ürettiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Birliğimizi daha kuvvetli hale getiriyoruz. İşte tam böyle bir anda, tam böyle bir zamanda terör örgütü çıkıyor, kardeşlerin arasına nifak sokmak için Türkiye’nin atılımlarını engellemek için devreye giriyor. Her zaman söyledim, bugün bir kaz daha söylüyorum: Terör örgütü, benim Kürt kardeşlerimin, Kürt vatandaşlarımın asla sözcüsü değildir, olmamıştır ve bundan sonrada olmayacaktır, olamayacaktır. Terör örgütü bugün açık bir şekilde çözümsüzlüğün, statükonun, kirli oyunların parçasıdır. Açık bir şekilde demokrasinin ve milletin karşısındadır. Elinde silah olan, kan döken, cinayet işleyen bir insanın, insanlığa söyleyeceği hiçbir şey yoktur, olamaz. Benim aziz milletim bu gözü dönmüşlüğe, bu vahşiliğe, bu vicdansızlığa bugüne kadar prim vermemiştir, inanıyorum ki bundan sonra da vermeyecektir.

Şunu da açık açık söylüyorum; Doğu ve Güneydoğu’nun yıllarca ihmal edilmesinin nedeni yanlış politikalar olduğu kadar, terör örgütünün bizzat kendisidir. Orada yatırımları engellediler, eğitimi, sağlık hizmetlerini engellediler. Oraya her türlü hizmetin gitmesini engellediler. O bölgeyi hizmetler, yatırımlardan mahrum bırakmak için ellerinden geleni yaptılar. Bölge halkını istismar ettiler. Bugün biz bütün bu engellemelere rağmen bölgeye yatırım götürüyoruz, bundan sonra da götürmeye devam edeceğiz. Bundan rahatsız oluyorlar. İstismar zeminlerini kaybediyorlar ve eylemlerini yoğunlaştırıyorlar. Bu işi çözecek güçlü bir irade, güçlü bir iktidar olduğunu da görüyorlar. Güya bizi yolumuzdan alıkoymak için kanlı eylemlerine hız veriyorlar.
Tekrar ediyorum, Doğu ve Güneydoğu’daki on yıllardır katmerlenmiş yoksulluk, önceki hizmetlerin, yanlış politikaların bir eseri olduğu kadar, terör örgütünün de bir eseridir."

BÖLGE HALKINA ÇAĞRI

Bu bölgelerdeki sosyal, siyasal ve ekonomik sorunların, yanlış politikalardan daha ziyade terör örgütünün doğurduğu, büyüttüğü, yaşattığı sorunlar olduğunu ifade eden Erdoğan, terör örgütünün asıl hedefinin taşeronluk ve tetikçilik olduğunun bölge vatandaşları tarafından da görülmesini istedi. Erdoğan, "Artık bölge halkının rahatsızlığını ve tepkisini daha gür sedayla ortaya koymasını bekliyorum" dedi.

Dış politika, ekonomi, demokratikleşme adımlarında, "Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi"nde sorunun çözümü için güçlü bir iradeyi ortaya koyduklarını belirten Erdoğan, "Çözümden kimlerin rahatsız olduğuna aziz milletim baksın, değerlendirmesini ona göre yapsın" diye konuştu.

İstismar zeminini kaybeden terör örgütünün, çözüme karşı direndiğini anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Silah tüccarları, savaş baronları çözüme karşı direniyor. Türkiye’nin istikrarsızlığından, huzursuzluğundan çıkar sağlamaya alışmış eli kanlı çevreler, çözüme karşı direniyor. Şunu da özellikle söylüyorum: Şehitleri istismar edenler, şehit cenazeleri üzerinden siyasi rant peşinde koşanlar çözüme karşı direniyor. Türkiye’nin bölgede etkinliğinin artmasından daha önemli roller üstlenmesinden rahatsız olanlar terör örgütünün saldırılarından umut arıyor.
Türkiye’nin acziyet içine gireceğini düşünerek ellerini ovuşturuyor ve bunlar, beyhude beklentiler olduğunu hala anlamıyorlar. Türkiye her türlü sorunun üstesinden gelebilir. Her türlü engeli aşabilecek büyüklükte bir ülkedir. Tabii ki bunun bir bedeli var... Ama inancımız, azmimiz, kararlığımızdan bir şey kaybetmedik. Türkiye bu sefer bu kirli oyunu, bu kısır döngüyü bozacak ve bozuyor.

Türkiye artık çetelerin değil, terör örgütlerinin değil, milletten kopuk siyasetin, statükonun, vesayetçi anlayışın değil, milletin rotasındadır. Milletimden yaşananlara karşı uyanık olmasını rica ediyorum. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesine kimler karşı çıkıyor bunu görsünler.
Anayasa değişikliğine kimler karşı çıktı? Kimler karşı çıkıyor bunu görsünler. Bu çok önemli: Anamuhalefet partisi CHP, Onun yanında MHP, onun yanında BDP, onun yanında bölücü terör örgütü, onun yanında İmralı... Karşıda AK Parti. Bunu müzakerelerde yaşadık gördük. Hepsi belgeli... Artık hepsi tescil edilmiş vaziyette. Gelen talimetler her şey ortada.

Daha da ileri gittiler. Anamuhalefet partisinin lideri talimat veriyor, ’Sakın oy kullanmayın...’ Ve oy kullanmadılar. Kendi milletvekillerine bile güvenmiyorlar. Aynı şeyi BDP’de gördük. Onlar da oy kullanamadı. 20 kişilik bir grup... Düşünebiliyor musunuz, kendine güvenemiyor ve oy kullanamadı. Niye? Olur ya bir yanlışlık olur. Bütün bunlar gözlerimizin önünde, dünyanın önünde televizyon ekranlarında izlendi. Hepsi birlik halinde hem Anayasa değişikliğine hem Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ne karşı çıkıyorlar."

Erdoğan, bu ittifakın ne anlama geldiğini, bu örtüşmenin ne anlama geldiğini bütün vatandaşların en iyi şekilde değerlendireceğini ve kararını da ona göre vereceğini söyledi.

"ARAP TURİSTLERE KARŞI BASIN YOLUYLA IRKÇILIK YAPILDIĞI ZAMANLAR OLDU"

Başbakan, Türkiye’nin birçok alandaki birikiminin ve derinliğinin, dünya barışı ve Orta Doğu bölgesinin, huzur ve istikrarı için mutlaka değerlendirilmesi gereken bir kazanım olduğunu belirtti ve "Bu büyük bir şanstır" dedi.

Türkiye’nin misyonunu en iyi idrak edebilecek ülkelerden birinin Amerika olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Şüphesiz ki kadim dostumuz ve Sayın Obama’nın ifadesiyle, model ortaklığı kurduğumuz Amerika Birleşik Devletleri’dir. ABD, sadece kağıt üzerinde kalan model ortağı, eski ifadesiyle stratejik müttefikimiz değildir" dedi. Erdoğan, bu müttefikliğin onlarca yıldır dünyada yansımaları bulunduğunu söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu:
"ABD ile çok boyutlu bir işbirliği ve var. Bugün hala bu dostluğun ve işbirliğinin örneklerini birçok bölgede görüyoruz. Bugün birçok bölgedeki AbD hedefi ve vizyonuyla, Türkiye vizyonu örtüşmektedir.

Zaman zaman ortaya çıkan farklılıklar ve kullanılan yöntemler, öncelik sıralamasından kaynaklanan bir farklılıktır. Başkan Obama’nın liderliğinde ABD yönetimi, Türkiye’nin sergilediği dış politika duruşunun, bu işbirliğini azaltacak değil daha da etkin hale getirecek bir mahiyet taşıdığını çok iyi anlamalıdır,değerlendirmelidir. Türkiye’nin, Orta Doğu ile ilişkileri AK Parti iktidarıyla başlamadığı gibi, yeni ve farklı durum da değildir. Cumhuriyet öncesinde ve sonrasında Türkiye her zaman Orta Doğu ile ilgili olmuş, ilişkili olmuştur. Nitekim, bugün Orta Doğu’da kilit atan batılı ülkeler nazara alındığında Türkiye’nin bölgeye yönelik tarihi bağları onlarla kıyaslanamayacak derecededir."

"ARAP, ARAP, ARAP’ DEDİLER"

Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin, Orta Doğu ülkeleriyle ne zaman bir yakınlaşma içine girse, hemen olumsuz bir propagandaya başlanıldığını belirterek, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

"Bakınız, burada bir kez daha rakamlarla önemli bir gerçeği sizlerle paylaşmak istiyorum; bizim Arap ülkeleriyle, Arap dünyasıyla, Orta Doğu ile ilişkilerimiz ne zaman yakınlaşsa, başta o manşetler olmak üzere belli bir propaganda kampanyası başlatılıyor. Bunu defalarca gördük, yaşadık. Bu ülkelere gelen Arap turistlere karşı basın yoluyla ırkçılık yapıldığı zamanlar oldu. Af edersiniz, bu ülkede köpeğine veya köpeklerine ’Arap’ ismi takanlar oldu. Çağırırken ’Arap, Arap, Arap’ diye çağıranlar oldu. Bunları hep yaşadık gördük. Bu akımları gördük, en küçüğündün en büyüğüne karşı Arap sermayesine ayrımcılık yapıldı. ’Yeşil sermaye Türkiye’ye geliyor’ dediler.
Ne zaman bir yatırım sözkonusu olsa, Birinci Dünya Savaşı olayları sırasında yaşanan lokal olaylar çarpıtılarak gündeme taşındı. ’Araplar bizi arkadan vurdu...’. Hemen bu söylem devreye girdi. Dikkat edin, o dönemde bizi arkamızdan vuran hiçbir ülke bu şekilde manşete taşınmadı, taşınmaz. Ama sözkonusu Araplar olunca..."

"BATILI ÜLKELERİN, İHRACATI NE KADAR?"

ABD’nin, Orta Doğu ülkelerinde 18 yılda yaptığı doğrudan yatırım miktarının 30 milyar dolar olduğunu, Türkiye’nin bize bu rakamın ancak 50’de biri, 643 milyon dolar olduğuna dikkati çeken Erdoğan, diğer ülkelerin yatırım ve ihracat verileri konusunda da şu bilgileri verdi:

"Orta Doğu ülkelerinin Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki yatırım miktarı son 8 yılda 15 milyar dolardır. Bizdeki yatırımları bunun yarısından az, yani 6,8 milyar dolar olabilmiştir. Bu rakam da, dikkat ediniz; bizim yoğun çabalarımız sonucunda ulaşılan rakam. İhracata bakıyoruz; 2009 yılında ABD’nin, Arap ülkelerine ihracatı 44 milyar dolar. Fransa’nın 35 milyar dolar, Almanya’nın 34 milyar dolar, Türkiye’nin ihracatı ise ancak 21 milyar dolar. Dünyanın her ülkesi gidip oralarda yatırım yapıyor, onlar da dünyanın her ülkesine gidip yatırım yapıyor. Dünyadaki her ülke oralara ihracat yapıyor ama Türkiye’ye gelince ’Arap sermayesi, yeşil sermaye, İslamcı sermaye, dinci sermaye...’ Ne kadar küçültücü, ırkçı, ayrımcı söz ve deyim varsa, o kirli hafızalardan manşetlere anında yansıyor. Biz, bu kara propagandaya boyun eğmeyeceğiz. Ne uluslararası basının ne de Türkiye’nin basının... Türkiye’deki taşeronların bayat kampanyaları karşısında doğruyu söylemekten kaçınmayacağız. Onların bir hesabı var. Biliniz ki bu milletin de bir hesabı var ve bu hesap bugüne kadar yanılmadı bundan sonra yanılmayacak.

Bizim eksenimiz barış eksenidir. Bizim eksenimiz dayanışma eksenidir. Bizim eksenimiz, hukuk eksenidir. Bizim bu eksenlerimiz tarih boyunca değişmedi, bundan sonrada değişmeyecek."

4
Yandex.Metrica