Erdoğan seçilirse

Perşembe, 07 Ağustos 2014 - 05:00

Cumhurbaşkanlığı seçimine 3 günümüz kaldı. Recep Tayyip Erdoğan’ın alacağı oy bütünüyle kendi kaderini ve partisinin geleceğini etkileyecek. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun başarı grafiği de uzun süre seçim kazanmamış iki parti CHP ve MHP için hayati önemde. Selahattin Demirtaş muhtemelen en rahat aday durumunda. Hem Kürt oylarının önemli bir bölümünü alacak hem de özgürlük ve demokrasi konusunda verdiği sözlerle bazı sol seçmenleri kendisine çekebilecek. Yüzde 10’lara yaklaşırsa kendisi adına büyük başarı olacak. Demirtaş’ın bu ilerleyişi BDP- HDP çizgisinin katı Kürt milliyetçiliğinden Türkiye siyasetine entegrasyonu bakımından da faydalı olacak.

[[HAFTAYA]]

Ankara’da, iş dünyasında, Brüksel ve Washington gibi merkezlerde yapılan analizler Erdoğan’ın ilk turda kazanacağı tezine dayanıyor.

Peki sonuç tahmin edildiği gibi çıkarsa Erdoğan ne yapacak, nasıl bir cumhurbaşkanı olacak?

Üst üste 8 kez sandıktan zaferle çıkmanın getirdiği rahatlık ve özgüvenle hareket edecek. Cumhurbaşkanlığı makamında uzlaşma aramayacak. Halkın oyuyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı sıfatıyla anayasadaki yetkileri sonuna kadar işletip fiili başkanlık uygulayacak.

2015 yılındaki genel seçimlere kadar kabine ve parti üyeleri büyük oranda Erdoğan’ın istek ve beklentileri doğrultusunda hareket edecek. Hükümet- Köşk çatışması söz konusu olmayacak.

Yüzde 51 gibi az farkla seçilmesi ya da 56’lar civarında oy alması arasında sonuçları bakımından ciddi fark olacak. Erdoğan Köşk yolunu kılpayı açarsa Abdullah Gül gibi güçlü ve saygın bir isimle 2015 sonrasına devam etmek ister.

10 Ağustos akşamı rakipleriyle arasındaki fark büyük olursa kendisiyle uyumu en yüksek, partiden de destek görebilecek pratik- icraatçı bir ismi seçer. Rolleri ve gücü paylaşacağı yüksek profilli adaya ihtiyaç duymaz.

*

Peki Erdoğan başka neler yapacak? Bakanlar kuruluna ayda en az bir kez katılacak. Başbakanı çok sık Köşk’e çağıracak. MİT, Genelkurmay ve Dışişleri ile sürekli koordinasyon halinde olup iç, dış güvenlik, istihbarat alanlarında karar verici konumda olacak.

Uluslararası ilişkilerden ekonomiye birçok alanda öncü rol oynayacak.

Cemaat’le hesaplaşmayı sonuna kadar götürecek. Atamalar ve rektör seçimi gibi kritik konularda bu hassasiyetlere göre karar verecek.

Öyle bir hava yaratacak ki Türkiye’de alınacak bütün önemli kararlarda “Bir Köşk’e soralım” denecek.

Cumhurbaşkanlığı’nı farklı kesimlere açacak. Çeşitli sembollerle kendi izini bırakacak, önceki dönemlerin bazı alışkanlarını değiştirecek.

Çankaya Köşkü’nü alışılmadık şekilde kullanacak. Paralel yapıyla mücadele şiddetlenerek sürecek.

Yurt dışı seyahatlerine yoğun şekilde devam edecek. Beraberinde iş dünyasından ve sivil toplumdan temsilcileri de götürecek.

Devletin yerleşik kural ve teamüllerine göre hareket etmeyecek.