Erdoğan ses kaydıyla vurdu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'da düzenlenen mitingde, BDP'nin CHP'ye kucak açtığı değerlendirmesinde bulunarak, "Yakında ses kaydı çıkar" diye konuştu

Çarşamba, 01 Haziran 2011 - 16:38

Erdoğan ses kaydıyla vurdu

Recep Tayyip Erdoğan'a, günlerdir beklenen Diyarbakır mitinginde eşi Emine Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker eşlik etti.

>> MİTİNG ÖNCESİ MOLOTOF VE SES BOMBASI

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

- Sevgili Diyarbakırlılar bugün bir kez daha sizleri sevgiyle saygıyla hasretle selamlıyorum. Buradan tüm Diyarbakır’a Bağlar’a Çınar’a Dicle’ye Ergani’ye Hani’ye Hazro’ya Kayapınar’a Kocaköy’e Kulp’a Lice’ye Sirvan’a Sur’a Yenişehir’e, oralarda yaşayan tüm kardeşlerime selamlarımı yolluyorum.

- Tarih şehri, medeniyet şehri kardeşlik şehri Diyarbakır’ı selamlıyorum. Diyarbakır Çin Seddi’nden sonraki en uzun surlara sahip şehir. Evliya mezarlarına, peygamber mezarlarına ev sahipliği yapan bir şehir. Diyarbakır, 41 sahabeye peygamberimizin yüzünü görmüş 41 ulu insana ev sahipliği yapan bir şehir.




- Ulu Cami bu şehirdedir. Diyarbakır huzur demektir. Maneviyat demektir. Diyarbakır en çok da kardeşlik demektir. Bu benim başbakanlığım döneminde Diyarbakır’a on birinci gelişim. En son 2010’da Diyarbakır’a geldim. Demokrasi için, hukukun üstünlüğü için, çetelerle mücadele için o gün sizden destek istemeye geldim. O gün sizi yine tehdit ettiler. Yine korkuttular. Mitinge gelmenizi, bizimle gelmenizi, bizimle kucaklaşmanızı hasret gidermenizi engellemek istediler.

-12 Eylül’deki bu cesaretiniz için güçlü bir haykırış için sizi kutluyorum. Bu BDP, BDP’nin desteklediği bağımsızlar, bir taraftan demokrasi diyorlar, özgürlük diyorlar. Sizin demokratik hakkınızı engellemişlerdi. Tehditle korkutarak. Sizin demokrasi anlayışınız bu mu yahu?  Biz böyle bir anlayışa evet demiyoruz. Biz milli iradeye pranga istemiyoruz. Biz özgürlüklere pranga istemiyoruz. Bırakın vatandaşı kendi haline iradesini ortaya koysun.

-Ama bunu yapamazlar. Bunu yaptıklarında başlarına ne geleceğini biliyorlar. Ben inanıyorum ki Diyarbakırlı kardeşim buradan onlara doğru dürüst oy bile vermez.  Bunlar bireysel saltanatlarını sürdürüyorlar. 

-Sizin karşınızda siyaset adamı Tayyip Erdoğan yok. Başbakan Tayyip Erdoğan yok. Ak Parti genel başkanı Tayyip Erdoğan da yok. Sizin karşınızda sizden biri var. Kardeşiniz kader arkadaşınız yol arkadaşınız kimsesizlerin kimi bir sesi kardeşiniz var. Biz milletimizle konuşurken devletin diliyle değil, muhabbetin diliyle konuşuyoruz. Gönül diliyle konuşuyoruz. Biz Diyarbakır’da söylediğini Ankara’da yalanlayanlardan, İstanbul’da unutanlardan hiç değiliz.

-Diyarbakır’da ne konuştuysak, diğer 81 vilayette de eğilmeden aynı şeyi konuştuk. Ben bugün Diyarbakır’a sizlerle muhabbet etmeye dertleşmeye geldim. Kardeşler arasında hesaplaşma yoktur, helalleşme vardır. Ben bugün sizlerle helalleşmeye geldim.

Suriye’nin başkenti Şam’a ben defalarca gittim. Şam nice ulu insanların kabirlerinin olduğu bir şehirdir. Şam’da Emevi Mescidi’nin hemen yanında, tarihin en büyük komutan Selahaddin Eyyubi Hazretleri’nin türbesi vardır.

“SELAHADDİN EYYUBİ’NİN TORUNLARIYIZ”

Bundan sadece 93 yıl önce Kudüs Osmanlı’nın elinden çıktığında, düşman orduların komutanı ayağını Selahaddin Eyyubi’nin mezarının üzerine koydu ve dedi ki: Kalk ey Selahaddin dedi, biz yine geldik dedi, şimdi atalarımızın intikamını aldık dedi. Selahaddin Eyyubi bir tek namazını bile cemaatsiz kılmadı. Günlerce ağladı. Ölüm döşeğindeyken vasiyet etti, kefenini bir sırığa bağlayıp Şam sokaklarında dolaştırdılar ve şöyle bağırdılar “Ey ahali, Sultan Selahaddin’in son haline bakın ve ibret alın.” Bir kefenle dünyadan gidiyor. Böyle bir sultanın, devlet adamının, dininin mezhebinin önemi olabilir mi? Böyle bir sultan gönüllerin sultanı olmaz mı?

Biz hep birlikte Selahaddin Eyyubi’nin torunlarıyız. Biz Selahaddin’in ordusundaki neferlerin torunlarıyız. Kürdü, Türkü, Arabı, Çerkezi ne derseniz deyin yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz biz.

“BEN HERKESİ SEVİYORUM”

Benim için ne Türk milliyetçiliği var, ne Kürt milliyetçiliği var. Ne o var ne bu var. Ben herkesi seviyorum. Ama bunlar ne diyor soruyorum. Bunlar benim Kürt kardeşimin hangi sorununu çözdüler? Sadece lafını yaptılar. Ama biz sorun çözdük. Çözmeye de devam ediyoruz.

Bu BDP, PKK’dan gücünü almak suretiyle bizi bölmek istiyor. Bunlar benim Kürt kardeşimi seviyor da, gidiyor sabah namazında bir imamı neden öldürülüyor? Benim Kürt yavrularımın kaldığı, yurdu niçin ateşe veriyorlar. Bunların derdi başka. Kürtlerin dini Zerdüştlüktür diyenler, İslam zorla kabul ettirildi diyenler. Böyle bir şey yok. İşte Selahaddin Eyyubi’yi anlattım. Bu oyunu 12 Haziran’da bozmaya var mıyız? Biz ezelden kardeşiz. Biz Adem ve Havva’dan geliyoruz. İşte onun için biriz. Bölmek isteyenlere cevabımızı 12 Haziran’da verelim.

Zeybek de bizim halayda bizim. Ah kardeşlerim şu Ulu Camii’de cemaat hangi kıbleye dönüyorsa, bilin ki İstanbul Süleymaniye’de de cemaat aynı kıbleye dönüyor. Kıblemiz bir, ayrım var mı? Yok.

Son zamanlarda yeni bir adet çıktı. Ulu Cami’de Cuma, bakıyorsun bu BDP’li midir, neyseler. Diyorlar ki bu devletin imamı onun arkasında namaz kılınmaz. Bunların İslamla alakası yok. Bir defa Cuma Müslümanların cem olmasıdır. Bir araya gelmesidir. Onun için bizler köylerde mescitte Cuma kılmayız.  Hemen arka tarafta kendilerine göre bir cemaat oluşturuyorlar. Öyle rasgele birisinin arkasında namaza durulmaz bir. İkinci bir cemaat oluşturulmaz. Rasgele kadın erkek böyle harmanlaya Cuma olmaz.

“BUNLARA GÖRE APO PEYGAMBER”

Bu nedir bu? Tam manasıyla bir dine fitne sokmaktan fesat sokmaktan başka bir şey değildir. işte bunlara yahu sizin dinle alakanız yok. Siz zaten açıklamışsınız. Ne diyorsunuz? Kürtlerin dini Zerdüştlüktür. Bunu onlar söylüyor. Bunlara göre Apo peygamberdir. Bunu da ilan ediyorlar. Yahu siz hangi yüzle kalkıp da bunun organizasyonunu yapıyorsunuz. Bu fitne fesattır. Üç beş oy için bunları yapıyorlar.

Benim kardeşlerimi kandırmanın yolu bu. Bilmeyenler bunu bilsin. Duymayanlara duyursun. Ona göre 12 Haziran’da bu bağımsızlara, bu BDP’lilere gereken dersi vermemiz lazım. İçlerinden birisi de çıkıyor ne diyor: Devletin imamı arkasında namaza durmayız. Gerekirse bu camileri de ele geçiririz diyor. Haddini bil haddini. Neyi ele geçiriyorsun sen? İşte bu farklı bir çağrı. 12 Haziran bunlara haddini bildirme günü olacak.

“DİYARBAKIR’DA NE ACI ÇEKTİYSENİZ, BİZ DE ANKARA’DA ACI ÇEKTİK”

İşte dün Hopa’da gördünüz. Gençlerin eline taşları kayaları verdiler. Bunlar çete, eşkıya, terörist. Çocukların arkasına sığınmak suretiyle de oradan oy devşirmek isterler. Siz Diyarbakır’da ne acı çektiyseniz, biz de Ankara’da acı çektik. Diyarbakırlı annenin gözünden yaş akarken, Çankırılı annenin gözünden yaş akarken bizim de gözümüzden yaş aktı. Size yasak olanlar bize de yasaktı. Ahmedi Hani sadece size değil bize de yasaklandı. Necip Fazıl sadece bize değil size de yasaklandı. Ahıra depoya dönüştürülen camiler CHP’nin eseri oldu bu ülkede.

“OKUDUĞUM ŞİİR YÜZÜNDEN HAPİS YATTIM”

Bu kardeşiniz Siirt’te okuduğu bir şiir yüzünden hapis yattı. Bu kardeşiniz Diyarbakır Cezaevi’nden 5. koğuştan yükselen feryadı ta İstanbul’da duydu. Ben bu mücadelenin içinden geliyorum. Ret politikalarını da bilirim, asimilasyon politikalarını da bilirim. Ama dikkat edin. Artık ret burada uygulanmıyor. İnkar politikaları bitti. Artık asimilasyon sona erdi. Dikkat edin Diyarbakır cezaevinde oğlunu görmeye giden, ama kendi dilinde konuşamayan ananın içine akıttığı gözyaşını ben biliyorum. Ama şimdi anne oğluyla kendi dilinde konuşuyor mu? Buraya durup dururken gelmedik. Kürt meselesinin patenti CHP’ye aittir. Kürt sorununun müsebbibi CHP’dir. Kürt kardeşlerimin yaşadığı acının kaynağı CHP’dir.

9 yıl boyunca buraya uğramadılar. Kürt meselesinin önünde aşılmaz bir duvar gibi durdular. Dün Diyarbakır’a gelip şirin görünmeye çalışıyor. CHP’nin genel başkanı, CHP’nin grup başkanvekili olarak Kürt meselesini parlamentoda bizzat inkar etti reddetti. Sandığa iki hafta kala hatırlayıverdi. Bunlar zoraki demokrat, geçici demokrat. Bunlar sandık demokrat. Biz analar ağlamasın dediğimizde bunlar tabiî ki analar ağlayacak dediler. Biz milli birlik dedikçe, kardeşlik dedikçe, bunlar ulusalcılık dediler. Biz Diyarbakır Mardin dedik onlar illa Silivri dediler. Sadece bugün değil tarihleri boyunca bunları yaptılar. Kürtçe plakları kasetleri bunlar yasakladı. Kürt kardeşimin kültürünü bunlar reddettiler.

Ergenekon terör örgütüne bunlar sahip çıktılar. Hatta ne dedi, bana gösterin gideyim bende üye olayım dedi. Peki bunlar hangi yüzle Diyarbakır’a geliyor. Şimdi CHP’ye kim sahip çıkıyor, BDP sahip çıkıyor.

“BDP’LİLERİN SES KAYITLARI YAYINLANABİLİR”

Kürt meselesinin patenti CHP’ye aittir. Kürt sorununun müsebbibi CHP’dir. Kürt kardeşlerimin yaşadığı acının kaynağı CHP’dir. Kürt meselesinin patenti CHP’ye, istismarı da BDP’ye aittir

Bu CHP zoraki demokrat. Zulmü savundular, Kürt meselesi yok dediler. CHP'ye BDP sahip çıkıyor, dayanışma içindeler. Hakkari'de 157 oy aldılar sadece. Hakkari mitinginde BDP, CHP'ye kucak açtı. BDP'lilerden biri Elazığ'da MHP'yi destekleyeceklerini açıkladı. Ses kaydı yakında çıkar."

KAYITTA NELER KONUŞULUYOR?

YSK’nın BDP destekli İsa Gürbüz’ün bağımsız milletvekili adaylığını iptal etmesinin ardından, Elazığ’da seçimleri 12 Eylül referandum oylamasında olduğu gibi boykot etme kararı alan BDP, daha öncesinde MHP’ye destek verme kararını masaya yatırmış.

Video paylaşım sitesi dailymotion.com'a düşen ses kaydında BDP'li İl Başkanı Baki Yıldırım, BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak’a ”Eğer CHP uygun değilse götürelim eğer MHP kazanıyorsa orda bir tane çıkarıyorsa ikincisini biz destek sunarsak MHP çıkarıyorsa biz götürüp MHP’ye verelim oyu. Yani AKP orada bir daha beş sıfır yapmamalı” diyor.