Erdoğan: Terörden nemalanan 2 partiyle görüşmeyeceğiz

Salı, 13 Temmuz 2010 - 15:28

Erdoğan: Terörden nemalanan 2 partiyle görüşmeyeceğiz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP’nin, Anayasa sürecinde kanın durması sürecinde, hayati acil konularda işbirliğine yanaşmadığı eleştirisini getirerek, "Ama iş adam asmaca oyununa gelince son derece iştahlılar. O zaman da ‘gelin beraber oynayalım’ diyorlar. Terörle mücadelede MHP yok" dedi. Erdoğan, BDP’yi de eleştirerek, "BDP’yi aziz milletime havale ediyorum" sözleriyle tepki gösterdi. Erdoğan, "Tabi ben MHP ile aynı paralelde siyaset üreten, BDP’yi aziz milletime havale ediyorum. Onun desteğinin nereden geldiğini aziz milletim biliyor, neyin avukatlığına şu çatı altında soyunduğunu gayet iyi görüyoruz. Terör örgütünün temsilcisi olara neleri yaptığını bizzat görüyoruz. Terörden nemalanan bu iki partiyle görüşmeyi biz teröre destek olarak gördük ve her ikisiyle de görüşmeyeceğiz" dedi.

Erdoğan, partisini grup toplantısında yaptığı konuşmada değişik konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Başbakan Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkardığı konular ve bunlara ilişkin ifadeleri şöyle:
Büyüme rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, bazı kesimlerin "rekor" düzeydeki oranı bile eleştirdiğini söyledi. "Bunların büyüme diye bir derdi yok. Bunların tek derdi var: AK Parti’yi iktidardan nasıl indiririz..." diyen Erdoğan, "Biz milletimizi sevindirmeye, onları da üzmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

Bazı kesimlerin "referandumdan sonra erken seçim beklediğini anlatan Erdoğan, "Kimse erken seçim beklemesin. Bizim kitabımızda bu yok" ifadesini kullandı. Daha önce 16 ayda bir iktidar değiştiğini anlatan Erdoğan, "Dört yılda seçimimizi yapacağız. Türkiye bu takvim üzerinde çalışmalarını yürütecektir. Gelişmiş ülkenin karakteri budur, seçim kültürü budur. Bunu yaşayacağız. Yatırımcı da şunu bilecek: Dört yılda bir seçim olur, bundan önce seçim bu ülkede olmaz. Ona göre yatırımın yapacak" dedi.

Anayasa değişikliğine ilişkin referandumda "Halkın, ’evet’ oyuyla darbe anayasasını tarihe gömeceğine inandığını" belirten Erdoğan, 81 vilayeti dolaşarak anayasa değişikliğini halka anlatacaklarını bildirdi. Erdoğan, anayasa değişikliğine ilişkin "40 Soru, 40 cevap" başlıklı bir kitap hazırlandığını, ayrıca broşürlerin de bastırılacağını kaydetti.

-"MHP İŞBİRLİĞİNE YANAŞMADI"-

Terörle mücadelenin ulusal bir konu olduğunu ifade eden Erdoğan, "Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böyle hayati bir meselede MHP ile istişare niyetimiz, maalesef MHP tarafından daha en başından reddedilmiştir" diye konuştu.

Erdoğan, 2007 seçimlerinden hemen sonra, birçok konuda MHP’ye işbirliği önerdiklerini dile getirerek, "Böyle en hayati konularda, böyle önemli ve acil konularda MHP işbirliğine yanaşmadı... Ama iş ’adam asmaca’ oyununa gelince son derece iştahlı bir şekilde ’gel beraber oynayalım’ diye bize çağrıda bulundu. Terörle mücadelede MHP yok. Erzurum meydanında halat atmakla bir yere varamazsın. Yasal değişiklikler olmadığı zaman halat elindeydi, o zaman niye gereğini yapmadın?" diye sordu.

Ülkenin sorunlarında "MHP yönetimi, MHP zihniyeti diye bir anlayış" olmadığını savunan Erdoğan, "MHP yönetiminin anlayışı ile tabanın anlayışının, özellikle bu referandum sürecinde bir örtüştüğüne inanmadığını" söyledi. Erdoğan, "İnanıyorum ki bu referandum sürecinde de her ne kadar yönetim demokratikleşmede yoksa da MHP tabanı bu demokratikleşmede yerini alacak ve bu referandumda inanıyorum ’evet’ diyecektir" dedi.

-"TERÖRDEN NEMALANAN İKİ PARTİ"-

"MHP ile aynı paralelde, ayni minvalde siyaset üreten BDP’yi aziz milletime havale ediyorum" diyen Erdoğan, "Onun desteğinin nereden geldiğini benim aziz milletim çok iyi biliyor. Neyin avukatlığına, şu çatı altında soyunduğunu gayet iyi görüyoruz, biliyoruz. Yaptıkları konuşmalarda, yaptıkları açıklamalarda bunu görüyoruz. Terör örgütünün bir temsilcisi olarak neleri yaptığını yaptığını bizzat görüyoruz. Dolayısıyla terörden nemalanan bu iki partiyle görüşmeyi biz teröre destek olarak gördük ve her ikisiyle de görüşmeyeceğiz" şeklinde konuştu.
Erdoğan, milletin "şehit cenazelerini istismar ederek siyaset yapanları gördüğünü ve bu istismarcılara cevabı demokratik yollardan vereceğini" ifade etti. Başbakan Erdoğan, "Onlara göre bir cenaze namazı... Caminin önüne intikam pankartı asanların bu ülkede barış demeye hakları yoktur. Böyle bir barış yaklaşımı olamaz, bir barış anlayışı olamaz. Burada kürsüye çıkıp ’barış, barış’ diyeceksin; ondan sonra gelip caminin önünde intikam diyeceksin. Bizim camilerimizin önünde intikam naraları atılamaz. Bizim kültürümüz, bizim medeniyetimiz bunu asla kabul edemez" dedi.
Başbakan Erdoğan, "Böyle milli bir meselede kapılarını bizlere açtıkları için gerek CHP’ye, gerek DSP’ye, gerek Saadet Partisi’ne ve BBP’ye şimdiden şükranlarımız sunuyorum" diye konuştu.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Onun desteğinin nereden geldiğini benim aziz milletim çok iyi biliyor... Ve neyin avukatlığına şu çatı altında soyunduğunu gayet iyi görüyoruz. Yaptıkları konuşmalarda, yaptıkları açıklamalarda bunu görüyoruz. Ve terör örgütünün bir temsilcisi olarak neleri yaptığını bizler görüyoruz. Dolayısıyla terörden nemalanan bu iki partiyle görüşmeyi teröre bir destek olarak gördük ve ikisiyle de görüşmeyeceğiz. Aziz milletim, terörden bizar halkımızı, şehitlerimizi , şehit cenazelerimizi istismar ederek siyaset ürettiklerini görüyor ve bu istismarcılara en güzel cevabı da demokratik yollarla verecektir.

Kalkıp, onlara göre bir cenaze namazı... Ve caminin önüne ’intikam’ pankartını asanların bu ülkede ’barış’ demeye hakları yoktur. Böyle bir barış yaklaşımı olamaz. Böyle bir barış anlayışı olamaz. Burada kürsüye çıkıp, ’barış, barış, barış’ diyeceksin, ondan sonra gelip caminin önünde ’intikam’ diyeceksin. Bizim camilerimizin önünde intikam naraları atılamaz. Bizim kültürümüz, bizim medeniyetimiz bunu asla kabul etmez."

-"ERKEN SEÇİM YOK"

Erdoğan, erken seçim beklentilerine nokta koydu ve "Kimse erken seçim, merken seçim, böyle bir şey beklemesin. Bizim kitabımızda bu yok. Türkiye artık o geri kalmış ülkelerin kültüründe olan, akşam yatıp sabah kalktığında seçim yapan ülkelerden değil" dedi. Başbakan Erdoğan, Türkiye’de geçmişte 16 ayda bir iktidar değiştiğini söyledi.

Geçen dönemin 4 yıl sürdüğünü, bu dönemde de 4 yılı tamamlayacaklarını belirten Erdoğan, "Gelişmiş ülkenin bir göstergesidir bu. Seçim kültürü budur, bizler bunu yaşayacağız. Yatırımcı da şunu biliyor; ’4 sene sonra seçim var. Ona göre yatırım yapacağım" dedi.
Başbakan Erdoğan, gerek ulusal gerekse uluslararası bazda bütün yatırımcıların hep bunu hesap ettiğini kaydederek, şöyle konuştu:
"Bunu merakla bekleyenler, şimdi buna da yine tuz biber olmaya gayret ediyorlar ve diyorlar ki; ’her an bir seçim olabilir’ veya referandumdan sonra.. Bazı dostlarımız da ’referandumdan sonra hemen bir erken seçim yapın’ diyorlar. Böyle akıl verenler de var. İnanıyorum ki benim halkım bu darbe Anayasasını ’evet’le tarihe gömecektir. Burada neleri söyleyeceğimizi, neleri anlatacağımızı inşallah 81 vilayeti tek tek dolaşacağız ve bunları halkımıza gece gündüz demeden anlatacağız.

2010 yılının ilk çeyreğinde Türkiye rekor düzeyde büyümeseydi, hatta küçülseydi, emin olun bunlar var ya, zil takıp oynarlardı. ’Türkiye küçülüyor...’ Bunların umurunda değil, zil takıp oynarlardı. Çünkü bunların Türkiye, ekonomi, büyüme, ilerleme diye bir derdi yok. Bunların tek derdi var, ’AK Parti’yi iktidardan nasıl indiririz.’ Gerçekleri de hiç bir zaman söylemezler. Gerçekleri hep saptırırlar. ’AK Parti başarısız olsunda, Türkiye’ye ne olursa olsun...’ Anlayışları bu. Biz milletimizi sevindirmeye, onları da üzmeye devam edeceğiz."

Başbakan Erdoğan, partisinin siyaset felsefesinin en önemli ilkelerinden birisinin, istişare ve diyalog mekanizması olduğunu söyledi.
İstişare ve diyalog, uzlaşma gibi kavramları, iktidarları döneminde içi boş bir kavram olmaktan çıkardıklarını kaydeden Erdoğan, "Yunus’un deyimiyle ete kemiğe büründürerek, somut karşılıkları olan kavramlara dönüştürdük" dedi.

Başbakan Erdoğan, 7,5 yıl boyunca kendilerine kapılarını açan siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, akademisyen, yazar ve gazetecilerle hiç bir kompleks duymadan görüştüklerini ve görüşmeye devam ettiklerini bildirdi.

-"SANATÇILARLA GÖRÜŞTÜK DİYE BİZİMLE DALGA GEÇTİLER"-

Erdoğan, şunları kaydetti:
"Kin gütmedik, intikam peşinde olmadık, küsmedik, sırtımızı dönmedik, ilkelerimizden taviz vermeden, görüşülmesinde millet adına yarar bulunan herkesle görüştük. Herkesi dinledik. AK Parti’nin uzlaşmadan, diyalogtan,istişareden kaçtığını iddia edenler, AK Parti’ye haksızlık ederler. 7,5 yıl boyunca çok yoğun şekilde toplumun çeşitli kesimleriyle görüştük, görüşmeye devam ediyoruz. Bu arada çok ağır ithamların, iftiraların da muhatabı olduk. Türk siyasi tarihinde eşi benzeri olmayan hakaretlere maruz kaldık. Demokrasi ve hukuk dışı saldırıları göğüsledik. Manşetler yoluyla, ulusal ve uluslararası karalama kampanyaları yoluyla hedef gösterildik ve hala devam ediyor. Ama hiçbirine eyvallah demedik, hiçbirine boynumuzu eğmedik. Ama hiç bir zaman da içimize kapanmadık, gözümüzü yummadık, kulağımızı tıkamadık. Son bir kaç yıl içinde toplumun değişik kesimleriyle görüştük, hala görüşmeye devam ediyoruz. İlk kez bizim dönemimizde değişik etnik unsurlarla, inanç grupları, Alevi grupları, Romanlar, Boşnak ve Arnavut kardeşlerimiz... Hepsiyle görüşmeler yaptık ve yapıyoruz.

Azınlıklarla bizzat kendim görüştüm. Devlet ve Hükümet tarafından muhatap alındılar ilk kez. Bizzat kendileri de bunu ifade ettiler. Sanatçılardan yazarlara, sinema oyuncularından sporculara kadar, hiç bir Hükümet döneminde görüşleri alınmamış kesimleri biz dinledik. Muhalefet bizimle dalga geçti. ’Bunlar sanatçılarla, sinemacılarla, filmcilerle, artistlerle görüşüyorlar’ diye bizimle dalga geçtiler. Onların bu ülkede demokrasi, milli birlik ve kardeşlik, açılım adına söyleyecekleri yok muydu? Muhalefete göre yoktu, ama bize göre vardı ve biz dinledik."

Başbakan Erdoğan, siyaset zemininde de istişare ve diyaloğun kendileri için rehber olduğunu söyledi.
Görüşmeden, konuşmadan, eleştiriden hiç bir zaman kaçınmadıklarını belirten Erdoğan, 17 Ekim 2009’da Kırşehir’de yapılan Ahilik Haftası kutlamalarından sonraki grup toplantısında, Ahi Evran’ın bir sözünü hatırlatarak, "(Gelmeyene sen gideceksin) dedim. Biz; ülkemiz, milletimiz, çocuklarımız ve gençlerimiz adına ısrarla ve inatla görüşme taleplerimizi samimi şekilde dile getirmeye devam ettik. Hep reddedildik, ama buna rağmen ısrarlı olduk" dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin terör gibi, 73 milyonu çok yakından ilgilendiren ulusal bir meselesi olduğunu kaydetti.

-"MHP TABANINA SAYGI DUYUYORUM"-

CHP, MHP, DSP ve Saadet Partisi de dahil olmak üzere her siyasi partinin 30 yıldır bu sorunla karşılaştığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terör ulusal ve siyaset üstü bir mesele iken, ne yazık ki hükümetleri yıpratmanın bir aracı olarak görüldü ve kullanıldı. Terör karşısında tedbir almak isteyen nice Hükümet, muhalefetin popülist baskıları nedeniyle cesur adımlar atmaktan kaçındı. Terörün, terör örgütünün, siyasetteki bu zaafı görerek bu zaafı kendi lehine çok iyi değerlendirdiğine de şahit olduk. Türkiye ne zaman güçlendiyse, ekonomi atağa geçtiyse, demokratikleşmenin önü açıldıysa terör tırmandırıldı. Türkiye’nin büyümesi engellendi. Bugün terörün iç politikayı şekillendirmesine özellikle izin verenler, terör örgütü ile bu vebali taşırlar. Terör Şemdinli’den, Çukurçu’dan, Reşadiye’den vururken, eş zamanlı olarak Ankara’dan Hükümete vurmak, fırsatçılıktır, terörün değirmenine su taşımaktır. Terör huzuru tehdit ederken, Ankara’dan istikrarı tehdit etmek, bilerek ya da bilmeyerek terörün hedefine hizmet etmektir. Biz bu oyunu artık bozmak istiyoruz. Bu ulusal meseleye çözüm bulunması için gayretlerimizi her şeye rağmen sürdürüyoruz.

Gençleri, çocukları, anne ve babaları ilgilendiren böyle hayati bir meselede MHP ile istişare niyetimiz, daha en başından reddedilmiştir. 2007 seçimlerinden itibaren her önemli konuda MHP’ye diyalog elimizi uzattık. ’Gelir bir çay içersiniz, bir kahve içersiniz gidersiniz’ gibi laubali, gayri ciddi yaklaşımlar gördük. Anayasa değişikliği sürecinde işbirliği önerdik. Akan kanın durması, gençlerin yaşaması için işbirliği önerdik. Böyle hayati konularda MHP işbirliğine yanaşmadı. Ama iş adam asmaca oyununa gelince, son derece iştahlı bir şekilde, ’gel beraber oynayalım’ diye çağrıda bulundular. Terörle mücadelede MHP yok. Erzurum Meydanında halat atmakla bir yere varamazsın. Yasal değişiklikler olmadığı zaman halat elindeydi, o zaman niye gereğini yapmadınız? Şimdi kalkıp anayasal ve yasal olarak herşey ortada iken, sıkılmadan şunu söyleyebiliyorlar: ’İktidar Anayasa değişikliği yaparsa biz destek veririz’ diyorlar. Ne akla ziyan bir yaklaşım tarzı. O aklı kendine sakla, olur bir gün lazım olur. Ülkenin ekonomik sosyal, siyasi sorunlarında, uluslararası ilişkilerinde MHP yönetimi, zihniyeti diye bir anlayış yok. MHP tabanına saygı duyuyorum. Ancak yönetimin anlayışı ile tabanın anlayışının özellikle bu referandum sürecinde örtüştüğüne inanmıyorum. İnanıyorum ki referandum sürecinde, her ne kadar yönetim demokratikleşmede yoksa da MHP tabanı demokratikleşmede yerini alacak ve bu referanduma ’evet’ diyecektir. Gençleri yaşatmada MHP yok, ama olay, kendilerinin kaldırdığı idam, öldürmek olunca orada kayıtsız, şartsız işbirliğine hazırlar."

-PARTİLERLE YAPILACAK GÖRÜŞMELER-

Erdoğan, milli bir meselede kapılarını kendilerine açtıkları için CHP, DSP, SP ve BBP’ye şimdiden şükranlarını sunduğunu ifade ederek, DSP ile bugün, SP ve BBP ile yarın, CHP ile de perşembe günü görüşeceklerini söyledi.
Bu görüşmelerin terörle mücadelede ortak bir tavır, ortak bir duruş belirlenmesi için önemli olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Muhalefete yaptıklarımızı anlatırken muhalefetin de bu noktadaki tavsiyelerini özellikle dinleyeceğimizi söylemek isterim. ’Sadece Hükümet bize anlatın, biz dinleyeceğiz’ anlayışı bu işin tekniği açısından mümkün değil, bunun hiçbir faydası da olmaz. Biz zaten gerekli olan açıklamaları yapıyoruz. Burada da yaparız ama bize ne katkıda bulunacaklar? Önemli olan budur. Yapmamız gerekenler nelerdir? Tavsiyelerini almak isteriz. Madem icra biziz, yürütmeyiz... Dolayısıyla tavsiyeleri olacak ki bu tavsiyeleri alalım ve bunları uygulamaya koyalım.

Biz bu güzel ve anlamlı diyalog tablosunun Türkiye’nin her meselesinde oluşmasını arzu ettik ve arzu ediyoruz. Bundan sonra da illa bizden bir talep gitsin diye bunu bur formata bağlamaya gerek yok. Onlarda istedikleri zaman liderler olarak bir araya gelebiliriz. Oturur konuşuruz. Bunu ikili yaparız ama kalkıp hemen Çankaya’ya top atmak bana göre bu tür görüşmelerden kaçmaktan başka bir şey değildir. Zira burada bu işi yoğun olarak yürüten iktidardır ve parlamentonun çatısı altında beraberiz, otururuz bunları konuşuruz. Liderler olarak konuşuruz, grup yönetimleri olarak konuşuruz. Umuyorum ki attığımız bu güzel adım Türkiye’nin meselelerinin çözümünde siyaset kurumuna çok daha fazla güven ve itibar kazandırır. Ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum."

BÜYÜME RAKAMLARI

Önceki hafta 2010 yılının birinci çeyreğine dair büyüme verilerinin açıklandığını hatırlatan Erdoğan, hala "AK Parti iktidarı ne yaptı, ne yapıyor" diyenlerin olduğunu söyledi.

"180 kez de olsa tekrarda büyük fayda var" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye 2010 yılının ilk çeyreğinde yüzde 11,7 büyüyerek dünya genelinde en hızlı büyüyen 4. ülke, Avrupa’da ise en hızlı büyüyen ülke konumuna gelmiştir. Buraya durup dururken gelmedik. Bu, işi ne kadar sıkı tuttuğumuzun ifadesidir, alametidir. Aynı zamanda Türkiye OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke olmuştur. AB’nin de üyesi olduğu ve dünyanın en önemli 19 ekonomisinin bulunduğu G-20’de, Çin’den sonra en hızlı büyüyen ülke olmuştur. Daha hangi belgeyi vereyim? 2010 yılının ilk çeyreğinde Bulgaristan yüzde 3.6 küçüldü, Romanya 2.6 küçüldü, Yunanistan 2.3 küçüldü, Danimarka ve Finlandiya yüzde 0.6 küçüldü, İngiltere yüzde 0.2 küçüldü.

Hollanda yüzde 0.1, İtalya 0.6, Fransa 1.2, Almanya 1.5, İsviçre 1.7, Kanada 2.2, ABD 2.3 büyüyebildi. Ama Türkiye 11.7 büyüdü. Yılın ilk çeyreğinde büyümenin dinamiklerine baktığımızda büyümenin özel sektör ve iç talep tarafından desteklendiğini de görüyoruz. Netice itibariyle ekonomimiz özel sektörün desteğiyle kamu harcamalarına ihtiyaç duymadan sağlıklı bir şekilde büyümeyi gerçekleştirmiştir. Son açıklanan büyüme rakamlarını yıllık hale getirdiğimizde milli gelirimizi son 12 ay içinde yaklaşık 1 trilyon Türk lirasına, gerçek anlamda 988 milyar Türk lirasına, dolar bazında ise milli gelirimiz bütün krize rağmen 652 milyar dolara ulaşmıştır. 2010 Mayıs ayında ihracatımız 2009’un aynı ayıyla karşılaştırıldığında yüzde 34.5 artış gösterdi. Sanayi üretim endeksi ise Mayıs ayında yüzde 15.6, yılın ilk beş ayında ortalama yüzde 17 oranında artış göstererek ciddi bir büyüme kaydetti."

2010’un birinci çeyreği itibariyle küresel krize rağmen, son iki aydaki kamu net borç stokunun milli gelire oranının yüzde 45’te tutulduğunu ifade eden Erdoğan, "2002’de yüzde 73.7, 2009 yüzde 45,4... Aynı şekilde bütçe açığının milli gelire oranı ise yüzde 4,5 olarak gerçekleşmiştir. Bu iki gösterge ekonomik güvenirliğin en temel göstergeleridir. İstikrarın, istikrarsızlığın, popülizmin, savurganlığın, disiplinin en net, en somut olarak izlenebileceği göstergeler bu göstergelerdir. Sağa sola bu işi kaçırmaya, kaydırmaya kimsenin hakkı yok. Biraz ekonomi mürekkebi yalamış olan bunu gayet iyi bilir" dedi.

Küresel krize rağmen borç oranını ve bütçe açığını bu kadar düşük seviyelerde olmasının ülke, millet ve ekonomi adına taktire şayan bir gelişme olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, "Ne referandum sürecinin ne de bir yıl sonraki genel seçimlerin ekonomiye olumsuz bir etki yapmaması için biz, tedbirlerimizi aldık ve bunları son derece disiplinli şekilde uyguluyoruz" diye konuştu.

-"ARTI DEĞER VAR EKSİ DEĞER YOK"-

Önceki hafta grup toplantısında rekor bir büyümeden bahsettiğini "yarın bu göstergeler, büyüme rakamları açıklanacak ve ümit ediyorum ki; rekor bir büyüme açıklanacak" dediğini anımsatan Başbakan Erdoğan, "Açıklanınca baktık, malum çevreler büyüme oranlarını bir kenara bırakmış, rekor kelimesine takılmışlar. Çünkü hayatlarında rekor yok. Rekor, AK Partiye ait olan bir şey" dedi. Erdoğan, şunları söyledi:

"Avrupa’da rekor kırmışız, OECD ülkeleri arasında rekor kırmışız bunları tatmin etmiyor. G-20’de ikinciyiz, dünyada dördüncüyüz bunları tatmin etmiyor. 2004’teki AK Parti rekorundan sadece binde 3’lük bir sapma olmuş, evire çevire konuyu oraya getiriyorlar. Yani bu uluslararası finans krizi, ekonomik kriz, bütün bunlara rağmen burada olan bir Türkiye var. Adam kalkar bir gün de teşekkür eder. Bunların kitabında o da yok. Çok açık söylüyorum; Türkiye’nin başarılarından, rekorlarından, sevincinden, coşkusundan ciddi şekilde rahatsız olanlar var ama ben milletimizin memnuniyetini biliyorum.

Çok ilginç bir şey oldu bu sabah; baktım bir televizyon kanalında vatandaşla söyleşi yapıyorlar. Bir vatandaş enteresan bir cevap verdi. ’Kardeşim ben 4 sene önce zeytinyağını hangi rakamla alıyorsam bugün de aynı rakamla alıyorum, daha ne isteyeceğim’ dedi. Bakın bu çok önemli bir şey. Bunlar bunu bile hala tespit edemediler. Yani şurada bırak 4 sene öncesini 7 sene öncesi fiyatlarla bugünkü fiyatları bir karşılaştır, oradaki farkları gördüğün zaman AK Parti iktidarının Türkiye’ye ne kazandırdığını göreceksin. Artı değer var eksi değer yok ve bu süreci bu karalılıkla devam ettireceğiz."

KATILIM

AK Parti Grup toplantısının son bölümünde, oturumu yöneten Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı Mücahit Pehlivan’ı kürsüye davet etti. Genel Başkan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, parti rozetini Pehlivan’ın yakasına takarak, "Bundan sonraki süreçte yolumuza kararlı bir şekilde devam edeceğiz. Bu yolda beraber yürüyeceğimiz arkadaşlarımızın sayısı da her geçen gün artacaktır. Hayırlı olsun" dedi.
Pehlivan da yaptığı kısa konuşmada, "Vicdanım, sorumluluğum ve inancım için buradayım. Allah utandırmasın" dedi.

"FAİLLER TOKALAŞMIYOR

Erdoğan, TBMM çıkışında bir gazetecinin, "Bugün bir gazetede, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile ilgili kaset olayına ilişkin ’failler tokalaşmıyor’ ifadeniz yer aldı. Buna açıklık getirebilir misiniz?" sorusunu, "Onu siz benden iyi biliyorsunuz. Siz yazdınız. Ben sizden öğrendim" diye cevapladı.

4