Erdoğan, "The Economist"in yorumuna çattı

Cuma, 03 Haziran 2011 - 17:29

Erdoğan,

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Meğer, CHP’nin yeni genel başkanı, sadece ulusalcı bir proje değil, uluslararası bir projeymiş. Biz, CHP’nin yeni genel başkanını, Türkiye’deki çetelerin projesi biliyorduk. Meğer sadece onların değil, küresel çetelerin de projesiymiş" dedi.

Erdoğan, partisince Konya Hükümet Meydanı’nda düzenlenen mitingde vatandaşlara hitap etti.

"Ne diyor CHP’nin sanal genel başkanı ’Biz olsaydık, Mavi Marmara’nın yola çıkmasına izin vermezdik" diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ne diyor CHP’nin proje genel başkanı ’Biz olsaydık, İsrail’le ilişkilerin bozulmasına izin vermezdik’ diyor. Biz sizin dönemlerinizi biliriz. Biz, CHP dönemlerindeki dış politikayı biliriz. Biz, CHP’de, monşerlerin çizdiği dış politikanın ne olduğunu çok iyi biliriz. İnönü CHP’sinin, hem Hitler’in doğum gününü kutlamaya heyet gönderdiğini, hem de İsrail’i ilk tanıyan hükümetlerden biri olduğunu da biz çok ama çok iyi biliriz."

-"THE ECONOMIST’İN YORUMU-

CHP Genel Başkanı’nın İsrail’e verdiği selamın, karşılığını bulduğunu ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Uluslararası bir dergi (The Economist) bir yorum yayınlıyor. Yorumda, öyle dolaylı filan değil doğrudan doğruya ’Oyunuzu CHP’ye verin’ deniyor. Ya bu nasıl bir pervasızlıktır, bu nasıl bir densizliktir? Seçim analizi yapmak başka bir şeydir, ’Şu partiye oy verin’ diye çağrıda bulunmak başka bir şeydir.
Bu dergi çıkıp, ’AK Parti’ye oy verin’ deseydi, açık söylüyorum buna da karşı çıkardık. Uluslararası bir yayın organının, bu kadar açık şekilde çağrı yapması, esasında CHP’nin nasıl bir proje olduğunu da ortaya koymuştur. Neymiş, (CHP, demokrasinin teminatıymış)"

-"CHP’Yİ ZERRE KADAR TANISALAR..."-

Alandakilerin bu gazetenin yorumlarına tepki göstermesi üzerine Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Biz, birlikte konuşacağız. Bizde ne otoriter, ne totaliter bir anlayış olmayacak. Hep birlikte konuşacağız. Anlaşılan bunlar, sadece Türkiye’ye değil, CHP’ye de Fransızlar. Eğer CHP’yi zerre kadar tanısalar, demokrasi ile CHP kelimelerinin yan yana gelmeyeceğini, tarih boyunca gelmediğini görecekler. Ey The Economist, sen bilir misin bu ülkede CHP’nin il başkanları, illerde valilik yapmıştır. Sen bilir misin milli egemenliğin ancak CHP’nin eliyle yürütülebileceğini yasal hale getirenin bir CHP olduğunu... The Economist, sen bu ülkeye, CHP’ye çok Fransızsın. Hesap başka. Meğer, CHP’nin yeni genel başkanı, sadece ulusalcı bir proje değil, uluslararası bir projeymiş. Biz, CHP’nin yeni genel başkanını, Türkiye’deki çetelerin projesi biliyorduk, meğer sadece onların değil, küresel çetelerin de projesiymiş."

-"TEL AVİV’E SELAM GÖNDERMEKTEN BAŞKA..."-

Erdoğan, sadece Konya’ya değil, tüm Türkiye’ye seslendiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Buradan CHP’ye gönül vermiş kardeşlerime sesleniyorum. CHP genel başkanının nasıl bir proje olduğunu işte görün. CHP genel başkanının kimlerle iş tuttuğunu, arkasında kimlerin olduğunu işte görün. Allah aşkına, Konya’dan soruyorum; Bu yeni CHP’nin, dış politikasını bilen var mı? Tel Aviv’e selam göndermekten başka, dış politika adına sarf ettikleri tek cümle duydunuz mu?"

BİZ BU MAKAMLARA MEDYA İLE GELMEDİK

"Biz bu makamlara medya ile gelmedik medyaya rağmen geldik" diyen Başbakan Erdoğan, "Biz bu makamlara sermaye ile gelmedik, sermayeye rağmen geldik, biz bu makamlara sizinle geldik, milletin desteği ile geldik. Milletin çabaları ile geldik, milletin hayır duaları ile geldik. Biz bu makamlara uluslararası çetelerin, ulusalcı çetelerin değil, milletin takdiri ile geldik. Arkamıza biz sizleri aldık, milletimizi alarak, hamdolsun bugünlere geldik. Biz manşetlerle çarpışarak büyüdük, biz muhtar bile olamaz diyen zihniyete rağmen bugünlere geldik. Muhtar bile olamaz diyen medyaydı biliyorsunuz. Sür manşet, bu manşetleri atmışlardı..." ifadelerini kullandı.

-"13-14 YAŞINDAKİ ÇOCUKLARI YAKANLARI GÖRMÜYORLAR"-

Son günlerde bir kampanya başlatıldığını belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"O malum medyada bazı yazarlar bizi BDP’ye karşı sert bir dil kullanmakla eleştiriyorlar. En son Diyarbakır’da yaptığımız konuşmanın BDP’ye karşı çok sert olduğunu ifade ediyorlar. Bu yazanlar Kastamonu’da şehit olan Recep Şahin polisimizi görmüyorlar, bu yazanlar Silopi’de şehit olan polislerimiz Gökmen Şimşek ve Muharrem Ünlü’yü görmüyorlar. Bu yazarlar bizim 150’den fazla seçim büromuza molotof atıldığını görmüyorlar. Milletvekillerimizin nasıl saldırıya uğradığını görmüyorlar. Hakkari’de sabah namazından çıkarak evine giden benim Kürt kökenli kardeşim imam efendiyi görmüyorlar, Cizre’de imam hatip yurduna molotoflar atmak suretiyle 13-14 yaşındaki çocukları yakanları görmüyorlar. Zorla kapattırılan kepenkleri görmüyorlar, bu medya, Hopa’da atılan taşlar neticesinde bulunduğum otobüsten aldığı isabetle taş başına gelince düşen ve şu anda da beyin ameliyatından sonra şuuru kapalı olarak hala hastanede yoğun bakımda yatan benim koruma polisim Servet yavrumu görmüyorlar."

"DUBLE YOLLARI, DERSİM’DE OLDUĞU GİBİ KOLAY HAREKAT YAPILSIN DİYE İNŞA EDİYORMUŞUZ..."

"BDP’nin öfke dilini, şiddet dilini, gençlerin kanından, anaların gözyaşından beslenen dilini duymazdan geliyorlar" diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"BDP’nin zorbaca, zalimce bölgede uyguladığı faşizmi görmüyorlar, göremiyorlar. MHP ile BDP arasındaki, BDP ile CHP arasındaki muhabbeti görmüyor, görmek istemiyor, bunu sorgulamıyorlar. Şimdi size çok enteresan bir şey anlatacağım. Bir bayan gazeteci köşe yazıları yazıyor, zaman zaman televizyonlarda da yorumlar yapıyor. Son yıllarda kendini kaybetmiş şekilde AK Parti’ye karşı kin kusuyor. Ben medya vasıtasıyla da bunun iyi değerlendirilmesini istiyorum. PKK’nın yayın organına açıklama yapıyor, ’aslında zor ve yol politikaları her zaman beraber gidiyor’ ifade bu. Neymiş 1935 yılında Dersim katliamı öncesinde, buraya yapılacak harekat için yol inşa edilmiş. AK Parti’nin duble yollarını da işte bu şekilde yorumluyor. Söylemek istediği şu; güya biz duble yolları, bölünmüş yolları Dersim’de olduğu gibi kolay harekat yapılsın diye inşa ediyormuşuz. Açık açık söylüyorum, bu mertlik değil, namertliktir. Böyle bir izansızlık, densizlik olur mu? Yol medeniyettir. Yolu olmayan bir ülke medeniyeti konuşabilir mi? Yani biz bu milleti, ben vatandaşlarımı insanımı afedersiniz hendeklerden sıçraya sıçraya mı göndereceğim. Bir yönetimin görevi bu. Siz kime şirin görünmeye çalışıyorsunuz, PKK ile BDP ile bu muhabbetiniz nereden kaynaklanıyor. BDP’ye karşı bu kadar uysal, AK Parti’ye karşı nasıl bu kadar saldırgan olabiliyorsunuz. Güya bayansın, Cizre’de yüzleri yakılan Kürt çocukları görmezden gelip PKK’nın, BDP’nin sırtını neden böyle sıvazlıyorsunuz. CHP’nin, MHP’nin yöneticilerinden bir ses duydunuz mu? Bu yavrular bu hale geldi var mı bir sesleri, çıkmaz..."

"SANDIKLARIN PATLAMASI LAZIM"

Konyalıların da desteğiyle iktidara geleceklerini belirten Erdoğan, "Bu manşetlere, bu malum medyaya rağmen bir kez daha iktidara geleceğiz. İmam hatip düşmanı, başörtüsü düşmanı, Allah’ın ayetine ’sinir bozucu’ diyen, ’statükocunun Allah’ı Ankara’da’ diyen CHP’ye rağmen, MHP’ye rağmen inşallah iktidara geleceğiz" diye konuştu.

Seçime dokuz gün kaldığını anımsatan Erdoğan, kapı kapı, köy köy dolaşacaklarını söyledi. Erdoğan, "Sandıkların patlaması lazım. Konya’dan bunu bekliyorum. İnanıyorum ki Konya bizi mahcup etmeyecek" dedi.

Erdoğan, "Biz bunlara rağmen, inadına demokrasi, inadına özgürlük, inadına kardeşlik demeye devam edeceğiz. Konya sizlere sesleniyorum; çetelerle mücadelede arkamızda mısınız, demokrasi mücadelemizde arkamızda mısınız, hukuk mücadelesinde arkamızda mısınız, büyük Türkiye mücadelesinde arkamızda mısınız? Konya, AK Parti diyor mu? Bu iş bitmiştir. Bu iş tamam, Sevgili Konyalılar, biz bu oyunu bozarız, millet bu tezgahı bozar" diye konuştu.

CHP, MHP, BDP’ye gönül verenlerin de bu oyunu görmelerini ve bozmalarını isteyen Erdoğan, şunları söyledi:
"Dikkat edin MHP Genel Başkanı şu anda AK Parti’ye karşı ağzına geleni söylerken, BDP’ye tek kelime söyleyemiyor, CHP ile ilgili ağzını açamıyor. CHP, Hakkari’de miting yapıyor, bu mitingi BDP ile gizli sözleşmeler yaparak gerçekleştiriyor. Beş maddelik bir sözleşme yapıyorlar aralarında. Hadi çık açıkla, niye açıklayamıyorsun, neden? Bakınız, çok enteresan, CHP’nin Hakkari’de aldığı oy 157, karşısında 2 bin kişi filan var. Nereden geldi bu insanlar? Nereden buldular bu insanları? BDP ile anlaştılar, her birinin eline birer tane CHP bayrağı verdiler. Yoksa BDP’li hayatında eline CHP bayrağını almaz. Aldı ama bir tane Türk bayrağı tutuşturamadılar ellerine. Sayın Kılıçdaroğlu hala bunun hesabını veremedi. Madem Türk bayrağı ile ilgili bu kadar rahatsın, diğer illerde aynı rahatlığı niye gösteremiyorsun?"

Hakkari’deki miting konuşmasında da "tek millet" dediklerini hatırlatan Erdoğan, "Bu millete ne lazım? Bir bayrak lazım. Bizim bayrağımızın rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin simgesi. Bu bayrak niçin birilerini rahatsız ediyor? Bu BDP’lileri niye rahatsız ediyor? Onu rahatsız ediyorsa Bay Kemal, sen niye rahatsız olmuyorsun? Kalkıyor, ’Bir bayrağın orada olması o kadar önemli mi’ diyor. Bay Kemal, evet çok önemli. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Onunun için biz ’tek vatan’ dedik. 780 bin kilometrekarede ameliyat yaptırmayız, tek vatan" dedi.

-"HİÇBİR KAVİM BİR DİĞER KAVİME ÜSTÜN DEĞİLDİR"-

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bize bundan dolayı milliyetçilik yapıyorlar diyenler varsa evet, biz bu anlamda milliyetçiyiz ama biz MHP’nin anladığı anlamda değil, çünkü biz kafatası milliyetçisi değiliz. Biz ırkçı milliyetçiliği kabul etmiyoruz. Biz toplumun kavimlere, kabilelere bölünmesini asla... Hiçbir kavim bir diğer kavime üstün değildir. Bunu kabul edemeyiz ama insanlar çeşitli ırklarda, kabilelerde yaratılmışlardır. Birbirleriyle iyi anlaşsınlar, tanışsınlar diye. Kimse doğarken ’niye öyle doğdun, niye böyle doğdun’ denilemez. ’Niye şöyle konuşuyorsun, niye böyle konuşuyorsun’ denilemez. Bunlara saygı duymak gerekir. İşte biz bunu önemseyen bir partiyiz."

Hizmet siyasetine, eser siyasetine devam edeceklerini belirten Erdoğan, Konya’ya iki yeni vakıf, bir de devlet üniversitesi kurduklarının söyledi. Üniversitesi sayısını dörde çıkardıklarını hatırlatan Erdoğan, Konya’yı tarihte olduğu gibi yeniden bir bilim merkezine dönüştüreceklerini ifade etti. Mevlana Kültür Merkezi’ni Konya’ya kazandırdıklarını anlatan Erdoğan, Konya’yı güneş enerjisinin merkezi haline getireceklerini de söyledi.

Erdoğan, Konya Karapınar’ın dünyanın güneş enerjisi üssü haline dönüşeceğini belirterek, Konya’nın tarımda olduğu kadar hayvancılıkta da en büyük merkez haline geleceğini ifade etti.

Havaalanının yeni terminal binası için 11 Mayıs’ta ihale yapıldığını belirten Erdoğan, Konya’ya bu hizmeti en kısa zamanda kazandıracaklarını söyledi.

Konya Büyükşehir Belediyesinin çalışmalarına değinen Erdoğan, dünyaya örnek teşkil eden yatırımlarını sürdürdüğünü belirtti.
Erdoğan, Konya için en büyük projenin Mavi Tünel ve Konya Ovası Projesi olduğuna işaret ederek, "Bay Kemal ne diyor? ’Söz verdi başbakan Mavi Tünel diye, hala Mavi Tünel başlamadı’ diyor. Ne diyim? Kılavuzu karga olanın..." dedi.

Murat Muratoğlu - AA