Erdoğan, yazarlarla buluştu

Erdoğan, yazarlarla buluştu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'demokratik açılım' buluşmalarının üçüncüsünde edebiyatçı ve yazarlar ile biraraya geldi. Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde düzenlenen kahvaltılı buluşma önce AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik açıklama yaptı.

Çelik, "Yaşar Kemal, başından beri süreci destekleyen yazarlarımızdandır. Sürecin başlangıcında İçişleri Bakanı Beşir Atalay, kendisini ziyaret etti. Dört saat kadar görüşmeleri oldu. Bizzat görüşmemde bana bu konuda Başbakan ve hükümete iletilmek üzere görüşlerini Atalay'a ilettiğini söyledi. Orhan Pamuk yurt dışında olacağı için katılamadı. Başbakan'a sevgi ve sempatilerini ileterek süreci desteklediklerini belirtti. Adalet Ağaoğlu, başka programı olduğu için katılamadı. Yazılı mesajını Başbakan'a iletilmek üzere gönderdi" dedi.

Hüseyin Çelik, Ahmet Altan'ın kalabalık toplantılara mizacı itibarıyla katılamadığını, ancak süreci desteklediğini söylediğini ifade etti.

"Davetli listesini hazırlarken kesinlikle sağcı, solcu, milliyetçi, İslamcı, Alevi, Müslüman, gayrimüslim, kadın ve erkek gibi bir ayrım yapmadık" diyen Çelik, "Toplantıyı protesto eden oldu mu?" şeklindeki sorusuyu ise "Benim aradıklarım içinde 'Ben protesto ediyorum, katılmak istemiyorum, bunu yanlış buluyorum' diyen bir yazarımız olmadı. Sadece bir yazarımız 'Ben siyasilerle bir toplantıya katılmayı doğru bulmuyorum' dedi." diye konuştu.

"İNSANLAR ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALILAR"

Toplantıya girmeden önce gazetecilere açıklamalarda bulunan Alev Alatlı, toplantının çok medeni bir girişim olduğunu ifade ederken "Bir kahvaltıda bunu doğru değerlendirmenin mümkün olmadığın düşünüyorum. Başbakanın tavrı özlenen bir tavırdır, başbakanın söyleyecek bir lafı var" dedi.

Alatlı, toplantıya gelmeyenleri de eleştirerek "Eğer başbakanın ayıracak zamanı varsa, ben kimin daha fazla ne işi olurmuş anlamakta zorluk çekiyorum" diye konuştu. Alatlı,"İnsanlar elini taşın altına koymalılar, bu taşta değil nihayetinde bir çay bardağı" ifadesini kullandı.

Gani Müjde ise, "İşim ve çocuklarım Bodrum'daydı ben de kahvaltıya geldim. Ben genel olarak bu ülkeden umutluyum. Bu ülkenin bu süreci tamamlayacağını umuyorum, tamamlayamazsa çok kötü olur zaten" şeklinde konuştu.

Mehmet Metiner de "süreçten umutluyum" dedi.

ERDOĞAN YAZARLARA SESLENDİ

Devamı 2. sayfada...

ERDOĞAN YAZARLARA SESLENDİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Demokratik açılım" çalışmaları kapsamında edebiyatçı ve yazarlarla Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde bir araya geldi.

Çok değerli dostlar diyerek konuşmasına başlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Demokratik Açılım kapsamında üçüncü toplantılarını gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu toplantıların popülizmle bağlantılı olmadığını belirten Erdoğan tam tersine yıllardır konuşulan ama çözülemeyen artık kronik bir hal alan bir sorunu çözmeye çalıştıklarını ifade etti.

"SESSİZ DEVRİMLERİ HAYATA GEÇİRİYORUZ"

Sessiz devrimleri hayata geçirdiklerini geçirmeye devam ettiklerini dile getiren Erdoğan, "Geçmişten devir aldığımız sorun kümeleri ülkemizi olumsuz yönde etkiliyor. Ne insani, ne demokratik ne de medeniyet değerlerimiz açısından yaşanan olumsuzlukları sineye çekmemiz görmezden gelmemiz mümkün değildir. Statükoyu sürdürmek ayrıca mümkün değildir. Türkiye'nin menfaatine de değildir. Suya sabuna dokunmadan bir politikayı savunmuyoruz." diye konuştu.

"HÜKÜMET OLARAK SAMİMİ BİR ADIM ATTIK"

"Son dönemde devlette ciddi bir paradigma değişikliği yaşıyoruz. Anlayışların politikaların bir bir değiştiğine şahit oluyoruz. Ama can yakıcı bir kısım sorunlarımız hala devam ediyor. Bunlarla güç birliği yaparak baş edebiliriz. Her türlü sorun hakkında ortak akıl ile hareket etmeye çalışıyoruz" diyen Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: "Bu meseleler Türkiye'nin kaderi değildir. Bu meselelerin her biri hakkında yüzlerce roman kitap yayınlandı. Hala yayınlanmaya devam ediyor. Birçok eserleriniz romanlarınız bu konuları ele alıyor. Avrupa Birliği ilerleme raporları bunları çerçeveliyor. Bunların içerisinde yer alıyor. Son dönemde bu raporlar birçok soruna parmak basıyor. Neredeyse bilinmedik hiç bir mesele yok. Ama bugün dün olmayan bir şey var. O da çözüm iradesidir. Cesarettir kararlılıktır. Statükoyu değil değişimi esas alan, bir yönetim anlayışıdır. Biz hükümet olarak samimi bir adım attık. Toplumun her kesimini dinleyerek ülkemizin kronik meselelerini hal yoluna koyalım istiyoruz. Bu çerçevede sizlerin düşüncelerine de büyük önem veriyoruz"

"ÖZGÜR BİR ÜLKE İÇİN YANIP TUTUŞUYORUZ"

Başbakan Erdoğan, yazarlara hitaben yaptığı konuşmasında "Bizler aslında birbirimizin uzağında değiliz. Ayrı ayrı adalarda yaşamıyoruz. Hepimizin aynı gök kubbenin altında müstesna bir yeri var. Aynı atmosferi soluyoruz...Ortak bir geleceğe yürüyoruz. Türkiye'nin meselelerine farklı bir zaviyeden bakıyor olabiliriz. Her birimizin çözümlemesi, tespitleri, çözüm önerileri farklı olabilir. ama her birimiz en nihayetinde ülkemizin ve milletimizin huzur ve refah içinde olmasını arzuluyor. Daha demokratik daha özgür çok daha kalkınmış bir Türkiye hayaliyle yanıp tutuşuyoruz. Yedi buçuk yıldır Türkiye'nin daha demokratikleşmesi için hukuk ve adaletin daha ileri seviyelere ulaşması için temel hak ve özgürlüklerin daha çok gelişmesi için çok büyük adımlar attık. Yoğun bir gayretin içerisindeyiz. Çetelerle mafyayla, karanlık güç odakları ile yaptığımız mücadele yaşadığımız demokrasi dalgasının bir parçasıdır. Çözüm arayışlarına vurulmak istenen prangalardan bir bir kurtuluyoruz aslında" şeklinde konuştu.

"İSTİKBALİ HEP BİRLİKTE İNŞAA ETMEYE ÇALIŞIYORUZ"

Toplantının amacına da değinen Başbakan Erdoğan, toplantının amacının herkesin görüşlerine yer vermek olduğunu söyleyerek, "Biz herkesi tek bir çizgiye çekmeye, tek tipleştirmeye bizim gibi düşünmeye asla çalışmıyoruz. Cemil Meriç üstadımızın şu ifadeleri gayemizi amacımızı bütün berraklığıyla ortaya koyuyor. Diyor ki Cemil Meriç, 'Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim. Kelimeden sevgiden bir köprü' biz işte bu köprüyü kurmak, maziden aldığımız sevgi ve güçle istikbali hep birlikte inşa etmek istiyoruz." diye konuştu.

"ÜLKEMİZ AYDINLARIMIZ BÜYÜK TRAVMALAR ATLATTI"

"Ülkemiz aydınlarımız tarihte büyük travmalar atlattı. Ne yazık ki bu travmalar ve hayal kırıklıkları peşimizi bırakmadı" diyen Başbakan Erdoğan, "Cemal Süreyya kısa Türkiye tarihinde yakın zamanda yaşananların özetini bir şair duyarlılığı ile bir kaç dizeye sığdırıyor ve diyor ki; o yıllarda ülkemizde çeşitli hükümetlerle 72 dilden ikisi yasaklanmıştı. İkincisi 'Türkçe' sadece hükümetlerin dillerin değil, fikirlerin yasaklandığı konuşmanın cezalandırıldığı inancın engellendiği, demokrasinin ve özgürlüklerin ana be an ertelendiği dönemlerden geçtik. Halkımız hiç bir zaman ümitsizlik içinde olmadı" şeklinde konuştu

"ŞEVKET SÜREYYA GİBİ SUYU ARIYORUZ"

Demokratik açılımla ilgili yaptığı konuşmada sık sık şairlerin ve yazarların dizelerinden örnek veren Başbakan Erdoğan, "Şevket Süreyya Aydemir'in 'Suyu arayan adam' eseri bir yangınla başlayıp, ağaçların gölgelediği, çiçeklerin açtığı kuşların öttüğü bir su başında sona erdi. Aynı şekilde bizler de suyu aramaya devam ediyor. Ve mutlaka bulacağımıza, Cahit Zarifoğlu'nun dediği gibi 'saf dalaveresiz' bir su birikintisi bulup orada kendimizle yüzleşebileceğimize inanıyoruz. Söz uçar yazı kalır. Bu toprakların son derece yetenekli duyarlı yazarları bu ülkenin romanını şiirini en iyi şekilde dizelere döktü. Hoca Ahmet Yesevi'den Mevlana'ya, Hacı Bektaşi Veli'den Yunus Emre'ye, Karacaoğlan'dan Pir Sultan'a Dede Korkut'tan Nasrettin Hoca'ya, Fuzuli'den Nedim'e Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Ahmet Rasim'e, Halit Ziya'dan, Orhan Veli'ye kadar ismini sayamadığım niceleri bu toprakların dili kelamı kalemi oldular. Necip Fazıl kalemine nasıl bu toprakların ruhundan mürekkebini çektiyse, Nazım Hikmet de bu toprakların destanını yazdı. Devlet Ana'yı yazan Kemal Tahir ile Osmancık'ı yazan Tarık Buğra aynı destanı aynı ruh ikliminde edebiyat dünyamıza nakşettiler" dedi

BAŞBAKAN ŞİİR OKUDU

Yaptığı konuşmada usta kalemlerin küçük dizelerine de yer veren Başbakan Erdoğan, "Orhan Kemal, Yaşar Kemal ne kadar bu ülkenin değeri ise, Sezai Karakoç, Nurettin Topçu da bu ülkenin aynasıdır. Peyami Safa, Yahya Kemal Beyatlı, Sait Faik Abasıyanık, Mustafa Kutlu, Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar...farkı yerlerde duruyor olsalar da aynı kelimeleri kullanarak bu ülkenin ağıtlarını sevinçlerini yazdılar. Şu hususun özellikle altını çizmek istiyorum Namık Kemal 'Vatan' şarkısı adlı bir muhteşem eser bıraktı...şair sürgün edildi" diye konuştu.

"HÜRRİYET HASRETİNDEN PARANGALAR ESKİTTİLER"

Birçok yazar ve şairin yazdıklarından dolayı hüküm giydiğini mahkum edildiğini söyleyen Başbakan Erdoğan şöyle konuştu: "Bu ülkenin Kemal Tahir'i, bu ülkenin Orhan Kemal'i, Mehmet Uzun'u Said'i Nursi'si, Musa Anter'i, Ahmet Arif'i, Nihal Adsız'ı Rıfat Ilgaz'ı sadece ve sadece yazdıkları düşündükleri için hürriyet hasretinden prangalar eskitip gittiler... Uğur Mumcu, Hrant Dink, Abdi İpekçi Muhlis Akarsu, Metin Altınok sadece ve sadece yazdıklarından dolayı kirli senaryoların veya kurşunların hedefi oldular. Her birinin mefkuresi farklıydı. Her birinin dünya görüşü, siyasi yaklaşımı düşüncesi farklıydı. Ama hepsinin de aşkları, sevdaları aynıydı. Hepsi karanlık güçlerin hedefi oldu...Komplolar insanımızı birbirine düşürmek için yapıldı. Ama bu aziz milletimizin birlik be beraberliğini bozamadı"

TOPLANTIYA KATILMAYANLARA MESAJ

Toplantıya katılmayanlara da dolaylı bir mesaj veren Başbakan Erdoğan, "Cemil Meriç 'ağaç kökleri ile yaşar insanlar da' onların kökü aslında bu topraklardaydı...Bu topraklarda ancak sevgi çiçekleri yeşerir. Bu toprakların mayası farklılıkları yok sayan değil zenginlik sayan bir anlayış üretmiştir. Ama diyorsa ki bir kalemin sahibi biz şimdi milletimizin takdiri ile iktidardayız. Ben Ak Partiye kökten karşıyım onun için bu davete katılmıyorum derse bu bizi, incitir. Zaten sıkıntı burada. Bu kahvaltıda olmak kimseye bir şey kaybettirmez. Buraya katılanların tavrı tavrı görüşü değişsin böyle bir şey yok. Çünkü buranın çıkışında bir kalınlık makinesi bir torna makinesi yok. Bunu bu şekilde görmeliyiz. Sanatın dili ile siyasetin dili elbette farklıdır. Şunu tüm samimiyetle söylüyorum. Sözün gücüne sözün önemine bütün kalbimle inanıyorum. sözün kalpten gönülden söylenmesine çok önem veriyorum. Yanlış anlaşıldığımız, sürçü lisan ettiğimiz anlar olabilir. Söze hassasiyet gösteriyoruz. Ben sürgünleri mapusları, mahkumları sayarken son dönemde yaşanan olumsuzlukları da unutmuyorum. Eşber Yağmurdereli, Fikret Başkaya, Şamil Tayyar'ı, Hakan Albayrak'ı elbette unutmuyorum" diye konuştu.

NOBEL ÖDÜLLÜ ORHAN PAMUK

Başbakan Erdoğan konuşmasında Orhan Pamuk'tan da bahsederek, "Ülkenin yegane Nobel ödüllü Orhan Pamuk'a reva görülenleri elbette aklımdan çıkarmıyorum. Düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda pek çok şey yaptık. Bel ki yapmaya devam edeceğiz... 'Ağarım ağlatamam, hissederim söyleyemem dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım.' Alacağımız daha çok yol var. İfade özgürlüğü ne kadar daraltıysa kronik meseleler o kadar artmış, düşünürler ne kadar baskı altına alındıysa Türkiye o kadar geriye gitmiştir" ifadesini kullandı.

SERAP OLAYINI DİLE GETİRDİ

Suça itilen çocuklar konusuna da değinen Başbakan Erdoğan, "Hakkari'de hiç onaylamadığımız muameleye maruz kalan çocuk. İstanbul'da molotofkokteyli ile hayatını kaybeden kız çocuğumuz, Samsun'da, Van'da saldırıya uğrayan siyasetçi, bizim gündemimizin uzağında değil. Atılan yumruklar nasıl bu ülkenin barışına kast ediyorsa, sokakları savaş alanına çevirenler de bu ülkenin huzuruna kast ediyor. Hükümet olarak Türkiye'nin meselelerini çözmek için çıktığımız bu yolda statükonun nasıl önümüzü kesmeye çalıştığını çok iyi biliyorsunuz. Ece Ayhan devlet dersinde öldürülenlerden bahsederken 'ölen her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk var diyor. Değerli dostlarım biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük. Onlar vurdu biz büyüdük. Bu kardeşiniz kanunları tüzükleri yaşarak öğrendi. Hakkı hukuku savunmanın önce hukukun çağdaş standartlar seviyesine ulaşması gerektiğini çok iyi biliyoruz." dedi.

BAŞBAKANDAN DOLAYLI MESAJ

"Atilla İlhan'ın dediği gibi yaraya tuz basarak, Aşık Veysel'in dediği gibi uzun ince bir yoldayım gidiyorum gündüz gece diyerek...dert adamı yollara düşürür diyen Mevlana'ya, derdim vardır onun için inlerim diyen Yunus'a kulak vererek bu uzun yolculuğa çıktık" diyen Başbakan Erdoğan, "Kitapların yakıldığı, yasaklandığı, suç delili sayıldığı, şiir okumanın mahkumiyet getirdiği dönemlerden geldik. Elbette eksiklikler var. Ama artık dün konuşulmayan konuşulamayanların Türkiye'nin her türlü meselesinin tartışıldığı bir süreç içerisindeyiz. Tanpınar'ın dediği gibi devam ederken değişen, değişirken devam eden bir süreçten geçiyoruz. Nazım Hikmet'in de dediği gibi daha güzel günler göreceğimize, güneşli günler göreceğimize tüm kalbimizle inanıyoruz" diye konuştu.

BAŞBAKAN "AF" DİLEDİ

"Yılmaz Karakoyonlu'nun Salkım Hanım'ın Taneleri kitabında anlattığı gibi acıların tekrar yaşanmaması için çalışıyoruz..." şeklinde konuşmasına devam Başbakan Erdoğan, "Burada bulunan veya bulunmayan adını anamadığımız tüm dostlarımızdan misafirlerimizden beni affetmelerini diliyorum. Ama şunu bilmenizi istiyorum bu ülkenin geleceği için, refahı için, aşk, sevgi için kalem oynatan herkesin gönlümüzde bir yer var, şükran borçluyum. Şükran borçluyuz. Sanatçı duyulmayanı duyan, görülmeyeni görendir. Amacımız bu toplantı sayesinde onların görüş ve düşüncelerinden yararlanmaktır" dedi.

"HÜKÜMET OLARAK BURADAYIZ"

Başbakan Erdoğan, "Oğuz Atay'ın korkuyu beklerken isimli eserini şöyle bitirmişti; ben buradayım sevgili okuyucu. Acaba sen neredesin. Biz buradayız hükümet olarak siyasetçi olarak okuyoruz. Takip ediyoruz çok iyi anlıyor anlamaya çalışıyoruz gereğini yapmak için çırpınıyoruz.Tabiî ki bir hukuk devleti içerisinde yapılması gerekenleri yapmaya çalışıyoruz" dedi.

Başbakan Erdoğan, Turgut Özal'ın ölüm yıldönümünü ilişkin ise, "Dün merhum Turgut Özal'ın aramızdan ayrılışının yıl dönümüydü. Kendisini de bu vesileyle rahmetle anıyorum" diye konuştu.

 



 

2
Yandex.Metrica