Erdoğan: Yerel seçimi zamanında yapacağız

Erdoğan: Yerel seçimi zamanında yapacağız

06 Kasım 2012, Salı 13:54
A A

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  AK Parti Meclis Grubu’nda yaptığı konuşmada,  yerel seçimlerin tarihi ile ilgili olarak, "Artık biz 27 Ekim olayını (Anayasa değişikliği) geride bıraktık. Yerel seçimi zamanında yapacağız. 2014 Mart. Madem ki böyle isteniyor, öyleyse biz 2014 Mart’ında yapacağız" dedi.

Erdoğan, 13 ilin büyükşehir olmasını öngören kanun tasarısının TBMM Genel Kurulu’nda görüşüleceğini belirterek, bu tasarıyla büyükşehirlerin hizmet anlayışının tümüyle yeniden düzenleneceğini söyledi.

Söz konusu tasarı ile getirilecek düzenlemenin ilk provasının, 2008 yılında İstanbul ve Kocaeli’nde yapıldığını ve başarılı neticeler alındığını ifade eden Erdoğan, "Bu sistemin verimli işlediğini gördüğümüz için şimdi bu uygulamayı, 750 bin ve üzeri nüfusa sahip 29 ilimizin tamamına yaygınlaştırıyoruz" dedi.

Konuşmasında yerel seçimlerin tarihine değinen Erdoğan, "Artık biz 27 Ekim olayını geride bıraktık. Ve yerel seçimi de zamanında yapacağız. 2014 Mart. Madem ki böyle isteniyor, öyleyse 2014 Mart’ında yapılacak. Bizim endişemiz yok. Ama muhalefetin neden böyle şeylere karşı çıktığını, yalan yanlış şeyler söyleyerek, özellikle Anamuhalefet Partisi, bunu da izah edemeden bu işe karşı çıktılar. Ama bizim için bu noktada bir rahatsızlık yok. İnşallah 2014 Mart’ında normal zamanında yerel seçimi yapacağız" diye konuştu.

-"Tek Meclisli sistem..."

Büyükşehir statüsü elde eden illerdeki il özel idarelerini de kaldıracaklarını belirten Erdoğan, artık tek meclisli bir sisteme geçileceğini söyledi.
Erdoğan, şöyle devam etti:

"İnşallah bütün bu atılan adımla birlikte ilçelerimizde, ilçe belediyelerimiz, o beldeler, tabii ki büyükşehirlerde onların mahallesi konumuna geleceği için o hizmeti çok daha verimli ve çok daha etkin şekilde alacak. Milletime sesleniyorum: Anamuhalefet Partisi’nin Genel Başkanı bir şeyler söylüyor. Bunlar belediyecilikten anlamaz. Bunlar bu işi yaşamış değiller.

Bizde öyle belediyeler var ki belediye başkanından başka yanında personeli yok. Mimarı, mühendisi yok. Bir mimarın, bir mühendisin, bir çevre mühendisinin olmadığı yerde belediyecilik hizmeti mi olur Allah aşkına? O beldeler adeta muhtar gibi çalışıyorlar. Öyle muhtarlarımız var ki 10 haneye hizmet ediyor. Elinde mühürü var ya o hava ona yeter.

İtalya şehirlerin sayısını azaltıyor. Niye, ’Buralarda hizmet yok, yük var’ diyor. Bu yükten ülkenin kurtulması lazım. Bunu, reformist dönem içinde yerine getiriyorlar. Biz ise geçmişte siyasi nedenlerle, ’daha fazla oy alırız’ diye kurulmuş olan bu yerleri şimdi kapatmak suretiyle oralara daha büyük hizmet vermenin erdeminde bulunacağız. Bu düzenlemeyle büyükşehir olmayan 52 ilimizde nüfusu 2 binin altında olan yerleşim birimlerindeki belediyeleri de kapatıyoruz. Bu kapsamda 52 ilimizde toplam 559 belediyenin tüzel kişiliği sona eriyor. Bu belediyelerin sınırları içinde 711 bin vatandaşımız var. Bu belediyeler arasında memuru, işçisi bulunmayanı da var, sadece bir tek memurla hizmet vereni de var, 527 nüfusa karşılık 26 memuru bulunan da var. Belediyede, aslında bütçe noktasında temel ilke, personel bütçesinin yüzde 30’u aşmamasıdır. Ama burada öyle belediyelerimiz var ki personelinin maaşını dahi ödeyemiyor. Personelin maaşını ödeyemeyen belediyeleri ayakta tutmanın ne anlamı var? Bu hizmeti nasıl verecek? Hizmet vermesi de zaten mümkün değil. O zaman ne yapıyor? Eğer bulunduğu yer iyi bir yerse farklı yollara tevessül ediyor.

Sözünü ettiğim son iki belediyenin bir tek işçisi, bir tek sözleşmeli personeli yok. Sadece memuru var. Ötekinin, başkan dışında personeli yok. Zaten buralarda hizmet verilmiyor. Yine kapatılan belediyelerden bırakın 2 bini, 164’ünün binin, 368’inin 1500’ün bile altında nüfusa sahip olduğunu görüyoruz. Bu yerlerin belediye olması yanlıştır."

-"Çok daha iyi hizmetlere kavuşacaklar"-

Seçim öncesinde bu belediyeleri kapatmak istediklerini, ancak muhalefetin karşı atağa geçtiğini belirten Erdoğan, sonuçta, Danıştay’ın bu kararı engellediğini söyledi.

Yanlışı sürdürmekte ısrar etmenin anlamı olmadığını kaydeden Erdoğan, "Bu konunun çok istismar edildiğini biliyoruz. Hizmet kapısı olma vasıflarını yitirmiş bu belediyeleri ısrarla devam ettirmek, bizim bu millete olan sorumluluğumuzla bağdaşmaz. Hiç kimse, 527 nüfuslu bir beldede 26 memurla çalışan bir belediyenin devam etmesini savunamaz. Hiç kimse, nüfusu 328’e, 355’e, 367’ye düşmüş yerlerde belediyenin devam etmesi gerektiğini savunamaz. Bu, millete haksızlıktır. Milletin verdiği vergilere haksızlıktır" diye konuştu.

Erdoğan, bir taraftan tüyü bitmemiş yetimin hakkında bahsedip, diğer taraftan onların hakkının buralarda harcanmayacağını ifade etti. Başarılı bir devletin ve başarılı bir işletmenin, başarılı bir finansman yönetimi ve başarılı insan yönetimi ile olabileceğini anlatan Erdoğan, aksi halde netice alınamayacağını vurguladı. Erdoğan, "Ne CHP’nin, ne MHP’nin böyle bir derdi var. Diğerlerini zaten konuşmaya gerek yok. Belediyelerin kapanması, bu yerleşim yerlerindeki vatandaşlarımızın hizmetten mahrum kalacakları anlamına asla gelmiyor. Tam tersine bu yerler il özel idaresinin, kaymakamlık ve valiliğin imkanlarıyla inşallah çok daha iyi hizmetlere kavuşacaklar. Bu gerçekleri anlattığımızda vatandaşlarımızın da yaptığımız işi destekleyeceklerine inanıyorum" dedi.

-"MHP adeta arzuhalciye döndü"-

Meclis çalışmalarına değinen Erdoğan, "İçeri girerken bir müjde daha aldım. Dediler ki MHP 7. gensoru önergesini de vermiş" dedi. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Nihat Ergün Bey’e müjdeler olsun. Gensoru onunla ilgili. Eskiden adliye kapılarında arzuhalciler vardı. MHP adeta arzuhalciye döndü. O güzel daktilolar vardı ya. Daktilosunu herhalde TBMM önünde bir yerlere yerleştirdi. Oradan artık sürekli gensoru dilekçeleri yazıyor Meclis Başkanlığı’na. Başka bir görevi yok bunların.

CHP ile yarışa girdiler. Artık o arayı kapatabilmek için yoğun bir şekilde gensoru devam edecek. Kongrelerinin hemen ardından böyle adım atmaları da manidardır, güzeldir. ’Hayırlı olsun’ diyoruz. Ama bütün bunlara karşı, bu sulandırılmış gensoru mekanizmasına karşı, zaten benim arkadaşlarım gerekli cevabı, birlik, beraberlik, bütünlük içinde veriyorlar ve yine vereceklerdir. Bir çırpıda zaten hepsini defetmek suretiyle ’Al gönderdiğin arzuhallerini geri’ deyip kendilerine gönderiyor."

-"Biz aslında fiili olarak AB üyesiyiz zaten"-

Almanya ziyaretinden bahseden ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ile bir araya gelerek, gündemdeki bazı konuları değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Avrupa’da 5 milyon civarında kardeşimiz yaşıyor. Biz aslında fiili olarak AB üyesiyiz zaten. Ama AB bunun farkında değil. Olsa da olmasa da biz yola devam ediyoruz. 5 milyonun 3 milyonu Almanya’da bulunuyor. Avrupa’ya göçmen olarak geçici bir süre için giden vatandaşlarımızın bir bölümü artık misafirlikten çıkıp orada kendilerine kalıcı hayat kurma sürecine girdi. Biz Avrupa’da yaşayan kardeşlerimizin, bulundukları ülkenin vatandaşlığına geçmeleri tavsiyesini hep söylüyoruz, buradan da hatırlatıyorum. Bunu desteklemeye de devam edeceğiz. Ama diyoruz ki ’asimile olmadan, entegre olmakta da zorluk çıkarmadan.’ Entegre olacaksınız ki siz de huzurlu olun, o toplumu da huzursuz etmeyin. Bu şekilde bulundukları ülkelerin vatandaşlığına geçen kardeşlerimizin Türkiye’deki haklarını en rahat şekilde kullanabilmelerini sağlayacak her türlü tedbiri de alıyoruz. Şunu bilin ki arkanızda güçlü bir Türkiye var.

Sayın Merkel ile görüşmemizde kendilerine şunu hatırlattım: Artık lütfen mavi kartlardan filan bu milleti kurtarın. Bunlar buraya gelmişler. 1960’lı yıllardan itibaren buradalar. Bunlara vatandaşlık yolunu açın. Bize ne kadar Alman gönderirseniz gönderin, biz onları vatandaşlığa alırız. Şu anda bize müracaat eden Almanları biz vatandaşlığa alıyoruz. Tabi şimdilik gülüyorlar. İnşallah daha sonra da imzayı atarlar. Şubat sonunda burada olacaklar. Tekrar bu konuları kendileri ile görüşeceğiz."

Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının, Türkiye’deki genel seçimlerde, bulundukları ülkelerde oy kullanmalarını sağlayacak yasal düzenlemeyi yaptıklarını anımsatan Erdoğan, "Giderek büyüyen bir ekonomik güç haline gelen Avrupa’daki kardeşlerimizin, siyasi ve sosyal alanda da aynı şekilde etkili olmalarını bekliyoruz. Bunun yolu da birlik olmaktan birlikte hareket etmekten geçiyor. Orada Türk toplulukları ile sivil toplum kuruluşları ile görüşmelerimiz oldu. Hepsi ile bunları paylaştık" diye konuştu.

-"Avrupa ile rolleri değişmiş durumdayız"-

Almanya’da, krizin etkilerinin ve geleceğin Avrupa’sının tartışıldığı bir toplantıya da katıldığını anlatan Erdoğan, "Küresel krizin etkilerinin tüm ağırlığı ile yaşandığı Avrupa ile rolleri değişmiş durumdayız. 10 yıl önce biz ekonomik ve siyasi istikrarın simgesi olarak gördüğümüz Avrupa’ya gıpta ile bakıyorduk. Bugün onların bizi gıpta ile izlediğine şahit oluyoruz. Türkiye’yi tamamen tarihi komplekslere dayalı olarak, siyasi gerekçelerle AB’ye almakta direnenlere bugün diyoruz ki kaybeden siz oluyorsunuz" diye konuştu.

2012 Olimpiyatları’nda madalya alan sporcular, aileleri ve antrenörleriyle akşam yemeğinde bir araya geldiğini belirten Erdoğan, "Dün ödüllerini bankaya yatırdık. Toplu çeklerini de kendilerine sunduk. Artık para hesaplarına geçmiştir. Paralarını artık istedikleri anda kullanma hakkına sahipler" dedi.

Açlık grevleri

Cezaevlerindeki açlık grevlerine de değinen Başbakan Erdoğan, "Bu insanlar sizin kanlı hesaplarınızın, ölüm oyunlarınızın parçası olmak zorunda mı? Elinizi bu insanların yakasından çekin. Cezaevlerinde, örgütün kamplarında çocuklara bulunan anne ve babalara sesleniyorum; Sizlerin çocuklarınız hayatı, canı üzerinden kendilerine saltanat düzeni kuranlara izin vermeyin. Bunlar asla size huzur getirecek, hayır getirecek bir mücadele içinde değiller. Bunlar sizi ve sizin çocuklarınızı kullanarak ücreti mukabili taşeronluk görevini yerine getiriyorlar" dedi.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;