Erdoğan: Yok öyle 25 kuruşa simit

Erdoğan: Yok öyle 25 kuruşa simit

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, popülizmin çok ciddi bir siyaset hastalığı olduğunu ve etkisinin de hiç bir zaman lokal kalmadığını belirterek, "Biliyorsunuz 1’e 5 dağıtanlar olur, 1’e 2 dağıtanlar olur ama ondan sonra Züğürt Ağa’ya dönersiniz" dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) Rixos Otel’de düzenlenen Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, 2002 yılı sonunda Türkiye’nin toplam ihracatının 36 milyar dolar olduğunu anımsatarak, 2008 sonunda yaklaşık 4 kat artışla bu rakamı 132 milyar dolara çıkardıklarını söyledi.

Küresel krize rağmen 2009 yılında 102 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildiğine dikkati çeken Erdoğan, "Dünyadaki gelişmeleri izlemeyenler, dünyada nasıl bir fırtınanın estiğini, bu fırtınanın dünya ekonomilerini nasıl kasıp, kavurduğunu görmeyenler, ihracattaki düşüşü farklı yerlere çekmenin çabası içine giriyorlar" dedi.

Erdoğan, 2008 yılında yaklaşık 16 trilyon dolar olan dünya ticaret hacminin 2009’da 12.5 trilyon dolara gerilediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2008 yılından 2009 yılına bizde ihracattaki gerileme oranı yüzde 22.6, buna karşı dünyada mal ihracatı dolar bazında yüzde 23 geriledi. Yani biz dünya ortalamasının altında bir düşüş kaydettik. Rusya’nın ihracatı yüzde 36 azaldı, Japonya’nın yüzde 26, İtalya’nın yüzde 25, İngiltere’nin yüzde 23."

Erdoğan, oldukça temkinli bir bakış açısıyla hazırladıkları orta vadeli programda 2009 yılı için 98.5 milyar dolar olarak belirlenen ihracat hedefinin aşıldığını ve ihracatın 102 milyar 129 milyon dolara ulaştığını vurguladı.

"TÜRKİYLE İHRACATINI ARTIRIYOR"

"Açık söylüyorum ihracat rakamlarındaki düşüşten hiç kimseye siyasi rant çıkmaz" diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Dünyayı izlemeden, dünyadaki gelişmelere bigane kalarak yapılan her değerlendirme Türkiye’ye haksızlıktır. Türkiye’nin ihracatçısına, yani size yapılan büyük bir haksızlıktır. Önceki gün Sayın Başkan Mayıs ayı ihracat gelişmelerini açıkladı. İhracatımızda 2009 yılının aynı ayına göre yüzde 24.8, yani yüzde 25 gibi çok ciddi bir artış var. Ocak ayından beri bu artış istikrarlı şekilde devam ediyor. Şu anda dünyanın pek çok ülkesi kara kara düşünürken, özellikle Avrupa’da kara bulutlar dolaşırken, Türkiye ihracatını artırıyor, hem de yüzde 25’lere varan çok ciddi oranlarda artırıyor. Türkiye’nin ekonomi potansiyeli o kadar hızlı bir şekilde büyüyor ki artık uluslararası kurumlar ve uzmanlar birkaç ay önce Türkiye için yaptıkları tahminleri sürekli yukarı yönde revize etmek zorunda kalıyorlar. Bakınız Ekim 2009... IMF, 2010 için Türkiye’nin ekonomik büyümesini yüzde 3.7 olarak tahmin etti. Hatta ben arkadaşlarıma dedim, ’Bakın bu yanlış tahmin. Bu daha yüksek olacak’ 6 ay sonra Nisan 2010’da yapmış olduğu yeni bir tahminde Türkiye’nin ekonomik büyümesini bu defa yüzde 5.2 olarak açıkladı. Dahası var ondan yaklaşık bir ay sonra 28 Mayıs 2010 tarihinde bu tahminini yüzde 6.2’ye çıkardı."

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir hükümet olarak "Mali Kural Kanunu" hazırladıklarını belirten Erdoğan, yasa taslağının Bakanlar Kurulu’nda imzalandığını ve TBMM’ye gönderildiğini duyurdu.

Ekonomide güven ve istikrarı güçlendirmek, kamu maliyesi politikalarına uzun vadeli öngörülebilirlik getirebilmek için böyle bir uygulamayı başlattıklarını söyleyen Erdoğan, "Yani benim girişimcim geleceğini bugünden görmeli, görecek ve adımlarını da ona göre atacak. Mali kurul en çok da sizlerin işini kolaylaştıracak. Yani ’Yarın ne olacak...’, Yarının ne olacağını bu tabloda göreceksiniz. Uzun vadeli bir hedef, uzun vadeli bir perspektif ortaya koyduğunuzda, devlet uzun vadede ne yapacağını açıkladığında özel sektör de önünü rahatlıkla görebilecek" diye konuştu.

"YAPAMAYACAĞIMIZI VADETMEDİK"

İşsizlik sorununa da değinen Erdoğan, "Popülizmin çok ciddi bir siyaset hastalığı olduğunu ve etkisinin de hiç bir zaman lokal kalmadığını" belirtti.Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kendinize göre bazı tespitler, teşhisler yaparsınız, hele bu siyasette çok daha kolaydır. Biliyorsunuz 1’e 5 dağıtanlar olur, 1’e 2 dağıtanlar olur ama ondan sonra Züğürt Ağa’ya dönersiniz. Geldiğimizde bunları hep yaşadık, gördük. Geçmişte bu siyaseti yaşadık. Bu çirkin siyasetten bu millet çok çekti. 70’lerin siyaseti bu, Türkiye’yi bir şey kazandırmaz. Ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız. Gerçekçi olacağız. Yapamayacağınızı vadetmeyeceksiniz. Yapacağınızı söyleyeceksiniz ama söylerken ortaya reçeteyi koyacaksınız. ’Ben şu, şu, şu şekilde gerçekleştireceğim’ diyeceksiniz. Efendim, ’Sen git de biz gelelim de ondan sonra biz nasıl yapacağız görürsün.’ Yok öyle 25 kuruşa simit. Eğer vatanını seviyorsan, milletini seviyorsun bunu şimdiden söylersin. Niye? Türkiye’nin zaman kaybına tahammülü yok. Sen söyle, gerçekten gerçekçi yaklaşımsa ve mevcut hükümet bu gerçekçi yaklaşıma kulak ardı yapıyor da bakmıyorsa ondan sonra benim milletim, egemenlik onun zaten, hesabı soracak olan o. Sandığa geldiğinde gerekli hesabı sorar. Bundan hiç endişen olmasın. Türkiye’de her seçim öncesinde musluklar sonuna kadar açılmıştır, dikkat edin. Bol keseden dağıtılmış, kısmi bir rahatlama güya sağlanmıştır ama seçim sonrasında har vurup harman savurmanın bedeli de vatandaşa çok ağır ödetilmiştir."

"MODERN HIRSIZLIK...

"Bu ülkede karşılıksız para basılmış mıdır? Basılmıştır" diyen Erdoğan, karşılıksız para basmanın millete kazandırdığı bir şey olmadığını vurgulayarak, "Bunu adı benim deyimimle, ’modern hırsızlıktır’ Yani vatandaşın cebindeki paranın çalınmasıdır. Çünkü benim cebimdeki paranın alım gücü bu karşılıksız paranın basılmasıyla olur. Sen nasıl basarsın bunu? Bu en büyük ihanettir. Öyle bir şey yapamazsın, buna hakkın yok" dedi.

Türk Lirası’nın değerinden korkanların yıllarca millete bunun bedelini ödettiklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi:
"Ne yaptılar? Akşam yattılar sabah kalktılar bir sıfır koydular. 1 liraya girdiğimiz tuvalete 1 milyona girer hale geldik. Bunları bu millete yaşatmadılar mı? Eskiden milyoner dediğiniz zaman akla zengin gelirdi, tuvalet milyonerleri çıktı bu ülkede. Bu hale getirdiler bizi. Aynı şekilde hiç bir metodu, hiç bir aracı, enstrümanı çözüm yöntemi olmadan kronik sorunları biz çözeceğiz diye gelenler, burada sözlerinin ve vaatlerinin altında ezilmiş, sandıklardan da çıkamamışlardır."

Erdoğan, popülizmi ciddi bir siyasi hastalık olarak gördükleri için ne 3 Kasım seçimleri öncesinde ne de sonraki seçimde buna asla tevessül etmediklerini söyledi.

Milletten gerçekleri hiçbir zaman saklamadıklarını ifade eden Erdoğan, tabloyu bütün boyutlarıyla ortaya koyduklarını ve milletle paylaştıklarını belirtti. Erdoğan, "Altını çiziyorum, yapabileceğimizi söyledik, yapamayacağımızı vadetmedik. Türk siyaseti artık bu olgunluğa, bu üslup seviyesine erişmeli. Siyaset artık bununla birlikte geleceğe yön vermelidir. 2002 ve öncesinde siyaset kurumu en az güvenilen kurum iken, iktidarımız döneminde milletimizle kurduğumuz gönül bağı neticesinde siyaset yeniden güven kazanmaya başladı, güven katsayısını artırmaya başladı. Bu güveni, bu güven katsayısını aşağılara çekmeye hiç kimsenin hakkı yok" diye konuştu.

"İŞSİZLİK KONUSUNDA EN KÖKLÜ TEDBİRLERİ UYGULADIK

Şubat ayı işsizlik rakamlarına değinen Başbakan Erdoğan, 2009 Şubat ayında işsizlik oranının yüzde 16.1 seviyesinde olduğunu, bu yılın Şubat ayında ise 1.7 puanlık bir düşüş gerçekleştiğini ve işsizliğin 14.4’e gerilediğini söyledi.

Bu bir yıllık dönemde 1 milyon 500 bin kişinin istihdama dahil olduğunu ifade eden Erdoğan, bunların sadece 238 bininin işsizken iş sahibi olduğunu belirtti. Kalan 1 milyon 212 bin kişinin ilk kez işe yerleştiğini söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Küresel krizin en şiddetli olduğu 2009 yılı ile kriz öncesi 2007 yıllarının işsizlik oranlarını karşılaştırdığımızda Türkiye’nin işsizliğin yüzde 10.3’ten yüzde 14’e çıktığına şahit oluyoruz. Aradaki fark 3.7 puan. Aynı zaman diliminde ABD’ye bakalım. İşsizlik 4.6’dan, yüzde 9.3’e çıktı. Aradaki farka bakıyoruz, 4.7. Yani yüzde 100’ün üzerinde artış var. Neresi burası? Amerika. Dünyanın en gelişmiş ülkesi. İspanya’ya bakıyoruz, işsizlik yüzde 8.3, peki şimdi nerede, yüzde 18. Aradaki farka bakıyoruz 10.3, yüzde 100’ün üzerinde."

"Dünyadaki gelişmelere bakarak, biz onlara göre daha iyi durumdayız diyerek, elimiz kolumuz bağlı durmadık, durmuyoruz. Çünkü biz bu oranlarda olmayacağız" diyen Erdoğan, emek yoğun bir istihdamdan teknoloji yoğun bir istihdama geçildiğini söyledi.

Gerçekçi olmak gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Yani artık tarlalarda insan çalıştırmıyoruz. O dönemler geride kaldı. Eskiden insanla yaptıklarımızı artık teknolojinin ürünleriyle yapıyoruz" dedi.

İşsizlik konusunda Cumhuriyet tarihinin en köklü tedbirlerini uyguladıklarını vurgulayan Erdoğan, en kapsamlı, en büyük projeleri hayata geçirdiklerini anlattı.

Başbakan Erdoğan, yapılması gerekenleri fazlasıyla yaptıklarını ifade ederek, ekonomi büyüdükçe, ihracat arttıkça, yatırımlar çoğaldıkça, uygulanılan tedbirler hedefini buldukça bu kronik sorunun da kademe kademe düşeceğini ve makul bir seviyeye ineceğini söyledi.
Böyle büyük bir sorunun tek başına hükümet tarafından çözülebilmesinin mümkün olmadığını belirten Erdoğan, "Ne yazık ki muhalefet partilerimizde de kayda değer öneriler, ekonominin gerçekleri içinde formüller üretilmiyor. Ama ben iş adamlarımıza, ihracatçılarımıza güveniyorum. Bugüne kadar büyük işler başardık, büyük hedefleri önümüze koyduk. İnanıyorum ki yine birlikte işsizlik sorununu da çözeriz, çözeceğiz. Daha da güzeli, evet çözüyoruz. Ama sıfırlarız derseniz koskoca bir yalan söylersiniz. Dünyada bunu sıfırlayan bir ülke yok" diye konuştu.