Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na 'sendrom' eleştirisi

Başbakan Erdoğan, "Muhalefet, demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Muhalefet, demokraside en az iktidar kadar önemlidir" derken, eleştiri oklarını Kılıçdaroğlu'na yöneltti: 'Millete birtakım sendromlar yakıştırmak, talihsizlik'

Cumartesi, 25 Haziran 2011 - 14:30

Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na 'sendrom' eleştirisi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni bir Anayasa hazırlanmasının önemine işaret ederek, "Gelin, bütün önyargıları bir kenara bırakalım, ön şartları bir kenara bırakalım, geçmişteki olumsuzlukların ürünü refleksleri bir kenara bırakalım. Özgürce konuşalım, tartışalım, tekliflerimizi ortaya koyalım. Birbirimizin önünü kesmek değil, birbirimizi tamamlamak için çalışarak, mümkün olan en geniş uzlaşmanın ürünü bir yeni Anayasa metni hazırlayalım" dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisinin 18. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, 12 Haziran seçimlerine girerken, en büyük
projelerinin yeni bir Anayasa olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

"Bu Anayasanın geniş tabanlı bir uzlaşmayla yapılacağı konusunda açık taahhüdümüz var. Buradan, bütün muhalefet partilerine, sivil toplum
kuruluşlarına, medyaya, konuyla ilgili herkese sesleniyorum; gelin, bütün önyargıları bir kenara bırakalım, ön şartları bir kenara bırakalım, geçmişteki olumsuzlukların ürünü refleksleri bir kenara bırakalım. Özgürce konuşalım, tartışalım, tekliflerimizi ortaya koyalım. Birbirimizin önünü kesmek değil, birbirimizi tamamlamak için çalışarak, mümkün olan en geniş uzlaşmanın ürünü bir yeni Anayasa metni hazırlayalım. Bu geniş katılımın içinde halkımızın iradesi olsun, sivil toplum kuruluşları olsun, çalışmayı en geniş anlamda yapalım. En doğudan, en batıya, en kuzeyden, en güneye halkımın her bir ferdi ’Bu benim Anayasam, işte aradığımı buldum’ diyeceği bir Anayasa’yı geniş bir konsensüsle yapalım. Mesele bu. Türkiye olarak, en temel sorunlarımızdan biri olan Anayasamızı, hiçbir zorlamaya maruz kalmadan, tamamen kendi irademizle sivil siyaset ve sivil kuruluşlar eliyle yapabileceğimizi dosta, düşmana gösterelim."

"HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ GÜÇ KAZANACAK"

Başbakan Erdoğan, 12 Haziran seçimleriyle başlayan yeni sürecin, hukukun üstünlüğünün çok daha fazla güç kazanacağı bir süreç olacağına inandığını belirtti.

Bu sürecin aynı şekilde, demokrasinin standartlarının daha ileri seviyelere ulaşacağı bir süreç olacağını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bugünlerde yaşanan tartışmalar da bir kez daha göstermiştir ki Türkiye, yeni bir anayasaya, yasaların da çok ciddi bir reforma artık her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Açıkçası, geçtiğimiz 8,5 yıl, bu noktada AK Parti’nin adeta tek başına mücadele verdiği bir süreç oldu. Her reformda, her düzenlemede, her değişiklikte engellerle, engellemelerle, akıl almaz ithamlarla karşılaştık. Dün, bizim tek başımıza yürütmek zorunda kaldığımız reformlara karşı çıkanların, bugün işin ucu kendilerine dokununca hukuku ve demokrasiyi hatırlamaları manidardır. Buradan, güncel birkaç hususa ilişkin değerlendirmelerimi de sizlerle paylaşmak isterim. Bir kere, milli irade üzerinde hiçbir engeli, hiçbir vesayeti, hiçbir gölgeyi asla ve asla kabul etmiyoruz, tasvip etmiyoruz. Türkiye, bir hukuk devletidir. Anayasa’ya özellikle yapılması gereken değişiklikler noktasında 26 maddelik çalışmamızı biliyorsunuz ve bu çalışmada nasıl yalnız kaldığımız milletimizin bilgisi dahilindedir. Yasalara yönelik eleştirilerimiz var. Eleştirilerimizin olması, bunlara uymayacağımız, bunları yok sayacağımız, bunları çiğneyeceğimiz anlamına gelmiyor ve gelemez. Bu eleştirilerimizi konuşuruz, paylaşırız, istişaremizi yaparız ve hep birlikte gereken değişiklikleri de gerçekleştiririz."

Yeni bir anayasa hazırlandığı zaman içine düşülen tartışmalar ve pek çok sorunun ortadan kalkacağını ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Aksi takdirde yıllarımız yine tek tek sorunlar ve sıkıntılar içinde formül bulma arayışlarıyla geçip gidecek. Biz diyoruz ki kaportası yamulmuş,
motoru sürekli tekleyen, elektrik aksamı güven vermeyen bu arabayı bırakalım ve sıfır kilometre yepyeni bir araçla yolumuza devam edelim. Mevcut yapı içinde bile 8,5 yılda buralara gelebilen bir Türkiye’nin, kendi ihtiyaçlarımıza göre yeni baştan oluşturacağımız bir anayasa ile nasıl bir atılım göstereceğinin takdirini sizlere bırakıyorum."

 "SANDIKTA VERİLEN MESAJA KULAK TIKAMAK, DÜNÜN SİYASET KÜLTÜRÜDÜR"

Başbakan Erdoğan, 1946 yılında ilk kez çok partili seçimler yapıldığını, 1946’dan itibaren Türkiye’nin çok yoğun şekilde demokrasiyi konuştuğunu, milli iradeyi, gölgesiz, vesayetsiz, müdahalesiz ideal demokrasiyi tartıştığını söyledi.

Badireler atlatıldığını, milletçe büyük acılara maruz kalındığını, müdahalelerle kesintiler yaşandığını anlatan Erdoğan, ancak milletin hiçbir zaman
umudunu yitirmediğini, her seferinde sandığa sahip çıktığını kaydetti.

Milletin sandığın üzerine çarpı işareti koymadığını, sandığın üzerine çarpı işareti koyanların, demokrasi ve özgürlükten bahsedemeyeceğini ifade eden Erdoğan, milletin milli iradeye çok güçlü şekilde kol kanat gerdiğini ifade etti.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"12 Haziran 2011 seçimlerinin verdiği en önemli mesajlardan biri işte budur. Millet artık demokrasiyi benimsemiş, içselleştirmiş, demokratik olgunluğa erişmiş durumdadır. Milletimiz, her türlü kriz, her türlü tartışma, her türlü mesele karşısında, sandığa gidiyor, oyunu kullanıyor ve en son sözü çok güçlü bir biçimde söylüyor. Yetkinin, kararın, milletin elinde olduğu; milletin yegane hakem olduğu gerçeği ve kültürü, artık Türkiye’de çok güçlü şekilde yerleşmiştir. Son 8,5 yılda yaşadıklarımız, esasen son derece ibret vericidir. Millet, çetelere, vesayete, müdahaleye karşı çok net, çok kararlı ve çok basiretli bir duruş sergilemiştir. Yaşanan her kriz, Cumhurbaşkanlığı seçiminde olsun, Anayasa değişikliğinde olsun, milletin son sözü söylemesiyle neticelenmiştir. Yerel ve  genel seçimler Anayasal süreç içinde yapılmış, katılım oldukça yüksek oranlarda gerçekleşmiştir. İşte son seçimin tablosu, bunlar Cumhuriyet tarihinde olan şeyler değil, ilk defa oluyor. Türkiye artık çok ciddi demokratik olgunluğa, demokrasi kültürüne ulaşmış, ileri demokratik standartlar herkes tarafından benimsenir hale gelmiştir. ’Bu karar benimdir, ben vereceğim’ demiştir ve her türlü engellemelere, tehdide rağmen sandığa gitmiş oy kullanmıştır. Milletin ulaştığı bu seviyeye, Türkiye’deki her kurumun, siyasi partilerin, sivil toplum
örgütlerinin, medyanın da ulaşması artık kaçınılmaz hale gelmiştir."

-"SADECE YENİ SAYFA DEĞİL, ENGİN BİR UFUK AÇILDI"-

Başbakan Erdoğan, 12 Haziran seçimleriyle birlikte Türkiye’de sadece yeni bir sayfa, beyaz bir sayfa açılmadığını, Türkiye’nin önünde artık engin bir ufuk, geniş bir vizyon, farklı bir demokrasi, ileri demokrasi kültürü de açıldığını belirterek, şöyle devam etti:

"Dünün parametreleri artık dünde kalmıştır. Dünün tartışmalarına millet artık son noktayı koymuştur. Dünün siyasi polemikleri, altını çizerek tekrar
ifade ediyorum, dünün siyaset kültürü de millet tarafından açık ve net bir biçimde reddedilmiştir. Sandıkta verilen mesaja kulak tıkamak, dünün siyaset kültürüdür. Bugünün siyaset kültüründe ise sandıkta verilen mesajı en iyi şekilde okumak ve gereğini yapmak vardır, budur aslolan. Açık söylüyorum; bugün biz, AK Parti olarak, neden yüzde 50 oy aldığımızdan daha ziyade, diğer yüzde 50’nin bize niye oy vermediğini istişare ediyoruz. Bunun bilimsel araştırmalarını yapıyoruz, bunu bundan önce de yaptık, yine yapıyoruz. 12 Eylül halkoylaması sonrasında olduğu gibi, bugün de biz, bize oy vermeyen yüzde 50’yi anlamak için çaba sarf ediyoruz. Çünkü biz yüzde 100’ün mutluluğu için varız, bunu başarmamız lazım. Bu noktada araştırmalarımız, değerlendirmelerimiz sürüyor, bilimsel çalışmalarımız başladı, devam ediyor. ’Kimlere ulaşamadık, kimlere kendimizi anlatamadık, neden anlatamadık’ diye soruyoruz ve kendi özeleştirimizi içimizde yapıyoruz. Aynı özeleştirinin, diğer siyasi partiler tarafından da samimi şekilde yapılmasını arzuluyoruz."

-"MİLLETE SENDROMLAR YAKIŞTIRMAK TALİHSİZLİKTİR"-

AK Parti, 2023 vizyonuyla yeni bir siyasi kültürü özümsemeye çalışırken, muhalefetin de artık böyle bir vizyona sahip olmasını, yeni siyasi kültüre ayak
uydurmasını beklediklerini belirten Erdoğan, "Zira her zaman ifade ediyorum; muhalefet, demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Muhalefet, demokraside en az iktidar kadar önemlidir. Kaliteli, seviyeli, yapıcı, ufku olan bir muhalefet, hem Türkiye için, hem iktidar için yol gösterici olacak, demokrasiye ve Türkiye’ye eşsiz katkılar sağlayacaktır" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugünün sandık sonuçlarını 1946 ya da 1950 refleksiyle okumanın acı verici olduğunu ifade ederek, Türkiye bu kadar değişmişken, bu kadar ilerlemişken, demokratik standartlar bu nokta ve hedeflere ulaşmışken, hala milleti suçlamanın, milletin zihniyle, beyniyle, tercihleriyle uğraşmanın, millete birtakım sendromlar yakıştırmanın, talihsizlik olduğunu vurguladı.

-"GURUR VE KİBİRDEN ÖZENLE SAKINIYORUZ"-

Erdoğan, üçüncü kez ve üst üste seçim kazanan, iki kez yerel seçim kazanan, iki kez referandumda halkıyla buluşan ve ondan da başarıyla çıkan bir
siyasi parti olarak gurur ve kibirden özenle sakındıklarını, tevazuya her zamankinden fazla dikkat ettiklerini ve etmek zorunda olduklarını belirterek,
milletin, üçüncü kez ve önceki ikisinden çok fazla bir oy oranıyla kendilerine emaneti yüklediğini, bunun sorumluluklarını artırdığını, bunun kendilerini asla rehavete sürükleyemeyeceğini söyledi.

Bugün sorumluluklarının her zamankinden fazla olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bugün, hassasiyetimiz her zamankinden fazladır. Bizim, 12 Haziran akşamı yaptığımız helalleşme çağrısı, üzerimizdeki yükün ağırlığının bir
neticesidir. Seçim öncesinde ve seçim sürecinde, AK Parti tek ve ortak bir hedef haline getirildi. AK Parti’ye iftiralar atıldı, ithamlar yapıldı. Şahsıma, aile fertlerime, arkadaşlarıma ve onların ailelerine yönelik çirkin saldırılar oldu. Daha da öteye geçildi, şiddet adeta bir kampanya aracı olarak kullanıldı, parti temsilciliklerimiz, araçlarımız, milletvekillerimiz, koruma polislerimiz hedef haline getirildi. Bütün bu süreçte ne yazık ki kimse muhalefetin üslubu üzerinde durmadı. Muhalefetin tarzı, yöntemi, dili, üslubu tartışılmadı, gündeme taşınmadı. Bize yapılan o çok ağır hakaretler, küfürler görmezden gelindi. Bütün bunlara rağmen, biz çıktık, açık açık, dürüstçe, çok samimi olarak, haklarımızı helal ettiğimizi ifade ettik, diğerlerinden de helallik diledik. Hiçbir tartışmaya girmek, hiçbir polemik başlatmak niyetinde değilim. 12 Haziran akşamı açılan siyasetin beyaz sayfası, bizim tarafımızdan asla lekelenmeyecektir. Muhalefetin de bu sayfayı temiz tutmak noktasında en az bizim kadar hassas olacağını umuyorum."

Başbakan Erdoğan, önümüzdeki yeni sürecin, polemiklerle, hakaret ve iftiralarla, şiddetle değil, uzlaşmayla, istişareyle, yapıcı eleştirilerle,
tamamen demokratik bir kültür ve olgunlukla ilerlemesinin en büyük temennileri olduğunu belirtti.