Erdoğan'dan 'Şok, şok, şok' eleştiri

Salı, 02 Mart 2010 - 13:18

Erdoğan'dan 'Şok, şok, şok' eleştiri

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de yaşananın, normalleşme, kurumların görevlerini yapması, demokrasinin güçlenmesi, kirli oyunların, kirli senaryoların deşifre edilmesi ve bunlardan hukuk önünde hesap sorulması olduğunu belirterek, "Yaşananlar, demokrasi ve hukukun sözde değil, özde hayata geçmesidir" dedi.

Erdoğan'ın, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmasından bölümler şöyle:

ŞU YAZARINI BEĞENMİYORUM, AT DEMİYORUM’

Geçen hafta medya patronlarına yönelik sözlerim farklı değerlendirildi. Eğer farklı yaklaşımlarla bir değerlendirme yapıyorsak bir meramımızı tam anlatamamışız. Ben o patronlara ‘bu yazarını beğenmiyorum onu at. Şu yazarını beğeniyorum bunu tut’ demiyorum. Bu patronlar bizi zaman zaman ziyaret ederlerdi. ‘Biz gerilim istemiyoruz. İstikrar sayesinde işlerimiz de iyi gidiyor’ diye gerilimden şikayet ederler. Ben de her defasında kendilerine şunu söylüyorum. Lütfen her konuyu bir gerilim olarak takdim eden kendi gazetelerinizin, TV’lerinizin yazarlarına söyleyin. Şok, şok, şok diye her konuyu evirip çeviren milleti karamsarlığa sevk eden kendi adamlarınıza söyleyin. ‘Bu adamlara sözümüzü geçiremiyoruz’ diyorlar.

'BEĞENMİYORSAM OKUMAM, OLUR BİTER'

Ben bir yazarı çizeri beğenmiyorsam şahsen onu okumam, izlemem. Olur biter. Ben şurada bir gazete, bir TV söylemiyorum. Bir genel başkan olarak diyorum ki sanki siyasi rakipmişim gibi partimize karşı hasmane bir politika izleyen olursa ona gösterebileceğimiz en medeni tepki o yayınları boykot etmemiz olabilir.

Bu medeni tepkimizi göstermekten çekinmedik. ‘Ben de memnunum. Ama elimden bir şey gelmiyor’ diyorlar

O kadroyu sen oluşturuyorsun. Gazetenin yayın politikasını sen belirliyorsun. O yayın politikasına uymayan adam orda nasıl duruyor. Bir dükkan açıyorsun. İyi çalışmayan bir tezgahtarı orada tutar mısın? Bizimle de gelip bunları konuşma. Lütfen gelip bizimle konuşmayın, bizden isim istemeyin dedim. Şu ana kadar kimse ‘Başbakan isim verip şunu at dedi’ diyemez. Bu kadar aşağılık hesaplar içinde olamam.

Bana gelip şikayet etme, dükkan senin dükkanın. Medya patronunun da yayın kadrosunu seçme hakkı vardır

Siz patron olarak ortaya çıkan üründen memnun değilseniz o sizin sorununuz. Söylemek istediğim bu.

Eleştiri kisvesi altında hakaret etmeye kalkan olursa tavrımı biliyorsunuz.

Hakaret edeni hukuka havale ederim. İşadamı ekonominin bozulmasına çanak tutarsa, hukukçu hukukun yerini bulmasına imkan tanımazsa bundan kim kaybeder?

Siz partilerin hakkını savunmazsanız siyaset nasıl güç kazanır?

İSPANYA VE AÇILIM KAHVALTISI...

Geçen iki haftayı ülkeye hizmet peşinde dolu dolu geçirdiklerini ifade eden Erdoğan, İspanya temasları, sanatçılarla buluşma, akraba ve kardeş Türk topluluklarıyla yaptığı toplantıları anlattı.

AK Parti olarak, yapıcı eleştirilerden hiçbir zaman rahatsız olmadıklarını bildiren Erdoğan, şunları söyledi:
"Tabii bunun altını çizmek istiyorum; ben bu ifadelerimi kullanırken, ’biz yapıcı eleştirilerden rahatsız olmadık’ kısmını kimse değerlendirmeye almıyor, onu bir kenara koyuyor. Hemen oradan bir cımbızlama yapıyor. O cımbızlamadan sonra bu ifadenin ardından gelen değerlendirmelerimizi onlar da kendilerine göre değerlendirmeye tabi tutuyor.

Bakınız, burada partimizi kurduğumuz andan itibaren yapıcı, yol gösterici, ufuk açan eleştiri ve uyarılara her zaman kulak kesildik ve bunları dikkate aldık.

Şunu bir kere daha burada altını çizerek ifade etmek durumundayım: Biz, sadece bize oy verenlerin değil, 72,5 milyon vatandaşımızın tamamının hükümetiyiz. 72,5 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının her birinin emaneti, bizim üzerimizdedir. Bu ülkedeki her bir ferdin hakkına, hukukuna, özellikle de yaşam tarzına ve düşüncesine saygı duyduk. Saygı duymakla kalmadık, bunları geliştirmenin mücadelesini verdik, veriyoruz. Başkasının özgürlük alanına müdahale edilmediği sürece, topyekun milletimizin çıkarlarıyla ters düşmediği sürece, hakaret ve çarpıtma ihtiva etmediği sürece her fikrin, her görüşün, her yaklaşımın, bizim nezdimizde değeri vardır ve biz ona her zaman için saygı duyarız.

Suyu bulandıran, suyu zehirleyen, kaos ve kriz tellallığı yapan yaklaşımları ise her zaman milletimize şikayet ettik. Bunların ülkemizin menfaatine olmadığını gür sesle ifade ettik."

Örgütlü olsun ya da olmasın toplumun tüm kesimlerinin taleplerini büyük bir dikkatle dinlediklerini anlatan Erdoğan, o talepler karşısında yapılabilecek olanların azamisini yapmaya çalıştıklarını söyledi.

EKONOMİNİN HASSASİYETİ

Erdoğan, 7,5 yıldır ekonominin özellikle de küresel şartlara entegre olmuş bir ekonominin, istikrar ve güven noktasında, özellikle hassas olduğunu, herkesin de bu hassasiyeti gözetmesi gerektiğini vurguladı. Siyasetçi, medya, sivil toplum örgütleri, erklerin ve kurumların ekonominin bu hassasiyeti karşısında sorumlu davranması gerektiğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Yani ’kuvvetler ayrılığı’ derken sadece bu konular üzerinde yasama organı mı hassas olacak? Veya sadece yürütme, sadece yargı mı hassas olacak? Hepimizin hassas olması lazım. Zira bu gemide 72,5 milyon beraber seyahat ediyoruz. Birisi olsun, diğerleri seyretsin, yok böyle bir şey. Veya birisi gece-gündüz gayret etsin diğeri vursun, yok böyle bir şey. Veya üst kattakiler farklı, alt kattakiler gemiyi delmeye çalışsın, yok böyle bir şey. Bunlara fırsat vermememiz gerekiyor.

Son bir kaç hafta içinde Türkiye’de yaşanan olayların hiç şüphesiz ekonomi üzerinde de kısmi etkisi oldu. Borsada kısmi bir düşüş yaşadık, dün toparlanmayı hamdolsun gördük. Döviz fiyatları yükseldi ve gösterge faizde de bir miktar yükselme yaşandı. Dün tekrar düşüş oldu. Her türlü olumsuz gelişmeyi Hükümete mal etmeye çaba sarf edenler, bu olumsuz gelişmelerde kendilerinin nasıl bir rol oynadığı, nasıl bir katkı sağladığı boyutunu da düşünmek zorundadırlar.

Türkiye’de yaşanan nedir? Yaşanan, normalleşmedir. Kurumların görevlerini yapmasıdır. Demokrasinin güçlenmesidir. Kirli oyunların, kirli senaryoların deşifre edilmesi ve bunlardan hukuk önünde hesap sorulmasıdır.

Yaşananlar, demokrasi ve hukukun sözde değil, özde hayata geçmesidir. Sistemin sağlıklı şekilde işlemesidir. Ama süreç öyle bir lanse ediliyor ki ’kurumlar çatışıyor, gerilim hat safhada, ölüyoruz, bitiyoruz, tükeniyoruz, bölünüyoruz...’ böyle bir havada kasıtlı bir karamsarlık pompalanıyor. İşte benim itirazım, bu tavradır. Benim serzenişim, benim eleştirim bu tavradır. Yaşananlar ne kadar Türkiye’nin lehineyse, kopartılan fırtına o kadar Türkiye’nin aleyhinedir. Türkiye’nin geleceğini düşünmek, ülkemizin, milletimizin menfaatini düşünmek herkesin, her bir vatandaşın sorumluluğunun bir parçası olmalıdır. Hangi kurumda, hangi alanda, hangi meslekte çalışıyor olursa olsun, herkesin vatandaşlık sorumluluğu, Türkiye’nin menfaatini, selametini, istikbalini düşünmeyi gerektirir. Hiç kimse sorumsuzca hareket etmek, Türkiye’ye kaybettirmek gibi bir lükse sahip olamaz. İşte benim itirazım bunadır, bu sorumsuzluğadır."

Erdoğan, belli ideolojilere destek olmak, belli ideolojilerin değirmenine su taşımak için yazılanların, çizilenlerin ülkenin imajının ciddi şekilde zedelediği gibi, ülke ekonomisine de ağır bedeller ödettiğine dikkati çekti.

Başbakan Erdoğan, "Siz ’gerilim var’ dediğiniz zaman sadece ortaya fikir atmakla kalmış olmuyorsunuz. Aynı zamanda bu ülkeyi izleyenlerin, yatırım yapanların, yatırım yapmayı düşünenlerin, sanayicinin, iş adamının, tüccarın, girişimcinin zihninde de soru işaretleri oluşturuyorsunuz" dedi.


 

5