Erdoğan'ı zafere götüren formül

Perşembe, 16 Haziran 2011 - 05:00

Geçen hafta CNN Türk’te Hande Fırat’ın sunumuyla ekrana gelen “Liderler Zirvesi” programında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırlamıştık. Makro ekonomideki olumlu gelişmelerin seçmen davranışları üzerindeki etkisini konuşurken, Erdoğan mikro alanda da önemli adımların atılacağını müjdelemişti. Hiç kuşku yok ki AK Parti’nin yüzde 50’lik seçim zaferinde borsacıların ifadesiyle ekonomideki “yukarı yönlü” görüntünün etkisi büyük. Nedir makro ekonomi? Türkiye’nin dünyanın 17. büyük ekonomisi haline gelmesi.

[[HAFTAYA]]

Milli gelirin 1 trilyon dolar, kişi başına milli gelirin 10 bin dolar seviyesine yükselmesidir. Peki, mikro ekonomi nedir? Genel refah seviyesinin, sağlık, eğitim ve ulaşım gibi insana dokunan alanlara yansıması, işsizliğin azalması, istihdamın artmasıdır. Bölgeler arası gelişmişlik farklılıkları ve sosyokültürel alandaki derin uçurumlar Türkiye’nin hâlâ en büyük problemleri arasında ama ilk kez bu dönemde ciddi bir ilerleme umudu var. Nitekim seçmenin bir bölümü bu alandaki beklentisini maksimize ederek AK Parti’ye yöneldi. CHP’nin “Aile Sigortası” ve “yoksullukla mücadele” konusunda açıkladığı çekici projeler ise realize edilemeyecek vaatler olarak algılandı.

Oyların AK Parti’ye yönelmesinin başka somut nedenleri de var. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ -kabul etmek gerekir ki- çok iyi çalıştı ve başarılı oldu. Bugün hangi hastaneye giderseniz gidin hakkınızı daha iyi arayabiliyorsunuz ve sosyal güvence ağından daha iyi yararlanabiliyorsunuz. Eskiden bir özel hastaneye girmek demek tabiri caizse soyulmakla eş anlamlıydı. Amerika ve İngiltere gibi çok zengin ülkelerin sağlık sistemlerinin bile felç olduğu düşünülecek olursa Türkiye’de atılan adımların ne kadar kritik olduğu anlaşılabilir.

Güneydoğu’da kim kazandı?

Kâğıt üzerinde bakıldığı zaman 12 Haziran seçiminde Doğu ve Güneydoğu illerinde başarı gösteren iki parti var: AK Parti ve BDP’nin desteklediği bağımsızlar. Fakat seçimlerin hangi fiziki ve siyasi şartlarda yapıldığına bakınca AK Parti’nin orada nispi olarak daha başarılı olduğu söylenebilir. AK Parti’nin 12 Haziran’da Diyarbakır’da aldığı oy oranı yüzde 32. Aldığı oy sayısı ise 217 bin 700. Aynı parti 2007’de 190 bin oy aldı. Ancak seçim aritmetiği nedeniyle yüzdelik değer düştü.

AK Parti’nin Diyarbakır’da 2002’deki oyunun yüzde 16 olduğu düşünülünce artışın boyutları daha iyi görülebilir. Şimdi aldıkları yüzde 32’lik oy, mahalli seçimlerdeki yüzde 30’un da üzerinde. Dün Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’le konuştum. Bu süreçte AK Parti’nin 36 tane il ve ilçe teşkilatının fiziki saldırıya uğradığını, PKK’nın yöre halkını açıkça tehdit ettiğini hatırlattı.

Eker “PKK daha önce devleti hedef alan söylem ve tutum içindeyken bu kez tamamen AK Parti’ye yönelik bir düşmanlık geliştirdi. Buna rağmen elde ettiğimiz sonuç önemli başarıdır” diye konuşuyor. Ben de hatırlıyorum, Diyarbakır’da PKK’ya bağlı grupların dağıttığı el ilanlarında “AK Parti’ye oy veren, mitingine giden her bireyin eli Kürt halkının kanına bulaşmış olacak” yazılıydı. Nitekim Başbakan’ın konuşmasından önce miting meydanına iki adet el bombası atıldı. Türk tarımını dünyada 11’incilikten 7. sıraya yükselten Mehdi Eker bana göre o bölgedeki çalışmalarıyla AK Parti’nin oylarının stabil seviyede kalmasında önemli rol oynadı.

Süryani milletvekili kazanç

Süryaniler bu toprakların en köklü halklarından biridir. Neredeyse iki bin yıldır Anadolu coğrafyasında yaşıyorlar. Maalesef son 30 yılda büyük bölümü göç ederek Almanya, Fransa, İsveç ve ABD gibi ülkelere gitti. Türkiye’de kalanların bazıları İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde, bazıları da Mardin, Urfa ve Hatay gibi Güneydoğu Anadolu şehirlerindeler.

Kökleri Hazreti İsa’ya kadar uzanan bu kadim halkın bugün Türkiye’de yaklaşık 17 bin temsilcisi var. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun adayı Erol Dora seçimi kazanarak TBMM’ye girme hakkı elde etti. Mardinli Dora’nın bu başarısı Türkiye’de demokasi zemininin güçlenmesi ve çoğunluğun dışındaki inanç gruplarının sesini duyurması adına çok önemli.