Ergenekon diye diye teröre karşı refleksleri bitirdiniz

Salı, 01 Haziran 2010 - 05:00

Devletin tepesinde yer bulan komplocu zihniyet, neredeyse “PKK’nın yaptığı ve üstlendiği saldırıların arkasında Türk Silahlı Kuvvetleri var” diyecek noktada. Elbette Türk Silahlı Kuvvetleri gibi yüz binlerce insanın görev yaptığı bir kurumda bazı kişilerin adının karıştığı yanlış olaylar vardır. Ve bunlar yargı önüne taşınmalı ve tartışılmalıdır. Ancak kanlı terör örgütü PKK’nın ‘yapacağım’ dediği ve ‘yaptığı’ eylemleri de Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinden tartışmak insafa sığar mı? Bunları yazmamın nedeni Türk Silahlı Kuvvetleri’ni savunmak falan değil ama devlet adamları, başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri ve tetikçi gazeteciler olayı böyle tartışınca teröre karşı gerçek önlemleri tartışamaz hale geliyoruz. Sorun hakkında yanlış teşhisler koyuyoruz. Böylece olan daha öncekilerde de olduğu gibi İskenderun’daki yedi şehidimize, yakınlarına ve hepimize oluyor.

Gemilere destek de verilmeliydi

Mavi Marmara yalnız bir gemi değil, umuttu. Gazze’ye uygulanan insanlık dışı ambargoyu delebilmenin umudu. Ama Mavi Marmara’nın girişi İsrail devletinin operasyonuyla kana bulandı. Ancak bu kadar kanlı bir operasyon yapılabilmesinin nedeni, Mavi Marmara yolcularının sahipsiz bırakılmasıdır. Mavi Marmara gemisini İstanbul Büyükşehir Belediyesi iki kez ihaleye çıkarmış fakat satamamıştı. 1080 yolcu kapasiteli Mavi Marmara sonunda 1 milyon 800 bin TL’ye İnsan Hak ve Hürriyetler Vakfı (İHH)’nın oldu. Bu konvoy yola çıktığında nelerin olabileceği biliniyordu. İsrail vuracağını da açıkladı. Ancak Mavi Marmara ‘barış gemisi’ olarak yola çıktı. Madem bu gemi Türk bayrağı taşıyordu. Onun korunması da devletin işi değil miydi?

İsterlerse üyeliğimi askıya alırım

Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı olduktan sonra, “Biz zenginleşmeyeceğiz, çocuklarımız zenginleşmeyecek, siyasi nüfuzunu kullanandan da hesap soracağız” derken yolsuzluklara karşı olduğunu belirtiyordu. Bu köşeden de Edirne Belediye Başkanı CHP’li Hamdi Sedefçi’nin durumuna dikkat çekerek, toplam dört ayrı davada 12.5 yıl hapis cezası aldığını, üç ayrı davanın ve beş ayrı soruşturmanın da sürdüğünü belirtmiştim. Bizimkisi biraz ‘arkadan konuşmak’, aslında ‘arkadan yazmak’ gibi oldu. Meğer ben bunları yazdığımda Hamdi Sedefçi yurtdışındaymış.

“Önder Abi’yle görüşeceğim”

Türkiye’ye döner dönmez beni aradı. Mahkemelerin kararını siyaseten eleştirdi ve suçsuz olduğuna inandığını söyledi. Ceza aldığı davaların kararlarının Yargıtay’da bozulacağına inandığını vurguladı. Kendisine, hukuki durumunun Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı ilkelerle bağdaşmadığını hatırlattığımda da şunları söyledi: “Önder Abi’yle görüşeceğim, gerekirse parti üyeliğimi askıya alacağım. Partim ya beni savunmalı ya da ben parti üyeliğimi askıya almaya hazırım. Beni başkalarıyla karıştırmayın benim iki evim var, tek kuruş haksız kazancım yok. Ama Kemal Kılıçdaroğlu, halk için bir umut olmuşsa ve benim durumum ona zarar veriyorsa gereğini yaparım. Bizim görevimiz onlara zarar vermek değil umudu büyütmektir.” Kemal Kılıçdaroğlu ise Edirne Belediyesi’ndeki konularla ilgili olarak kesin yargı kararını beklemeyi tercih ettiklerini söyledi. Ama siyasette Kılıçdaroğlu rüzgarı Edirne dahil her yerde esiyor anlaşılan. Şu anda zorunluluğu yokken CHP’li Belediye Başkanı parti üyeliğini askıya almayı düşünüyorsa Türkiye iyi yolda demektir.