“Ergun Plak gibi yürüsem yolda döverler”

'Bizim Evin Halleri'nde Alman bir çocuktu. Üstün Dökmen'in 'Küçük Şeyler' programındaki skeçlerde 6 yıl boyunca oynadı. Zülfü Livaneli'nin 'Veda' filminde Atatürk'ün sağ kolu Salih Bozok'u canlandırdı

10 Kasım 2012, Cumartesi 05:00
A A

RÖPORTAJ: ÇAĞNUR HATİPOĞLU

cagnurhatipoglu@gmail.com

‘Hatırla Sevgili’, ‘Benim Annem Bir Melek’, ‘Ezel’ gibi dizilerdeki performansını hatırlayan vardır. Şimdi de hem tiyatroda boy gösteriyor, hem ‘Heberler’ ekibinde yer alıyor, hem de ‘Seksenler’ adlı dizide Ergun Plak olarak evlerimize konuk oluyor. Evvet!!! Huzurlarınızda Serhat Mustafa Kılıç!!!

- ’Seksenler’den başlayayım. Nazlı, seninle, yani Ergun Plak’la mı evlenecek, yoksa Niyazi ile mi?

Yaaa, şimdi dizide bizi bir araya getirirlerse, biter. Biz bir araya gelemeyiz.

- Dizinin başında, yıllar sonraki hayatlarınızdan bir kesit gösterilmişti. Orada Nazlı, Niyazi ile evliydi.

Evet. 2012 yılında Nazlı, Niyazi ile evlenmişti. Fakat bu konuda Birol Güven’e “Nazlı ile Ergun Plak sevgili olsun” diye o kadar çok mektup gelmiş ki senaryo değiştirildi. Seyirci “Biz 2012’leri unutmaya hazırız. 2012 sahnesi için rüya dersiniz, hayal dersiniz, biz unuturuz. Lütfen Nazlı ile Ergun Plak’ı bir araya getirin” dedi resmen.

- Nazlı üniversiteye başladı. Ergun Plak kendini eksik hissedip kitaplara sarılacak mı?

Birkaç bölümde sevdiğim kız Nazlı’nın üniversiteye gitmesine karşı gibi gösterilmiştim. Bu kötü bir örnekti. Çünkü Ergun kötü bir adam değildi ve tam da kendi okuyamadığı için sevdiği kızın okumasına destek vermeliydi. Birol Güven’den bu konuda ricada bulundum, kabul etti. Evet, Ergun kitaplara sarılacak.

“Rolüme ufak tefek eklemeler yaparım”

- Başlangıçta Ergun Plak sanki daha kötü bir adamdı... Şimdi seviliyor.

Evet. Ergun’u iyi hale getiren, aşkının inandırıcı olmasıydı. Ben rolüme ufak tefek eklemeler yaparım. Doğaçlamayı seviyorum. ‘Abi deme lazım olur’, “Aha da ranza”, “Anneni keseyim” lafları senaryoda yok. 40 yaşına geliyorum ve ne söylediğime ne yaptığıma dikkat etmeliyim. Çünkü insanlar sizi okuyor, izliyor. Ailesinden bir parça gibi görüyor. Bunu hak etmek istiyorum. Belki anne-babasının 10 yıldır söylediği şeyi yapmıyor, benim ağzımdan çıkanı anında kabul ediyor. O yüzden ettiğim tek bir cümle bile çok önemli.

- Dizide bel kırarak yürüyor, sevdiğin kızla konuşurken gerdan kırıyorsun... Çok gerçekçi ve samimisin.

Aslında onlar, günlük hayatta yapamayacağım hareketler. Öyle beli kırarak yürümeler filan... Oohhh, günlük hayatta böyle yürüsem beni döverler (gülüyor). Bunun kaynağını anlatayım: Küçükken yerde oynarmışım. Annemle teyzem de mesela dayımı çekiştirirmiş. Annem gözleriyle beni gösterip “Teyp kaydediyor, teyp kaydediyor” dermiş.

Aynı günün akşamı tüm aile bizde toplanırmış, dayım bana “Hadi teyzenin taklidini yap” dermiş. Ben de teyzem gün içinde ne söylediyse çatır çatır herşeyi anlatıyormuşum. Hepsi gülüyormuş, bir tek dayım “Heeee öyle mi” diyormuş (gülüyor). Anlatmak istediğim; ben bunları bilinçli yapmıyorum, kaydediyorum. Gördüğüm şeyi unutmam.

- ’Seksenler’de olup da şimdi olmayan en önemli şey ne?

En önemli olanı, insan ilişkilerimizi kaybettik. Bir insanı karşılıksız sevmeyi yitirdik. Eskiden birini sevmeye karar verirdin ve severdin. Şimdi ise bazı kurallar var onu hayatına alman için. Çok enteresan. Komşuluk yok, güven sıfır artık. Cihangir’e taşınmıştım. Her gün üst kattaki komşumu görüyordum, bir gün “Günaydın, nasılsınız?” dedim. “Ne var!” diye cevap verdi.

Aynı apartmandayız, başına bir iş gelse kapımı çalmayacak mısın? Ben de seninkini çalabilmek istiyorum, o yüzden selam veriyorum... Küçüklüğümde öyle gördüm. Okuldan gelirdim, annem bir yere gitmişse Solmaz Teyze’nin kapısını çalıp istediğimi yiyip içer, istersem yaşıtım olan oğlunun pantolonunu giyerdim.

“Sette bazen gözüm dolar”

- Ailene düşkün müsün?

Çok. Babam ve annemle iyi dostuz. Bu yaşta kaç erkek gecenin bir vaktinde babasıyla dertleşebilir? Bütün neşem onlar. Kalabalık bir ailede büyüdüm; dayılar, teyzeler, babaanneler, anneanneler... ‘Seksenler’i o yüzden seviyorum. Herşeyiyle çocukluğumu yaşıyorum sette: Çekme kasetler, ‘elden gel evlen de gel’ler, abuk sabuk şakalar... Bazen gözlerim doluyor, kaybettiğim dayımı hatırlıyorum.

- Ne zamandır İstanbul’da yaşıyorsun?

Doğma büyüme Ankaralıyım. Bir yıl Diyarbakır, 6 yıl Erzurum Devlet Tiyatroları’nda görev yaptım. 2008’de istifa ettim. En güzel yıllarımı Erzurum’a vermiştim, artık özgür olmak istiyordum. Hangi oyunlarda oynayıp hangi yönetmenlerle çalışacağıma karar vermek istedim. Çünkü 37 yaşına gelmiş bir oyuncu olarak artık bir duruşa sahibim. İstifamın özel tiyatrolara geçip para kazanmakla ilgisi yoktu. Benim için önemli olan tiyatro yapmak. Tiyatroyu, sadece para kazanmak için yapmıyorum ben.

- Bundan sonraki projelerini öğrenebilir miyiz?

Müzikal hazırlıyorum. Okuldan beri müzik ve dans bakımından kendimi çok donattım. Polkadan tangoya kadar her dansı yapabilirim. Bu birikimlerimi değerlendirmek istiyorum. Şarkı söylemeyi seviyorum zaten. 8 yıl boyunca birlikte her telden çaldığımız bir grubum vardı. İlerde yine müzikle ilgili çalışma yapacağım ama önce müzikal. Yaşlanıyorum, sesim gitmeden yapmam lazım (gülüyor).

- Yaşlılıktan söz etmek için çok erken değil mi?

Değil aslında. Geçen yıl ağır bir faranjit geçirdim, sesimi kaybediyordum. Kendi kendime “Bu saatten sonra pandomimci mi olacağım?” dedim (gülüyor). Ama bir gün gidersem arkamda birşeyler bırakmak, mesela bir tiyatro akademisi açmak isterim. Yurdumuzun dört yanına yayılacak, İstanbul merkezli bir akademi... Neden olmasın? Amacım adımın anılması değil, birşeyler bırakabilmek. Eğitmek, öğretmek...

“Her oyunda 2.5 kilo veriyorum”

- ’İntiharın Genel Provası’ adlı tiyatro oyunundasın. Önemli bir Rus yazarın oyunu değil mi?

Evet, Duşan Kovaçeviç yazmış. Hatta geçenlerde oyunumuzun son üçlemesini izlemek için İstanbul’a geldi. 4 yıldır oynuyorum bu oyunda. 230 temsil oynadım. Tiyatro kariyerimde bir milattır bu oyun. Oyunu oynadığım gün tartıda 2.5 kilo eksik çıkıyorum. Çünkü üst üste iki kere oynuyorum. Bir de çok terliyorum, bu yüzden kilo veriyorum. Üstelik ter yüzünden kıyafetlerim çürüyor, yırtılıyor, yeniden dikiliyor.

“Deli aşığım”

- Serhat Kılıç, Ergun Plak gibi deli aşık ve romantik adam mı?

Evet, deli aşığım, çünkü yengeç burcuyum. Aşksız bir hayat düşünemiyorum. Evimin girişinde sevdiğimin fotoğrafını görmediniz mi? Sevgi arsızı değilim ama çok sevildim, çok severim. Zaten ilgiyi, sevgiyi sevmesem ne işim olur bu meslekte?

- Ne zaman evlenmeyi düşünüyorsun?

Yakında. Çünkü herşeyin tam ve mükemmel olmasını istiyorum. Aslında herşey fazla bile, o benim hüsnü kuruntum. O kadar mutluyum ki. Şu anda şikayet etmem için ya nankör ya da aklımı kaybetmiş olmalıyım. Dünyanın en güzel şehrinde yaşıyorum, o şehrin en güzel semtinde oturuyorum, en sevdiğim işi yapıyorum, aşık olduğum insanla birlikteyim, annem, babam ve kız kardeşim hayatta, sevdiklerim ve sevenlerim var...

(10.11.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;