'Erkekler kadınsı ayakkabıları beğeniyor'

Burcu Kapu ve Ece Aybar iki yakın arkadaş aynı zamanda çiçeği burnunda iki ortak. Kişiye özel ayakkabı tasarımında kulaktan kulağa ün kazanan ikili, geçtiğimiz günlerde nihayet Nişantaşı-Bostan Sokak'taki butiklerini açtılar

Cumartesi, 19 Haziran 2010 - 05:00

'Erkekler kadınsı ayakkabıları beğeniyor'

Röportaj: Merve Özaytekin

[email protected]

Siz iki ortak nereden arkadaşsınız?

Ece Aybar: Bir arkdaşımızın düğününden...

Burcu Kapu: İnsanlar düğünde sevgili bulur, evlenir ama biz ortak olduk!

Nasıl?

E.A: 2005 yazıydı. Birbirimizi hiç tanımıyorduk. Arkadaşımız Kuşadası’ndaki düğününe birlikte gelmemizi söyledi. Bizi de havaalanında biri karşıladı. Öyle olunca birbirimize telefonlarımızı verdik.

B.K: Vee uçakta birbirimize gayet gıcık olarak Kuşadası’na gittik!!!

Neden?

B.K: Ben teknolojiden biraz uzak yaşarım. Hatta Türkiye’de internet bankacılığını en son öğrenenlerden biriyim. Ece’nin elinde iPod görünce şaşırdım, çünkü ben walkman’de kalmışım. ‘Bu da ne?’ deyince o da bana garip garip baktı. Ben de kitabımı okumaya başladım ve tüm yolculuk boyunca hiç konuşmadık!

E.A: Ama otelde saçımızı makyajımızı yaptırır yaptırmaz, sohbet etmeye başladık. Hem de öyle böyle değil... Şortla, ayağımızda parmak arası terlikle, bir ton makyaj otelin bahçesinde 2 şişe şarap bitirdik. Neredeyse düğüne geç kalıyorduk! O gün bugündür de kopmadık.

 O zamanlar ne iş yapıyordunuz?

E.A: İstanbul Üniversitesi İşletme mezunuyum. Yabancı bir firmada müşteri hizmetleri müdürü olarak çalışıyordum.

B.K: İstanbul Üniversitesi biyoloji mezunuyum. Daha sonra Yeditepe Üniversitesi’nde MBA yaptım. Uluslararası bir ilaç firmasında marka müdürüydüm. Orada 7 sene çalıştım.

Tasarım hayatınıza nasıl girdi?

B.K: Annem ressam Gülfer Kapu. Resim derslerine çok küçük yaşlarda başladım. Lisedeyken karakalem dersi aldım. Tasarım benim hayatımda hep vardı. 2006’da TASEV (Türkiye Ayakkabı Sektörü Araştırma Geliştirme Ve Eğitim Vakfı) kuruldu. Burada ayakkabı tasarımından ayakkabının imalatına kadar her şeyi öğrendim. Sonra oradaki hocalarımdan özel ders aldım ve kendimi geliştirdim.

E.A: Benim annem de ressam ama ne resme ne de tasarıma kabiliyetim var. Çöp adam bile çizemem! İşin başından beri finansal ve diğer işlerle uğraşıyorum. Tasarımı görüp sadece yorum yapıyorum. Müşteri portföyü ve görüşmelerle alakalı olarak ben yardımcı oluyordum.

Tasarımlarınızın beğenildiğini ilk nasıl anladınız?

B.K: Hayatımda her şey son dakika olur. 2006’da Nişantaşı’nda Street Design Week yapılıyordu. Bir dergide tesadüfen organizasyonu ve tasarımları teslim etme tarihine sadece bir gün kaldığını gördüm. Eve gidince haldır haldır model çizdim ve kargoya vermek yerine Cihangir’e gidip elden tasarımlarımı verdim. Beğenildi. Street Desingn Week’te tasarımlarımla yer aldım.

E.A: Burcu’yla birlikte ayakkabıları bugün butiğimizin olduğu Nişantaşı-Bostan Sokak’taki bir ağaca astık. Herhalde göbek bağımız buraya gömülmüş. Bugün aynı yerin hemen karşısında butiğimiz oldu.

Sonra nasıl tanındınız?

B.K: O ağaçtan sallandırdığımız ayakkabılar çok ilgi çekti. Sallanan ayakkabılardan sipariş verenler oldu. Röportajlar yaptık. “Madem beğenildi, bu kadar ilgi var, öyleyse biz de bu işi profesyonelliğe dönüştürelim” dedik. Ve sadece kişiye özel tasarım yapmaya başladık. Özel davetler, mezuniyetler, düğünler için kişiye özel ayakkabılar tasarladık.

E.A: Butiğimizde hala bu hizmetimiz devam ediyor.

Butik açmaya nasıl karar verdiniz?

E.A: 2010 Ocak ayından sonra hayatımız değişti. İkimizin işten memnuniyetsizliği yoktu. Ama kendi işimizi kurmak istiyorduk. Bir kahvaltıda buluştuk ve sohbet ederken bu fikir ortaya çıktı.

B.K: Ve butiğimiz için ilk defa koleksiyon hazırladık.

İkiniz de işinizi nasıl bırakabildiniz?

Başarısızlık sizi korkutmuyor mu?

E.A: Hayır. Çünkü bu iş gibi değil. Sevdiğimiz ve bildiğimiz bir alan. Butik fikri doğunca hemen istifa ettim. Büyük riskti ama denemek istedik.

B.K: Bende hesap-kitap, para konusu biraz zayıf. Tek başıma bir yer açsam batarım! Benim için önemli olan yaptığım ayakkabının beğenilmesi. Ece işin işletme kısmıyla ilgileniyor. Ay sonunda ne kadar kazandık, nereye, ne ödüyoruz onu bile bilmiyorum. Birbirimize güvenerek işe girdik.

Burcu Hanım POSTA Gazetesi yazarı nişanlınız Candaş Tolga Işık mesleğinizi bırakıp ayakkabı işine girmenize ne dedi?

B.K: Önemli olan insanın mutlu olduğu işi yapması. Candaş da biyoloji mezunu, genetik mühendisi. Şu an en sevdiği iş olan gazeteciliği yapıyor. Bu keyfi bildiği için de hiçbir şey demedi. Annem de babam da çok destekledi.

Ya sizin eşiniz?

E.A: Herkes çok destekledi. Benim eşim eğer “İşten ayrılıyorum kendi işimi kuracağım” dese ben ona, onun bana olduğu kadar destek olamazdım.

 Artık herkes tasarım yapıyor. Kapuu butiğin farkı ne?

B.K: İşe ilk girdiğimiz yıllar ayakkabı piyasasını bilmiyorduk. Gördük ki, Türkiye malzeme konusunda kısır. Ama üretimde çok iyi. İtalya’da Bolonya ve Milano’daki fuarlara katılıyoruz, malzeme topluyoruz. Böyle yapmazsak diğer yerlerden bir farkımız olmaz, böyle bir koleksiyon da ortaya çıkmaz

E.A: Tercih ettiğimiz fuarlar daha çok malzeme fuarları. Malzemenin en kalitelisini, en sağlam olanını kullanıyoruz. Köseleden zımbaya kadar bütün malzemeler kaliteli.

Önce malzeme mi toplanır?

B.K: Hayır. Bazen malzeme ilham verebiliyor. Tavuskuşu tüyünden etkilenip de model çizebiliyorsun. Bazen de tasarımdan yola çıkılıyor. Ama çizilen bir model için malzeme aramak çok zor.

Ayakkabıda en yaygın dana derisi kullanılır; sizin seçimleriniz hangi deriler?

B.K: Dana derisi sert ve kalın olduğu için dayanıklıdır ve o yüzden botlarda çizmelerde kullanılabilir. Ama yaz sezonunda mümkün olduğunca, oğlak derisi kullanılmalı. O ayağı terletmez. Hafif buruşuktur. Ayağın şeklini de çok kolay alır. Tasarıma göre deri seçmek gerek.

 Kullandığınız en özel deri hangisi?

E.A: Bu butiğin en özel ayakkabılarından biri piton modeli. Piton yılanının derisinden yapıldı.

B.K: Piton derisi, piton yılanı ülkemizde yetiştirilemediği için yok. Halbuki dericilik Türkiye’de çok iyi. Piton Asya’da yetiştiriliyor. Derisi tabakalanıyor, tuzlanıyor, İtalya’da da boyanıyor.

İki yılan derisi ayakkabı görüyorum. Biri pembe tonlarında diğeriyse turuncu, aralarında neden fiyat farkı var?

B.K: Yılan genelde iki şekilde yüzülüyor. Bunlardan en makbulü karın kısmından yüzülüp, sırta doğru açılanı. Önemli olan sırttaki geniş pulların gözükmesi. Pembe piton modelinde o yapıldı. Öndeki geniş pulları aslında yılanın sırt kısmı. Diğer turuncu ayakkabı da kullandığımız pitonu sırttan yarıyorlar, o zaman karındaki pullar gözüküyor. Onlar genelde daha küçük olan pullar.

E.A: Bu nedenle pembe olan daha pahalı; bin 300 TL. Turuncu olan ise bin 50 TL.

Bir de deve kuşunun göbek kısmını kullanmışsınız...

B.K: Evet. Bunu tanıyan çok az kişi var. O da çok değerli bir deri. O ayakkabı da 390 TL.

E.A: Sadece deriyle değil, kullandığımız diğer malzemelerle de fark yaratıyoruz. Zımbalar, mücevher kadar değerli maddeler bile ayakkabıyı süsleyebiliyor.

Malzemeleri seçerken, modelleri yaratırken modadan etkileniyor musunuz?

B.K: İlk zamanlar sadece kendime tasarım yapıyordum. Şimdi çizerken de bir yandan 2011 yılında neler, hangi malzemeler öne çıkacak diye araştırıyoruz. Mesela kış koleksiyonunda kürk mü, zımbalılar mı var ona bakıyorum. Her ne kadar moda insanın kendi yarattığıdır, kendine yakışandır dense de ister istemez etkileniyorsun.

Butik çalışmalarında durum ne oluyor? Müşterinin isteğine göre kendinizi yönlendirilmiş hissetmiyor musunuz?

B.K: Herkes kafasında bir modelle geliyor. Kafasında tek model varsa ona birçok model hazırlıyoruz. Koleksiyondan ayakkabı beğenilirse de, üzerinde ufak oynamalar yapabiliyoruz.

E.A: Diyelim babet isteyen bir kadın, tasarlananları görünce fikri değişip topukluyu tercih ediyor. Yüzde 85 böyle sonuçlanıyor.

Neden kadınlar böyle fikir değiştiriyor?

B.K: Kadınlar kararsız ve çabuk fikir değiştiriyor. Geliyor ama ne istediğini bilmeyen de oluyor. Onunla da sohbet ediyoruz. Ne istediğini anlamaya çalışıyoruz. Bazı kadının ruhundan Anna Karanina çıkıyor. Yani her kadının içinde olmak istediği başka bir kadın var. Kullandığı objelerle de bunu dışa vuruyor. Bunlardan biri de tabii ki ayakkabı.

E.A: Bir de erkekler geldiğinde fikir değiştirtiyor. Kadın sandalet, babet almak istiyor. Eşi file ayakkabıyı ya da yılan derisi olanı beğeniyor. Erkekler feminen seviyor. Araplar geldi, kadın düz bir ayakkabıya baktı, adam direkt pembe pitona gitti. Zaten kadınlara topuk daha çok yakışıyor. İstemesen de kalça daha çok dışarı çıkıyor, siluet değişiyor.

 Bu sene ayakkabı modası nasıl?

B.K: Püskül bu sene daha ön planda. Hatta saçak saçak. Zımba da daha abartılı şekilde kullanılıyor.

Kişiye özel bir sipariş ne kadar sürede bitiyor?

B.K: 2-3 gün çizim için geçiyor. Malzemelerin toplanması ve yapım aşamasını ekleyince toplam 20 günde ayakkabı hazır oluyor.

Kişiye özel tasarımlarınızda fiyatlar ne kadar?

E.A: Kişiye özel kalıp çıkarıldığı için fiyat koleksiyona göre fark ediyor. Bu tasarımların fiyatı, kişinin isteklerine ve modele göre değişiyor. O nedenle yuvarlak bir rakam vermek bile zor.

Müşterileriniz arasında tanıdık simalar var mı?

B.K: Kadının en özel yerlerinden biri ayağı. Kadın, başka müşterilerin yanında ayağını göstermek istemeyebilir. Bu nedenle de butik iş yapıyoruz. Ve butiğimiz yol üzerinde değil, apartmanın giriş katında. Kişi buraya geldiğinde kendini özel hissetmeli, sipariş ettiği ayakkabı da ona özel yapılmalı ve kimseyle paylaşılmamalı bize göre. O yüzden ünlü simalar var, ama kim olduklarını asla paylaşmıyoruz.

E.A: Bana “Özel bir şeyler tasarla” dendiğinde, “Bu size özel, başka kimseye yapmayacağız” diyoruz. Asla sergilemiyoruz ya da başkalarıyla paylaşmıyoruz. “Daha önce yaptıklarınıza bir bakalım” diyorlar, “bakmayın” diyoruz. O nedenle isim bile veremiyoruz.

Ayakkabıların dayanıklılığını nasıl test ediyorsunuz?

B.K: Yeri geliyor o ayakkabıdan bir tane, yeri geliyor 3 tane yapıyor ve giyiyoruz. Rahat mı, ayağın şeklini alıyor mu diye bakıyoruz. Ayakkabıyı zorluyoruz. Onun sonucunda da gözümüze takılan bir yeri varsa modeli tekrar üretiyoruz.

Ayakkabılarınızın garantisi nasıl?

B.K: Bizim ayakkabılardan anneannem almış olsa bugün bana kalırdı, çok dayanıklı. En narin gözüken yılan derisinin bile pullarına asıldığımız zaman kopmuyor. Dokuyu her zaman hissediyorsunuz.

E.A: Deriden üstündeki süslere kadar her şey kaliteli. Bu ayakkabıların en önemli özelliği uzun soluklu olması. Bizim ayakkabılar çocuklarınıza bile kalır. Ayrıca büyük işçilik var her modelde.

Çantalar?

B.K: Çanta Ece’nin fikriydi. Çok seviyor çantayı. Onlar da aynı şekilde çok dayanıklı. Tasarımı bana ait. İmalatını da çok ünlü yabancı çanta markalarına imalat yapan bir yer yapıyor.

Siz bir ayakkabı üretirken asla ne yapmazsınız?

B.K: Suni malzemeden kaçıyoruz. Onlarda 3 gün sonra başımıza geleceği biliyoruz. Alan kişi memnun kalmayacak. Renk olarak da her şeyi kullanırız.

Butiğinizi açalı 20 gün oldu en çok hangi modeller tuttu?

E.A: En çok tutan ayakkabı, mavi file, gümüş sandalet. 20 gündür en fazla sattıklarımız bunlar. Pitonun ara numaraları bile kalmadı!

İnternet satışınız olacak mı?

E.A: Hayır. Modelleri orada göstermek gerekiyor. Biz bunu tercih etmiyoruz. İlerisi ne gösterir bilmiyoruz.

B.K: Kış sonunda defile olacak. Sonrasında da tiyatro oyununa veya sinema filmine ayakkabı tasarlamak isterim.

Bostan Sok. Hümeyra Apt. No.3 Daire.1 Nişantaşı-İstanbul Tel: (0212) 258 97 42

7