Ermeni meselesinde yeni bir stratejiye ihtiyaç var

Cuma, 19 Mart 2010 - 05:00

Ermeni soykırımıyla ilgili iddialar Türk-Ermeni sorunu olmasının ötesine geçip küresel bir mesele halini aldı. Belki gelişmelerin Ermenistan’a doğrudan bir faydası yok, bu durumdan ancak Türkiye zarar görecek. Ermeni karar tasarısı kısa süre önce Amerikan Temsilciler Meclisi’nin Dış ilişkiler Komitesi’nde kabul edildi. Ardından İsveç Parlamentosu’nda... Her iki karar da bir oy farkla alındı ama ne fark eder ki... Bugüne kadar benzer yönde karar tasarılarını kabul eden ülke sayısı 40’a yaklaştı. Bunlar arasında Türkiye’nin dış ticaretinin 30 milyar dolar civarında olduğu Rusya Federasyonu, komşu Yunanistan, Ortadoğu’da Lübnan’dan Latin Amerika’da Arjantin’e kadar farklı kıtalardan ülkeler var.

Hatta işin ilginç yanı pek çok konuda Türkiye’ye yakın olduğunu düşündüğümüz Almanya bile bundan birkaç yıl önce bu karar tasarısını parlamentosunda kabul etmişti.

Bugünlerde tasarının İngiltere’de oylanacağı konuşuluyor. Belki Londra, Türkiye ile hassas ilişkilerini göz önünde bulundurarak bu yönde bir karar almayacak. Ancak Birleşik Krallık’ın bir parçası olan Galler’in soykırımı kabul ettiğini unutmamak lazım.

Türkiye, tıpkı Kıbrıs gibi Ermeni meselesini de dünyaya etkin şekilde anlatmayı başaramadı. Ankara, karar tasarılarını, ülke parlamentolarına gelmesine çeyrek kala gönderdiği heyetlerle durdurmaya çalıştı. Bu çabaların olumlu etkisi bir tarafa “Türkler propaganda yapmaya geldiler” diye düşündükleri için heyetlerimizi dinlemediler bile.

Azerbaycan nerede?

Türkiye, Ermenistan’la sorunlarının çözümünü büyük oranda Dağlık Karabağ meselesine bağladı. Ankara, Azerbaycan’a “Ben ne olursa olsun Ermenistan’la açtığım yoldan ilerleyeceğim” diyebilirdi.

Ancak Türkiye bunu büyük bir risk olarak gördü, tercihini bir kez daha Bakü yönünde kullandı ve bu sorun çözülmeden Ermenistan’la imzalanan protokollerin işleyemeyeceğini ilan etti.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın siyasi tercihini Bakü’den yana kullanmasının iki temel nedeni var. Birincisi Azerbaycan’ı tamamen kaybedecek olma ihtimalinin farklı cephelerdeki ağır sonuçlarını yaşamak istememesi diğeri de bu konunun iç politikada kendisine zarar verebileceğini tahmin etmesi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ermenistan’a maç izlemeye gittiğinde iyimserliğe kapılmıştık. Zira Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan da deplasman için Bursa’ya geldi... Fakat bugün başladığımız yere döndüğümüzü görüyoruz.

Türkiye’nin bütün cephelerde çok sıkıştığı şu günlerde, Ankara’ya büyük destek vermesi gereken Azerbaycan’dan neredeyse hiç ses çıkmıyor oluşu da düşündürücüdür.

Bundan sonra ne yapılabilir?

Sihirli bir değnek kullanarak dünya kamuoyunu bir günde kendi lehimize çeviremeyeceğimize göre diğer komşularımızla olduğu gibi Ermenistan’la da iyi ilişkiler istediğimizi dünya aleme göstermek zorundayız. Bunun için sertleşmek yerine özellikle insani konularda girişimlerde bulunmak gerekir. Ermenistan’a diaspora ile bağlarını zayıflatıp, Türkiye ile iyi ilişkiler kurmanın onlar için hayati sonuçlar doğuracağını gösterecek adımlar atmanın daha yararlı olacağına inanıyorum.