Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Ermeni protokolü elimizdeki en güçlü karttır...

Perşembe, 11 Mart 2010 - 05:00

24 Nisan tarihi yaklaşıyor ya, her yıl aynı dönemde seyrettiğimiz filmi tekrar görüyoruz. Ancak dikkat edelim, her geçen yıl durum biraz daha gerginleşiyor. Türk-Amerikan ilişkileri inanılmaz zedeleniyor. Sonra da, açılan yaraların kapanabilmesi için inanılmaz çaba harcanıyor. Tabii sonunda zararlı çıkan taraf bizler oluyoruz. Aslında, bu gidişin ne kadar tehlikeli olduğunu gören taraf Başkan Obama’ydı. Sırf bundan dolayı, Ankara’ya geldi ve Ermenistan ile Türkiye arasında bir müzakere sürecinin başlamasını istedi.

Obama’nın amacı, müzakere sürecini başlatmak ve bu sayede, Ermeni lobisinin baskısından kurtulmaktı. Zira seçim sırasında soykırım konusunda kendini bağlamıştı. Nitekim, Ermenistan ile Türkiye arasında imzalanan tarihi protokol, Erivan’ın değil asıl Ankara’nın hayatını kolaylaştırmıştır. Nasıl mı?

Amerikan Kongresi’nin Dışişleri Komitesi’ndeki oylama bunun en açık örneğidir.

Soykırım yasa tasarısı şimdiye kadar ABD Kongresi’nin çeşitli komitelerinden tam 7 defa oylandı ve aleyhimize sonuçlandı. Üstelik aradaki fark çok büyüktü. Oysa son oylamada, Türkiye ilk defa 22 oy aldı. Türkiye lehine konuşan milletvekillerinin büyük bölümü soykırıma inanıyorlardı, ancak protokolü gerekçe gösterdiler ve taraflar arasında müzakere süreci başladığı bu dönemde tasarının bu tılsımı bozacağını söylediler.

Yani, protokol imzalanmamış olsaydı, Komite toplantısındaki oy büyük farkla Ermeniler’den yana çıkacaktı.

Şu sıralarda muhalefet tüm gücüyle bu protokolün yırtılıp atılmasını istiyor. CHP ve MHP’nin birleştikleri nadir konulardan biri, bu protokolün iptal edilmesi. Ancak bu çağırının arkasında, seçim siyaseti yatıyor. Onların amacı, iktidar partisini köşeye sıkıştırmak.

Türkiye’nin çıkarı ise, tam tersine protokolün yaşatılmasını gerektiriyor.

Bu protokol hayatta kaldığı sürece, Obama yönetimi bu tasarıya karşı tutum almak zorundadır. Aksi halde, kendi yarattıkları bir çocuğu öldüreceklerini biliyorlar.

Gerçekçi olalım, protokol bugünkü koşullarda canlandırılamaz.

Obama yönetimi de bilmelidir ki, Ermeni ordusu Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal altında tuttuğu, bu konuda en ufak bir gelişme de sağlanamadığı sürece, Türkiye’nin adım atması imkansızdır. Ne olursa olsun, yine de önümüzdeki dönemde şu veya bu şekilde bu protokol canlandırılabilir ve Ermeni Açılımı yeniden rayına oturtulabilir.

Unutmayalım ki, Ermenistan-Türkiye geriliminin hafifletilmesi ve soykırım baskısından kurtulmanın tek yolu Ermeni Açılımı’dır. Başkaca bir yol yoktur.

Bir ‘af’ lafı, neden bu kadar telaş yarattı?

Ben anlayamadım. Kemal Kılıçdaroğlu, “Genel bir af olabilir” dedi ve kıyamet koptu. Konuşmasında yeni bir şey söylemedi. CHP Lideri Deniz Baykal’ın daha önceki “PKK silahı bıraksın, barışa katkı olması için, biz de genel af konusunda destek veririz” mealindeki sözlerini tekrarladı.

Aman efendim, bir kıyamettir koptu.

Başbakanından MHP liderine, medyadan CHP liderine kadar herkesi bir korkudur aldı. Hele Baykal, partinin yükselen değerlerinden biri sayılan Kılıçdaroğlu’nun ağzına biber sürer gibi, “Böyle konuşmalar duymak istemiyoruz” diye tepki gösterdi. Zavallı Kemal Bey de ne diyeceğini şaşırdı. Kendi kendini eleştirir tarzda “Nereden çıktı bu laflar?” diye kem küm edip olayı kapatmaya çalıştı. Neden böylesine bir panik yaşandığını anlamak çok güç.