Mehmet Coşkundeniz Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

'Ertelenmiş anlar cezaevi'nin mahkumları

Pazar, 14 Mart 2010 - 05:00

Hep ertelenen anlar hiç yaşanmamaya mahkumdur. Hayatını ‘sonra’larla geçirenler ‘ertelenmiş anlar cezaevi’nin hükümlüleridir. Bir gün gözünüzü açarsınız ki ‘daha sonra’ yapmak için biriktirdiğiniz anların hiçbirinin anlamı kalmamıştır. Çünkü o anları adadığınız kişi yok olmuştur. Dönmemek üzere gitmiştir... Belki de ölmüştür... Ve siz yaşayamadığınız anlarla baş başa kalmışsınızdır. Bir ‘sonra’nız bile yoktur artık. Erteleyecek hiçbir şeyiniz kalmamıştır. Bundan sonrası ‘keşke’lerdir. Siz ‘ertelenmiş anlar cezaevi’nden ‘keşke yapsaydım cezaevi’ne sevk edilmişsinizdir. Bundan sonra cezanızı ömür boyu bu yeni cezaevinde çekeceksinizdir.

***


Radikal gazetesinin cumartesi eklerinde yazan Kaan Sezyum (gerçek adı nedir bilmiyorum, kendisini hiç tanımıyorum), geçen hafta eşi Nursel’i beyin kanamasından kaybetti. Dün ‘Hayat ve anlamı’ diye öyle bir yazı yazdı ki etkisindeyim hâlâ... “Geçen haftadan beri hayatımın bir anlamı yok gibi geliyor. Ne yazılarımı okutacağım biri, ne sabah güldüğümüz birisi var yanımda. Yok yani. İşin en fenası da bu yok oluşun, tam anlamıyla bir yok oluş halinde gerçekleşmesi oldu. Gayet güzel kahvaltı ederken, birlikte Türk kahvesi içip bir tek sigarayı ortaklaşa tüttürürken birden akşam oluyor, evde kimseler yok...” diye başlıyor yazı.

***


Kaan Sezyum ertelemeyenlerden olduğunu belirtiyor yazısında... “Sevindiğim şeyler de var. Son bir yılı reklam acansındaki işimden ayrılıp evde Nursel’le birlikte geçirmiş olmamız beni en çok rahatlatan şeylerden biri. Ortalama insanlardan çok daha fazla birlikte ve mutluyduk, son bir yıl içinde. Evde sabahtan akşama kadar oturup ağaçlara, bulutlara Tortor’a (kedileri) bakıp gülüyorduk. Çok mutluyduk gerçekten. Çoğu insanın yaşayamayacağı kadar mutluluk yaşadım son bir senede...” Yazıda Kaan Sezyum’un biriktirdiği anılar da var... Küçük küçük anılar... “Küçük şeylerle mutlu olmayı bilmek lazım’ gibi zırvalar vardır ya, işte biz aynen o laflardaki gibiydik. Küçük ama mutlu bir hayatımız vardı. Dolaptan kestiğim bir parça kaşar peynirine sevinirdi. Susadığı zaman götürdüğüm bir bardak suyun yüzünde yarattığı mutluluğu görmeniz gerekirdi beni anlamanız için. Sabahları sağlıklı olalım diye tek bi aspirini içip ‘Şimdi mükemmel olduk’ diye salak salak sevinirdik...”

***

Ve hayatın anlamı... “Hayatımızın anlamı anılarımızmış, onu fark ediyorum bir kez daha. Güneş doğuyor, güneş batıyor, haberlerde saçma sapan şeyler, iş yerindeki sıkıntılar, kişisel çekişmeler filan acayip fasa fisoymuş, bir kez daha ayılıyorsunuz...” Kaan Sezyum’un yazısı bugün yarın www.radikal.com.tr adresine konur, bulup okuyun. Hayatı sürekli erteleyenlerdenseniz dönüp dönüp bir daha okuyun. Neler kaybedebileceğinizi anlayın. Hayat dediğimiz şeyin biriktirdiğiniz mutlu anlardan ibaret olduğunu görün. Başın sağolsun Kaan Sezyum.