'Eskiden hırsızdım, şimdi beni soyuyorlar'

İstanbul gece hayatına son 15 yıldır damga vuran, Çapamarka Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Çapa'yı ekibi sirke benzetmiş.

Pazar, 18 Ekim 2009 - 05:00

'Eskiden hırsızdım, şimdi beni soyuyorlar'

Sizin için ‘Birkaç kişiliği var, biraz tuhaf’ diyorlar... Ne demek istiyorlar?

Galiba bir akıl yarılması oldu. Psikologlar buna şizofreni diyormuş. İçimde birden fazla kişilik var. Tuhaf, ama gerçek bu.

Hep böyle miydiniz yoksa gece hayatı sizi bozdu mu?

Hepimizin içinde başka kişilikler vardır. Çoğu insan bunları bastırabilir, ama ben yapamıyorum. Yararını da görüyorum. Şizofrenler beyinlerinde masallar uydururmuş. Ben de masallar uydurup onları gerçekleştiriyorum.

‘Şizofreni’ tıpta tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Siz iyi olduğunuza emin misiniz?

Evet bu bir hastalık. Ama Allah’tan bulaşıcı değil. Yoksa herkes hayal gücümü yakalayıp kullanırdı. Ben sınırları aşmayı, duvarları yıkmayı seviyorum. Ve yakında büyük sürprizim geliyor.

Yeni bir kulüp mü açıyorsunuz?

Hayır, tostçu oluyorum.

Marmaris Büfe’ye rakip oluyorsunuz yani.

Dalga geçmiyorum. Aralık ayında Cahide gece hayatına dönüyor. Cahide’nin kapısının önüne küçük bir tostçu dükkanı açacağım. Oradan kaşarlı-dilli tostunuzu alacaksınız, kapıya geleceksiniz. Ama hemen girmek yok! Kapıda elinde zincirli köpekler olan bir zenci, yanında ise çok ünlü bir sosyetik kadın sizi bekliyor olacak. Bu ünlü kadın sizi beğenirse ‘buyur’ edecek, beğenmediyse aynen geri döneceksiniz.
Ama sosyetik güzelin adını asla söylemem, sürpriz! Bu kadın haftanın 6 günü, 21.00-01.30 arasında Cahide’nin kapısında müşteri seçecek. Yıllarca bodyguard magandalığından dert yanmadık mı? Alın size bodyguard’sız Cahide. Ama kapıdaki kadın sizi beğenirse...

Size ‘Tostçu İzzet Çapa’ dediğimi düşünemiyorum!

Evet ta kendisiyim. 2010’da dünya ucuz, sade ve kaliteli zevklere dönecek. Büfelerde ucuza bir şeyler atıştırıp sonra lüks kulüplere gelen sosyetikler var biliyorsunuz. Ben de lüks ve kaliteli bir yerde 15 TL’ye tost satacağım. Lezzet, kalite ve ucuzluğu bir arada sunacağım.

Lüks bitiyor mu?

Lüks asla bitmez, ama tanımı değişiyor. 2010’da ‘lüks kulüp’ için şu tanımı yapacağız: ‘Orada kendimi iyi hissediyorum, iyi vakit geçiriyorum. Hem ucuz hem de kaliteli’.

Sosyetikler “Gece hayatı bitti, biz artık evde davet veriyoruz” diyorlar. Tercihleri neden değişti?

Çünkü Türkiye’de para el değiştirdi. Bu yüzden kulüplerdeki yüzler de değişti. Gece hayatında hiç aşina olmadığımız kişiler dolaşıyor. Bunlar da gerçek sosyeteyi rahatsız etmiş olabilir.

Uyanık bir patron musunuz?

Her an, her dakika...

Kulüplerinizde kapıdan içeri giren kişinin seks mi yoksa eğlence için mi geldiğini kaç dakikada anlarsınız?

Göz göze geldiğim ilk saniyede olayı çözerim.

Diyelim ki kulübünüze bir fahişe ya da feci kıro geldi. Sosyetik ortam bozulmasın diye onları kovar mısınız?

Asla! Fahişe, jigolo ya da kıro eğlenmek için bana gelme hakkına sahiptir. Ama bir şartla! Mesleğini vestiyerde bırakacak, içeri öyle girecek.

Peki sosyetik arkadaşınız size telefon açıp “Kocam orada, kiminle eğleniyor?” diye sorsa casusluk yapar mısınız?

Kim olursa olsun böyle bir soru soranı feci şekilde ısırırım.

Gece hayatında en çok kimler tehlikeli?
A) Kadınlar B) Erkekler C) Gay’ler Beyni ‘gay’ olanlar çok tehlikeli.

Gecelerde en çok kadınlar mı çapkınlık yapıyor yoksa erkekler mi?

Evlilik ve flört teklifi kadınlardan gelmeye başladı.

Çok hızlı kulüp açıyor, çok da hızlı kapatıyorsunuz. Neden sıkılıyorsunuz?

Kulüp açıp kapatmazsam Taksim sokaklarında eylem yapmaktan korkuyorum. Çünkü içimdeki azılı devrimci sürekli hareket ve eylem istiyor.

Gece hayatında çok kazık yediniz mi?

İhaneti çok uzakta aramam. Başka türlü olgunlaşılmaz ki.

Peki siz kazık attınız mı?

Mutlaka atmışımdır.

Gece hayatındaki en büyük tehlike nedir?

O kadar çok ki...

Siz nasıl korunuyorsunuz?

Yalnızca reiki yapıyorum.

Diyelim ki, karşınıza çok güçlü bir rakip çıktı. Ne yaparsınız?

A) Casus gönderirim B) Kıskançlıktan çatlar, yemedeniçmeden kesilirim C) Acısını çalışanlardan çıkartırım. Hepsini birden yaparım. Ciddi bir rakibi bırak, en iddiasız, en vasat yeri bile yakın takibe alırım. Çoğu kez bizzat gider, incelerim. İstanbul’da bilmediğim yer yoktur.

İzzet Çapa’nın son günlerde en favori adresi neresi?

İstiklal Caddesi’nde patates tava yapan bir yer var. Oraya taktım. Sürekli gidiyorum.

Biz 2010’da nasıl eğleneceğiz? Eller havaya çılgın eğlence mi yoksa sokaklardaevlerde küçük partiler mi?

En büyük trend; basit, sade, ucuz ve kaliteli sokak yiyecekleri ile bu yemeklerin gurme’liği olacak. Televizyonlardaki yemek programları hızla artacak. Yemeiçme programları porno filmlerin yerini alacak. Nasıl insanlar porno izlerken yorulmadan zevk alıyorsa, yemek programlarını da izleyip keyif duyacaklar. 2010’da seksten alınan zevk yerine yemekten alınan zevki tercih edeceğiz. Dünyada bunun adına ‘gastroporn’ diyorlar.

‘Aşk yapma, yemek ye’ öyle mi?

İlla ki yemek yiyip üzerine de kilo alman gerekmiyor. Yemek programları, ilginç yazılmış yemek kitapları porno sanayiyi devirecek.

En son duyduğunuz ve sizi hayretler içinde bırakan dedikodu nedir?

15 yılda öyle şeyler gördüm ki artık hiçbir şey beni hayrete düşürmüyor. Bir tek Timuçin Esen’in yerlerde sürüklenmesine çok üzüldüm.

Daha önce ekibinizde çalışmış biri “İzzet ile çalışmak çok zor. Ona dayanmak için bazen sakinleştirici bile alırdık” dedi. Doğru mu bu?

Yalnızca sakinleştirici hap olsa iyi. Sonradan öğrendim ki, ekipten toplu terapiye gidenler çıkmış. Benim için ‘Ne zaman ne yapacağı belli olmaz’ derler. Doğrudur da. Bir gün şekerliyim, bir gün tuzluyum.

İş yerinde sizi en çok delirten şey nedir?

Hırsızlar! Bir bakıyorum adamın teki kamerasıyla kulüpteki her şeyi çekiyor. Üstelik Avrupa’dan gelmiş. Aynısını gidip kendi kulübünde yapacak. Kameralı adamları görünce ekibe hemen ‘Tutun, o kamerayı elinden alın’ talimatını veriyorum. Hırsızı gözünden anlarım. Çünkü ben de zamanında Avrupa’da hırsızlık yaptım, fikir çaldım. Şimdi soyulan patron rolündeyim. Bedelini ödüyorum.

İşteki başarınızı aşkta da yakaladınız mı?

Eskiden aşk-meşk konularında çok başarısızdım. İlişkilerde mantık arardım. Yanımdaki kişinin beni iyi temsil etmesini isterdim. Böyle yürümedi tabii. Meğer yaşadığım şeyler de aşk değil, mutlulukmuş. Oluruna bırakıp sürüklenmek daha iyiymiş. Son bir aydır işi çözdüm sayılır. Yeni formülüm şu; ‘Mantıksız aşk eşittir mutluluk’. Sevgilim Anadolu’nun en ücra köyünden gelen biri olabilir, varoş da olabilir. Benim dükkanıma hiç gelmek istemeyebilir. Duruşu iyi olsun yeter. Bana olan sevgisini hissedebileyim. Şu anki sevgilimle çok mutluyum.

Yeni sevgili sosyetik dünyadan biri mi?

Hiç alakası yok. Arada bir kulüplerimde geziyor. Ama bunu pek tercih etmiyoruz. İlişkimizin yıpranmasından korkuyoruz. İlk kez kez güven dolu bir ilişki yaşıyorum.

Kıskanç mı?

İlk kez bir aşk uğruna gerekirse canımı veririm. Ama kıskançlık işin içine girerse özgürlüğüm uğruna bu aşkı göz kırpmadan harcayabilirim.

Aşkta eğlenceli misiniz?

Aşkta acı biber turşusu gibiyim. Hem iştahla yemek istersin hem de canın acır.

İşte değişikliği seviyorsunuz, peki sık sevgili değiştiriyor musunuz?

Sevgili değiştirmeyi hiç sevmem, sabitim. İş kadrom, dostlarım, sevgilim hep aynı kalsın isterim.

Sevgiliniz sizden küçük mü?

Fiziken ben büyüğüm. Ama kalbimdeki kıpırtı ve heyecanı göz önünde tutarsan ondan gencim. 18 yaşında gibiyim.

İçinizde ukte kalan bir şey var mı?

Bir bakarsın yarın bu işi bırakmışım. Karadeniz’de bir yayla evine yerleşmişim.

Böyle bir çılgınlığı ne için yaparsınız?

Yalnızca aşk için...

RÖPORTAJ: Müge DAĞISTANLI

muged@posta.com.tr

7