Estetik yerine bal maskesi

32 yıllık üretici ve bal uzmanı Ahmet Bağran Aksoy, 3 yıllık test ve araştırmalar sonucu güzellik ve bakım sektörüne önemli bir katkıda bulundu. Aksoy, geliştirdiği ballı yüz maskesiyle, özellikle mevsim geçişlerinde yıpranan ciltler için veya genç görünmek isteyenler için kozmetik ve estetikle değil, tamamen doğal bir yolla çare oluyor

30 Ekim 2017, Pazartesi 19:00
A A

Bal uzmanı Ahmet Bağran Aksoy, bal ile ilgili birçok konuda İHA’ya açıklamalarda bulundu. Özellikle kış aylarının gelmesiyle balın gribe karşı çok önemli bir doğal ilaç olduğunu belirten Aksoy, "Malum kış kapımızda. Hakiki bal, gerçek balı yiyen kesimin bu kışı rahat geçireceğine inanıyorum. Gerçek bir balın, vücudun bağışıklık sistemini kuvvetlendirmesi, vücudu toparlaması bu anlamda büyük avantaj sağlar insanlara. Benim tavsiyem sabahları aç karnına, akşamları yatmadan önce, hele hele bu soğukların başlamasıyla beraber bu alışkanlıkları edinmek gerekir" dedi.

Gerçek bir balı anlamanın bir uzmanlık işi olduğunun altını çizen 32 yıllık bal uzmanı Aksoy, "Bunun en doğru yolu bir laboratuvara getirir, orada tahlil ettirirsiniz. Oradaki değerlere göre doğru olup olmadığını orası size söyler. Ama bunlar pahalı işler laboratuvara getirmek. Gerçek balı anlamanın en iyi yollarından bir tanesi, vücudumuzda yediğimiz zamanlarda iyi anlamda bir enerji vermesi ve bunu hissedebilmeniz. Onun haricinde yediğimiz bir kaşık balın genzimizde en azından 20 saniye kalması ve o çocukluğumuzda yediğimiz balı bize hatırlatması bu çok önemli" ifadelerini kullandı. 

'15-20 TL'YE BAL OLMAZ'

'15-20 TL'YE BAL OLMAZ'

  Piyasada birçok sahte balın da olduğunu belirten Aksoy, tüketicileri uyararak, şunları söyledi:  "Devletin gücü tabi ki bunun önüne geçer. Hatta bununla ilgili çalışmalar başladı. Öyle 15,  20 TL’ye bal olmaz. Bir kere bunu geçelim. Fakat burada tüketicilerin çok dikkatli olması gerekiyor. Bal alacakları adreslere dikkat etmeleri gerekiyor. Sahte bir balın, özellikle mısır şurubundan yapılmış bir balın vücuda ciddi zararları vardır, kansere kadar götürür. Balda da karakter vardır. İyi karakterli bal vardır, kötü karakterli bal vardır. Ama balın karakterini ortaya koyan da o balı üreten ve satan kişidir. Tüketiciler bu anlamda biraz araştırma yaparsa doğru balı nereden alacaklarını gayet rahatlıkla bulabilirler diye düşünüyorum. Bu anlamda tüketicilerin kafalarını o kadar karıştırmışlar ki, tüketiciler de ne yapacaklarını şaşırdı. Fakat tüketiciler yavaş yavaş bilinçlenmeye başladı. O sahte ballar eskisi gibi rağbet görmüyor. Devletin gücü de bunlara gayet kolaylıkla yeter. Gereken önlemi de devlet almıştır. Yakın zamanda sahte ballardan kurtulacağız, bundan eminim," 

Balın, Türkiye’de birçok alanda kullanılabileceğini vurgulayan Honeyci’nin sahibi Aksoy, "En ağır ameliyat yaralarını bile yanık yaralarını bile balla tedavi eden ülkeler var. Türkiye’de henüz bunlar gündeme gelmedi ama yavaş yavaş gelmeye başlayacak. Ağır bir yarayı eğer siz balla tedavi edebiliyorsanız bunda bir sihir vardır. Bal zaten Allah’ın bir mucizesidir. Bir şifa kaynağıdır. Sadece dahili olarak değil, harici olarak da balı kullanabilirsiniz. Yüzünüzü normal suyla yıkayın, sonra balı krem gibi yüzünüze sürün 10-15 dakika bekleyin yüzünüzü yıkayın. Bir hafta sonra yıpranmış ve tahriş olmuş cildi düzelmiş olduğunu göreceksiniz. Önemli olan bunu rutin olarak devam ettirebilmek. 3 yıllık araştırma ve testler sonucu doğal yollarla yaptığım bir bal maskesi geliştirdim. İnsanların kozmetik ve estetik dışında doğal yolla güzel bir cilde ve genç görünüme ulaşabilmesi için. Yakın zamanda bu maskenin büyük ilgi görmesini bekliyorum" diye konuştu. 

Gerçek bir balı üretmenin çok meşakkatli bir iş olduğunu belirten Ahmet Bağran Aksoy, şunları söyledi:  "Arılar da müzik dinler, insanlar gibi. Ben arılara smith jazz dinletiyorum. Özellikle işyerimdeki arılara. Gerçek bir balı üretmek gerçekten meşakkatli. Ve iyi bir bal nasıl olur; rakım yüksek olması gerekiyor. Hava kirliliğinden uzak olmak gerekiyor ve kesinlikle balın doğal karakterinin bozulmaması gerekiyor. Eğer dışarıdan bala şeker verirseniz, ortaya karakteri bozuk bir bal çıkar. Şunu her zaman ben söylerim. Bir bal karakterini aynı zamanda arıcıdan da alır. Bu arıcılar derken bunların sayısı çok çok az. Zamanla onlar da kendilerini düzeltecekler. Türkiye’deki arıcılar çok ciddi emek veriyor, bal üretiminde. Diyebilirim ki, yüzde 90-95 doğru bal üretiyor. Yüksek rakımlarda üretilen balın da kalitesi tartışılmaz. Bal gerçekten hassas bir konu. Bizim işimiz insan sağlığı. Çok para kazanayım derken, kalitenizi bozarsanız, hem kendinize hem de tüketicilere haksızlık etmiş olursunuz. Ben üç kuşağa bal vermiş bir insanım. Baba bal almış, oğluna veya kızına almış sonra toruna bal alıyor. Bu şekilde yürümekte fayda var. Çok iş yeri açıp kaliteyi bozmaktansa ki benim felsefeme aykırı bu. Endemik bitki çeşidi yüksek, rakım olarak yüksek yerlerde üretilmiş bal elde etmek çok zor olduğu için bu şekilde yürümek daha iyi."