Etekleri sular içindeki ilk aşk...

Pazar, 24 Ocak 2010 - 05:00

Beyaz Show’u (Kanal D) uzun süre sonra Candan Erçetin’i dünya gözüyle görebilmek için izledim. Son albümünden sıkı şarkılara verdi sesini. Kırık Kalpler Durağında hakikaten sıkı bir çalışma olmuş...
Beyaz’ın partner olarak seçtiği Sunay Akın ise öyküleriyle hüznün şiir halini taşıdı ekrana. İlk aşkının, etekleri sular içinde savrulan Kız Kulesi olduğunu yeni öğrendim eski dostumun...
Ne aşkmış ki, Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’a milyonlarca dolarlık reklamın veremediği hakkı bir cümlede verdi işte. Anılarına sağlık Sunay Akın...
Ve program çıkışında rastlaştığım Beyaz’ın ilettiği selamı büyük bir keyifle aldım. Validesi oğlu hakkındaki samimi görüşlerimi kaleme döktüğüm için telefona sarılıp arayıp durmuş beni. Yetişemedim ama bu ellerinden öpmeme engel değil...
Bu ülkede şerefiyle iş yapan herkesin anası benim de anamdır. Erken yitirdiğim, etekleri Kurtuluş rüzgarının içinde savrulan annemdir...

Akıllar karıştı...
Karışık Aile (Star TV) meselesini anlatamadı ilk bölümünde. Aslında basit bir formattı, birbirine karıştırılmış ailelerden gerçek üyeleri bir araya toplamak...
Ama ne bileyim hem program dağınık hem de oyuncu ve oylayanların aklı karışıktı. Bu durumda program ilk gününden reytingin tadını çıkaramadı...
Aileler değil de akıllar karıştığıyla kaldı diyelim...

Bugün ekranlar rekor kıracak!
Takvim yaprağının arkası gibi yazalım. Bugün ülkede en çok TV izlenecek olan gün. Çünkü yollar kapalı, hava eksilerde ve TV ekranından başka bir şey yok sığınacağımız...
Bir ona para vermiyoruz. Ömrümüzü istiyor bizden. Aklımızı, vicdanımızı; yani bu ülkedeki en ödenebilir şeyi. Neyse... İnsanlar eve kapanınca periyot denen izlenme cetveli yükseliyor. Yani bugün yüzüne bakılmayan programların bir kez olsun izleyiciyle kavuşma şansı var; periyot yüksek...
Dilerim iyi değerlendirir TV kanalları bu fırsatı. Aşağıda TV akışlarını göreceksiniz. Gündüz ekranındaki favorim Ruhat Mengi’yle Her Açıdan (Star TV), akşam ekranında da filmleri öneririm. Diziler hafta içi iki tekrar görecek çünkü. Beyaz hapsinizin mutlu geçmesi dileğiyle...

KURT GİBİ GELİYOR!
Fox TV’nin jokeri saydığım Zap Zup programının genç sunucusu Tuğçe Kurt, eleştirdiğim diksiyon sorununa tatlı bir atakla yanıt verdi...
Hafta başından itibaren diksiyon dersleri almaya başlıyormuş. Gözündeki cin ışığından bu genç kızda umut olduğunu anlamıştım. Saygı da varmış; başarılar dilerim...

Eski bir dostu görmek...
Kuzeyin Oğlu, Kanal 1 genel müdürlüğü yaptığım dönemde aklıma gelen ve yayına koyduğum bir performans programıydı...
Tamamen içimin melodisini dinleyerek Volkan Konak’ın bu ülkede en azından kulak ve gönüllerde bir şeyler değiştireceğine inanmıştım. Kısa bir maceraydı ama başarılı oldu. Benden sonraki yönetim ekmeğini yiyemedi işin, üzüldüm...
Dün Show TV ekranlarında yayına başlayacağını öğrendiğim programı kutlamak için kanalın yöneticisi Caner Erdem’i aradım. “Yabancıya gitmedi” dedi Caner kardeşim...
Aynen öyle. Televizyonda aklı aynı yoldan geçenlerle hiçbir zaman yabancı olamam. Hoş döndün Volkan kardeşim, bravo Caner Erdem!

Dört abone gitti bile...
Yarın akşam yayınlanacak olan Arena’dan (Star TV) bölümler izledim. Yılmaz Özdil’in konukluğuyla mizah dergisini aratmadı. Siyasi bir mizah dergisini hem de...
Bir de uzun zaman sonra masanın öbür ucunda oturan Nedim Şener’in konuştuğunu duydum. Bir ara hakikaten dördüncü hakem kadrosundan Arena masasında oturduğunu düşünür olmuştum...
Yılmaz Özdil’in açtığı, Uğur Dündar’ın altına imzasını attığı mesele en dikkat çekici tarafıydı programın. Her iki usta da “Erman Toroğlu Lig TV’den giderse aboneliğimizi iptal ederiz” dediler.
Çıkış notalarıysa, Toroğlu’nun futbolda altını belki biraz argoyla da olsa çizdiği dürüstlüktü...
Futbol ekranı ya da şöyle söyleyelim futbolu yayınlayacak futbol ekranı bu ülkede spor yorumculuğunu bir yere taşıyan Toroğlu gibi bir ismi kaybederse, az şey kaybetmiş sayılmaz...
Al bak, üç Arena’dan bir buradan; dört abone gitti bile...

KÖPEKTEN KORKAN PİTONA SARILIR
Alişan’a akıl erdiremiyorum. Avuç içi kadar köpeklerden deli gibi kaçalı bir hafta geçmemişti ki, geçen gün üç metrelik pitonla resmen dans etti (Her şey Dahil). Piton bu; adamın belini kırabilecek kadar kuvvetli bir yılan...
Her ne kadar evcilleştirilmiş de olsa, yılan yılanlığını gösterebilirdi. Ama belli ki Alişan’ın parfümünün etkisinde kendinden geçti...
Bir tuhaf bu sanatçı tayfası. Ortaları yok hiç. Belki de bu yüzden sıradan gönüllerde sıra dışı tahtlar kuruyorlar. Köpekle kaybolan karizmalarını pitonla tazeledikleri için belki de...