'Evde kocam işte hocam'

Bahar Toksoy; Vakıfbank Kadın Voleybol Takımı'nın yıldız oyuncularından...

12 Nisan 2014, Cumartesi 05:00
A A

 Giovanni Guidetti; aynı kulübün son 6 yılına damgasını vuran antrenör... 6 ay önce evlendiler. O günden beri sahada da evde de birlikteler. Ama “İş başka, aşk başka” diyecek ve maçlara da antrenmanlara da ayrı arabalarla gidecek kadar profesyoneller. Guidetti çifti ilk röportajlarını Cumartesi Postası’na verdi.

Röportaj: Volkan ALİAKAR

- Giovanni, 6 yıldır Vakıfbank’ı çalıştırıyorsunuz. Türkiye’ye sizi getiren neydi?

Daha önce İtalya ve Almanya’da çalışıyordum. Vakıfbank’tan teklif aldım. Güçlü bir takım kurmak istediklerini söylediler. Ben yeni mücadelelere açığımdır. ABD, Almanya, Bulgaristan’da daha önce çalışmıştım, başka ülkelerde bulunmanın nasıl olduğunu biliyordum. Ayrıca İstanbul da mükemmel bir şehir. Bu önemli projede yer almak istedim ve hemen ‘evet’ dedim. Böylece hikayemiz başlamış oldu.

- Yurt dışında yaşarken başka bir ülkede evlenebileceğinizi düşünmüş müydünüz?

Hayır. Son senelere kadar evlilik hiç aklımda yoktu. Hayattaki seçimlerimde işim ve voleybol öncelikteydi.

  -Ya siz Bahar Hanım? Evlilik için bir yaş belirlemiş miydiniz kafanızda?

Hiç öyle bir düşünce oluşmamıştı kafamda. Zaten yaşım dolayısıyla da erken buluyordum. Ama böyle gelişti.Mutlu olduk,güzel oldu. İnşallah bu güzellik devam eder.

- Bahar Hanım, evlenme kararınızı duyunca ailenizin tepkisi ne oldu? Eşinizin müslüman olmaması bir sorun ya da hayal kırıklığı yarattı mı aile içinde?

Ailem, kızlarının mutluluğunu istedi sonuç olarak. Zaten her zaman, her kararımda yanımda durmuşlardı. Desteklerini hiç esirgemediler. Voleybolda da bu durum geçerliydi, özel hayat konusunda da devam etti. Dolayısıyla, ekstra bir tepki yaşanmadı ailemde. Müslümanlık konusu da gündeme gelmedi. Zaten ‘illa böyle olmalı ya da şöyle olmalı’ diye bir şart koşmamıştık. Sadece, aile olarak geleneklerimize ya da geçmişimize bağlıyız, bu şekilde yaşarız. Giovanni de sağolsun, bu konuda bize hiçbir şekilde sorun çıkarmadı, her zaman benim yanımda oldu. Benim mutluluğum onun için değerli. Dolayısıyla geleneklerimize uygun bir düğün yaptık.

Geleneklerimize göre evlendik

- Giovanni’nin sizi ailenizden istemesi nasıl oldu? “Allah’ın emri, Peygamber’in kavliyle...” diye başlayan, “Kızınızı, oğlumuza istiyoruz” şeklinde devam eden bir teklif yapılır. Böyle bir şey söyledi mi? Ya da birine mi söyletti?

Bizim, aileden saydığımız İlker Aycı o dönem kulüp başkanıydı. O anda yanımızda olmasını çok istedik. Giovanni’nin tarafını, bir anlamda o temsil etti. İtalya’dan gelen ailesi de yanımızdaydı, ama daha çok İlker Ağabey yardımcı oldu. Böylece gelenekleri yerine getirmiş olduk. İzmir’de yapıldı düğünümüz. Düğünde at bindim. Bu, benim için bir sürprizdi, çünkü bilmiyordum böyle bir organizasyon yapıldığını, babam ayarlamış.

- Eşiniz eve iş getiriyor mu?

(Giovanni soruyu ‘Ev işi yapıyor musunuz?’ diye anladı ve cevapladı) Evet, çok! Ben toz almam ya da ütü yapmam ama bu tarz şeyleri çok iyi organize ederim. Bir yardımcımız var, adı Dilber... (Araya Bahar hanım giriyor, soruyu tekrar eşine yöneltiyor) Antrenörün işi sahada bitmez. Kafa her zaman çalışıyor... Her zaman voleybol hakkında düşünüyorüm. Ancak Bahar’ı bu yoğun antrenörlük hayatımın içine sokmuyorum.

- Giovanni, sürekli birlikte olmanın ilişkiyi zora soktuğu söylenir. İkiniz sahada da evde de berabersiniz. Bu konudaki yorumunuz ne?

Şu ana kadar bir sorun çıkmadı, iyiyiz. Tatil günlerimizi de birlikte geçiriyoruz. Zaten yaz boyunca ayrı kalacağız. Ben Almanya Milli Takımı ile olacağım, Bahar ise Türk Milli Takımı ile birlikte... Dolayısıyla sezon içinde olabildiğince çok birlikte vakit geçirmeye çalışıyoruz.

- Peki siz evde kocanız, işte hocanız olan biriyle bu dengeyi kurmakta zorlanmıyor musunuz Bahar Hanım?

Dışarıdan bakınca öyle görünüyor ama bizde durum farklı. Çok güzel bir denge tutturmuş durumdayız. En büyük sırrımız da antrenman ve maçlara iki ayrı araba ile gitmek. Evden birlikte çıkıyor, farklı arabalarla salona gidiyoruz. Sahada zaten çok profesyonel bir ilişkimiz var; özel hayatımızı iş hayatına asla yansıtmıyoruz. Eve dönerken de iki ayrı arabada oluyoruz. İstanbul trafiğinde voleyboldan uzaklaşıyor, kafamızı toparlıyor, iş yaşamını eve yansıtmamış oluyoruz. İkimizin de sahada ve evde sergilediği karakterler çok farklı.

“Bahar yemek yapmaz”

- Bahar Hanım yemek yapıyor mu?

Giovanni: (Gülerek ve Türkçe) Sıfır! Bahar: Bilmediğimden değil, vakitsizlikten. Çok fazla çalışıyoruz. Dolayısıyla evde yemek zorlaşıyor. Genelde dışarıda yiyoruz. Ama bu konuda dikkatli olmak zorundayız. Akşam ağır yemek yemiyoruz, öğlen de enerji veren besinler tüketmeye çalışıyoruz. İkimiz de antrenman dışında spor yapıyoruz.

- Hangi yemekleri yapıyorsunuz eşinize? Giovanni (Yine gülerek araya giriyor ve Türkçe)

: Risotto, balık, et... Balık, et, risotto! Yumurta, kahvaltı, tost, çok iyi! Sade yumurta çok iyi! Ama Bahar’ın annesi bu konuda mükemmel... Ondan daha iyi Türk yemeği yapabilen yok. Ben en çok tatlıları seviyorum. Sütlaç, baklava, dondurma, kazandibi çok iyi. Bazen de İskender kebabı. Kuru fasulyeye de bayılıyorum. Bunların dışında İtalyan ve Japon mutfağını tercih ediyoruz.

“Türk sporcular çok iyi”

- Vakıfbank ile 6 yıl içinde büyük başarılar yakaladınız. Bir Dünya Kulüpler Şampiyonası, iki Avrupa Şampiyonlar Ligi, bir Türkiye Ligi ve bir Türkiye Kupası şampiyonluğunuz var. Bu başarının sırrı nedir?

Giovanni: Göreve geldiğim ilk yılım aslında iyi geçmedi. Ama kulübüm bana güvendi ve yola devam etti. Onlara teşekkür borçluyum. Ardından gerekli olanakları sağladılar, iyi bir takım yaratmaya başladım. Uzun süre beraber çalışmak ve çok çalışmak başarının anahtarıydı. 4 yıl önce Bahar, Gözde, Gizem, Güldeniz gibi isimler yetenekliydiler ama çok gençtiler. Yine de birbirimize güvendik. Ekibe tecrübeli yabancı oyuncuları da koyarak iyi bir başarı elde ettik. Ama Vakıfbank’ın esas gücü, Türk oyuncuların iyi derecede voleybol oynayabilmesiydi. İşin kökü, Türk oyunculardı yani. Kulüp takım işine karışmadı, tüm kontrol bendeydi. Böylece çevreden gelen dış sesler olmadan, istediğim voleybolu sahaya koyabileceğim bir takım yarattım.

 - Bu başarıları bir futbol kulübü yakalasa Türkiye’de yer yerinden oynardı...

Futbol takımlarını kıskanmıyorum. Bence bizim yaptığımız çok daha önemli. Çünkü Vakıfbank sadece kadın voleyboluna yatırım yapan bir kulüp. Biz küçük bir noktadan başlayıp büyük bir başarı elde ettik. 5 yıl önce Avrupa’da birine “Vakıfbank’ı mı Fenerbahçe’yi mi tanıyorsun?” diye sorsanız çoğunluk “Fenerbahçe” derdi. Şimdi ise başarılarımızın sayesinde Vakıfbank da tanınır oldu.

 -Türk voleybolunun bu başarılara ulaşmasında sizin gibi sporcuların rolü büyük Bahar Hanım. Genç kızlara iyi bir örneksiniz.

Teşekkür ederim. Voleybol, çok çalışma ve emek gerektiriyor. Ara verilemez voleybolda. Durmaksızın çalışmak, fazla, hep daha fazla antrenman yapmak zorundasınız. Hatta içinde olduğunuz takım ne kadar iyiyse siz de o kadar çok çalışmak zorunda kalıyorsunuz. Bir de tabii ki uyumlu bir takım çalışması yakalayabilmek önemli.

- Bahar Hanım, henüz gençsiniz ama gelecek planlaması yaptınız mı?

26 yaşındayım, öncelikli hedefim voleybol kariyerimi daha da ilerletmek. Benim için voleybol bittiğinde de evcil hayvanlar için bir eğitim merkezi veya otel açmayı düşünebilirim. İki köpeğim var, onlarla ilgilenmeyi çok seviyorum.

- Antrenörlük yapmayı düşünmez misiniz?

Şimdilik hayır. Ama zaman ne getirir bilinmez.

(05.04.2014 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;