Evlilik bütün erkeklere uzaktır ama sonunda olur!

Kargo Grubu'nun yakışıklısı Koray'ı hatırlarsınız, o eski grup üyelerinden kendisi gibi yakışıklı Serkan'la birlikte yepyeni bir grup kurdu: Maskott

Evlilik bütün erkeklere uzaktır ama sonunda olur!

Röportaj: Eylem Keskin
[email protected]

Kargo grubundan ayrıldıktan sonra sizi ortalarda göremedik, nerelerdeydiniz, neler yaptınız?

Serkan: Amerika’daydık, Seattle’da. Aslında arkadaşımızı ziyaret etmek için gitmiştik. Gruptan yeni ayrıldığımız için böyle bir seyahate ihtiyacımız vardı. Temiz hava almak istemiştik. Kalma kararı aldık. Sonra albümü burada yapmaya karar verdik.

Toplam ne kadar kaldınız?

Koray: 2 yıl ama aslında tam olarak da dönmedik. Sonuçta Seattle müzik endüstrisi olarak da çok zengin bir şehir. Burada albüm çıkartıp sürekli gidip geleceğiz. Orada da, Türkiye’de de konserler olacak.

Kargo 15 yıllık bir grupken ayrıldınız? Neden?

Koray: Biz Serkan’la Kargo grubuna 1994 yılında girdik. Tıkanmıştık. Yeniliğe ihtiyacımız vardı. Grup üyeleriyle de bunu paylaştık. Olgun bir karı-koca boşanması gibi oldu.

Ama bir yandan da yorucu oldu ki bir yerlerle gitme ihtiyacı hissetmişsiniz...

Serkan: Tabii. Ama gayet medeni bir şekilde ayrıldık. Ayrılacağımızı grup arkadaşlarımıza önceden söyledik, işlerimizi bitirdik. Turneler, konserler bitti. Ondan sonra ayrıldık.

Sonra da Maskott’u mu kurdunuz?

Serkan: Seattle’da aynı evde yaşadığımız için çok fazla ürettik. Elimizde çok fazla şarkı oldu. Biz de Maskott’u kurduk. İsmini bulduk, konseptini hazırladık, şarkıları hazırladık.
Kayıt etmek için Seattle’da çok iyi bağlantılar kurduk. Amerika’nın en iyi stüdyolarından biri olan London Bridge Stüdyo’da en iyi müzisyenlerle kayıtlar yaptık. Onların verdiği gazla albümü bitirdik, Türkiye’ye geldik, heyecanla bekliyoruz.

Bir anlamda dinlenmek için gitmişsiniz ama sıkı çalışmışsınız...

Serkan: Tabii tabii. Koray’ın orada yaptığı ilk şarkı Tuval’di. Üzerinden bir buçuk sene geçmiş. Ne kadar zamandır çalıştığımızı düşünün. Çok olgun bir albüm oldu. İnsanlar çok sevecek.

‘Çok olgun bir albüm’ ne demek?

Serkan: Hem müzisyenlik hem şarkılara yaklaşımımız hem de sözler anlamında olgun bir albüm oldu. Koray: Serkan’la aynı yaştayız. 35. Artık yaşımız da olgun müzik yapmaya çok uygun.
İki kişilik bir grubuz. Bunun getirdiği kimya bambaşka. Biz Serkan’la aynı jenerasyondan olduğumuz için aynı müzisyenlerden, gruplardan etkilenerek büyüdük.
Müzik piyasasında aynı saçmalıkları yaşadık. Bu müziğe de yansıyan bir şey. İki kişi zaten çok oturmuş bir kimyamız vardı. Bunu o ortamın içinde çalıştırdık.

Bir yıl içinde yalnızca 3 ay güneş gören bir yerde yaşamak da insanı olgunlaştırıyor olabilir mi?

Koray: Aslında Seattle çok güzel bir şehir, orayı keşfederken 1 yıl Leyla gibi takıldık. Bizi öncelikle insan yaptı. Fazla medeni ve çok huzurlu bir şehir. Herkes güleryüzlü.
Servis yapan garsonundan sokaktaki insanına kadar herkes kendi halinde. Kimse kimseye müdahale etmiyor, rahatsız etmiyor. İnci gibi bir trafik var. Herkes birbirine karşı çok saygılı.

Ama soğuk ve kasvetli...

Serkan: Kışın biraz soğuk olabiliyor. Çok fazla yağmur yağdığı biliniyor, aslında İstanbul’la kıyaslandığında metrekareye düşen yağmur miktarı çok yüksek değil. Arada bir ahmak ıslatan yağıyor ama insanlar pek umursamıyor. Ama evet, kışın biraz soğuk ve kapalı.

Bu durum albüme de yansıdı mı?

Koray: İki hafta boyunca güneş görmemek insanı biraz depresif yapabiliyor. 10 saniye güneş çıksa herkes güneşleniyor. İlk sene uyum sağlamaya çalıştık, sonra alıştık.
Ama albüme yansıdı tabii. Kendi içinde hüzünlü bir albüm oldu. Zaten çok da mutlu bir şekilde gitmedik oraya. Ama üzerimizdeki kalıntıları atmamız için mükemmel bir yermiş. Müzik açısından çok kaliteli bir şehir. Bunlardan da faydalandık tabii.

Serkan: Şarkılara yaklaşımımız İstanbul’daki gibi değildi. Kendi kafamıza göre davrandık. Albüm çıkaracağız, piyasa koşullarına uysun diye düşünmedik. Şarkıları sıfırdan yapmaya başladık. Herhangi bir etki olmasın diye Türkiye’yle ilişkimizi kestik.

Nasıl bir albüm oldu?

Serkan: Çok içimize sindi bir kere. Bir albüm yapıldığında birkaç tane şarkı içinize sinmez. Koray’la oturduk bilgisayarın başına, elimize enstrümanları alıp çalmaya başladık.
Hakikaten çok içimize sindi. Albümü A’dan Z’ye Koray’la ikimiz yaptık.

Koray:
Sözlerin hepsi benim. Önce home stüdyomuzu kurduk. Sonra London Bridge Stüdyo’da kaydettik. Bayağı Amerika prodüksiyonu bir albüm oldu, ama şarkılar Türkçe.

Düşünüyorum da aynı evde yaşıyorsunuz, evde çalışıyorsunuz. Bu doğru orantılı olarak tembelliği de beraberinde getirdi mi? “Bugün de kendimize izin verelim” gibi durumlar yaşadınız mı?

Koray: Tam tersi. Sabah kahvaltı edip çalışmaya başlıyorduk. İstanbul’daki gibi değildi. Biz İstanbul’da bir grupken sonuçta herkesin bir özel hayatı vardı, işi gücü oluyordu.
Mecburen bir program yapıyorduk, belli bir saatte buluşuyorduk. Şimdi plansız gibi görünen ama aslında son derece planlı bir çalışma sistemimiz vardı.

Birbirinizden hiç sıkılmadınız mı?

Koray: Asılnda ben bayağı piyano dinledim. Odada oturuyordum. Serkan sürekli piyano çalıyordu. Güzel oluyordu. Ben de söz yazıyordum.

24 saat birlikte, hiç kavga da mı etmediniz?

Koray: Yüksek sesle tartıştığımızı hatırlamıyorum. Birbirimizi kıracak şeyler yapmayız. Eskiden çok yaptık ama birbirimize karşı da uslandık.

Birbirinize çok benzer misiniz?

Serkan: Aynı yaştayız. İkimiz de Aslan burcuyuz. İkimizin de yükseleni Aslan. Çok da net bir şeyimiz yok ama birbirimizi çektiğimiz yerler var.

Grubunuzun ismi neden Maskott?

Koray: 20’li yaşlardayken grup ismi koymak çok kolaydı ama 30’lu yaşlarda öyle olmuyor. Sürekli isim düşünüyorduk. Konuşurken birisi maskot dedi.
Çok güzel geldi. Sözlükten anlamına baktık. İyi şans, uğur demek. Bize özel olsun diye maskota ikinci ‘t’yi ekledik ve Maskott oldu, çok da hoşumuza gitti.

Sevgilileriniz var mı?

Koray: Kız arkadaşım var.

Serkan: Kız arkadaşım mevcut.

Yeni albüm çıkarmışsınız, Türkiye’ye dönmüşsünüz. Bu yüzden yok diyeceğinizi düşünüyordum...

Koray: Yok öyle bir şey. Biz paparazzileri görünce de kaçmıyoruz. Hiç o taraflara kafamızı takmadık. Kariyerimiz buyunca kız arkadaşlarımız olduğunda gizlemedik. İnsanız canım, hayatı yaşıyoruz.

Serkan: Var ama yok diyorsun, böylece kız arkadaşını nereye koymuş oluyorsun! Hiç doğru bulmuyorum. Gerçi istediğimi söyleyebilirim çünkü Türkçe bilmiyor.

O zaman Seattle’da...

Evet.

Kadın hayranlarınız sevgilileriniz olduğunu duyunca üzülecek...

Koray: Olmadan önce de biz üzülüyorduk.

Duman grubunun solisti Kaan Tangöze ve manken Seçkin Piriler evlendiğinde çok konuşuldu. Evliliği, mankenle evlenmeyi hatta düğünü bir rockçıya yakıştıramadılar. Ne düşünüyorsunuz?

Koray: Gönül bu, her şey olur. Aşık olursun, inanılmaz bir kimya tutar. O insanın nereden geldiği hiç önemli değildir. Kaan’a böyle yüklenmelerini hiç doğru bulmadım. İçimden size ne kardeşim demek geliyor. Çocuk evlendi, hayatı düzene girmiştir. Bu müziği açısından da güzel bir şey.

Rockçılar sadece rockçıyla evlenir gibi bir kısıtlama yapılabilir mi?

Koray: Olamaz böyle bir şey.

Serkan: Açıkçası evliliğin aynı camiadan yapılması bence daha kötü olur. İki rock starın evlenmesi çok daha fena bir durum olur.

Nedense evlilik hep rockçılara uzak görünüyor...

Koray: Evlilik bütün erkeklere her zaman uzak görünür. Ama olur. Bu öyle bir şey.

Serkan: İkimiz de şahane evliliklerin yaşandığı iki ailenin çocuğuyuz. Şu anda bir şey yok ama olacağı varsa olacaktır. Doğru zamanda doğru kişiyle neden olmasın.

5