Evlilik sözleşmesi yapsak mı, yapmasak mı?

Cem Uzan-Alara Koçibey çiftinin evlilik sözleşmesi bir süre önce gündeme bomba gibi düştü. Evlilik sözleşmesinin hem hukuki hem de duygusal boyutunu araştırdık

Pazar, 06 Aralık 2009 - 05:00

Evlilik sözleşmesi yapsak mı, yapmasak mı?

Evlilik terapisti Selin Karacehennem: Dünyanın en aptal şeyiEvlilik sözleşmesi yapılmasına yüzde 100 karşıyım. Dünyanın en aptal şeyi. Evliliğin içine kötülük sokuyorlar. Sözleşme yaparsan “Benden ayrıldığında sana hiç para vermeyeceğim” demiş oluyorsun. Böyle saçmalık olmaz. Benimle param için evleniyorsun, unut bunu demiş oluyorsunuz. Kadına karşı büyük hakaret. Ya da tam tersi, kadın zengin, adam değlise adama karşı baştan kötü niyet gösterilmiş oluyor.
Zaten seçeceğin insan seninle paran için evleniyorsa bu yaptığın başından hata. Ona göre adam seçeceksin. Parayı değil, seni gerçekten seven, efendi, düzgün bir adamı seçeceksin. Zenginlerin en büyük korkusu bu. Her gelene “Bu beni param için seviyor” muamelesi yapıyorlar. Sözleşme pişmiş aşa su katmak gibi bir şey

Ünlü sanatçıların avukatı olarak tanınan Aydın Kurban
Evlilik sözleşmelerini daha çok kimler yaptırıyor?Evlilik sözleşmeleri toplumun genelinde çok yaygın değil. Daha geleneksel yapıda evlenen ya da aile kuranlar arasında evlilik sözleşmesi uygulaması yok denecek kadar az.

Tamamen maddi durumla mı alakalı?Hala evlilik sözleşmesine karşı bir önyargı var. Genelde kadınlara uzatılan bir sözleşme gibi bir izlenim var. Ama bunun tersi de olabiliyor. Ekonomik durumu erkeğe göre çok daha yüksek olan kadın ya da kadının ailesi de isteyebiliyor. Aslında evlilik sözleşmelerinin gerçek fonksiyonu değil de, görünür yönü yorumlanıyor.

Peki gerçek fonksiyonu nedir?
Tarafların boşanması durumunda işlerinin kolaylaştırılması, mal paylaşımına dayalı kavga ve gürültülerin en aza indirilmesi. Taraflar evlendikten ve belli bir süre evli kaldıktan sonra ortaya çıkan boşanma davalarında, çiftler arasında aldatma, şiddet gibi durumlar olmadığı çok ciddi savaşlar, mücadeleler olmuyor. Asıl takışma yaşanan mecra malların paylaşımı. Bu noktada baştan bir evlilik sözleşmesi yapılmış olması tarafların boşanması sırasında sonradan taleplerinin değişmesi gibi şeylerin önüne geçiyor.
Bu anlamda problemlerin aza indirilmesi, biraz da evliliklerin mal ve kazanç temin etme amacından uzak tutulması bakımından, ben hukukçu olarak evlilik sözleşmelerini çok yararlı görüyorum. Ancak Türkiye’de daha psikolojik olarak çiftler arasında evlilik sözleşmesinin konu edilmesi bile yanlış bir hareket ya da yakışmaz bir tutum olarak algılanıyor.
Evlilik sözleşmeleri kendi ayakları üzerinde duran, gelir düzeyi yüksek, spor, sanat, medya ya da iş dünyası gibi alanlarda öne çıkmış isimler arasında her geçen gün yaygınlaşıyor ama henüz bu durum toplumun bütününe yansımıyor.

Evlilik sözleşmesi evliliğe gölge düşürür diyorlar...
Evet, ona gölge düşürecek bir unsur gibi görüyorlar ama hiç düşünmüyorlar ki aslında evlilik de bir sözleşme. Sonuçta iki taraf da imza atıyor. Evliliğin de bir sözleşme olduğunu hatırlatmak lazım. Bir tek orada para pul vs. yazmıyor, nasıl paylaşılacağı yazmıyor. Ama hayatı paylaşma üzerine, sadakat gibi iyi günde kötü günde birlikte olmak üzerine bir anlaşma yapılıyor ve kağıda dökülüyor. Evlilik bir sözleşme olmasa boşanmak için mahkemelere gitmezdik.

Sizce yapılmalı mı?
Teknik anlamda bakıldığında boşanma halinde sorunları aza indireceğinden ben yapılmasını doğru buluyorum. Ama çiftler arasında bazen evlilik sözleşmesi yapmak zaruret de olabilir. Zaten hayata sosyo-ekonomik olarak eşit koşullarda başlayanlar böyle bir şeye gerek duymuyor. Çok büyük maddi dengesizliklerin olduğu durumlarda yapılıyor.

Cem Uzan - Alara Koçibey’in yaptığı sözleşme hakkında ne düşünüyorsunuz?
İş adamlarının evlilik sözleşmesi yapmasının en önemli nedenlerinden biri Türkiye’de şirketlerin hemen hemen tamamının aile şirketi olması. İlk kuşak bir şey yapıyor, ikinci kuşak üzerine bir şey ekliyor. Çocukların da şirkette hisseleri oluyor. Şirketlerdeki payların zarar görmemesi, kurumun ayakta kalması ve şirket hisselerinin paylaşıma konu olmaması için evlilik sözleşmeleri yapılıyor.
Genelde bu nedenle yapıyorlar. Özellikle bir şirket ya da kurum kurmuş ebeveynler çocuklarının evliliklerinde yaşanacak sorunlarda hiç olmazsa şirket ve kurum ayakta kalmalı, bundan zarar görmemeli mantığıyla sözleşme yaptırıyor. Bu yüzden sözleşmelerin daha çok iş dünyasında uygulandığını söyleyebiliriz.

Peki sözleşmelerdeki sınır, her istenilen madde sözleşmeye eklenebiliyor mu?
Ahlaka ve yasalara aykırı olmayan her şey yazılabilir. Bizim hukuk sistemimizde Amerika’daki uç şeyler, aldatırsa şu kadar öder gibi örnekler yok. Bizdeki evlilik sözleşmeleri daha çok boşanma halinde malların nasıl paylaşılacağına ilişkin ya da boşanma halinde kadının ve erkeğin ne alacağına yönelik.

‘Mutlu Olmak İçin Evliliğin şifreleri’ adlı kitabın yazarı avukat Cengiz Hortoğlu

Türkiye’de evlilik sözleşmeşi ne kadar yaygın ya da Türkler en çok ne tür sözleşme yapıyor?
Türkiye’de en çok tercih edilen sözleşme mal ayrılığı rejimi: Sözleşmeyi yapıyorsun, ‘Ben artık evlilik birliği içerisinde mal ayrılığı rejimini tercih ediyorum” diyorsunuz. Böylece herkesin mal varlığı kendisine ait oluyor. İki taraf da birbirinin mal varlığı üzerinde talepte bulunamıyor. Diyelim ki kişi boşanırken 10 dairesi vardı, kadın mal ayrılığını seçmişti, hiçbir talepte bulunamaz. Türkiye’de tercih edilen yöntem bu.

Tabii bunu daha çok erkekler istiyor...
Evet, daha çok erkekler tarafından talep edilen bir şey. Türkiye’de mal varlıklarının yüzde 92’si erkeklerin üzerinde. Dolayısıyla da zenginlik erkeklerde. Erkek kazancını daha sonraki hayatında paylaşmak istemiyor ve ipleri elinde tutmak istiyor. Aslında evliliğin yüzde 90’ı duygudur. Bu, tabii ki duyguyu zedeleyen bir şey.


Türkler’e pek uygun olmadığı tartışmaları var...
Bence de öyle. Bundan dolayı evlenmeyen çok insan biliyorum. Kadın duygusal anlamda yaralanıyor. Tam evlenme aşamasında talep ediyorlar. Nikaha bir hafta kala kişi notere gidip evlilik sözleşmesi yapmak istiyor. Aşk ve romantizm orada çöküyor. İlişki büyük bir yara alıyor. Nikah arifesinde evlenmekten dönen insanlar tanıyorum.
Türkler’de duygusallık daha ağır basıyor. Saygı da duyuyorum ama evlenen iki insan sonuçta bir hayatı, acı, tatlı, zor günleri paylaşıyor. Uzun bir yolculuğa çıkıyor. Maddi şeyleri artık düşünmemek lazım. Erkeği yönlendiren kimi zaman ailesi oluyor. Aile “Bunu yapmak zorundasın” diyor.


İlginç bir sözleşme isteğiyle karşılaştınız mı?
Evlilik sözleşmesine zaten her türlü şeyi koyamıyorsunuz. Çok değişik taleplerde bulunanlar oluyor. Mesela biri sözleşmeye “Boşanırsam çocuğun velayetini bana verecek” diye bir madde ekletmek istemişti. Bunları mahkeme zaten kabul etmez, sözleşmeye girmesi mümkün değil. Bu tip talepler daha çok nikahtan birkaç gün önce hatta aynı gün de geliyor. Bana bu konuda başvuranlar daha çok kadınlar oldu. Sözleşme kadına çok büyük hayal kırıklığı yaşatıyor.

ÜNLÜLERE SORDUK
YEŞİM SALKIM: (Hakan Uzan’la yaptığı evlilik 3 yıl sürdü) Ben de Hakan Uzan’la evlenirken önüme bir evlilik sözleşmesi kondu ama imzalamadım. Bence kadını küçük düşüren bir durum. Hiç onaylamıyorum.

HANDE ATAİZİ: (Fethi Pekin’le yaptığı evlilik sadece 24 saat sürdü) Biliyorsunuz ben evlenirken son günde imzalamam için önüme bir sözleşme kondu ama kabul etmedim. Bu yüzden evliliğim 24 saat sürdü. Evlilik iki kişi arasında yaşanan duygusal bir bağ. Bence sözleşme evliliğe zarar verir.

SİREN ERTAN: İnsan evlenirken aşk, sevgi ve mutluluk dışında bir şey düşünüyorsa bir gariplik var gibi geliyor bana. Uzun yıllar iyi ve kötü günü paylaşan çiftler, gün gelip de artık birlikte yaşayamayacaklarını anladıklarında, birbirlerini taciz ve mağdur ediyorlarsa birbirlerine duydukları hiçbir zaman gerçek sevgi değildir, çünkü gerçek sevgi için birlikte ya da uzakta olmanız ya da ne kadar süre geçtiği fark etmez.

DEMET ŞENER KUTLUAY: İbrahim’le aramızda evlilik sözleşmesi yapmadık. Çünkü biz tamamen aşk evliliği yaptık. Mantığı hiçbir zaman düşünmedik.

DEMET AKALIN: (Oğuz Kayhan’la evlendikten 4 ay sonra boşandı) Ben çok soğuk bakmıyorum. Hayatımda bir kere evlendim, sözleşme yapmıştım. Kendi tercihim değildi, annemin zoruyla olmuştu. Sözleşmeyi benim avukatım hazırladı, eski eşim de kabul etmişti. Tekrar evlenmeyi düşünüyorum ve evlilik sözleşmesi yapayım gibi bir derdim yok. Ama önüme konursa da imzalarım, çok problem değil. ‘Aşkı öldürüyor’ diyorlar, saçmalık bence. Sonuçta pek çok yatırımınız oluyor.

Röportaj: Eylem Keskin
[email protected]