A. Yavuz Kocaömer

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/02/01/8186505.a-yavuz-kocaomer.png

Evren'den babasına duygusal mektup

Pazartesi, 27 Haziran 2011 - 05:00

Evren Doğru’yu tanımayanınız herhalde çok azdır. ‘Var mısın Yok musun?’ adlı yarışma programı ile tanınan Evren, görme engelli olmasına rağmen hayata tutunmuş başarılı kardeşlerimizden biri. Kendisi ile Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı (TESYEV)’nın Yönetim Kurulu’nda da beraberiz. Fırsat bulduğumuzda sohbetlerimize doyum olmuyor. Evren Doğru ilk yazısını babalar gününde www.acunn.com’da yazdı. Şimdi aşağıda o yazıdan alıntı yapıyorum:

[[HAFTAYA]]

‘Baba’

“20’nci yüzyıl modern dünya edebiyatının önemli yazarlarından Franz Kafka “Ben babama mektup yazacak yaşa geldiğimde o çoktan ölmüştü” demişti. Ben de pek çoğunuz gibi hiç mektup yazmadım babama. Babamın hayatta olmasının mutluluğunu içimin taa derinliklerinde hissederek, yıllar sonra ‘keşke!’ dememek için izninizle ilk yazımda köşemi babamın malıymış gibi kullanıp hiç anlatmadığım kendi öykümüzü yazmak istiyorum.

‘32 yıl önce’

Zaman hızla akıp giderken, yaşamın akışını terse çevirip bir yolculuğa çıkalım seninle baba. Hiç unutmadığımız, unutmayı kendimize ihanet saydığımız, hatırladıkça o günleri yeniden yaşadığımız çocukluk hatıralarımızla başlayalım istersen. 32 yıl önceki 20 Mayıs’ta doğduğumda, üçüncü erkek çocuğunu kucağına almış, mutluluğun 3 ay sonra yaşadığın belki de hayatının en büyük kabusuyla yarım kalmıştı. Unuttun mu, yoksa hâlâ hatırlar mısın bazen? Küçük kasabamızın tek görmeyen çocuğuna sahip herkesten farklı bir baba oluvermiştin. Düşünüyorum da o hayal kırıklıklarını hiç anlatmadın bana. Oysa kaç doktor dönüşü ağlamıştın hiç kimse görmeden kim bilir. “Bu kez olur mu?” diye elinizde kalan tek sermayenizi, tarlanızı satışınızı yıllar sonra öğrenmiştim ben. Her çocuk gibi benim de okul zamanım geldiğinde, yine göstermek zorundaydın babalığını.

‘İlk maça gidişim’

Henüz 6 yaşında bir çocuktum. Gömeç’ten, Tokat Körler Okulu’na uzanan, yaşayabileceğin belki de en uzun yolculukta hiç üzülmemiş gibi yapmıştın. Beni yatılı okula bıraktığın gün dayanamayıp Ankara’ya gitmiş, hayatında ilk ve son kez çevreni kullanıp 1 yıl sonra kaydımı size daha yakın olmam için İzmir Körler Okulu’na almıştın. Belki kendince bu ayrılık sınavından sınıfta kalmıştın ve o günden sonra beni bir daha asla yatılı okula sen bırakmamıştın.

Annemin beni okula bıraktığı günlerde sen büyük ihtimalle üzüntünü içine atmış, diğer kardeşlerim için hiçbir şey olmamış gibi davranmıştın. İnsan önce kötü anıları hatırlasa da sonrasında hep mutlu anlarımız oldu seninle. Hatırlasana, ilk maça beni yine sen götürmüştün. Beni senin omuzlarında stada almayan görevliye karşı beni savunurken seninle ne kadar gurur duymuştum. O gün İzmir’de, Altay’a 2-1 yenilsek de ben yine senin gönül verdiğin takımı, Fenerbahçe’yi tutmuştum. Takım deyince aklıma geldi, partimizi de takım tutar gibi tutardık biz kime ne? Henüz 12 yaşındayken okulumuzun önünden geçen senin tuttuğun partinin konvoylarına el sallarken, çok uzaktan da olsa beni gördüğünü ve gurur duyduğunu hayal ederdim.

‘Senden çok şey öğrenmişim’

Düşünüyorum da ne çok şey öğrenmişim senden. Rakıyı dozunda içip sofrada dağıtmamayı, parayı kafaya takmamayı, kızları baştan çıkarmayı, hayatın bize verilmiş en büyük armağan olduğunu senden öğrendim baba. Ne olursa olsun, yalan söylememeyi, hak yememeyi, baş eğmemeyi, dalkavukluk etmemeyi, sabretmeyi ve olabildiysem iyi insan olma erdemini en çok senden öğrendim. Senin yetiştirdiğin çırağın benim berberim oldu, terzin ilk takım elbisemin mimarı. Hatırlıyorum da, TRT’de sürekli ezbere bildiğin Türk Sanat Müziği şarkılarını dinlerken ne kadar da sıkılırdım. Oysa bugün anlıyorum ne kadar sana benzemeye başladığımı... Ben büyüdükçe hepinizin önündeki sis perdeleri bir bir kalkmıştı. Artık üniversitedeydim ve benim arkadaşlarım 60’larında olan senin çok iyi arkadaşların olmuştu. Öyle ki, yalnız eve geldiğimde bana kızardın. Sen yanımıza gelince de annemin “Gençlerle ne işin var?” uyarılarına hiç aldırmadan bizimle barlara gelir ve hepimizin ilgi odağı oluverirdin.

‘En büyük destekçi’

Sen, annemle birlikte 3 yıl önce başlayan televizyon sürecimin en sıkı takipçisi, sizden çok uzaklarda olsam da hayatımın en büyük destekçisi oldun her zaman. Bugün bilmeni isterim baba, bir şeyler yapabildiysem eğer hepsi biraz da sizin için. Benden çok uzak yerlerde yaşamımla gurur duyduğunu bilmek, belki 1-0 geride başladığımız yaşam mücadelesinde en azından beraberliği yakalamak için.

‘Seni çok seviyorum’

5 yıl önce, 63 yaşında hayatının ilk doğum gününü kutlarken “Sigarayı bırakırsam 100 yaşına kadar yaşarım” demiştin ve bıraktın da, unutma. Bugünlerde tıpkı çocukluğumuzda olduğu gibi fazlaca anmaya başladın hastalığın adını. Daha yıllar var önümüzde çıkarmak için hayatın tadını... Unutmadan, sen sert görünüşlü Kuvay-i Milliyeci babana onu çok sevdiğini hiç söylememiştin biliyorum. Bilmeni isterim ‘Ben seni çok seviyorum.’”

ÇENGELLİ PANO

Kader mahkumlarına duyuru

Türkiye’nin tüm illerindeki sevgili kader mahkumu okuyucularımdan uzun zamandır mektuplar alıyorum. Bunların bir kısmını yayınladık. Ama gazetemizin ‘Çengelli Pano’ köşesi engelliler için hazırlanmıştır. Bu köşede engellilerden gelen ve onların sorunlarını içeren mektupları yayınlayabiliyoruz. Bundan böyle sadece engelli vatandaşlarımızı ilgilendiren konularda yazacağınız mektuplara yer vereceğimizi belirtir, kader mahkumu arkadaşlarımızın bu konuda bizi anlayışla karşılayacağını ümit eder, saygı ve sevgilerimizi sunarız.

‘Engeliller adına teşekkür ederim’

Malatyalı yardımsever işadamı ve MEV Ankara Şube Başkanı Sayın Ekrem Dernek, ilimizde yaptırdığı okul, sağlık ocağı, öğrencilere verdiği burslar, ihtiyaç sahiplerine yaptığı yardımlarla sözde değil, özde duyarlı olduğunu gösterdi. Ekrem Dernek tarafından ilimizdeki ihtiyaç sahibi 60 engelliye derneğimiz aracılığıyla tekerlekli sandalye yardımı yapılacak. Yine ilimizdeki Aslantepe Rotary Kulübü de üniversitede okuyan Malatyalı engelli öğrencilere derneğimiz aracılığıyla eğitim bursu verecek. Üniversitede okuyan engelli tespit edilemediği takdirde lise öğrencileri bursa hak kazanacak. Tekerlekli sandalye yardımından ve verilecek eğitim bursundan faydalanmak isteyen engellilerin sağlık kurulu raporu, nüfus cüzdan fotokopisi ve ikametgahları ile en kısa sürede derneğimize müracaat etmeleri gerekiyor. Türkiye Sakatlar Derneği Malatya Şubesi olarak, yapılacak bu anlamlı yardımların diğer işadamlarımıza ve sivil toplum örgütlerine örnek olmasını diliyoruz. Sayın Ekrem Dernek ile Aslantepe Rotary Kulübü Başkanı ile üyelerine engelliler adına teşekkür ediyorum.

Ali Haydar Koyun

TSD Malatya Şubesi Başkanı

‘Arkadaş arıyorum’

Dekorasyon işi ile uğraşıyorum. Yüzde 58 engelliyim. Konuşup kaynaşacağım, dertlerimi paylaşacağım, samimi ve dürüst insanların olduğu bir dünyada engelli ve engelsiz kadın ve erkek fark etmez, herkesin beni aramasını bekliyorum.

Ali Musa Erdem

Tel:  0536 814 65 08