Ey ahali; okuyun bunu

Perşembe, 07 Ocak 2010 - 05:00

Devam eden ve yeni başlayan dizilerin çoğunda hamilelik furyası aldı başını gidiyor. Neredeyse her diziye iki tane istenmeyen gebelik düşüyor... İşin komik tarafı istemeyen gebelerin alayı kentli ve kültürlü kız çocukları. Ama belli ki bu dizi karakterleri de dizi falan izlemiyor. İzleseler, her dizide kendilerinden bir tane olduğunu görecek ve muhtemelen “Yahu sizin korunma yöntemlerinden hiç mi haberiniz yok bacım?” diyecekler... İstenmeyen tüyleri alan ağda kadar bilinen yöntemlerden oluşuyor doğum kontrol şekilleri. Hapı var, prezervatifi var, spirali var, var oğlu var... Dizi izlemiyorsunuz tamam, dilerim bu yazıyı okursunuz.

Soru hakkı izleyene geçti

Ve Hülya Avşar yılın gafına imzasını attı. Büyük ozan Ruhi Su’ya selam gönderdi. Su, 25 yıl önce yaşamını yitirmişti... Konuğu bunu hatırlattığında selamı rahmete çevirdi. Hadi Nil Karaibrahimgil’in, Neşet Ertaş’ı duymamasını anladık. Malum kızımız özgür... Peki ya yıllardır televizyondaki masasında binlerce aydını ağırlayan Avşar’ın Ruhi Su’yu ıskalama hakkı var mı?.. Yaşı yetmedi çıkaramadı desek bir türlü, aklı karıştı toplayamadı desek başka türlü. Sanıyorum sevgili Hülya’nın konuklarına gösterdiği özeni genel kültüre de göstermesi şart oldu... Çünkü bu gidişle o değil izleyici sormaya başlayacak; “Ne yapıyorsun Avşar kızı?” diye...

Sofraları toplasak mı?Adı Esra, yaşı 27. Belli ki uzatmalı bir üniversite öğrencisi. Yemekteyiz’de (Show TV) yarışıyor. Büyük ödüle koştuğu program yemek kültürü üzerine...

O kültürün dilimize kattığı “gurme” sıfatını bilmiyor. Bu sıfat bilgisayarlardaki imla programlarının bile yabancı bulmadığı bir kelime oysaki. En basit anlamı da “lezzetten anlayan”...

Tahsil cehaleti alır der atalarımız, yanılmışlar sanırım. Çünkü Esra, gurmenin kafadan atılan bir söz olarak kullanıldığını iddia ediyor... Bir de Hakan diye bir yarışmacı var. Dikkatli gözler, yıllar öncesinde İner misin Çıkar mısın isimli yarışmadan (atv) hatırlar onu. En büyük meziyeti, önüne gelene tükürmek... Sanırım bir de genç kızlara asılmaya bayılıyor. Belki de bu yüzden aynı yarışmadan çıkan Şafak Sezer ve Hakan Yılmaz kadar yürüyememiş hayatta... Şimdi şansını Yemekteyiz’de deniyor. Ama ne iniyor ne de çıkıyor; resmen batıyor. Vah ki vah!

Program geçen hafta seviyeyi düşürmeden de izlenebileceğini göstermişti. Ama bu hafta ölçüsüzlüğün resmini çiziyor hakikaten...

Kaldırsak mı bu sofraları artık topyekûn; ne dersiniz?

Özür geldi!

Yılbaşı gecesi Yerli Mali’de yaşanan defolu ürün gafı için Türk kadınlarından çok sayıda tepki maili gelmişti... Ben de durumu programın senaristi Birol Güven’e bu köşeden aktarmıştım. Sevgili Birol tüm içtenliğiyle yanıt göndermiş, ektedir; “Mesut, evet haklısın, oynanınca kağıtta durduğu gibi durmamış. Şık olmamış. Senarist arkadaşlarımız yazmış benim de gözümden kaçmış... Altında imzam var, dolayısıyla özür dilemek de bana düşer.”

Garantili reyting atışması...Fatih Altaylı, Teke Tek’te (HaberTürk) reyting formülünü yakaladı. Cübbeli Ahmet Hoca’yı abonmana bağlayan Altaylı, kalan haftalarda hocaya saydıracak başka hocaları ağırlıyor... Önceki akşam Zekeriya Beyaz ve Muhammet Nur Doğan ikilisi karşı bir sit-com’la ekrandaydı. Seri halde saydırdıkları cübbeli hocaya bayağı bir malzeme çıkardılar... Muhtemel haftaya programın abonmanından aynı serilikte yanıtlar gelecek. Kısacası Fatih Altaylı önümüzdeki haftayı da kurtardı... Ha, bir de unutmadan; Zekeriya hoca otelde porno izleme meselesine açıklık getirdi. Hocaya göre, memleketin geldiği durumu görmek için en az on beş dakika porno izlemek şartmış... Bildiğim kadarıyla o filmler daha çok yabancı menşeli. Kısacası memleket durumuyla diplomatik anlamın dışında bir alakası yok... Zaten durumu görmek için porno izlemeye de gerek yok. Herkes öpüp duruyor işte Türkiye’de birbirini...

Suç ortada ama...Star’daki Suç ve Ceza isimli programda neredeyse bir haftadır birden fazla eşi olan erkekler tartışılıyor... Sadece bu program üzerinden istatistik çalışması yapsak, Türkiye’de her erkeğe en az iki kadın düşecek... Bunlardan bir tanesi de İzmirli bir medya patronu. Kendisi harem kurmaya azmetmiş olmalı ki Serap Ezgü’ye bile af buyurun yazıyor...

Memlekette en övündüğümüz sistem İsviçre’den ithal ettiğimiz medeni hukuk düzeni. Ama belli ki övündüğümüz her şeyde olduğu gibi bu kanunları da tersinden okuyoruz... Yok öyle değilse, Türk erkeklerinin gözü dönmüş durumda sanırım. Tamam bunu da kabul edelim; peki ya kadınlara ne oluyor?.. Programda izlediğim adamların yüzlerinde neredeyse meymenet yok. Acaba görmediğimiz yerleri altından filan mı? Neyse. Suç ortada bakalım ceza kimden gelecek?