Ezel metroyu tarihe gömdü!

Çarşamba, 14 Nisan 2010 - 05:00

Ezel döndü, bismillah dakika bir kafa karıştırdı. Flashback denilen geri dönüşlere alışmıştık ki, diziye flashforward denilen ileri sarmalar da karıştı. Eh tabi, sıradan Türk dizileriyle sulanmış aklımız da derhal karıştı...

Tüm diziden aklımda kalan en vurucu sahne, en son sahneydi. Ezel, o kapalı kalmaktan çok korktuğu cezaevinde tuzak kurduğu Cengiz’in yanında belirince, Kerpeten’in deyişiyle “Ne oluyor lan?” oluverdim. Bu sorunun yanıtını belli ki haftaya alacağız... Ve fakat, hani dikensiz gül olmaz derler ya, ben dizide gördüğüm 14 belirgin hatadan en parlağını bölüşmek istiyorum sizinle. İstanbul’u bilmeyen yoktur, kent büyüktür. Öğle saatlerinde de bunaltıcı bir trafik sizi kendinizden soğutur... Şimdi Cengiz kardeşimiz Topkapı’dan Maslak Sipahi Ocağı’na 45 dakikada metro marifetiyle geliyor, bu tamam. İyi bir büyükşehir reklamı diye düşünüyorsunuz... Ancak nasıl oluyorsa Ezel ve Ali ondan çok daha önce olay yerine varıp adamımızı bekliyorlar ki; “Nereye gitti koca İstanbul trafiği?” diyerek şaşakalıyorsunuz. Ve elbette metro ruhu bir anda yalan oluyor... Eminim bahsi geçen sahneye en çok Belediye Başkanı Kadir Topbaş içerlemiştir. Sen icraatının tamamını metroya ver, Ezel gelsin ebede kadar yalan etsin; olur mu yahu?

Sperm erozyonu bir koca!

Haneler’de (Kanal D) özellikle Dırdırhane bölümünün yıldızı parlamaya başladı. Kim ne derse desin, son dönem komedi oyunculuğunun yüz akı Asuman Dabak... Koca bir bölüme yayılacak esprilerin tamamını dört dakika içinde bir skeçte yiyebiliyor. Öyle hızlı konuşuyor ki, kelimelerin arasında bütünlediğim cümleler gülmekten yere düşürüyor beni... Önceki akşam eşinden hoşnutsuzluğunu anlattığı doktora muhteşem bir benzetme yaptı; “Benimki sperm erozyonu”. Tek başına yarım saat güldürdü beni bu... Muhteşem performans diyelim, aman nazara gelmesin!

Onu kim bulacak?

Peki, Allah korusun Müge Anlı bir gün kaybolursa onu kim bulacak? Tatlı Sert’te (atv) her gün ortalama dört kaybı ailesine kavuşturma hızıyla koşturan Müge’yi izlerken aklıma takıldı bu muzip soru... Kayıp ailelerinin, umudunu yitirmişlerin kapısı oldu onun programı. Bir şekilde buluyor da kaybolanları. Kimi acı kimi mutlu sonla da olsa, buluyor... Peki o kaybolursa kim bulacak? Sorun yok aslında. Zaten aldığı dualarla da gideceği yer belli; kanatlanıp uçabilme (melekler gibi) ihtimaline karşı gökyüzüne çevireceğiz yüzümüzü. Ne dersiniz?..

Hep aynı renkte gidiyor!

Çıkış Yolu’nda (TRT Haber) Ergun Babahan, partneri Ekrem Dumanlı, Başbakan’ın uçağındakilerden olduğu için yalnız ama iyi bir sunuş gerçekleştirdi önceki akşam... Mesele o değildi ama şuydu; sunuş filan dememeli TRT Haber’deki işlere. Hepsi birbirine benzeyen işler. Her programa bir ya da daha fazla “sevimli” gazeteci veriyorlar, onlar da bir ya da daha fazla “sevimli” konuğa aynı soruları sorup duruyorlar... Henüz farklı bir ses çıkmadı o kanaldan. Oysa kurulurken tüm haber kanallarının tozunu attıracağı filan konuşuluyordu. Bekleyelim bakalım; ne çıkacak bu hattan?..

Sakal olmamış Cüneyt!

beşN birK’da Cüneyt Özdemir yeni imajıyla çıktı ortaya. Hem de Fatih Altaylı’ya sıkı bir gol atarak. Önce kirli sakallarını almıştı Altaylı’nın, sonra da iddialı bir şekilde Teketek’te ağırlayacağını duyurduğu konuğu eski siyasetçi Emin Şirin’i... Konuk için bir şey diyemeyeceğim ama sakal için çok da hoş durmuyor diyeceğim sevgili Cüneyt’e. Onun sinekkaydı haline bayılan çok sayıda hayranı olduğunu bildiğim için...

Flaş ha flaş!

Eğer memleketimize önceki gün giriş yapmış ve TV izlerken haber bültenlerine denk gelmiş bir turist olsaydım ilk uçakla geldiğim yere döneceğim kesindi... Sadece dört ana haber bülteninde 25’ten fazla saldırı, kavga, suç haberi vardı. Bir yabancı gözüyle bu kadar aksiyonu bir yılda yaşayabileceği ülkesi varken, Türkiye’ye gelmek survivor gibi fantastik bir şey desem abartmış olmam sanırım... Abartma deyince, Star Haber’in alt yazısına çok güldüm. Bilirsiniz genelde bir sonraki haberin duyurusu üç adet sıralı “flaş” yazarak duyurulur. Star Haber, Taksim’de 1 Mayıs’ın kutlanması haberini verirken sekiz sıralı flaş geçti ki, haberin hakkını ancak bu verebilirdi. (Bu arada Uğur ağabey niye ekranda değildi acaba?) Bravo diyelim!

GAG halleri bunlar!

Gülse Birsel’in bir GSM şirketinin reklamıyla ortaya çıkması özleyenler için ilaç niyetine geldi. Fakat reklamda Avrupa Yakası’nın Aslı’sından çok (ki böyle bir dertleri yok) Gülse’nin çıkış hattı olan GAG’daki halini gördüm ben... İlk orada parlamıştı yıldızı. Hem kalemini hem de farkını koymuştu ortaya. Bu reklamda da aynısını yapıyor. Hani espriler çok parlak olmasa da, nostaljik bir tat verdiği gözden kaçmıyor... Ne diyelim, hoş geldin Gülse; tekrar aramızdasın!