Ezel teğetin sözlük karşılığı gibi!

Perşembe, 11 Şubat 2010 - 05:00

Ezel’i (atv) bu hafta göz ucuyla izledim. Kalabalık bir masanın hemen yanındaki televizyondan. İlginç olanı neredeyse etraftaki bütün masaların tek gözü ekranın üstündeydi...

Yine malum riskli teğet geçme halleri vardı. Çözüldü/çözülecek dediğimiz adamları ne Dayı’yı ne de Ezel’i sattı. İzleyiciyle şaşırtmaca oynar gibiydi...

Diyalogları tam olarak duyamadım. Ama sesi kapalı bile olsa Ezel’i izleyebiliyor insan. Geri dönüşleri dikkatle takip ettim. Eleştirilecek ayrıntı oradan çıkıyor çünkü...

Çıktı da. 1990’ların sonundaki geri dönüşlerden birinde arkada Arçelik dükkanı duruyordu. Logosu 2002 tarihinde yenilenmişti markanın. Ama belli ki prototip çalışması yapılmış...

Bazı mahallelere 5 yıl öncesinden girmiş (!) yeni logo. Dikkatimi çekti, yazdım...

Yazdım, çünkü dizi tarihimizdeki en az hatayı Ezel’de gördüğümüzden. Kusursuz olsun diye.

Bir nevi aman nazarlık da olsa ayrıntılara dikkat kabilinden...

TRT güzel dolduruyor

Reytinglerden çıkmış olsa da TRT rekabetin ölçüsünü hiç düşürmedi. Bu yaymama hali TV açısından önemli. Hatta yayın boşluklarını doldurmada bile bir itina var... Son zamanlarda Bir Zahmet isimli şaka programından beşer dakikalık parçalar koyuyorlar iki program arasına. Buna dolgu malzemesi deniyor yayıncılıkta... Önemi büyük bu malzemenin. Ne kadar güçlü olursa, izleyici başka kanala kaçmayı tercih etmiyor. Bir Zahmet TRT’nin akıllı uygulaması oldu. Bir benzeri de Fox TV’de Zapzupcuk adı altında uygulanıyor. Yeni trend göze batıyor yani...

Ücretsiz muayene yapacaklar!

Doktorum’a (Kanal D) daha dikkatli bakın bugünden sonra. Program belirli günlerde ücretsiz sağlık taraması hizmetine başlıyor... Bugün bir devlet okulunda yüzlerce öğrencinin göz taramasını yapacaklar. Yarın bir gün, başka yerlerde başka ücretsiz taramalar da olacak... Ben ekranın insana bir şeyler kazandırabilmesi taraftarıyım. Bunu içerik olarak yapamıyorsa, çıkacak sokağa, dokunacak izleyiciye... Bravo Doktorum’a...

Kadına şiddete dikkat!

Esra Ceyhan önceki gün Hayat (TRT) isimli programında önemli bir ayrıntıyı gündeme taşıdı. Dizilerde alabildiğine şiddet, onu da bırakın ciddi bir kadına karşı şiddet resmediliyordu...

Doğru bir saptamaydı. RTÜK ve toplum, sigara ve alkolle giriştiği mücadeleyi söz konusu şiddet olunca gözden kaçırıyordu...

Dizileri dikkatle izleyin. Anneler, eşler, küçük kız çocukları sürekli şiddete maruz kalıyor. Tekme ve tokatlar başlarında sallanan Damokles kılıcı gibi...

Esra’ya, bir ara RTÜK Başkanı da bağlanıp durumun fecaatinin farkında olduklarını söyledi. Olsunlar da...

Elbette ki şiddet bu toplumun el aynası gibi. Göstereceğiz birbirimize, ne kadar küçülebildiğimizi.

Ama çocuklar; en azından dizilerde tekrar yaşamasınlar bu bildik travmaları. Dozuna dikkat edelim; iyiliğimiz için...

Arena kabare gibiydi!

İzlediğim en makara Arena (Star TV) programıydı önceki gece yayınlanan. Uğur Dündar yakın dostları olan iki büyük mizah ustası Müjdat Gezen ve Levent Kırca’yı oturtmuştu konuk koltuğuna...

Ve Türkiye, çok uzun süredir özlediği, birkaç istisna dışında hiç göremediği siyasi hicivle tekrar tanış oldu.

Ergenekon mevzuundan Balyoz darbe girişimine, Meclis’teki kavgadan Tekel işçilerinin direnişine kadar bir sürü gündem maddesi mizahla işlendi...

Bakın bu haliyle başımıza ne geldiği de çok daha anlaşılır oldu. Mizahın en zeki muhalefet yöntemi olduğunu bir kez daha teyit ettik...

Konuşulanlar esnasında Uğur Dündar’ın program partneri Nedim Şener’e; “Sen daha gençsin, git stüdyodan, kendini de yakma” çıkışı hakikaten komikti...

Bir de Levent Kırca ve Müjdat Gezen, üstü örtülü birkaç örnek dışında iktidar tarafından taciz edilmediklerini söylediler. İçimize su serpildi...

Son olarak bitirdi mi acaba dediğimiz Olacak O Kadar programının geri döneceğinin altını çizdi Levent Kırca.

“Bir umut var hâlâ” diyerek uykuya daldık...

Müge aniden Seda oluverdi!

Müge Anlı’yı (atv) izliyorum geçen sabah. Stüdyoda kocası 16 yaşında bir kız çocuğuyla kaçan bir genç kızı teselli etmeye çalışıyor...

Kız bir hayli üzgün, hatta intihara bile kalkışmış. Bunu duyan Müge; “Amaaaan” diyor gözlerini belerterek. “Aman, sokaklar adamla dolu. Kadınla dolu. İntihar etmeye değer mi kızım hiç?” diye aman halini sürdürüyor...

Daha geçen yıla kadar sabahlarımızın sultanı olan Seda Sayan geliyor aklıma. “Onun hareketleri bunlar” diye geçiriyorum içimden...

Belli ki Seda’nın güven halini özgüven haline getirmiş. Ama bu tavrıyla kendinden ziyade tavrın ilk sahibini hatırlatıyor işte. Aman diyeyim ben de!