Ezelciğim gözüm üzerinde olacak

Pazar, 19 Haziran 2011 - 05:00

Bugün beş gün kadar ara veriyorum yazmaya. Bir boşluk buldum ve minik bir rota değişikliği yapacağım, memleketin güneyine doğru kaydıracağım eksenimi. Yani sevgili okur, yarın akşam Ezel sezon finalini yaparken ben muhtemelen başka bir coğrafyada sezon açılışımı yapıyor olacağım. Tek isteğim iki sezondur hayatımıza bir sürü ters köşe golle giren bu dizinin sıradan bir finalle bitmemesi. Mesela Eyşan’ın ölmemiş olup Ezel ile sonsuza kadar mutlu mesut yaşayacağı bir final canımı çok yakar. Tanıtım fragmanı bu havayı verse de benim için Ezel’in final bölümü başlığı olan Son Oyun’un içi sadece Ezel Bayraktar ölürse dolar... Sahte bir ölüm ve bir estetik ameliyatla hayatımıza giren Ezel, sahte bir ölüm ve yeni bir estetik ameliyatla Ömer olarak kendi hayatına dönsün mesela... Ve o haliyle intikam planlarını tamamlasın. Eyşan’ı, Cengiz’i, Ali’yi o haliyle cezalandırsın yani. Adalet asıl o zaman yerini bulur.

[[HAFTAYA]]

AKASYA DURAĞI TAM GAZ

Akasya Durağı (Kanal D) son bulacak dedikodularına sağlam bir yanıt geldi. Dizi en az 48 bölüm daha hayatımızda olacak... Hatta yeni sezon için dizinin arada bir görünüp kaybolan karakteri Katya (Nilgün Belgün) kalıcı olarak dahil olmuş kadroya. Seversiniz ya da sevmezsiniz. Reytingleri sıradanın çok üstünde olan bu diziyi belli ki önemli bir kitle takip ediyor. Onlar açısından sevindirici olan her şey, biz TV eleştirmenleri açısından da aynı duyguyu yaratır. Hayırlısı olsun.

Nihat Hoca’dan yardım alsan...

TNT’de yayınlanan Desti İzdivaç programına başlarken sunucu Hande Ataizi enteresan bir dua okutuyor stüdyodakilere. Duanın kaleme alınmış olduğunu sanmıyorum. Ama böyle doğaçtan yapılınca da bir cümlenin başı diğerinin sonuna karışıyor. Ve neye Amin diyeceğimizi kestiremiyoruz doğrusu. İyisi mi Hande Ataizi, bir zahmet Nihat Hatipoğlu Hoca’ya danışıp, magazinel de olsa bu programa yakışacak bir dua rica etmeli. Böylece olmayacak duaya amin demekten de kurtulmuş oluruz biz izleyiciler.

KARANLIK SAHNELER AZALSA...

Üsküdar’a Giderken’de (Kanal D) her bölümde biraz daha devleşen oyunculuğuyla Öner Erkan pırıldıyor. Bir de sahnesi az olmasına rağmen bir ölüyü canlandıran Erkan Can’ın üstünde “Hayalet Avcıları” yazısı bulunan tişörtü gülmekten yere düşürüyor beni. Henüz büyük bir kalabalığı kucaklamasa da kullandığı dil açısından farklı bir mizah tarzının ipucunu veriyor bu dizi. Bir de görüntülerdeki hafif puslu hal biraz daha netleşip, ışığın dozu biraz daha Kanal D parlaklığına getirilebilse. Geç saatte yayınlanınca karanlık sahneler iyice karartıyor insanın içini çünkü.

Yavuz ve kuklaları

Son zamanlarda katıldığı programlarda Yavuz Seçkin’i ünlülerin kuklalarına ses verirken görüyoruz. Bildiğim kadarıyla Yavuz her bir kuklaya bir servet yatırmış durumda. Yani daha çok Bülent Ersoy ve Fatih Terim kuklasını da görsek Müslüm Gürses, Cemil İpekçi ve hatta Nihat Doğan kuklasını da hazırlattığını biliyorum. Yavuz’un amacı bir dönem ekranda fenomen olan Plastip Show’un yeni versiyonunu bir programa taşımak. Tek başına altından kalkabileceği bir mesele değil bu. Çünkü Cihat Hazerdağlı’nın o çalışmasında kalabalık bir ekibin olduğunu yakından biliyorum ben. Yine de dilerim Yavuz bu önemli yatırımının meyvesini toplar ve kuklalarıyla ne yapacağını düşündüğü bir bunalım dönemine girmez. Hayırlısı!

Yaz hızlı geçer

Bu yazın işi en zor olan iki programı olacak. Biri CNN Türk’teki Afiş, öbürü de NTV’de yayınlanan Gece Gündüz. Sadece İstanbul’da gerçekleşecek olan festivallerin takvimine baktığımda iki kültür sanat programının da neye yetişebileceğini kestiremiyorum doğrusu. Gece Gündüz önceki akşam Kenan Doğulu’nun açık havadaki konser çalışmalarını ve şarkıcıyla yapılan röportajı yayınlayarak uzun maratonuna başladı. Nefise Karatay’ın sunduğu Afiş de başta opera ve jazz festivali olmak üzere tüm organizasyonların yıldızlarıyla buluşturmaya hazırlanıyor izleyiciyi. Bu yaz magazinciler için ayrı, kültür sanat çalışanları için ayrı uzun olacak. Hayatın ve haberin kalbi onların kameralarında atacak çünkü...

Cemile al şu kadını eve!

Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisinde (Kanal D) büyük oğlunun evinde yaşayan Hasefe Annenin neredeyse günün 24 saatini Cemile’nin evinde geçirdiğini görüyoruz. Cemile’nin ya da çocukların başına ne gelse önce Hasefe Anne olay yerinde oluyor. Fotoğraf ortada. Kadının yaşadığı iki ev arasındaki mesafe uzun... Neden Cemile, yaşlı kadını tamamen yanına alıp hem onu hem de izleyiciyi “Ah vah” etmekten kurtarmıyor. Tamam günlük yürüyüşler her yaş için önemli ve gerekli egzersizlerdendir. Ama maraton mesafesindeki yürüyüşler bir süre sonra yaşlı kadını hık diye götürecek vallahi.