Fair-Play'siz bir açılım

Pazartesi, 16 Kasım 2009 - 05:00

Önce bir üslup lâzım. Ama nasıl bir üslup? Ruhat Mengi’nin dünkü misafirlerinden Atilla Kıyat şöyle bir yaklaşım sunuyor: (Mealen)

- Hiçbir hükümet, ülkeyi bölmek için bir plan ve proje hazırlamaz.

- Ama hiçbir hükümet “siz yeni cenazeler gelsin istiyorsunuz” diyerek de muhalefete yüklenmez. Çünkü yeni cenazeleri kimse istemez.

*** 

Bitmedi.

Emekli Koramiral Kıyat, bir eksiği daha tamamlıyor:

- Muhalefet şöyle uyarabilirdi diyor:

Ey hükümet, dikkatli ol, bu açılım, ülkenin bölünmesine kadar varacak tehlikeler getirebilir. Aman fırsat verme.

İşte üslup budur.

Bu olmalıdır. Olmalıydı.

Zaten muhalefete “ille müdahil olunuz, aman meydanı boş bırakmayınız” diye bundan yalvardık. Çünkü hem DTP’den huylandık, hem PKK’dan.

İkisinin de sabıkası var.

***

Var.

18 yıl önce Erdal İnönü’nün iyi niyetini istismar ettiler.

SHP’nin sırtından meclise giren DEP’liler, daha ilk gün su koyverdiler. Kürsüde Kürtçe yemin etmeye kalktılar.

Ne oldu?

Hem İnönü’nün açılımı kadük kaldı hem de DEP’liler cezaevini boyladı.

İkinci sabıka, daha da taze.

Geçen ay.

Haburdan giren o 34 PKK’lı - hem de DTP’nin organizasyonuyla - toplumsal kimyamızı altüst etti, 72 milyon kişinin damarına bastı.

Demek ki açılım’dan önce CHP’yle konuşulsaydı, iyi bir konsültasyon ve güzel bir planlama yapılabilirdi.

Yapılmadı... Pekala.

Ama bunun karşılığı “Devlet düğmeye basmış ve ülkeyi bölme planını başlatmıştır” demek olabilir mi? Bunun karşılığı sahiden bu mu? Hangi Devlet yönettiği ülkeyi bölmek ister? Buna kim inanır?

........

Kıyat Paşa’nın ortaya koyduğu mantık gayet tutarlı ve ortaya koyduğu üslup hâlâ geçerlidir.

Hem hükümet, hem muhalefet, inadı bırakmalıdır.

Böyle açılımlarda fair-play olmazsa iş kontrolden çıkar ve şiddet gelir. En azından macera başlar.O zaman kimin yakasına yapışacağız?

Ne zaman?

Basra harab’olduktan sonra mı?