Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Farklı bir hukukçu: Osman Can

Cuma, 18 Haziran 2010 - 05:00

Bundan kısa bir süre öncesine kadar, Anayasa Mahkemesi raportörü olan Osman Can’ın adını bilen yoktu. İlk önce, Anayasa Mahkemesi’nin türban davası konusunda hazırladığı raporla dikkatleri çekti, şimdi ise anayasa paketinin görüşülmesi öncesindeki görüşleriyle, günün adamı konumuna girdi. Neden Osman Can?

Nedeni çok basit. Zira Can, eğer Anayasa Mahkemesi, inceleyeceği anayasa paketindeki, yargıyla ilgili iki maddeyi (HSYK’nın ve mahkemenin oluşumuyla ilgili olanlar) iptal ederse, iktidarın bu kararı görmezden gelmesi gerektiğini önererek şok etkisi yaptı. İşin ilginç yanı, hemen her kesimden de eleştiri aldı.

Liberallerden muhafazakarlara, hukukçulardan siyasilere, muhalefetten iktidar partisine kadar herkes “Bir hukukçu, bir mahkeme kararının yok sayılmasını isteyemez. Ne etik ne de hukuk açısından kabul edilebilir. Bu bir suçtur” dedi.

Tartışması hâlâ süren bu konu, gündemin tepesine oturdu.

Osman Can’ı, bu şaşırtıcı önerisinden dolayı, dün gece 32. Gün programında konuk ettik. Doğrusunu söyleyeyim, ben de karşımda bulduğum Can’ı dinlerken hayretler içinde kaldım.

Mevlana’ya hayran bir sosyal demokrat

Böyle bir raportörle karşı karşıya kalmayı hiç beklemiyordum. Kafamdaki Osman Can, Ak Parti’ye yakın görüşlü, dini inançları güçlü biriydi. Hatta kimine göre cemaatin bir üyesiydi. Sağda solda çıkan demeçleri ve hakkındaki söylentiler böyle bir resim çiziyordu.

Karşımda, son derece donanımlı, ne demek istediğini çok iyi anlatan, alışılmışın dışındaki görüşleriyle inandırıcı bir hukuk adamı buldum. Bilmem programı izleyebildiniz mi? İzleyemedinizse, size söylediklerinden çarpıcı bir özet yapabilirim.

- Anayasa Mahkemesi’nde çalışmasına rağmen, mahkemeye güvenmediğini ve yapısının meşru olmadığını açık açık belirtmekten çekinmiyor.

 - Osman Can, dindar veya dinci grupların adamı değil. Hatta din ile pek ilgisi yok. İnanmıyor, demek daha doğru. Dünyası ve inançları Mevlana çerçevesinde dönüyor.

- Kendi deyişiyle, yurt dışına çıktığında bir sosyal demokrat. Kapıkule’den girdikten sonra “kafası karışık bir liberal” oluyor. Ancak temelde, demokrat bir hukukçu.

Anayasa Mahkemesi’nde eski ve yeni kafa çatışması

Peki neden böyle bir öneride bulunuyor? Bu bir suç değil mi? “Hayır” diyor. Osman Can’a göre, Anayasa Mahkemesi, TBMM’nin (yani halk temsilcilerinin) çıkardığı yasaların Anayasa’ya uygun olup olmadığını sadece şekil açısından izleyebilir. İçeriğine bakamaz. Bu nedenle, asıl mahkeme, paketteki o iki ünlü maddeyi iptal ederse suç işlemiş olacak.

Can, bir uyarı yaptığını söylüyor.

Doğrusu tüm dikkatleri çekmesini de bildi.

“Mahkeme ne karar vermek isterse verir. Hükümet de buna uyup uymamakta serbesttir” diyor, amacının çok daha temel bir konuyu gündeme getirmek olduğunu vurguluyor.

O temel konu da, Anayasa Mahkemesi’nin yapısının ve kafasının değişmesiyle ilgili.

Anlayacağınız asıl tartışma başka bir konuda...

Tartışmada verdiği mesajlar şunlar:

Anayasa Mahkemesi’nin, laik düzeni korumak için oluşturulduğuna dikkat çekiyor ve bu yaklaşımın değişmesi gerektiğini söylüyor. Can, Türkiye’de yargının bağımsız olmadığı ve Anayasa Mahkemesi’nin artık asker etkisinden kurtulması gereği üzerinde duruyor.

AK Parti’yi genelde “aklı karışık bir parti” diye niteleyen Can, herkesin kafasındaki “Bu değişiklikler yapılırsa, Ak Parti kendi yargısını yaratmış olmayacak mı? Bu şekilde de laik sistem tehlikeye girmeyecek mi?” sorularına da şu yanıtı verdi:

“...Hayır, AK Parti bu şekilde kendi yargısını yaratamaz. Laikler de eskisi gibi mahkemeye hakim olamazlar... Laikliği koruma görevi ne askere ne de mahkemeye verilebilir. Buna ancak halk sahip çıkar. Başka türlü kimse koruma-kollamayı yapamaz...”

Eğer 32. Gün’ü kaçırdınızsa, CNN TÜRK’te bugün saat 21:00’de özetini, saat 02:15’te ise tamamını izleyebilirsiniz. Tavsiye ederim.