Farklı dinlerden 'amin' sesleri

Cumartesi, 05 Eylül 2009 - 16:38

Devlet Bakanı ve Avrupa Birliği Baş Müzakerecisi Egemen Bağış ile eşi Beyhan Bağış’ın dün Darülaceze’de verdikleri iftar davetine katıldım. Egemen Bağış ilk kez 2005 yılında başlattığı Darülaceze iftarlarını her yıl tekrarlıyor. Pek çok kişinin her gün önünden geçtiği ancak sadece adını bildiği bu önemli hayır kurumu, Boğaz Köprüsü’ne bağlanan E5 Karayolunun hemen paralelinde, Okmeydanı’nda yer alıyor. Dil, din, ırk, mezhep ve cinsiyet farkı gözetmeksizin bakıma muhtaç, kimsesiz, yaşlı ve engelli insanlarla, sokağa terk edilmiş 0-6 yaş arası çocuklar, ücretsiz olarak her türlü ihtiyaçları karşılanarak barındırılıyor. 27 bin metrekarelik alanda 20 binaya yayılan kurum İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak faaliyet gösteriyor. Darülaceze’nin bütçesi, belediyenin desteklerinin yanında hayırseverlerin bağışları ve zekatlarından oluşuyor. Bugüne kadar 100 bin kişiye ev sahipliği yapan kurumda halen 600 kişi barınıyor. 1895 yılında padişah II. Abdülhamit tarafından kurulan Darülaceze, Osmanlı’nın en zor günlerinde bile farklı inançlardan ve etnik gruplardan insana gösterdiği hoşgörünün en güzel kanıtını oluşturuyor. Darülaceze’nin bahçesinde bir camiyle birlikte kilise ve sinagog olduğunu çok az insan bilir. Bu mekanları dün Egemen Bağış ile birlikte gezdik. Darülaceze’de Müslüman vatandaşlarımızın dışında sadece 1 Musevi ve 6 Hıristiyan kalmış olmasına rağmen kilise ve sinagog ibadete açık durumda.

Bensiyon Pinto’nun duası

Darülaceze’de yardıma muhtaç vatandaşlarımızla birlikte oturduğumuz iftar sofrasında Türkiye’deki çeşitli dini azınlıklara mensup temsilciler de vardı. Tam karşımda Süryani Katolik Cemaati Temsilcisi Zeki Başatemir ve Türkiye Musevi Cemaati Başkanı Silvyo Ovadya oturuyordu. Biraz ileride ise Türkiye Musevileri Hahambaşısı İzak Haleva, Musevi Cemaati Onursal Başkanı Bensiyon Pinto ve İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi’nden Peder Dositeos vardı. Egemen Bağış, yemek sonrasındaki konuşmasını “Yolunu beklediğiniz kimler varsa bizi onların yerine koyun” sözleriyle bitirirken bazı kimsesizlerin gözlerinden yaşlar süzüldüğüne tanık oldum. Ardından Şişli Müftüsü dua etmek üzere kürsüye geldi, hemen yanımda oturan Türkiye Musevi Cemaati’nin Onursal Başkanı Bensiyon Pinto’nun tıpkı Müslümanlar gibi ellerine havaya kaldırarak duaya katıldığını fark ettim. Pinto ve Silvyo Ovadya, müftünün dualarına “amin” diyerek eşlik ediyordu. Pinto hayatını “sen-ben kavgasını” aşmaya adamış özel bir vatandaşımız. Bir taraftan temsilcisi olduğu Musevi cemaatine yönelik vazifelerini yerine getirirken diğer yandan da vatandaşı olduğu Türkiye’ye yürekten bağlı bir insan. Pinto, Doğan Kitaptan çıkan “Anlatmasam Olmazdı” isimli kitabında, Musevilerce kutsal sayılan cumartesi günleri sinagoglarda yüzyıllardır Türk devleti ve liderleri için de dua edildiğini söylemişti. Darülaceze gibi önemli bir hayır kurumunda muhtaç insanlarla birlikte ellerini kaldırıp Allah’a dua eden Pinto’nun görüntüsü barış ve uygarlık projesinde dünyaya örnek olmalı.