Fatmagül'ü bırak yengeye bak!

a
a
Cumartesi, 06 Kasım 2010 - 05:00

Fatmagül’ün Suçu Ne? (Kanal D) diye artık sıradanlaşan soruyu sormak yerine “izleyicinin günahı ne?” onu bilmek lazım...

İki haftadır dizi akmıyor, yerinde sayıyordu ki biraz hız aldı sanki. Yine de ben Kerim ile Fatmagül cephesinden umudu kestim. Sürekli bir öfke, patlama ve sonrasında uzun bir sessizlik hali var...

Asıl Fatmagül’ün yengesi Mukaddes ve fantezileri ilgi çekici hale geldi. Bana giderek Bir Demet Tiyatro’daki Feriştah yenge hikayelerine doğru hızla yol alıyor duygusu verdi...

Bu arada Mustafa ile otobüs aşkı Asu ilişkisinden de bir aksiyon çıkabilir diyorum ben. Acaba Fatmagül’ü bir kenara koyup bunlara mı odaklansak bir süre. Baksanıza, harekette bereket var çünkü...

Yaktın bizi İlker ağabey!

Acaba diyorum, Fatmagül’ün izlenme oranıyla Beşiktaş’a açık ara fark attığı tabloda Porto-Beşiktaş maçını anlatan İlker Yasin’in etkisi ne olabilir?

[[HAFTAYA]]

Ne kızsın ne de darılsın ama İlker ağabey bu maçta tarafsız kalamadı ve pek hazzetmediğini bildiğim Beşiktaş’a alttan alta verdi veriştirdi. Maçı da bu duyguyla aktarınca heyecanım söndü gitti kendi adıma...

Neyse ki maçın en şık şutu gol olmasa da Beşiktaşlı oyuncu Bobo’dan geldi de, Yasin şu yorumuyla biraz yumuşattı duygularımı; “Bobo sen yanıyorsun, biz yanıyoruz, Türkiye yanıyor”. Hakikaten öyle oldu İlker ağabey. Maçın toplamında sen maçın o anında da Bobo, yaktınız içimizi...

Filmi resmen bip ettiler!

Atv, bir hafta nadasa aldığı Kurtlar Vadisi Pusu yerine, son dönem Türk sinemasının iyi örneklerinden biri olan Eyvah Eyvah’ı yayınladı. İyi bir karardı ilk bakışta... Ama daha önce reklam kesintisine uğramamış halini izlediğim için televizyondaki hali çok da tatmin edici gelmedi bana. Zaten kanalın diyaloglara uyguladığı yerli yersiz sansür de çileden çıkarıcıydı... Sıradan bir “hanım” cümlesini bile bipleyen kanal denetçilerinin bu manasız sansürlerini gördükçe hakikaten “Eyvah eyvah” dedim içimden. Filmi resmen bip ettiler çünkü!

UNUTULMAZ’DA UNUTULMAZ GELİŞME!

Unutulmaz (atv) dizisinin yapımcısı Ahmet Bayram geri adım attı. Dizi yoluna devam edecek. Şimdilik bir dönemin trajik öykülerinden “Kızım Olmadan Asla” ya da “Aliye” havası hakim dizide. Eda’nın çocuğuna kavuşması üzerinden bir merak duygusu ağırlığı var yani... Bu damardan bir süre daha iş yapar, yine gözyaşlarıyla izlenir filan. Ama belli ki bu dizinin izleyicisi sadece dizi izlerken ağlamayı seviyor. Dizi için ağlamayı değil; doğrusunu yaptın Ahmet Bayram!

Ekranın en iyi soru soranı!

Ekranların en iyi soru soran adamı kim derseniz, hiç düşünmeden Cüneyt Özdemir yanıtını veririm. 5N 1K (CNN Türk) programında ağırladığı konuklara kaçak güreşme hakkı vermiyor... Daha önce Çevre Bakanı Veysel Eroğlu, piyanist Fazıl Say ve Jet lakaplı işadamı Fadıl Akgündüz gibi isimlere uyguladığı tam saha presi önceki akşam CHP İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek üzerinde de denedi... Şimşek’in isim vermeden mevcut parti yönetimine ağır ithamlarda bulunduğu cümlelerinden sonra Cüneyt resmen delikanlılığa davet etti konuğunu... Ciddi bir yürek ister bu denli cesaretle soru sorup yanıt beklemek. Cüneyt bunu yapıyor. Bir de keşke Ekşi Sözlük yazarlarına hakaret edilirken susup, saklamasaydı düşüncesini diyorum... Konuğu Acun Ilıcalı’nın “Ahlaksız ve terbiyesiz” dediği sözlük yazarlarının gözünden bakınca Cüneyt’in bu konuda maalesef objektif olamadığını gördüm.

Boşluk Yaşamdan Dakikalar ile doldu!

Ve Yaşamdan Dakikalar geri döndü. Hem de iyi ve hiç de yabancı olmadığı bir adresten “merhaba” diyerek... Bana göre makyaj tazeleyen TV8 için önemli bir transfer oldu Yaşamdan Dakikalar. Son dakikaya kadar gizli tutulan bir transfer olması da işi ilginç kıldı... Aslında atv yönetimi elini ağır tuttu program konusunda. Hıncal Uluç, izleyiciden gelen baskıyı defalarca yazdı köşesinden. Aynı hasret duygusunun Nebil Özgentürk ve Sunay Akın’da da olduğunu biliyordum... Neyse. İlk programda bağlama ve piyano virtüözü olan iki devi bir araya getirerek, Haşmet Babaoğlu’nun yerine değişken bir dördüncü yaratıldı programda... Arif Sağ ve Fazıl Say’ın düeti unutulacak cinsten değildi. Söz ise söz, müzikse dibine kadar müzik vardı... Yaşamdan Dakikalar’da; Fazıl Say’ın konuşmaktan pek haz almadığı hayatından önemli anekdotları da dinleyince, bilmediğimiz çok şey için iyi bir yanıt anahtarı olacağını söyleyebilirim programın... Önümüzdeki haftalarda sürekli değişen bir ses bir de söz ustasıyla yoluna devam edecek program. Bazen Zülfü Livaneli gibi hem sesi hem de sözüyle kendini dinleten kombine konukları da olacak... Kısacası, Yaşamdan Dakikalar giderek ihtiyaç duyulan bir yaşama sanatı boşluğunu yine tek başına dolduracak ekranda. Bu bile umut verici...