Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Fazıl Say hem çalacak, hem yazacak!

Salı, 17 Kasım 2009 - 05:00

Oğlum grip olmasaydı ben bugün Antalya’ya gidip Fazıl Say’ı görecek, ve son yıllarda hep dinlemek isteyip de bir türlü denk getiremediğim ünlü caz piyanisti Aziza Zadeh’i dinleyecektim! Antalya Piyano Festivali sona doğru yaklaşırken Fazıl, Başkan Akaydın’ın önerisi üzerine klasik müziği halka taşıyor, Kepez Yenimahalle Semt Evi’nde ücretsiz bir konser veriyor!

350 kişilik salonun, sahnenin üstü dahil, her yerine iskemleler konulmuş, dışarıya ekrandan yayın yapılmış ve kapasitenin üç misli izleyici, konseri dinleyebilmiş! Fazıl Say, 10 yıldır Antalya Piyano Festivali’nin Genel Sanat Yönetmenliğini yapıyor. Festivale dünyanın dört bir yanından Fazıl’ın seçtiği ve kimi dostu olduğu için nazlanmayan en ünlü piyanistler geliyor. Antalyalılar da kendilerine sunulan bu fırsatın hakkını veriyor, konserleri tıklım tıklım doldurarak büyük ilgi gösteriyor. Ve biz bu kadar değerli sanatçımıza ne yapıyoruz? Bu ülkede doğduğuna, yaşadığına, bu ülkeyi sevdiği ve onun iyiliği için çalıştığına pişUcuz etin yahnisi yenmez!man ediyoruz!

Fazıl Say, 7 Ekim’de internet sitesinde “Siz kazandınız” başlıklı bir yazı yazmış, sanatçı alınganlığı ve duyarlılığı içinde. Bu yazısında kendisini eleştirip üzerine gelenlere “Siz kazandınız, yeter artık benimle uğraşmayın” diye isyan ediyor. Ve ekliyor “Ben son 6 yıl içinde 2 büyük oratoryo, 2 büyük senfonik eser, 1 keman konçertosu, 2 piyano konçertosu, 5 solo piyano eseri, 1 bale müziği, 2 Bach uyarlaması, 4 film müziği, 1 tiyatro müziği besteledim. 42 memlekette, 326 şehirde 700 konser verdim. 10 CD, 2 DVD, 12 NOTA sundum. Ya siz ne yaptınız?”

Fazıl Say’ın internette sitesini çökerten, aleyhinde fikir üreten yüzlerce grup kurduran bu “malum çevrelere” sanatçı duyarlılığı içinde kırılması, pes etmesi anlaşılır bir şey. Ama ona “Sen ülken üzerine düşünme, yazma, konuşma. Sen müziğini çal yeter” diyenlere inat, müziğini çalar ve üretirken yüksek sesle düşünmeye de devam etmesi gerekiyor! Bu ülkede herkesin sesi ne kadar çıkıyorsa Fazıl’ın onlardan daha fazla çıkmaya hakkı var, sadece piyanosundan değil, kaleminden de! Demokrasi diye diye, demokrasi adına bizi bir baskı rejiminde yaşamaya zorlayanlara inat, Fazıl Say’a hayranları sahip çıkıyor, bağrına basıyor. İşte Antalya, işte Kepez!

Ucuz etin yahnisi yenmez!

GDO’lu yani genetiği oynanmış gıdalar yüzünden kopan kıyamete 18 yıldır yemek sektöründe olan, Yemek Sanayici ve İş adamları Derneği Başkan yardımcısı, Ankara Sanayi Odası Gıda Komite üyesi iş adamı ODTÜ’lü Serdar Erler dayanamamış, arkadaşlarını aydınlatmak için bir mektup yazmış. Erler’in yazdıkları o kadar etkili ki ben alışveriş listemi değiştirdim bile! Erler özellikle kıymadan yapılan yiyeceklere dikkat çekiyor. Salam, sosis, hazır köfte gibi gıdalarda 20 liralık eti ucuzlatmak için kilosu 50 kuruşa gelen soya küspesi kullanıldığını anlatıyor. Serdar Erler’in insanı sosisten soğutan sözleri ise şunlar: “Bir danadan 25-30 kg sinir çıkar. Eksi 40 derecede dondurup öğütür, sinir unu yapar, sosise basarlar. Şarküteri ürünlerine dikkatli bakın. Yüzde yüz 100 dana yazar, dana eti değil! Tavukların boyun, taşlık, kanat ucu vs gibi ticari değeri olmayan her yeri kemikleriyle öğütülerek ‘mekanik kıyma’ yapılır. Tüm tavuk sucuk ve salamlarında bu var, elbette göğüs eti değil! Pul biberin, karabiberin, kimyonun sahtesi var, kilosu 5 TL’ye satılan sucuklarda gerçek baharat yok. Bazılarında zaten sucuk benzeri ürün yazıyor.” Ya hazır fast food yiyecekler? “Bütün ekmeğe tavuk döner 2 lira olabilir mi, tabii ki yarısı işkembe!” diyor Erler. Diyeceksiniz ki halk ne yapsın? Bir emekli maaşıyla ev geçindiren, çocuk okutan, günlük bulduğu işle yaşamaya çalışan halk, tabii ki et yerine soya kıyması, dana siniri, tavuk taşlığı yiyor. Herkesin aklına geliyor, bunun altında bir tezgah olduğu da, başkasına gücü yetmediğinden yiyor!