'Feda kuşağı'nın büyücüsü Fernandes

O sahaya çıktığında İnönü'de hayat duruyor. Topu ayağına aldığında heyecanlanmayan bir tek kişi bile bulamazsınız. Takımın en sıkıntılı anlarında elini kaldırıp top istemekten çekinmiyor. Lider kimliğiyle yenilgiyi asla kabul etmeyen Manuel Fernandes, tribüne gelen herkesi büyülüyor. Taraftarın gönlünde taht kuran top cambazı, hayatta olduğu gibi futbolda da başarının yolunun takım olabilmekten geçtiğini söylüyor

18 Kasım 2012, Pazar 05:00
A A

CEM KERPİÇÇİLER

cem.kerpicciler@posta.com.tr

Doğum Tarihi: 05.02.1986                                 
Doğum Yeri:
Lizbon
Boy:
1.76 cm
Kilo:
67
En sevdiği Türk yemeği:
Kebap
Beğendiği oyuncular:
Volkan
Demirel (FB), Selçuk İnan (GS)
Cristian Baroni (FB)
Yılda ne kadar kazanıyor:
2.5 milyon euro
Otomobilinin markası:
Audi Q7
Nerede oturuyor:
Beşiktaş

2011-2012 sezonunda
Oynadığı maç:
32
Oyunda kaldığı süre:
2682 dakika
Sarı Kart:
6 Kırmızı Kart:1
Gol:
5

Beşiktaş taraftarının gönlünde taht kuran, “Sen kal biz gidelim” pankartı açtıracak kadar sevilen bir adam o. Top ayağına yakışıyor klişesiyle tarif etmenin çok ama çok eksik kalacağına itiraz edenin çıkmayacağı, her maçta sahada sunduğu resitallerle futbolseverlerin gönlünü okşayan bir top cambazı. Sahadaki duruşu, özgüveni, yalnızca adam geçmek değil, estetik kaygısı güderek attığı birbirinden ilginç çalımları ile siyah beyazlı takımın en zor zamanında gitmek yerine kalmayı seçen ‘Feda Kuşağı’nın evladı Manuel Fernandes...

İyi ki bilgisayar oyunlar var!

Benfica, Portsmouth, Everton ve Valencia’nın ardından yolu Türkiye’ye düşen Manuel Henriques Tavares Fernandes tam bir İstanbul aşığı. Yaşamaktan keyif aldığı bir şehirde savaşçı kimliğinin uyuştuğu takımda oynamaktan çok mutlu. Futbolla bilgisayar oyunları sayesinde tanıştığını söyleyen Manuel Fernandes bilinenin aksine futbola Sporting Lizbon’da başlamış. 6 ay burada kaldıktan sonra hep kalbinin bir köşesinde taşıyacağı Benfica’nın yolunu tutmuş. 15 yaşına kadar sadece zevk aldığı için meşin yuvarlağın peşinde koşturan Fernandes, 17 yaşında antrenörlerinin teşvikiyle neredeyse tüm mesaisini futbol için harcamış ve iyi bir futbolcu olmaya karar vermiş.

Mahalle arkadaşı Nani

Manchester United’ın yıldızı Nani’yle mahalleden arkadaş olan Manuel Fernandes, kazanmaya küçük yaşta alışmış. Nani’yle sürekli aynı takımda olduklarını düşününce mahalledeki diğer çocuklara nasıl bir haksızlık yapıldığı gayet açık. Topla adeta dans eden Manuel Fernandes, meşin yuvarlak ayağındayken bambaşka bir kimliğe büründüğünü söylüyor. Topu kaptırmaktan korkmayan Fernandes kaptırsa bile ikinci hamlede geri kazanacağından o kadar emin ki karşısına kim çıkarsa çıksın çalım atmaktan çekinmiyor.

İdolü Iniesta

Kafa toplarında yetersiz olduğunu düşünen ve sol ayağını geliştirmek için çaba harcayan Manuel Fernandes, Barcelona’ya olan aşkını şu sözlerle anlatıyor: Neredeyse oyunun yüzde seksenini topu ayaklarında tutarak geçiriyorlar. Fazla koşmadan, yorulmadan oyunu bitiriyorlar. Iniesta ile birlikte oynamayı hayal etmek bile muhteşem.

Tek korkusu örümcek

Hayattaki tek korkusunun ‘örümcek’ olduğunu söyleyen Manuel Fernandes tarihinin en zorlu dönemlerinden birini geçiren Beşiktaş’ta başarı için verilen kavgada en önemli savaşçılardan biri. Hayatta olduğu gibi futbolda da ekip ruhuna ve takım oyununa inanan Fernandes, Beşiktaş’ın bu yılki karakterini şu sözlerle ortaya koyuyor: “Hepimiz beraber hareket ediyoruz; kazanırken, berabereyken, soyunma odasına mağlup girdiğimizde. Herkes elini taşın altına sokuyor, herkes bir şeyler yapma çabasında.

Hem mental olarak hem de saha içinde teknik olarak hepimiz bir mücadelenin içindeyiz. Gerçekten savaşan bir takımımız var.” Bu yıl Beşiktaş, ligi kaçıncı sırada tamamlar bilemem ama bu zor koşulları yaşarken Manuel Fernandes gibi bir ‘büyücü’ye sahip oldukları için gerçekten çok şanslılar.

Ayağının kırıldığını maçtan sonra anladı

2009’da Valencia’da forma giyen Manuel Fernandes, Getafe maçının ilk 11’indedir. Maçın 20. dakikasında ayağına bir darbe alır. Devre arasında ağrı artınca teknik direktörü ile ikinci yarıya çıkıp çıkmama konusunda konuşur. Zorlanırsa çıkacağını söyleyip maça devam eder. Maçı farklı önde götürdükleri için kendini zorlamadan doksan dakikayı tamamlayacağını düşünür. Ağrı duysa da maçı bitirir. Ertesi gün röntgen çekilince gerçek ortaya çıkar. Fernandes’in ayağı kırılmıştır ve kırık ayakla 75 dakika oynamıştır.

Inter’in kapısından döndü

Fernandes, Inter’in kapısından dönmesine neden olan süreci şöyle anlatıyor: “2010’da Valencia’da oynarken Jose Mourinho’nun başında olduğu Inter ile anlaşmıştım. Sol dizimde tendinit (tendon iltihabı) vardı. Tendinit biraz dinlenme, biraz tedaviyle aşılabilen bir hastalık. Sağlık kontrollerinde takımın doktoru bu durumun farkına vardı ve transfere onay vermedi. Jose Mourinho bana bu durumu çözebileceğimizi söyledi. Ama takım doktoru verdiği kararı değiştirmeyince Inter’e transferim gerçekleşmedi.”

(18.11.2012 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;